İnsani ikamet izni nedir, kimlere verilir, süresi ne kadardır, başvuru nereye yapılır ve harca tabi midir? 6458 sayılı Kanun çerçevesinde açıklamalar.
Türkiye’de yaşayan yabancıların büyük çoğunluğu ikamet iznine ihtiyaç duyar; ancak bazı durumlarda kişi, kısa dönem, aile ya da öğrenci ikamet izninin aradığı klasik şartları taşımaz. İşte tam bu noktada devreye insani ikamet izni girer. Bu yazıda 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile Uygulama Yönetmeliği çerçevesinde insani ikamet izninin ne olduğunu, kimlere verildiğini, başvuru sürecini ve merak edilen harç muafiyeti konusunu ele alacağız.
İnsani İkamet İzni Nedir?
İnsani ikamet izni, 6458 sayılı Kanun’un 30. maddesinde sayılan ikamet izni çeşitlerinden biridir ve diğer ikamet izinlerinden farklı bir mantıkla kurgulanmıştır. Kısa dönem, aile veya öğrenci ikamet izinlerinde belirli objektif şartların (gelir, sağlık sigortası, barınma vb.) sağlanması aranırken, insani ikamet izninde amaç, normal şartları sağlayamayan ama Türkiye’de kalmasında hukuki veya insani bir zorunluluk bulunan yabancının mağdur olmasını engellemektir.
Nitekim Kanun’un 46. maddesinde bu izin, “diğer ikamet izinlerinin verilmesindeki şartlar aranmadan” verilebilecek istisnai bir izin olarak tanımlanmıştır. Bu, insani ikamet izninin bir nevi “kapı aralayan” düzenleme olduğunu gösterir.
İnsani İkamet İzni Kimlere Verilir?
6458 sayılı Kanun’un 46. maddesi ve Uygulama Yönetmeliği’nin 44. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, insani ikamet izninin verilebileceği başlıca haller şu şekilde sıralanabilir:
- Çocuğun yüksek yararının söz konusu olduğu durumlar,
- Hakkında sınır dışı etme veya Türkiye’ye giriş yasağı kararı bulunduğu halde çıkışı fiilen yaptırılamayan ya da ülkeden ayrılması makul/mümkün görülmeyen yabancılar,
- Kanun’un 55. maddesi kapsamında (örneğin sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezası, işkence veya insanlık dışı muamele riski bulunması, ciddi sağlık sorunu, yaş, hamilelik ya da insan ticareti mağduriyeti gibi nedenlerle) hakkında sınır dışı etme kararı alınamayan kişiler,
- Sınır dışı etme kararına, idari gözetime ya da uluslararası koruma işlemlerine karşı yargı yoluna başvurulmuş olması,
- Başvuru sahibinin ilk iltica ülkesi veya güvenli üçüncü ülkeye gönderilme işlemlerinin devam ettiği süreç,
- Acil durumlar veya ülke menfaati, kamu düzeni ve kamu güvenliği gerekçesiyle Türkiye’ye girişine ya da kalmasına izin verilmesi gerektiği halde diğer ikamet izinlerinden hiçbirini alma imkânı bulunmayan yabancılar,
- Genel olarak olağanüstü durumlar.
Görüldüğü gibi bu izin türü, genellikle sınır dışı etme, idari gözetim veya uluslararası koruma süreçleriyle iç içe geçen, “arada kalmış” hukuki durumları çözmek için kullanılıyor. Bu nedenle insani ikamet izni talepleri çoğu zaman kişinin kendi inisiyatifiyle değil, valiliğin veya Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün resen başlattığı bir süreç olarak karşımıza çıkar. Nitekim Yönetmeliğin 44. maddesinde bu işlemlerin “Genel Müdürlüğün veya valiliğin talebi üzerine” başlatılacağı açıkça belirtilmiştir.
İnsani İkamet İzninin Süresi Ne Kadardır?
Uygulama Yönetmeliği’nin 27. maddesine göre insani ikamet izni, her defasında en fazla bir yıllık süreyle verilebilen bir izin türüdür. Süre sona ermeden önce, izin verilmesine esas olan şartların devam edip etmediği valilik tarafından resen değerlendirilir. Şartların ortadan kalktığı tespit edilirse, Bakanlığın onayı alınmak suretiyle izin iptal edilir veya uzatılmaz; bu karar, süresi bitmeden en az on beş gün önce ilgiliye tebliğ edilir.
Önemli bir ayrıntı: insani ikamet izniyle geçirilen süreler, diğer ikamet izinlerinde aranan toplam ikamet süresinin hesabında dikkate alınmaz. Yani bu izinle Türkiye’de kalınan yıllar, örneğin uzun dönem ikamet izni için gereken sekiz yıllık kesintisiz ikamet süresine dahil edilmez. Zaten mülteci, şartlı mülteci, ikincil koruma statüsü sahipleri ve insani ikamet izni sahiplerine uzun dönem ikamet iznine geçiş hakkı da tanınmamıştır.
İnsani İkamet İzni Adres Kaydı ve Diğer İzinlere Geçiş
İnsani ikamet izni alan yabancının, iznin veriliş tarihinden itibaren en geç yirmi iş günü içinde adres kayıt sistemine kayıt yaptırması yasal bir zorunluluktur. Ayrıca bu izne sahip olanlar, iznin geçerlilik süresi içinde -uzun dönem ikamet izni hariç olmak üzere- şartlarını taşıdıkları başka bir ikamet izni türüne de başvurabilirler. Bu, insani ikamet izninin genellikle geçici/köprü nitelikte bir çözüm olarak tasarlandığını bir kez daha ortaya koymaktadır.
Başvuru Nereye ve Nasıl Yapılır?
İnsani ikamet izni talepleri il müdürlüklerine (valiliklere) yapılır. Kanun’un 22. maddesi, ikamet izni başvurularının kural olarak yurt dışından konsolosluklara yapılması gerektiğini düzenlemiş olsa da insani ikamet izni, bu kuralın istisnalarından biri olarak Türkiye içinden valiliğe başvurulabilecek haller arasında sayılmıştır. Bunun temel nedeni de zaten bu iznin, kişinin Türkiye içinde bulunduğu ve genellikle ülkeden ayrılmasının mümkün olmadığı durumlarda gündeme gelmesidir.
Merakla Sorulan Soru: İnsani İkamet İzni Harca Tabi mi?
Bu konuda alanda ciddi bir kafa karışıklığı olduğunu görüyoruz. Uluslararası koruma başvuru ve statü sahibi kimlik belgeleri (mülteci, şartlı mülteci, ikincil koruma) hiçbir harca tabi değildir ve bu kişiler ikamet izni harcından muaftır. Pek çok kişi bu muafiyeti insani ikamet izni için de geçerli sanmaktadır. Oysa durum farklıdır.
Uygulama Yönetmeliği’nin 44. maddesinin 6. fıkrası bu konuyu açıkça hükme bağlamıştır: “İnsani ikamet izinleri Harçlar Kanunu hükümlerine tabidir.” Yani insani ikamet izni, diğer klasik ikamet izinleri gibi 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamında harca tabidir; bu izin türü için de değerli kâğıt bedeli ve ikamet harcı ödenmesi gerekir.
Bununla birlikte aynı fıkrada yabancı lehine önemli bir düzenleme daha yer almaktadır: Daha önce ikamet süresinin ihlal edilmiş olması nedeniyle hesaplanan/tahakkuk eden harcın ödenmemiş olması, insani ikamet izni şartlarının oluşması halinde bu iznin verilmesine engel teşkil etmez. Başka bir deyişle, kişinin geçmişte biriken bir ikamet harcı borcu bulunsa dahi, insani ikamet izni şartları oluştuysa bu izin verilebilir; ancak bu, harcın tamamen silindiği anlamına gelmez, sadece izin verilmesinin önünde engel oluşturmaz.
Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir başka husus da şudur: İnsani ikamet izni “diğer ikamet izinlerinin verilmesindeki şartlar aranmadan” verilse de bu ifade sağlık sigortası, gelir, adli sicil gibi maddi şartlardan muafiyeti kapsar; harç yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu nedenle başvuru öncesinde güncel harç tutarlarının ilgili vergi dairesinden veya il göç idaresi müdürlüğünden teyit edilmesi, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından önemlidir.
İnsani İkamet İzni ile Uluslararası Koruma Karıştırılmamalı
Uygulamada sıkça karıştırılan bir başka nokta da insani ikamet izni ile uluslararası koruma (mülteci, şartlı mülteci, ikincil koruma) statülerinin farklı kurumlar olduğudur. Uluslararası koruma, kişinin menşe ülkesinde zulüm görme korkusu, ölüm cezası, işkence veya silahlı çatışma nedeniyle ciddi zarar görme riski gibi çok daha kapsamlı bir değerlendirme sonucunda tanınan bir statüdür ve ayrı bir başvuru, kayıt, mülakat sürecine tabidir. İnsani ikamet izni ise çoğu zaman bu süreçlerin bir “yan ürünü” ya da tamamlayıcısı niteliğindedir; örneğin uluslararası koruma başvurusuna ilişkin bir karara karşı yargı yoluna başvurulduğunda, süreç sonuçlanana kadar kişiye insani ikamet izni verilebilmektedir.
Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım.