Zamanaşımı süresi hangi hâllerde durur, hangi işlemlerle kesilir? Kesilme sonrası yeni sürenin işlemesi bu yazıda anlatılıyor.
Kısaca
- Bazı hâllerde (örneğin alacaklının engelleyici bir durumu varsa) zamanaşımı işlemeye başlamaz veya işlemeye başlamışsa durur (TBK m. 153).
- Dava açma, icra takibi başlatma veya borçlunun borcu kabul etmesi gibi işlemler zamanaşımını keser (TBK m. 154).
- Zamanaşımının kesilmesiyle, kesilme anından itibaren yeni bir süre işlemeye başlar (TBK m. 156).
- Zamanaşımının durması, sürenin işlememesi anlamına gelir; engel ortadan kalkınca kaldığı yerden devam eder.
Zamanaşımı süreleri her zaman kesintisiz ve düz bir çizgide işlemez; kanun, alacaklının haklarını korumak amacıyla bazı özel hâllerde zamanaşımının durmasını, bazı belirli işlemlerle de tamamen kesilmesini öngörür. Bu iki kavram, birbirine benzese de hukuki sonuçları bakımından önemli ve pratikte sıkça karıştırılan farklılıklar taşır.
Durma ve Kesilme Kurumlarının Amacı
Kanun koyucu, zamanaşımı süresinin bazı hâllerde adaletsiz sonuçlar doğurmasını önlemek amacıyla, alacaklının elinde olmayan sebeplerle hakkını arayamadığı durumlarda durma, alacaklının hakkını aktif biçimde aradığı durumlarda ise kesilme kurumunu öngörmüştür; bu iki mekanizma birlikte, zamanaşımı sisteminin adil işlemesini sağlar.
Zamanaşımının Durması
TBK m. 153’e göre bazı durumlarda zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur:
- Velayet altındaki çocukların ana ve babalarından olan alacaklarında, velayet süresince,
- Vesayet altındaki kişilerin vasiye karşı olan alacaklarında, vesayet süresince,
- Alacaklı, alacağını dava yoluyla ileri sürmesini engelleyen bir mücbir sebeple karşılaştığında, bu engel devam ettiği süre boyunca.
Durma hâlinde, önceden işlemiş olan süre korunur; engel ortadan kalktığında zamanaşımı kaldığı yerden işlemeye devam eder.
Kesilmenin Alacaklı Açısından Stratejik Önemi
Alacaklı, zamanaşımı süresinin dolmasına yakın bir tarihte alacağını hâlâ tahsil edemediğini fark ettiğinde, süre dolmadan önce kesici bir işlem yaparak alacağını yeniden ve tam süreyle güvence altına alabilir; bu nedenle özellikle uzun süredir takip edilen alacaklarda, zamanaşımı takvimi düzenli olarak kontrol edilmeli ve gerekli işlemler zamanında yapılmalıdır.
Zamanaşımının Kesilmesi
TBK m. 154’e göre aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:
- Borçlu, borcu kabul ettiğini gösteren bir davranışta bulunursa (örneğin kısmi ödeme yapması, faiz ödemesi, rehin veya kefalet göstermesi),
- Alacaklı, dava açma veya def’i ileri sürme yoluyla alacağını mahkeme önüne getirirse,
- Alacaklı, icra takibi başlatır veya alacağını iflas masasına bildirirse,
- Alacaklı ile borçlu, alacak konusunda tahkim yoluna başvurursa.
Kesilmenin Sonucu: Yeni Sürenin İşlemesi
TBK m. 156’ya göre zamanaşımının kesilmesiyle, önceden işlemiş olan süre tamamen ortadan kalkar ve kesilme anından itibaren yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Bu yeni süre, alacağın tabi olduğu asıl zamanaşımı süresiyle aynı uzunluktadır. Bu kural, durma hâlinden temel farkı oluşturur; durmada önceki süre korunurken, kesilmede süre baştan başlar.
Müteselsil Borçlularda Kesilmenin Etkisi
TBK m. 155’e göre zamanaşımının kesilmesi, yalnızca kesilmeye yol açan işlemin yöneldiği borçlu veya alacaklı bakımından sonuç doğurur; müteselsil borçlulardan birine karşı yapılan kesici işlem, diğer borçluları etkilemez. Bu nedenle alacaklının, birden fazla müteselsil borçludan alacağını güvence altına almak istiyorsa, zamanaşımını kesici işlemleri her borçluya karşı ayrı ayrı yapması gerekir.
İcra Takibinin Zamanaşımına Etkisi
Alacaklının başlattığı bir icra takibi, hem zamanaşımını keser hem de takip süresince yeni bir zamanaşımı süresinin işlemesini sağlar. Ancak icra takibinin geri alınması, düşmesi veya iptal edilmesi gibi durumlarda, kesilmenin sonuçlarının ne olacağı, somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Zamanaşımını Kesici İşlemlerin Zamanında Yapılmasının Önemi
Bir alacaklının, zamanaşımı süresi dolmadan önce dava açma, icra takibi başlatma veya borçludan yazılı bir kabul beyanı alma gibi kesici işlemlerden birini gerçekleştirmesi, alacağın zamanaşımına uğramasını önler. Bu nedenle uzun süredir tahsil edilemeyen alacaklarda, zamanaşımı süresinin ne zaman dolacağının takip edilmesi ve gerekli işlemlerin zamanında yapılması büyük önem taşır.
Kesilmenin İspatı
Zamanaşımının kesildiğini ileri süren alacaklı, kesici işlemin (dava, icra takibi, borçlunun kabul beyanı gibi) gerçekleştiğini ve tarihini ispatla yükümlüdür. Bu nedenle ihtarname, icra takip tutanağı, dava dilekçesinin havale tarihi veya borçlunun yazılı kabul beyanı gibi belgelerin düzenli olarak saklanması, ileride bir zamanaşımı itirazıyla karşılaşıldığında güçlü bir savunma imkânı sağlar.
Kesilme veya Durma İddiasının Dava Sürecindeki Rolü
Bir davada borçlu zamanaşımı def’ini ileri sürdüğünde, alacaklının buna karşı zamanaşımının kesildiğini veya durduğunu ispatlaması gerekir; bu ispat, davanın kabul veya reddini doğrudan belirleyen kritik bir aşamadır. Bu nedenle taraflar arasındaki yazışmaların, ödeme kayıtlarının ve resmi işlem tarihlerinin eksiksiz saklanması, olası bir zamanaşımı tartışmasında belirleyici olabilir.
Durma Sebeplerinin Sona Ermesi
Zamanaşımını durduran engel ortadan kalktığında (örneğin vesayet sona erdiğinde veya mücbir sebep ortadan kalktığında), zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye devam eder ve önceden geçen süre de bu hesaba dahil edilir. Bu durum, alacaklının engel süresince mağdur olmamasını sağlarken, engelin sona ermesinden sonra makul bir sürede harekete geçmesini de teşvik eder.
Zamanaşımını Kesen İşlemlerin Doğru Seçilmesi
Uygulamada yalnızca bir ihtarname göndermenin zamanaşımını kesmeyeceği unutulmamalı; alacaklının süre dolmadan önce mutlaka dava açması, icra takibi başlatması veya borçludan yazılı bir kabul beyanı alması gerekir. Bu işlemlerin hangisinin somut duruma daha uygun olduğu, alacağın niteliğine ve borçlunun durumuna göre değerlendirilmelidir.
Arabuluculuk ve Zamanaşımına Etkisi
Bazı uyuşmazlık türlerinde dava şartı olan arabuluculuğa başvurulması da zamanaşımını keser; arabuluculuk süreci devam ettiği sürece zamanaşımı işlemez ve sürecin anlaşmazlıkla sonuçlanmasından itibaren yeniden işlemeye başlar. Bu düzenleme, dava şartı arabuluculuk uygulamasının yaygınlaştığı uyuşmazlık türlerinde alacaklının hak kaybına uğramamasını sağlar.
Örnek Olay
Aşağıdaki örnek, kuralların işleyişini göstermek amacıyla hazırlanmıştır ve gerçek bir dosyaya dayanmaz.
Bir alacaklı, beş yıllık zamanaşımına tabi bir alacağının dördüncü yılında borçluya karşı icra takibi başlatır. Bu işlemle zamanaşımı kesilir ve takip tarihinden itibaren yeniden beş yıllık bir süre işlemeye başlar; alacaklı, bu yeni süre içinde alacağını takip etmeye devam edebilir.
Sonuç
Zamanaşımının durması ve kesilmesi, alacaklının haklarını zamanında ve etkili biçimde koruyabilmesi için bilinmesi gereken kritik kurumlardır. Alacağınızın zamanaşımına uğramasını önlemek ve gerekli kesici işlemlerin doğru zamanda ve doğru şekilde yapılması için borçlar hukuku kapsamında hukuki destek alabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Zamanaşımının durması ile kesilmesi arasındaki fark nedir?
Durmada, engel ortadan kalktığında süre kaldığı yerden devam eder ve önceden işlemiş süre korunur. Kesilmede ise önceden işlemiş süre tamamen sıfırlanır ve kesilme anından itibaren yepyeni bir süre baştan işlemeye başlar.
İhtarname göndermek zamanaşımını keser mi?
Hayır, yalnızca ihtarname göndermek zamanaşımını kesmez; zamanaşımını kesen işlemler arasında dava açma, icra takibi başlatma, alacağı iflas masasına bildirme ve borçlunun borcu kabul etmesi (örneğin kısmi ödeme yapması) sayılır.
Borçlu, borcu kabul ettiğini nasıl gösterebilir?
Borçlunun kısmi ödeme yapması, faiz ödemesi, borcu yazılı olarak kabul etmesi veya rehin ya da kefalet göstermesi gibi davranışlar, borcun kabul edildiğini gösteren ve zamanaşımını kesen işlemler arasında sayılır.
Zamanaşımı kesildikten sonra yeni süre ne kadar olur?
TBK m. 156 uyarınca kesilmeden sonra işleyecek yeni zamanaşımı süresi, alacağın tabi olduğu asıl zamanaşımı süresiyle aynıdır; örneğin on yıllık bir alacakta kesilme sonrası yeniden on yıllık süre işlemeye başlar.
Dayanak mevzuat
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 153-158
Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.