Bir yakının kaybının ardından gündeme gelen miras işlemleri, çoğu zaman hem duygusal hem de hukuki açıdan yorucu bir süreçtir. Mirasçıların kimler olduğu, kime ne kadar pay düştüğü, borçların nasıl ödeneceği ve mirasbırakanın sağlığında yaptığı devirlerin geçerliliği gibi sorular aile içinde ciddi anlaşmazlıklara yol açabilir. Büromuz Türk Medeni Kanunu’nun miras hükümleri çerçevesinde mirasçılara ve miras planlaması yapmak isteyen kişilere danışmanlık ve dava takibi hizmeti verir.
Yasal Mirasçılar ve Miras Payları
Türk Medeni Kanunu zümre sistemini benimser. Birinci zümrede mirasbırakanın altsoyu (çocuklar, torunlar), ikinci zümrede ana-baba ve onların altsoyu, üçüncü zümrede büyükanne-büyükbaba ve onların altsoyu yer alır. Sağ kalan eş her zümreyle birlikte mirasçı olur; payı birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişir:
- Altsoyla birlikte: mirasın dörtte biri
- Ana-baba zümresiyle birlikte: mirasın yarısı
- Büyükanne-büyükbaba zümresiyle birlikte: mirasın dörtte üçü, bu zümre de yoksa tamamı
Mirasçılık Belgesi ve Terekenin Tespiti
Miras işlemlerinin ilk adımı mirasçılık belgesi (veraset ilamı) almaktır. Belge noterden veya sulh hukuk mahkemesinden alınabilir. Ardından banka hesapları, taşınmazlar, araçlar, şirket payları ve borçların tespiti yapılır. Tereke borçlarının durumu belirsizse mirasçılar terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir. Mirasçıların ayrıca yasal süresi içinde veraset ve intikal vergisi beyannamesi vermesi gerekir.
Mirasın Reddi
Borca batık bir mirası kabul etmek istemeyen yasal mirasçılar, ölümü öğrenmelerinden itibaren üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirası reddedebilir (TMK m. 605-606). Bu süre içinde terekeye ait işlemler yapan, örneğin mirasbırakanın parasını çeken veya malını satan mirasçı ret hakkını kaybedebilir. Süre geçtikten sonra da hükmen ret davası yoluyla terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğunun tespiti istenebilir.
Saklı Pay ve Tenkis Davası
Mirasbırakan malvarlığının tamamı üzerinde dilediği gibi tasarruf edemez; kanun bazı mirasçılara saklı pay tanır:
- Altsoy: yasal miras payının yarısı
- Ana ve baba: her biri için yasal miras payının dörtte biri
- Sağ kalan eş: altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olduğunda yasal miras payının tamamı; diğer hâllerde dörtte üçü
Vasiyetname veya sağlararası bağışlarla saklı payı zedelenen mirasçılar tenkis davası açabilir. Dava, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde on yıl içinde açılmalıdır (TMK m. 571).
Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma)
Mirasbırakanın gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı, diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla tapuda satış gibi göstermesine muris muvazaası denir. Yargıtay’ın 1 Nisan 1974 tarihli içtihadı birleştirme kararına göre bu işlemlerde tüm mirasçılar, saklı pay sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın tapu iptali ve tescil davası açabilir. Dava süreye bağlı değildir. Bedelin ödenip ödenmediği, taşınmazın değeri ile gösterilen bedel arasındaki fark ve mirasbırakanın satış için makul bir ihtiyacının bulunup bulunmadığı gibi olgular ispatta belirleyicidir.
Vasiyetname ve Miras Planlaması
Vasiyetname; resmî, el yazılı veya olağanüstü durumlarda sözlü olarak yapılabilir. Şekil şartlarına uyulmayan veya ehliyetsizlik, yanılma, aldatma ya da korkutma altında yapılan vasiyetnameler için iptal davası açılabilir (TMK m. 557-559). Aile şirketleri, yurt dışındaki malvarlığı veya birden fazla evlilikten çocuklar gibi durumlarda miras sözleşmesi, mirastan feragat sözleşmesi ve vasiyetname ile önceden planlama yapılması, sonraki uyuşmazlıkların önüne geçer.
Terekenin Paylaşılması
Mirasçılar paylaşıma kadar terekede elbirliği ile maliktir; tek başına tasarruf edemezler. Anlaşma sağlanırsa miras taksim sözleşmesi ile paylaşım yapılabilir. Anlaşma sağlanamazsa paylaşma davası veya ortaklığın giderilmesi davası açılır; taşınmazlara ilişkin ortaklığın giderilmesi davalarında dava öncesi arabuluculuk zorunludur.
Yabancı Unsurlu Miras
Mirasbırakan veya mirasçılardan birinin yabancı uyruklu olması ya da malvarlığının yurt dışında bulunması hâlinde uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Kanun’a göre belirlenir. Türkiye’deki taşınmazlar bakımından Türk hukuku uygulanır.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaylar için hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve yargı kararları değişebileceğinden durumunuza özgü değerlendirme için bizimle görüşebilirsiniz.