Aile Hukuku ve Boşanma

Boşanma Davasında Davalı Eş Hiç Gelmezse Dava Tek Başına Sürer mi?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Boşanma davasında davalı eş duruşmaya gelmezse dava davacının talebiyle yokluğunda sürer; ama hâkim boşanma sebebini yine delillerle araştırır.

Kısaca

  • Usulüne uygun davet edilen davalı gelmezse, gelen davacının talebi üzerine dava davalının yokluğunda sürer (HMK m. 150).
  • Davalının cevap vermemesi veya gelmemesi, boşanma sebebini kabul ettiği anlamına gelmez; süresinde cevap vermeyen davalı vakıaları inkâr etmiş sayılır (HMK m. 128).
  • Hâkim, boşanma sebebinin dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış saymaz; ikrar da hâkimi bağlamaz (TMK m. 184).
  • Davetiyede yokluk hâlinde sonuçların bildirilmesi zorunludur; geçerli özrü olmayan davalı yapılan işlemlere itiraz edemez.

Eşiniz tebligatı aldığı hâlde duruşmaya gelmiyorsa, “dava benden başka kimseyi beklemeyecek mi?” diye sormanız doğaldır. Cevap evet: usulüne uygun davet edilen davalının yokluğu davayı durdurmaz; davacının talebi üzerine yargılama davalının yokluğunda sürer. Ancak yokluk, davacının kazanması demek değildir. Boşanma davasında hâkim, sebebi delillerle araştırmaya devam eder.

Kanun davalının gelmemesine ne bağlar?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150. maddesinin ikinci fıkrası tam bu durumu anlatır: taraflardan biri gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez (HMK m. 150).

Mahkemenin davalıya gönderdiği davetiyede bu sonuç önceden yazılıdır. Kanunun 147. maddesine göre davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan hazır bulunmayan tarafın yokluğunda duruşmaya devam edileceği, yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve 150. madde saklı kalmak kaydıyla yokluğunda hüküm verileceği bildirilir (HMK m. 147). Davetiyenin okunmasına ilişkin ayrıntıyı mahkeme davetiyesi nasıl okunur yazısında bulabilirsiniz.

Dikkat edilmesi gereken kelime yine “usulüne uygun”dur. Davalı tebligatı hiç almamışsa, adresi yanlış yazılmışsa ya da tebligat geçersiz biçimde yapılmışsa, yokluğundaki işlemin sonuçlarını davalıya yüklemek zorlaşır. Bu nedenle davacı tarafın adres bilgisini doğru yazması, davalı tarafın ise adres bilgisini güncel tutması önemlidir; ilgili yazıya adres ve kimlik teyidi başlığından ulaşabilirsiniz.

Cevap vermeyen davalı davayı kabul etmiş olmaz

Duruşmaya gelmeyen davalı çoğu zaman cevap dilekçesini de vermemiştir. Kanun bu durumu açıkça düzenler: süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır (HMK m. 128). Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır; cevap vermenin çok zor veya imkânsız olduğu durumlarda aynı süre içinde başvuran davalıya bir defaya mahsus ve bir ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir (HMK m. 127).

Bu düzenlemenin pratik anlamı şudur: davacı, “davalı cevap vermedi, o hâlde söylediklerim doğru” diyemez. Her iddianın ayrı ayrı ispatı gerekir. Cevap vermeme hâlinin ayrıntılı sonuçları için cevap dilekçesi verilmezse yazısına bakabilirsiniz.

Boşanmada ispat kuralları neden farklıdır?

Medeni Kanun’un 184. maddesi, boşanmada yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na tâbi olduğunu, ama bazı özel kuralların saklı kaldığını söyler. Bu kurallar davalının gelmemesinin sonuçlarını belirleyen asıl çerçevedir:

  1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz.
  2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek kendiliğinden gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez.
  3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz.
  4. Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder (TMK m. 184).

Bu dört kural bir araya geldiğinde şu sonuç çıkar: davalı gelmese, hatta gelip iddiaların tamamını kabul etse bile boşanma sebebi hâkimin vicdani kanaatiyle ayrıca ortaya konulmalıdır. Davacı tanık dinletir, belge sunar, yazışmaları dosyaya koyar; hâkim bunların hepsini değerlendirir. Bu olgular hakkında yemin teklif edilemeyeceği için davacının “eşime yemin teklif ediyorum” gibi bir kısa yolu da yoktur. Delillerin hangileri olabileceği için ispat yükü ve deliller yazımız faydalı olur.

Anlaşmalı boşanmada tablo ayrıdır. Evlilik en az bir yıl sürmüşse ve eşler birlikte başvurmuş ya da biri diğerinin davasını kabul etmişse, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi şarttır (TMK m. 166/3). Davalının hiç gelmediği bir dosyada bu yolun kullanılması söz konusu olmaz; çünkü hâkimin dinleyeceği bir iradenin ortada bulunması gerekir.

Davalı yokken hâkim hangi konularda karar verir?

Davalının yokluğu, hâkimin dosyadaki diğer görevlerini ortadan kaldırmaz. Boşanma davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince eşlerin barınmasına, geçimine, mal yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m. 169). Davalı gelmese de bu önlemler hâkimin gündemindedir. Hüküm aşamasında ise boşanma sebebi ispatlanmışsa, velayet, kişisel ilişki, nafaka ve tazminat gibi sonuçlar hakkında da karar verilir. Çocukla ilgili meselelerde hâkim, çocuğun menfaatini kendiliğinden gözetmek durumundadır; bu yüzden velayet, davalının sessizliği nedeniyle kendiliğinden davacıya geçmez.

Davalının hiç gelmemesi, davacının bütün taleplerinin kabul edileceği anlamına da gelmez. Nafaka talebinin kapsamı, tazminat şartları ve kusur değerlendirmesi, hâkimin ayrıca incelemesine bağlıdır. Bu konuda sonuç tahmini yapmak yerine hangi etkenlerin tartıldığına bakmak daha doğrudur: tarafların mali durumu, kusur dağılımı, çocukların yaşı ve bakım ihtiyacı dosyadaki delillerle ortaya konur.

Davalının tebligatı almadığını söylemesi

Gelmeyen davalı bazen sonradan “bana hiçbir tebligat gelmedi” der. Böyle bir iddia, davanın seyri açısından önemlidir; çünkü yokluğun sonuçları, davetiyenin geçerli biçimde tebliğ edilmiş olmasına bağlıdır. Dava dilekçesi mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir ve tebliğ zarfında davalının iki hafta içinde cevap verebileceği gösterilir (HMK m. 122). Davacı dilekçede davalının adresini yazmak zorundadır; adres eksikse hâkim bir haftalık kesin süre verir ve süre içinde tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır (HMK m. 119). Davalının adresinin nasıl belirleneceği, eşin adresi nereden teyit edilir yazımızda ele alınıyor.

Tebligat sorunu varsa neler yapılabileceği, tebligatın hangi yolla çıkarıldığına göre değişir. Nüfus kayıtlarındaki yerleşim yeri adresi ile fiilen oturulan yer farklıysa, adres bildirimi için kanun yirmi işgünü öngörür (5490 sayılı Kanun m. 50). Ama Tebligat Kanunu’nun hükümleri ayrıca saklıdır (5490 sayılı Kanun m. 48). Tebligat Kanunu’na göre bilinen son adreste tebligat yapılamazsa, davalının adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi son adresi kabul edilir ve tebligat oraya yapılır (7201 sayılı Kanun m. 10). Davalı o adreste oturmasa bile evrak muhtara bırakılır, kapıya ihbarname yapıştırılır ve yapıştırma tarihi tebliğ tarihi sayılır (7201 sayılı Kanun m. 21). Bu nedenle adresini güncellemeyen davalı, tebligatı almadığını söyleyerek kural olarak kurtulamaz. Hangi tebligatın geçerli olduğu yine her dosyada ayrıca incelenir.

Davalının yokluğunda hüküm verilirse

Hâkim, davalının yokluğunda dosyadaki delillerle boşanmaya karar verebilir. Böyle bir hükme karşı davalının önünde istinaf yolu açıktır; süre, ilamın usulen taraflara tebliğiyle başlar ve iki haftadır (HMK m. 345). Karar usulsüz tebliğ edilmişse süre geçerli bir tebliğle başlamış olmaz; muhatap tebliğden haberdar olmuşsa tebliğ geçerli sayılır ve onun beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi kabul edilir (7201 sayılı Kanun m. 32). Bu yüzden kararı öğrenen davalının, iki haftalık istinaf süresini öğrendiği tarihten itibaren hesaplayıp beklemeden başvurması gerekir. Tebliğ geçerli olduğu hâlde elde olmayan sebeplerle süre kaçırılmışsa eski hâle getirme talebi gündeme gelir; engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde istenir (HMK m. 95, 96). Nihai karar bir tarafın yokluğunda verilmişse, tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için kararın verilmesinden sonra da talepte bulunulabilir (HMK m. 96).

Davalı ayrıca karşı dava hakkını da kaçırmış olabilir. Karşı dava, asıl dava görülürken ve talepler arasında bağlantı varken açılabilir (HMK m. 132); ancak cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçeyle açılır, süresinden sonra açılırsa mahkeme davaların ayrılmasına karar verir (HMK m. 133). Bu nedenle cevap süresi geçmiş bir davalının talepleri ayrı dosyada görülebilir.

Davacı olarak yapmanız gerekenler

Davalının gelmediği duruşmada davacının ilk görevi, davetiyenin davalıya usulüne uygun ulaştığını gösteren tebliğ evrakının dosyada bulunduğundan emin olmaktır. İkinci görev, gelen tarafın talebi üzerine yargılamaya devam edilebileceği için bu talebi tutanağa geçirtmektir. Üçüncüsü, delilleri eksiksiz hazır tutmaktır: tanıkların adresleri, belgelerin asılları, yazışma dökümleri. Dilekçede bildirilen delillerin dışına çıkmak zor olduğundan, ön incelemede delil listesinin tamam olması gerekir.

Davalının yokluğunda da hâkim boşanma sebebini delillerden araştırır. Tanık beyanları bu noktada önem taşır; tanıkların nasıl dinleneceğini tanık delili yazısında anlattık.

Dosyanın hızını belirleyen etkenler de bellidir: davetiyelerin geçerli biçimde tebliğ edilmesi, bilirkişi incelemesi gibi zorunlu işlemler ve tanıkların dinlenmesi. Duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç ayı aşamayacağı, yalnızca zorunlu hâllerde gerekçeli biçimde daha uzun süre belirlenebileceği de kanunda yazılıdır (HMK m. 147). Davalının gelmemesi bu takvimi kısaltmaz; yeter ki tebligat işlemleri baştan sağlam yürütülmüş olsun.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Eşlerden biri, ortak hayatın sürdürülemeyeceğini belirterek dava açmış olsun. Davalı eş, tebligatı almış ama ne cevap dilekçesi vermiş ne de ilk duruşmaya gelmiş olsun. Davacı salondadır ve yargılamanın devamını ister. Hâkim davalının yokluğunda ön incelemeyi yürütür, delilleri toplar.

Bu senaryoda davalı, davacının vakıalarını inkâr etmiş sayılır. Hâkim tanıkları dinler, belgeleri değerlendirir. Boşanma sebebinin var olduğuna vicdanen kanaat getirirse boşanmaya karar verir; getirmezse davayı reddedebilir. Sonucu belirleyen, davalının sessizliği değil, ispatın gücüdür.

Davalı gelmediyse ne olacağına dair sık yapılan hatalar

En sık hata, davalının gelmemesini davanın kendiliğinden kazanıldığı şeklinde yorumlamaktır. İkinci hata, davetiyedeki tebliğ tarihini ve adres bilgisini kontrol etmeden duruşmayı beklemektir; usulsüz tebligat sonradan kararın zayıflamasına yol açabilir. Üçüncü hata, davalının gelmemesine güvenip delil hazırlığını gevşetmektir. Dördüncüsü, davalı tarafın “nasılsa itiraz edemem” diyerek hiç ilgilenmemesidir; hüküm verilmişse istinaf yoluna başvuru süresi, ilamın tebliğiyle işlemeye başlar ve iki haftadır (HMK m. 345). Tebliğ evrakı bu süre bakımından kritiktir.

Davalı eş tarafında ise, duruşmaya gelememesini haklı kılacak bir özür varsa bunu zamanında mahkemeye bildirmek gerekir. Mazeret bildirmek başlıklı yazımız bu konuya ayrılmıştır.

Durumunuza özgü değerlendirme

Davalı eşin gelmeyişi hangi sonuçları doğurur, tebligat zinciri sağlam mı, hangi delillerle ilerlemek gerekir? Bunların cevabı dosyanıza göre değişir. Davalıysanız ve tebligatı geç aldığınızı ya da hiç almadığınızı düşünüyorsanız, belgelerle birlikte durumu anlatmanız gerekir. Telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak dosyanızı kısaca aktarabilirsiniz. İletişim sayfasındaki bilgilerle ulaşabilir, çalışma alanımız hakkında aile hukuku sayfasına bakabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Davalı hiç gelmezse boşanma davası kendiliğinden kabul edilir mi?

Hayır. Davalının gelmemesi, davacının iddialarını ispatlanmış kılmaz. Hâkim, boşanma sebebinin dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış saymaz. Davacının delillerini sunması ve hâkimin bunları değerlendirmesi gerekir.

Davalı cevap dilekçesi vermezse ne olur?

Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş davalı, davacının dilekçesindeki vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Bu, davalının iddiaları kabul ettiği anlamına gelmez; yalnızca davacının ispat yükünün sürdüğünü gösterir.

Davalıya tebligat yapılamıyorsa dava durur mu?

Davalı usulüne uygun davet edilmeden yokluğunda işlem yapılamaz. Bilinen adreste tebligat yapılamazsa tebligat, davalının adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine çıkarılır (7201 sayılı Kanun m. 10, 21). Bu adres de yoksa adres araştırması ve sonunda ilanen tebligat gündeme gelir; ayrıntı dosyadaki adres bilgisine bağlıdır.

Gelmeyen davalı sonradan hükme itiraz edebilir mi?

Geçerli bir özrü olmaksızın gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez. Hüküm verilmişse istinaf yoluna başvuru süresi, ilamın tebliğiyle işlemeye başlar ve iki haftadır (HMK m. 345).

Davalı gelmezse nafaka ve velayet konusunda karar verilir mi?

Evet. Boşanmaya karar verilirse çocukların velayeti ve diğer sonuçlar hakkında da hüküm kurulur. Hâkim çocuğun menfaatini kendiliğinden gözetir; davalının gelmemesi bu görevi ortadan kaldırmaz.

Dayanak mevzuat

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 95, 96, 119, 122, 127, 128, 132, 133, 145, 147, 150, 345
  • 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 48, 50
  • 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 10, 21, 32
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166, 169, 184
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler