Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku

Adi Ortaklık Sözleşmesi ve Ortakların Sorumluluğu

Av. Berat Özkan 5 dk okuma

Adi ortaklıkta katılım payı, kazanç-zarar paylaşımı ve ortakların üçüncü kişilere karşı müteselsil sorumluluğu TBK hükümleriyle anlatılıyor.

Kısaca

  • Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir (TBK m. 620).
  • Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir (TBK m. 623).
  • Ortaklığın kararları, sözleşmede aksi belirtilmedikçe bütün ortakların oybirliğiyle alınır (TBK m. 624).
  • Ortaklar, üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar (TBK m. 638/3).

İki veya daha fazla kişinin, belirli bir amaç için sermaye ve emeklerini bir araya getirerek ortak bir girişimde bulunması — örneğin birlikte bir proje yürütmeleri veya ortak bir işletme kurmaları — Türk Borçlar Kanunu’nun düzenlediği “adi ortaklık” sözleşmesini kurar. Ticaret şirketlerinden farklı olarak ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olmayan bu ortaklık türü, günlük hayatta ve iş dünyasında oldukça yaygın kullanılır; ancak ortakların birbirine ve üçüncü kişilere karşı sorumluluğunun sınırları çoğu zaman net bilinmez.

Adi Ortaklık Sözleşmesi Nedir?

TBK m. 620/1’e göre adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Kanun ayrıca m. 620/2’de önemli bir tamamlayıcı hüküm içerir: bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların (örneğin ticaret şirketlerinin) ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, adi ortaklık hükümlerine tabi sayılır. Bu, adi ortaklığın bir “genel kural” (artık kategori) niteliği taşıdığını gösterir.

Katılım Payı

TBK m. 621’e göre her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlüdür. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, katılım payları ortaklığın amacının gerektirdiği önem ve nitelikte ve birbirine eşit olmak zorundadır. Bir ortağın katılım payı bir şeyin kullandırılmasından oluşuyorsa kira sözleşmesindeki, bir şeyin mülkiyetinin devrinden oluşuyorsa satış sözleşmesindeki hasara, ayıptan ve zapttan sorumluluğa ilişkin hükümler kıyasen uygulanır.

Kazanç ve Zararın Paylaşılması

TBK m. 622 ve 623, ortaklığın en pratik meselelerinden biri olan kazanç ve zarar paylaşımını düzenler:

  • Ortaklar, niteliği gereği ortaklığa ait olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla yükümlüdür.
  • Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir.
  • Sözleşmede yalnızca kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse, bu belirleme diğerindeki payı da ifade eder.
  • Bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak katılım payı olarak sadece emeğini koymuş olan ortak için geçerlidir.

Bu son kural özellikle önemlidir: sermaye koyan bir ortağın zarardan tamamen muaf tutulması genel olarak mümkün değildir; bu istisna yalnızca emek ortağına tanınmıştır.

Ortaklığın Kararları ve Yönetimi

TBK m. 624’e göre ortaklığın kararları, kural olarak bütün ortakların oybirliğiyle alınır. Sözleşmede kararların oy çokluğuyla alınacağı belirtilmişse, çoğunluk ortak sayısına göre belirlenir. Yönetim konusunda ise TBK m. 625, yönetimin sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortakların ortaklığı yönetme hakkına sahip olduğunu düzenler. Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve olağan dışı işlerin yürütülmesi için bütün ortakların oybirliği gereklidir; ancak gecikmesinde sakınca olan hâllerde, yönetici ortaklardan her biri tek başına yetkilidir.

Ortaklar Arasındaki Sorumluluk

TBK m. 626’ya göre ortaklar, kendilerinin veya üçüncü kişilerin menfaatine olarak ortaklığın amacını engelleyici veya zarar verici işler yapamaz (rekabet yasağı). Ayrıca TBK m. 628 uyarınca her ortak, ortaklık işlerinde kendi işlerinde gösterdiği ölçüde çaba ve özen göstermekle yükümlüdür ve kendi kusuruyla verdiği zararları, diğer işlerde ortaklığa sağladığı menfaatlerle mahsup ettirme hakkı olmaksızın gidermekle yükümlüdür.

Ortakların Üçüncü Kişilere Karşı Sorumluluğu

Uygulamada en kritik konulardan biri, ortakların üçüncü kişilere karşı sorumluluğudur. TBK m. 637’ye göre kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişiyle işlemde bulunan ortak, bu kişiye karşı bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olur. Ancak ortaklardan biri, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişiyle işlem yaparsa, diğer ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olur.

Bu ayrımın sonucu TBK m. 638/3’te netleşir: ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığıyla, bir üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar. Yani ortaklık adına usulüne uygun olarak üstlenilen bir borçtan, alacaklı ortaklardan herhangi birine karşı borcun tamamını talep edebilir.

Ortaklığa Ait Malvarlığının Niteliği

TBK m. 638/1’e göre ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği (iştirak) hâlinde bütün ortaklara ait olur. Bu, adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmamasının doğal bir sonucudur; ortaklık malvarlığı, ortakların bireysel malvarlığından ayrı bir “havuz” oluşturmakla birlikte, bu havuzun sahibi ortaklık değil, ortakların tamamıdır. TBK m. 638/2’ye göre, sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilir; yani bir ortağın kişisel alacaklıları, doğrudan ortaklık malvarlığına el atamaz.

Ortaklık Sözleşmesinin Yazılı Yapılmasının Önemi

Kanun, adi ortaklık sözleşmesi için genel bir şekil şartı öngörmez; sözlü anlaşma veya zımni davranışlarla da adi ortaklık kurulabilir. Ancak katılım paylarının niteliği, kazanç-zarar paylaşım oranları, yönetim yetkisinin kimde olacağı ve fesih koşulları gibi hususların yazılı olarak netleştirilmemesi, uygulamada ciddi ispat sorunlarına yol açar. Özellikle ortaklardan birinin katkısının parasal değere çevrilmesi gerektiğinde (örneğin tasfiye aşamasında), yazılı bir sözleşmenin bulunmaması, ortaklar arasında büyük anlaşmazlıklara neden olabilir. Bu nedenle, kısa süreli veya küçük ölçekli ortaklıklarda dahi temel hususların yazıya dökülmesi önerilir.

Ortakların Denetim Hakkı

Yönetim yetkisi kendisine bırakılmamış bir ortak dahi, ortaklığın işleyişi hakkında bilgi alma ve ortaklığın defter ve belgelerini inceleme hakkına sahiptir. Bu denetim hakkı, yönetici olmayan ortakların ortaklığın mali durumunu ve işlerin seyrini takip edebilmesini sağlar ve ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sürdürülmesinde önemli bir işlev görür. Yönetici ortağın bu bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi, diğer ortaklara haklı sebeple fesih talep etme imkânı da tanıyabilir.

Örnek Olay

Aşağıdaki örnek, kuralların işleyişini göstermek amacıyla hazırlanmıştır ve gerçek bir dosyaya dayanmaz.

Üç kişi, ortak bir proje yürütmek için adi ortaklık kurar; ikisi sermaye koyarken biri sadece kendi mesleki emeğini katkı olarak sunar. Proje zarar edince, sermaye koyan ortaklar zararın eşit paylaşılmasını isterken emek koyan ortak, sözleşmede sadece kazanca katılacağının kararlaştırıldığını ileri sürer. TBK m. 623/3 uyarınca bu anlaşma, yalnızca katılım payı olarak emeğini koyan ortak için geçerli olduğundan, emek ortağı zarara katılmaktan muaf tutulur.

Sonuç

Adi ortaklık, esnek yapısı sayesinde birçok ortak girişimde tercih edilse de, tüzel kişiliğinin bulunmaması ve ortakların müteselsil sorumluluğu, dikkatli bir sözleşme kurgusu gerektirir. Adi ortaklık ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarınızda borçlar hukuku kapsamında hukuki destek alabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Adi ortaklığın tüzel kişiliği var mıdır?

Hayır. Adi ortaklık, ticaret şirketlerinden farklı olarak tüzel kişiliğe sahip değildir. Ortaklığa ait mal ve haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur (TBK m. 638/1).

Sadece emek koyan bir ortak zarara katılmak zorunda mıdır?

Hayır. TBK m. 623/3’e göre bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma geçerlidir, ancak bu istisna yalnızca katılım payı olarak sadece emeğini koymuş olan ortak için tanınmıştır.

Ortaklardan biri ortaklık adına borç altına girerse diğer ortaklar da sorumlu olur mu?

Ortaklardan biri kendi adına ve ortaklık hesabına işlem yaparsa, o kişi bizzat alacaklı ve borçlu olur (TBK m. 637/1). Ancak ortaklık veya bütün ortaklar adına yapılan işlemlerde, ortaklar üstlenilen borçlardan aksi kararlaştırılmamışsa üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar (TBK m. 638/3).

Ortaklığın kararları nasıl alınır?

Kural olarak bütün ortakların oybirliğiyle alınır (TBK m. 624/1). Sözleşmede oy çokluğuyla karar alınacağı öngörülmüşse, çoğunluk ortak sayısına göre belirlenir.

Dayanak mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 620-638
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler

  • Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku

    Adi Ortaklığın Sona Ermesi ve Tasfiyesi

    Adi ortaklık hangi hâllerde sona erer, tasfiye nasıl yapılır? TBK m. 639-645 çerçevesinde fesih, tasfiye usulü ve pay dağıtımı anlatılıyor.

    4 dk okuma
  • Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku

    Adi Kefalet ile Müteselsil Kefalet Farkı

    Alacaklı hangi durumlarda doğrudan kefile başvurabilir? TBK m. 585-587 çerçevesinde adi kefalet ve müteselsil kefalet arasındaki farklar anlatılıyor.

    4 dk okuma
  • Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku

    Kefilin Sorumluluk Sınırları

    Kefil hangi kalemlerden ve ne kadar sorumludur? TBK m. 589-592 çerçevesinde kefilin sorumluluğunun kapsamı ve def’i hakları anlatılıyor.

    4 dk okuma