Aile Hukuku ve Boşanma

Zina Üzerinden Beş Yıl Geçtiyse Boşanma Davası Açılabilir mi?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Zina eyleminin üzerinden beş yıl geçtiyse zina sebebiyle boşanma davası açılamaz. Süre nasıl işler, hangi durumda genel sebeple boşanma yolu kalır?

Kısaca

  • Zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle, zina sebebiyle boşanma davası açma hakkı her hâlde düşer (TMK m. 161/2).
  • Beş yıllık süre, eşin zinayı ne zaman öğrendiğine bakmaz; eylem tarihinden itibaren işler ve altı aylık öğrenme süresinden bağımsızdır.
  • Zina sebebi süre yüzünden kullanılamıyorsa, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açma yolu ayrıca değerlendirilir (TMK m. 166/1).
  • Genel sebeple açılan davada eski olay, kusur değerlendirmesinde ve tazminat taleplerinde nasıl tartılacağı mahkemenin takdirindedir.

Zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmişse, o eylemi dayanak göstererek zina sebebiyle boşanma davası açamazsınız. Bu sınır mutlaktır: eşinizin ihanetini beş yıl dolduktan sonra öğrenmiş olmanız da sonucu değiştirmez. Yine de kapı tamamen kapanmış sayılmaz, çünkü evliliğin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası ayrı bir yol olarak durur.

Medeni Kanun beş yıl için ne söylüyor?

Zinayı düzenleyen 161. madde dava hakkına iki sınır koyar. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay geçince hak düşer. Her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle de hak düşer. Maddedeki “her hâlde” ifadesi önemlidir: Öğrenmeniz ne zaman gerçekleşirse gerçekleşsin, beş yıl bir tavan çizer.

Beş yıl, zinanın gerçekleştiği tarihten başlar. Eşinizin olayı sizden gizlemiş olması, sürenin işlemesini durdurmaz. Süreler, aldatılan eşin hakkı ile hukuki durumların belirsiz kalmaması arasında bir denge kurar. Bu tür kesin sınırlar genellikle, aradan uzun zaman geçince olayın ve delillerin sağlıklı biçimde araştırılamaması gerekçesiyle açıklanır.

Beş yıl ile altı ay nasıl birlikte işler?

Pratikte karıştırılan nokta bu iki süredir. Şöyle düşünebilirsiniz: Altı ay “öğrendiğiniz günden” başlar, beş yıl “olayın yaşandığı günden” başlar. İkisinden hangisi önce dolarsa dava hakkı o gün sona erer.

Birkaç örnek durumu şöyle ayırabiliriz:

  • Olay üç yıl önce yaşandı, siz geçen hafta öğrendiniz. Beş yıl dolmamış; altı ay ise yeni başlıyor. Süre içindesiniz.
  • Olay yedi yıl önce yaşandı, siz bugün öğrendiniz. Altı ay yeni başlıyor gibi görünse de beş yıl çoktan dolduğu için zina sebebiyle dava hakkı düşmüştür.
  • Olayı iki yıl önce öğrendiniz ve o gün bugündür dava açmadınız. Beş yıl dolmamış olsa bile altı ay geçtiği için dava hakkı düşmüştür.

Bu üç durumdan çıkan sonuç şudur: Beş yıl bir tavan, altı ay ise asıl işleyen saattir. Yeni öğrendiğiniz her olayda önce öğrenme tarihinizi, sonra olayın tarihini yazarak iki süreyi ayrı ayrı hesaplayın. Altı aylık sürenin ayrıntısı için zina nedeniyle boşanmada altı aylık süre yazımıza bakabilirsiniz.

Süre mahkemece nasıl denetlenir?

Hak düşürücü süreler, taraflar ileri sürmese de hâkim tarafından dikkate alınır. Karşı taraf süre itirazı yapmasa bile mahkeme dava tarihine bakarak beş yıl ve altı ay sınırlarını inceler. Süre geçmişse zina sebebiyle açılan dava bu sebep bakımından reddedilir.

Bunun pratik sonucu, dilekçenin yazılma biçimindedir. Dava dilekçesinde iddianın dayanağı olan olayların açık özeti yer alır (HMK m. 119/1-e). Olayın ve öğrenmenin tarihini de bu anlatıya eklemek süre denetimini kolaylaştırır; tarihler belirsizse mahkeme sizden açıklama isteyebilir. Tarihlerin net yazılması, hem sürenin içinde olduğunuzu göstermek hem de gereksiz süre tartışmalarını önlemek açısından önemlidir.

Hak düşürücü süre ile zamanaşımı arasındaki fark

Beş yıllık süre, hukukta hak düşürücü süre olarak anılır. Zamanaşımında borç ya da dava hakkı ortadan kalkmaz, yalnızca karşı taraf def’i ileri sürerse alacak dava yoluyla istenemez hâle gelir; süre bazı olaylarla kesilebilir ya da durabilir. Hak düşürücü sürede ise sürenin bitmesi hakkın kendisini sona erdirir ve süre kural olarak durmaz, kesilmez. Bu fark, günlük hayatta şu sonuca gelir: “Eşimle konuştum, barıştık, süre yeniden başlar” ya da “Hastaydım, süre durdu” gibi düşünceler beş yıllık sınırı değiştirmez.

Süre dolduktan sonra dava açılırsa, mahkeme bu sebep bakımından davayı reddeder. Olay tarihleri tanıklar, kayıtlar ve tarafların kendi anlatımlarıyla ortaya çıkar. Bu yüzden tarihleri sonradan düzeltmeye çalışmak yerine, en baştan doğru ve tutarlı yazmak gerekir.

Zina eyleminin tarihi nasıl belirlenir?

Beş yılın başlangıcı “zina eyleminin” gerçekleştiği tarihtir. Tek bir olay söz konusuysa tarih görece nettir. Eşin aynı kişiyle uzun süre devam eden bir ilişkisi varsa, hangi tarihin esas alınacağı daha karmaşıktır; her ayrı buluşma ayrı bir eylem sayılabileceği gibi, olayın bütünü de değerlendirilebilir. Sürekliliği olan ilişkilerde sürenin nasıl işleyeceğini devam eden aldatma ilişkisinde boşanma süresi başlığında ayrıca anlattık; burada önemli olan, kuşku duyduğunuz ilk günü değil, ispat edebileceğiniz olayların tarihini bilmenizdir.

Tarihin ispatı da dava konusudur. Zinayı iddia eden taraf olayı ispatlamak zorundadır; sürenin geçtiğini ileri süren tarafın ise buna dayanak olan tarihleri göstermesi beklenir (HMK m. 190). Mahkeme hak düşürücü süreyi kendiliğinden de denetlediği için tarihlerin dosyadan anlaşılır olması önemlidir. Bu yüzden yazışmaların tarihleri, konaklama ve seyahat kayıtları ve tanıkların hatırladığı dönemler önem taşır. Delil konusunda ayrıntı için boşanma davasında zinanın ispatı yazımıza göz atabilirsiniz.

Beş yıl içinde olsanız bile dikkat edilecek sınırlar

Beş yıldan önce dava açmak, davayı otomatik olarak süre bakımından güvenli kılmaz. Önce altı aylık öğrenme süresine bakmak gerekir. Ardından affın söz konusu olup olmadığını düşünmek gerekir: Medeni Kanun’un 161. maddesine göre affeden tarafın dava hakkı yoktur. Eşinizin zinasını bilerek ve bağışlama iradesi göstererek evliliği sürdürdüyseniz, beş yıl içinde olsanız bile zina sebebiyle dava açmanız engellenebilir. Af konusu aynı evde yaşamaya devam etmek başlığında inceleniyor.

Üç ayrı kapı olduğunu düşünün: Öğrenme süresi, beş yıllık tavan ve af. Zina sebebiyle dava açabilmek için üçünün de sizin aleyhinize kapanmamış olması gerekir. Biri kapanmışsa, genel sebeple boşanma yolunu düşünmek gerekir.

Süre geçti, şimdi ne olacak?

Zina sebebinin süresi geçmiş olsa bile evlilik sorunları bitmiş olmaz ve boşanma yolu kapanmaz. Medeni Kanun’un 166. maddesine göre, evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Bu genel sebep için zinadaki gibi altı ay ve beş yıllık özel süreler aranmaz. Burada ölçü, evlilik birliğinin gerçekten sarsılmış olması ve bunun kusur dağılımı içinde tartılmasıdır.

Genel sebeple açılan davada eski olayın hangi ağırlıkla değerlendirileceği hâkimin takdirindedir. Eşin güveni sarsıcı davranışları, sadakat yükümlülüğüne aykırılık (TMK m. 185/3) ve diğer olaylar bir bütün olarak incelenir. Hâkim Türk hukukunu resen uygular (HMK m. 33); yine de dilekçeye yalnız zina sebebini yazmışsanız mahkemenin olayları genel sebep yönünden değerlendirip değerlendirmeyeceği dosyaya göre değişir. Bu yüzden dilekçede genel sebebe de açıkça dayanmak dosyayı daha sağlam kurar.

Konuya özel olarak zina süresi geçmişse boşanma davası nasıl açılır başlığında da değindik. Genel sebebin şartlarını ise evlilik birliğinin temelinden sarsılması sayfasında bulabilirsiniz.

Süre dolmuşsa tazminat hakkı da biter mi?

Boşanma davasında maddi ve manevi tazminat ayrıdır (TMK m. 174). Maddi tazminat, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın; manevi tazminat ise kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın istemidir. Bu taleplerin dayandığı olay, boşanmaya yol açan kusurlu davranışlardır. Tazminat boşanma davasında istenebileceği gibi ayrı davayla da istenebilir; ancak boşanmadan doğan dava hakları boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 178).

Zina sebebinin dava hakkı süreden düşmüş olsa da, boşanma genel sebeple gerçekleşiyorsa kusurun kimde olduğu burada da incelenir. Eski olayın kusur hesabında ne kadar yer tutacağı kesin bir kurala bağlı değildir; olayın niteliği, yaşanan zaman ve evliliğin sonraki seyri belirleyicidir. Bu nedenle “beş yıl geçti, artık hiçbir şey sayılmaz” demek de, “eski olay mutlaka kusur sayılır” demek de doğru olmaz.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Bir eş, evliliğin on birinci yılında eski bir yazışma arşivi bulur ve eşinin yedi yıl önce başka biriyle ilişkisi olduğunu anlar. Bu eşin zina sebebiyle dava hakkı, eylemin üzerinden beş yıldan fazla geçtiği için düşmüştür; öğrenme tarihinin yakın olması bunu değiştirmez.

Aynı eş, evlilikte sonraki yıllarda süren ilgisizlik, güven kaybı ve sürekli kavgalar yaşıyorsa, evliliğin temelinden sarsıldığını ileri sürerek boşanma davası açabilir. Bu davada eski ilişki, sarsılma sürecinin parçası olarak anlatılabilir; ama dava artık “zina” sebebine değil genel sebebe dayanır. Hâkimin olayı nasıl değerlendireceği, tarafların anlatımlarına ve delillere göre belirlenir.

Sık yapılan hatalar

  • Beş yılı öğrenme tarihinden saymak. Beş yıl eylem tarihinden işler; ne zaman öğrendiğiniz bu süreyi uzatmaz.
  • Süreyi ve tarihleri dilekçede belirsiz bırakmak. Olayın ve öğrenme gününün net yazılmaması süre tartışması yaratır.
  • Süre geçti diye hiçbir yolun kalmadığını düşünmek. Genel sebeple boşanma yolu açıktır.
  • Dayanaksız biçimde zina iddia etmek. Kanıtlayamadığınız bir zina iddiası, kusur değerlendirmesinde sizin aleyhinize işleyebilir. Bu risk için haksız zina iddiasının sonuçları yazımıza bakın.
  • Eski olayı tek başına yeterli görmek. Süresi geçmiş bir olay, genel sebeple açılacak davada başka delillerle birlikte düşünülür.

Dosyanızdaki tarihler ne diyor?

Elinizde olayın tarihini gösteren bir kayıt var mı, öğrenme tarihinizi hangi olay belirliyor, hangi sebeple dava açabilirsiniz? Bu soruların cevabı dosyadan dosyaya değişir. Durumunuzu telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilir, sürelerin hesabını birlikte yapabilirsiniz. İletişim sayfasından bize ulaşabilir, bu alandaki çalışmalarımızı aile hukuku sayfasında inceleyebilirsiniz. Her dosya kendi koşullarıyla değerlendirilir; bu yazı genel bir bilgilendirmedir ve belirli bir sonucu vaat etmez.

Sık sorulan sorular

Beş yıl geçtikten sonra zina sebebiyle dava açılamaz mı?

Hayır, açılamaz. Medeni Kanun’un 161. maddesine göre zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı her hâlde düşer. Eşin zinayı bu süre dolduktan sonra öğrenmiş olması sonucu değiştirmez.

Beş yıl içinde öğrendiysem ama altı ayı geçirdiysem ne olur?

İki süre birbirinden bağımsızdır. Zinayı öğrendiğiniz günden itibaren altı ay içinde dava açmadıysanız, beş yıl dolmamış olsa bile zina sebebiyle dava hakkınız düşer.

Beş yıl geçtiyse boşanmanın başka bir yolu var mı?

Evlilik birliği ortak hayatı sürdürmek beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa, eşlerden her biri bu genel sebebe dayanarak boşanma davası açabilir (TMK m. 166/1). Bu sebeple açılacak davada zina sebebi için öngörülen beş yıllık süre aranmaz.

Süresi geçmiş zina olayı kusur belirlemesinde hiç hesaba katılmaz mı?

Zina sebebinin dava hakkı düşmüş olsa da, genel sebeple açılan davada evlilik birliğinin neden sarsıldığı araştırılır. Eski olayın bu araştırmada nasıl değerlendirileceği, olayın niteliğine ve dosyadaki diğer delillere göre hâkimin takdirindedir.

Beş yıllık sürede durma veya kesilme olur mu?

Hak düşürücü sürelerde, zamanaşımından farklı olarak, süre kural olarak durmaz ve kesilmez. Beş yıl, eylem tarihinden itibaren işler ve mahkeme bu süreyi kendiliğinden dikkate alır.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 161, 166, 174, 178, 185
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 33, 119, 190
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler