Aile Hukuku ve Boşanma

Eşin Sebepsiz Şüphe ve Suçlaması Boşanma Sebebi Olur mu?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Eşin dayanaksız şüphesi, sürekli suçlaması ve iftirası boşanma sebebi olur mu? TMK 162 ve 166, TCK 125 ile 267 çerçevesinde kusur ve ispat rehberi.

Kısaca

  • Eşin sebepsiz şüphesi ve tekrarlanan suçlamaları, ortak hayatı çekilmez kılıyorsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilir (TMK m. 166/1).
  • Suçlamalar hakaret düzeyindeyse ya da ağır onur kırıcı davranış niteliği taşıyorsa ayrıca TMK m. 162 sebebine dayanılabilir; bu sebepte dava hakkı öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıl geçmekle düşer.
  • İşlemediğini bildiği hâlde soruşturma başlatılması için yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak bir kimseye suç isnat etmek iftira suçudur (TCK m. 267); ev içinde kalan suçlamalar bu suçu oluşturmaz.
  • Suçlamanın dayanaksız olduğunu göstermek için tanık, mesaj ve olayın akışı önem taşır.
  • Suçlama gerçek bir olaya dayanıyorsa, şüphe kusur sayılmayabilir; hâkim iddianın temelini araştırır.

Eşiniz hiçbir dayanağı olmadığı hâlde sizi aldatmakla, saklamakla ya da kötü niyetle suçluyorsa ve bu suçlamalar sürekli tekrarlanıyorsa, bu durum evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri beklenmeyecek derecede sarsıldığının göstergesi olarak boşanma davasında dikkate alınır. Suçlamalar aşağılayıcı, hakaret içerikli ya da başkalarının yanında yapılıyorsa kusur değerlendirmesinde ağırlığı artar. Şüphe gerçek bir olaya dayanıyorsa ise tablo değişir.

Burada üç ayrı soru birbirine karışır: Suçlama dayanaksız mı, tekrar ediyor mu ve sizin hayatınıza ne kadar zarar veriyor? Her birinin cevabı farklı sonuç doğurur.

Ara sıra duyulan kuşku ile sürekli suçlama arasındaki fark

Her evlilikte zaman zaman şüphe duyulabilir. Bir mesajın görülmesi, geç gelinen bir akşam ya da değişen bir davranış, eşte merak uyandırabilir. Bu tür bir kuşkunun dile getirilmesi tek başına kusur değildir. Hukuken önem taşıyan şey, şüphenin sürekli bir suçlamaya dönüşmesi ve karşı tarafın itirazlarına rağmen sürmesidir.

Bir eşin “beni aldatıyorsun” diye bağırması, kanıt yokken günlerce sorgulaması ve her konuşmayı bu kuşkuya bağlaması, sizin hem özel hem sosyal hayatınızı kısıtlar. Eşinizin şüphesinin gerçekçi bir temeli yoksa ve siz bunu defalarca açıkladığınız hâlde suçlama sürüyorsa, bu davranış güven ilişkisini ciddi biçimde zedeler.

Boşanmada bu davranış hangi sebebe bağlanır?

Dayanaksız suçlama birkaç farklı boşanma sebebi altında değerlendirilebilir.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması. TMK m. 166/1, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri beklenmeyecek derecede sarsılması hâlinde eşlerden her birine boşanma davası açma hakkı verir. Dayanaksız suçlamanın sürekli olması, bu genel sebep kapsamında değerlendirilebilecek olgulardandır. Genel çerçeveyi evlilik birliğinin temelinden sarsılması yazısında anlattım.

Pek kötü veya onur kırıcı davranış. TMK m. 162, eşlerden her birine diğerinin kendisine pek kötü davranması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunması sebebiyle boşanma davası açma imkânı tanır. Bu sebepte dava hakkı, davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle düşer; affeden tarafın dava hakkı yoktur. Suçlamalar aşağılayıcıysa, alenen yapılıyorsa ya da hakaret içeriyorsa bu sebep gündeme gelir. Ayrıntılar için hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma yazısına bakabilirsiniz.

Genel sebep ile özel sebep arasındaki fark. Genel sebepte (TMK m. 166) özel bir hak düşürücü süre sayılmaz; özel sebepte (TMK m. 162) ise yukarıdaki süreler geçerlidir. Dava stratejisi bu farka göre kurulur: Süreler dolmak üzereyse özel sebep riskli olabilir, genel sebep ise daha esnek bir zemin sunar.

Suçlama ne zaman ceza hukukunu ilgilendirir?

Bazı suçlamalar aile içi tartışma sınırını aşar.

  • Hakaret. TCK m. 125’e göre bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. Hakaret mağdurun karşısında ya da mağduru muhatap alan bir iletiyle yapılmışsa bu üç kişi şartı aranmaz; hakaretin alenen işlenmesi hâlinde ise ceza altıda biri oranında artırılır. Hakaret şikâyete bağlı bir suçtur; şikâyet, fiili ve faili öğrenmeden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır (TCK m. 73, 131).
  • İftira. TCK m. 267’ye göre yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Eşiniz sizi “dövdü”, “tehdit etti” ya da başka bir suçla ihbar etmişse ve bunun gerçek olmadığını biliyorsa bu madde gündeme gelir. İftira suçu için kasıt şarttır; yani ihbar eden kişinin isnadın yalan olduğunu bilmesi gerekir.

Ceza soruşturması ya da davası açılmış olması boşanma davasını kendiliğinden durdurmaz. Boşanma davasındaki hâkim olguları kendi değerlendirmesiyle ele alır; ceza dosyasının sonucunun beklenip beklenmeyeceğine ise somut dosyaya göre karar verir (HMK m. 165).

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Tuba, evliliğinin beşinci yılında bir başka şehre taşınmış eşi Mert ile yaşamaktadır. Mert, Tuba’nın iş yerindeki bir erkek meslektaşıyla ilişkisi olduğundan şüphelenir; oysa ortada bir kanıt yoktur. Her akşam eve geldiğinde Tuba’yı sorgular, ailesini arayıp “kızınız beni aldatıyor” der. Tuba suçlamayı reddettiğinde Mert bağırır, bir gün de Tuba’yı iş yerinin önünde herkesin içinde azarlar. Tuba’nın ailesi bu duruma tanık olur.

Hâkimin değerlendireceği noktalar: Şüphenin dayanağı var mı, suçlamalar ne sıklıkla tekrarlandı, başkalarının yanında yapılan hakaret nitelikli mi, Tuba’nın yaşamı bu durumdan ne kadar etkilendi. Tuba’nın ailesinin ve iş yeri çalışanlarının tanıklığı, Mert’in yazılı mesajları, Tuba’nın o dönemde yazdığı notlar bu iddianın temelini oluşturabilir. Sonuç, delillerin bütününe göre değişir.

Suçlamanın dayanaksız olduğu nasıl gösterilir?

Boşanma davasında hâkim, olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe onları ispatlanmış saymaz (TMK m. 184). Bu yüzden suçlamanın dayanaksız olduğunu da somut kanıtlarla göstermek gerekir:

  • Eşinizin suçlamalarını içeren mesajlar. Yazılı ifadeler hem süreklilik hem de içerik bakımından en güçlü delildir.
  • Tanıklar. Suçlamayı duyan aile bireyleri, komşular, iş arkadaşları. Tanık delilinin işleyişi için boşanma davasında tanık delili yazısına bakabilirsiniz.
  • Şüphelenilen kişiye veya duruma ilişkin netleştirici belgeler. Örneğin iş yerinde çalışma düzenini gösteren belgeler.
  • Sizin o dönemde aldığınız notlar. Tarih ve olay özetleri, sonradan anlatımınızı destekler.

Öte yandan suçlama gerçek bir olaya dayanıyorsa, bunun hangi olay olduğu ve nasıl ispatlandığı dava sonucunu belirler. Gerçek bir sadakatsizlik varsa ve eşiniz bunu dayanak yapıyorsa, onun şüphesi kusur değil, sizin eylemleriniz kusur olarak değerlendirilebilir. Bu sebep için zina nedeniyle boşanma davası yazısına bakabilirsiniz.

Karşı suçlama ve karşılıklı kusur

Dayanaksız suçlamaya maruz kalan eşin tepkisi de değerlendirmeye girer. Karşılığında hakaret ettiyseniz ya da misilleme yapıldıysa, hâkim bunu da kusur dengesinde tartar. Davacının kusuru daha ağırsa davalının davaya itiraz hakkı vardır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir (TMK m. 166/2). Kusurun tazminat ve nafakaya etkisi için boşanmada kusur nasıl belirlenir yazısı da faydalıdır.

Maddi ve manevi tazminat bakımından kusursuz veya daha az kusurlu taraf maddi tazminat, kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat isteyebilir (TMK m. 174). Dayanaksız suçlamalar kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığında manevi tazminat talebinin dayanağı olabilir.

Suçlamanın hedefi çocuk ya da aile olduğunda

Dayanaksız suçlama bazen yalnız eşe değil, çocuğun bakımına ya da eşin ailesine yönelir. “Çocuğa kötü davranıyorsun”, “ailenle birlikte beni aşağılıyorsunuz” gibi sözler, tartışma sırasında söylendiğinde yalnızca öfke ifadesi olarak da değerlendirilebilir. Ancak bu suçlamalar velayet ve kişisel ilişki konusunda hâkime bir argüman olarak taşınıyorsa, dikkatle incelenir. Gerçek dışı olduğu anlaşılırsa, suçlamanın çocuğun menfaatini düşünmeden yapıldığı sonucuna varılabilir. Çocuğun korunması için boşanma davası sırasında alınabilecek önlemler bakımından boşanma davasında geçici önlemler yazısına bakabilirsiniz.

Burada hâkimin yaklaşımı şudur: Çocuğa yönelik her şikâyet ciddiye alınır, ama gerçek bir tehlike olup olmadığı araştırılır. Bu araştırmanın sonucunda suçlamanın dayanaksız olduğu anlaşılırsa, bu durum suçlayan eşin aleyhine bir kusur olgusu olarak tartılabilir. Bununla birlikte gerçek bir tehlike ihtimalinin de göz ardı edilmediğini bilmek gerekir.

Suçlama ile eşin ailesinin devreye girmesi

Bir de suçlamanın aile büyükleri aracılığıyla yapıldığı durumlar vardır. Eşin anne babası veya kardeşleri, olayın içine çekildiğinde tartışma ev dışına taşar ve itibar kaybı gibi sonuçlar doğurur. Suçlayan eş bunu yaparken eşinin ailesinin yanında onun onurunu kırıyorsa, bu davranış TMK m. 162 anlamında ağır onur kırıcı bir davranış olarak ele alınabilir. Aile büyüklerinin tanık olarak dinlenmesi, delil olarak kullanılabilir; ancak yakınların beyanları, mahkemece diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Sık yapılan hatalar

  1. Her tartışmayı ayrıntılı kaydetmemek. Suçlamaların ne zaman, nerede ve kimin yanında yapıldığı unutulur, dilekçe soyut kalır.
  2. Karşı tarafın sözlerini abartmak. Tanık beyanlarıyla çelişen bir anlatım güvenilirliği düşürür.
  3. Suçlayan eşe aynı biçimde karşılık vermek. Hakaret karşılığında hakaret, kendi kusurunuzu artırır.
  4. Altı aylık süreyi gözden kaçırmak. TMK m. 162’ye dayanılacaksa, öğrenmeden itibaren altı aylık süre ve affın dava hakkını ortadan kaldıracağı unutulmamalıdır.
  5. İftira iddiasında kastı ispatlamamak. İhbarın yalan olduğunu bilerek yapıldığı gösterilemezse ceza sorumluluğu doğmaz.

Dayanaksız suçlamanın hukuki karşılığını nasıl öğrenirsiniz?

Bir suçlamanın yalnızca bir tartışma mı yoksa bir boşanma sebebi mi olduğu, olayın süresine, sıklığına ve tanıklarına bağlıdır. Aynı davranış bir evlilikte kısa süreli bir kriz olarak kalırken, bir başkasında yıllarca süren, aşağılayıcı bir düzene dönüşmüş olabilir. İlk adım, yaşadıklarınızı tarih sırasıyla yazmak ve elinizdeki delilleri toplamaktır.

Durumunuzu anlatmak için büroyu telefonla arayabilir ya da WhatsApp’tan yazabilirsiniz. Ayrıntılar için iletişim sayfasına, genel bilgi için aile hukuku sayfasına bakabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Eşim beni sebepsiz yere aldatmakla suçluyor, boşanma sebebi olur mu?

Sürekli, dayanaksız ve aşağılayıcı suçlamalar evlilik birliğinin sarsılmasını gösterebilir ve kusur olarak değerlendirilir. Tek bir tartışma sırasındaki sözler aynı ağırlıkta görülmez; davranışın sıklığı ve sizin üzerinizdeki etkisi önemlidir.

Eşimin ailesinin yanında suçlaması daha ağır mı sayılır?

Başkalarının yanında yapılan suçlamalar onur kırıcı davranış niteliği kazanabilir ve kusur değerlendirmesinde ağırlık taşır. Olayı gören tanıkların beyanı bu noktada önemlidir.

Eşim beni polise ya da savcılığa ihbar etti ama suçlamalar yalan, ne yapabilirim?

İşlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak için suç isnat etmek iftira suçudur (TCK m. 267). Şikâyetin sonucu ve ihbarın kasıtlı olup olmadığı ceza soruşturmasında değerlendirilir; boşanma davasında da kusur olarak sunulabilir.

Şüphe haklı çıkarsa kusur kimde olur?

Şüphe gerçek bir olaya dayanıyorsa, o olay kusur değerlendirmesinin esasını oluşturur. Yani şüphe eden eş değil, şüphenin dayandığı davranışı yapan eş kusurlu sayılabilir.

Eşimin suçlaması hakaret içeriyorsa ne olur?

Onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek somut bir fiil veya olgu isnadı ya da sövme, TCK m. 125 kapsamında hakaret suçu olabilir; bu suç şikâyete bağlıdır ve fiili ve faili öğrendiğiniz günden itibaren altı ay içinde şikâyet edilmelidir (TCK m. 73, 131). Boşanma davasında ise ağır onur kırıcı davranış olarak ayrıca değerlendirilebilir.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 162, 166, 174, 184
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 73, 125, 131, 267
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 165
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler