Evlilik terapisine gitmemek boşanma davasında kusur sayılır mı? TMK 195 hâkim müdahalesi, ortak rıza ve terapi reddinin sarsılmaya etkisi anlatılıyor.
Kısaca
- Kanun, eşlere evlilik terapisine gitme yükümlülüğü getirmez; terapi reddi tek başına boşanma sebebi veya otomatik bir kusur değildir.
- Hâkim, evlilik birliğine ilişkin uyuşmazlıkta eşleri uzlaştırmaya çalışır; eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir (TMK m. 195).
- Terapi reddi, evliliği onarmaya yönelik tutumun bir göstergesi olarak sarsılma (TMK m. 166/1) değerlendirmesine girebilir.
- Reddin gerekçesi, süresi ve eşin başka çözüm yollarına yaklaşımı hâkimin takdirinde birlikte tartılır.
“Önce terapiye gidelim, sonra karar veririz” cümlesi, evliliği kurtarmak isteyen eşten gelir. Karşı taraf ise “benim terapiye ihtiyacım yok” der. Peki bu ret, boşanma davasında neye dönüşür? Kanun, evlilik terapisini zorunlu kılmaz; dolayısıyla terapiyi reddetmek tek başına boşanma sebebi ya da otomatik kusur değildir. Ancak evlilik birliği zaten temelinden sarsılmışsa (TMK m. 166/1), eşin evliliği onarmaya yönelik girişimlere karşı tutumu hâkimin değerlendirmesinin bir parçası olabilir.
Kanunda Terapi Diye Bir Yükümlülük Var mı?
Medeni Kanun’da “evlilik terapisi” kavramı geçmez. Eşler arasındaki yükümlülükler başka kalıplarla tanımlanır: evlilik birliğinin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak, çocukların bakımına özen göstermek, birlikte yaşamak, sadık kalmak ve yardımcı olmak (TMK m. 185). Bu hükümler terapiye gitmeyi emretmez; ama birliği korumaya yönelik çabayı da dışlamaz.
Terapi isteğine karşı gösterilen tavır, ancak bir davranış biçimi olarak değerlendirilir. Terapiyi inatla reddeden, hiçbir alternatif sunmayan ve evliliği düzeltmeye yönelik tüm girişimleri geri çeviren eş ile “terapiye güvenmiyorum ama aile büyükleriyle konuşalım” diyen eş aynı konumda değildir. Bu fark, kusur ve sarsılma tartışmasının merkezindedir.
Hâkim Müdahalesi: Terapiye Yakın Kanuni Yol
Kanunda terapiye en yakın düzenleme, hâkimin müdahale yetkisidir. Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya birliğe ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilir. Hâkim eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır, onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızasıyla uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Gerektiğinde, eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır (TMK m. 195).
Burada belirleyici ifade “ortak rıza”dır. Bir eş uzman yardımını istese bile diğeri kabul etmezse, hâkim uzman yardımını zorla uygulayamaz. Yani terapi reddi, hukuk sistemi içinde kimseyi yaptırıma bağlamaz; ama hâkimin uzlaştırma çabasına yanıt vermemek, dosyada bir tutum olarak yer alabilir. Bu yolun işleyişi hakkında evlilik birliğinin korunması ve hâkim müdahalesi yazısına göz atabilirsiniz.
Terapi Reddi Sarsılmayı ve Kusuru Nasıl Etkiler?
Evlilik birliğinin sarsılması sebebi, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede sarsılma olarak tanımlanır (TMK m. 166/1). Terapi reddi bu eşiği tek başına aşmaz. Ancak şu durumlarda ağırlık kazanır:
- Eş, tüm onarım önerilerini reddetmiş ve konuşmayı bile kesmişse,
- Reddin gerekçesi yoksa ya da bir küçümseme taşıyorsa,
- Terapi önerisi çocukların durumu gibi somut bir gerekçeye dayanmasına rağmen karşılıksız bırakılmışsa,
- Terapiyi reddeden eş, aynı dönemde evliliğe zarar veren başka davranışlarda bulunuyorsa.
Tersine, ret için haklı bir neden varsa tablo değişir. Terapistin tarafsızlığına duyulan güvensizlik, mali imkânsızlık, daha önceki olumsuz bir deneyim ya da tarafın zaten başka bir çözüm yolu önermesi gibi etkenler, kusur izlenimini zayıflatabilir.
Kusurun Ağırlığı: Davacının Kendi Tutumu
Terapiyi öneren eşin kendi tutumu da incelenir. Kusuru daha ağır olan davacıya karşı davalı, açılan davaya itiraz edebilir. Ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olursa ve birliğin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, boşanmaya yine de karar verilebilir (TMK m. 166/2). Dolayısıyla “terapiyi ben istedim, o istemedi” savunması, tek başına dava kazandırmaz; hâkim, tarafların bütün davranışlarını birlikte değerlendirir. Kusur dağılımının mali sonuçlarını boşanmada kusur nasıl belirlenir yazısında bulabilirsiniz.
Varsayımsal Bir Örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: Beş yıllık evli bir çiftte eş A, iki yıldır süren kavgalar karşısında evliliği kurtarmak için aile danışmanlığını öneriyor. Eş B, ilk seferinde “gerek yok” diyor, ikinci kez önerildiğinde konuyu kapatıyor, üçüncü seferde “zaten karar verdin” diyerek evden ayrılıyor. A, dava açarken bu girişimleri ve B’nin yanıtlarını gösteren mesajları dosyaya ekliyor. B ise terapiye ilişkin bir güvensizliği olduğunu, A’nın aslında boşanma kararını önceden verdiğini ve terapiyi bir formalite olarak gördüğünü söylüyor.
Hâkim, terapi önerisinin samimiyetini, B’nin yanıtlarının niteliğini, tarafların başka onarma girişimlerini ve evliliğin bugünkü durumunu birlikte tartar. B’nin ret gerekçesi inandırıcı bulunursa kusur izlenimi zayıflar; bulunmazsa dosyada bir tutum olarak yer alır. Sonucu önceden söylemek mümkün değildir.
Terapi Sürecinin Gizliliği ve Delil Sorunu
Terapi görüşmeleri, çiftlerin en mahrem konuştuğu alandır. Terapide söylenenlerin dava dosyasına delil olarak sunulması hassas bir konudur. Terapistin tuttuğu notlar, görüşme içerikleri veya kayıtlar, karşı tarafın rızası olmadan dosyaya taşınırsa hukuka aykırılık itirazıyla karşılaşabilir. Delilin kullanılabilmesi için yöntemin hukuka uygun olması gerekir.
Terapi bağlamında şu iki ayrımı akılda tutmak yararlıdır: terapiye gidildiğini gösteren randevu, katılım ya da yazışma kayıtları ile terapide ne konuşulduğunu gösteren içerik. Birincisi kısmen kullanılabilir; ikincisi ise çok daha dikkatli ele alınmalıdır. Medeni Kanun’a göre hâkim delilleri serbestçe takdir eder; yemin teklif edilemez ve ikrar hâkimi bağlamaz (TMK m. 184). Delil toplama yöntemlerine dair bir çerçeve için boşanma davasında ispat yükü ve deliller yazısını inceleyebilirsiniz.
Terapiyi Reddeden Eşe Karşı Dava Açmadan Önce
Dava açmadan önce şunlar üzerinde düşünmek yararlı olur:
- Terapi önerinizi ve eşinizin yanıtını yazılı kayıtla saklayın; ileride “hiç önermedi” savunmasının önüne geçer,
- Alternatif çözümler sunun; aile büyükleri, ortak bir tanıdık, bir aile danışmanı gibi,
- Kendi tutumunuzun da sorgulanacağını bilin; terapi önerinizin sonrasında davranışlarınızı nasıl sürdürdüğünüz önemlidir,
- Kararlı ve sakin bir dil kullanın; suçlayıcı mesajlar sizin aleyhinize delil olabilir,
- Çocuklar varsa, onları bu sürecin içine çekmeyin.
Hâkim müdahalesi, boşanma davasından önce başvurulabilen bir yoldur. Dava başlamışsa dosyadaki geçici önlemlerin devreye girdiğini de unutmayın: boşanma davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan barınma, geçim, mal yönetimi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır (TMK m. 169). Boşanma davasında geçici önlemler yazısı bu aşamayı anlatıyor.
Zamanlama ve Samimiyet Neden Önemli?
Terapi önerisinin ne zaman yapıldığı, mahkemenin gözünde önemli bir ayrıntıdır. Evlilik henüz onarılabilir görünürken, tarafların hâlâ konuşabildiği bir dönemde yapılan öneri ile boşanmaya karar verilip dava dilekçesi hazırlandıktan sonra yapılan öneri aynı ağırlığı taşımayabilir. İkinci durumda, önerinin dava stratejisi olduğu savunulabilir. Dolayısıyla terapi isteğinizi mümkünse erken dönemde ve yazılı olarak dile getirmeniz, niyetinizin gerçekliğini göstermeye yardımcı olur.
Bunun karşılığında terapiyi reddeden eşin gerekçesi de samimiyet açısından incelenir. “İşim var, vaktim yok” gibi tekrar eden bahaneler ile “daha önce bir terapide kötü deneyim yaşadım, başka bir yol önerebilir miyiz” gibi alternatif sunan cevaplar farklı okunur. Mahkeme, tarafın sorumluluktan kaçınıp kaçınmadığını, çözüm üretmeye açık olup olmadığını anlamaya çalışır. Bunu belirlemek için yazışmalar, tanık anlatımları ve tarafların duruşmadaki beyanları birlikte değerlendirilir.
Mali Sonuçlar
Terapi reddinin kusur değerlendirmesine yansıması varsa, bunun mali sonuçları da olabilir. Kusursuz veya daha az kusurlu taraf uygun bir maddî tazminat isteyebilir; boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf manevî tazminat talep edebilir (TMK m. 174). Yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla nafaka isteyebilir (TMK m. 175). Anayasa Mahkemesi Haziran 2026’da bu maddedeki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir; iptal hükmü kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek, bu süre içinde yasama düzenlemesi beklenmektedir. Bu süre içinde mevcut hüküm uygulanır.
Terapi reddi tek başına tazminat doğuracak bir davranış değildir; bu başlıkta yalnızca ihtiyatlı bir değerlendirme yapılabilir. Tazminatın şartları için boşanmada manevi tazminat ve boşanmada maddi tazminat yazıları ayrıntı sunuyor.
Terapiden Anlaşmalı Boşanmaya Geçiş
Terapi süreci bazen evliliği kurtarmaz ama çiftin barışçıl bir ayrılığa varmasına yardım eder. Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır; bu durumda hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkında tarafların kabul edeceği düzenlemeyi uygun bulması gerekir (TMK m. 166/3). Terapide zaten uzlaşmaya yaklaşmış çiftler için bu yol, çekişmeli davadan çok daha az yıpratıcı olabilir. Anlaşmalı boşanma şartları yazısı bu seçenek hakkında bilgi veriyor.
Kendi evliliğinizde terapiyi önermeniz, reddedilmesi ya da zaten aldığınız bir karar varsa hukuki sonucunun ne olabileceğini birlikte konuşabiliriz. Telefonla arayabilir ya da WhatsApp’tan kısa bir özet yazabilirsiniz; iletişim sayfasında bilgiler yer alıyor, çalışma alanı için aile hukuku sayfasına bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Eşim terapiye gitmeyi reddediyor, boşanma davası açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Terapiyi reddetmek tek başına yeterli sebep olmayabilir; ancak evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı (TMK m. 166/1) gösterilirse, terapi önerisine karşı eşin tutumu kusur değerlendirmesinde bir veri olarak kullanılabilir.
Terapiye gitmeyi kabul etmeyen eş kusurlu sayılır mı?
Kendiliğinden kusurlu sayılmaz. Hâkim, reddin sebebine, eşin başka çözüm yolları denemesine ve genel tutumuna bakar. Kanun terapiyi zorunlu kılmadığı için haklı gerekçeler kusuru ortadan kaldırabilir.
Hâkim eşleri terapiye zorlayabilir mi?
Hayır. Hâkim eşleri uyarır, uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızasıyla uzman kişilerin yardımını isteyebilir (TMK m. 195). Ortak rıza yoksa uzman yardımı zorla uygulanamaz.
Terapi sürecinde yapılan görüşmeler mahkemede delil olur mu?
Terapistle yapılan görüşmelerin içeriği hassas ve gizlidir. Görüşme kayıtlarını eşinizin rızası olmadan dava dosyasına sunmak hukuka aykırılık sorunu doğurabilir; hangi belgenin sunulabileceği somut olaya göre değerlendirilmelidir.
Terapi sürerken boşanma davası açılabilir mi?
Evet; terapi sürecini yürütmek dava açma hakkını ortadan kaldırmaz. Geçici bir uzaklaşma durumunda, davada bu sürecin ayrıntısı da tartışmaya girebilir.
Dayanak mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166, 169, 174, 175, 184, 185, 195
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.