Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku

Kefilin Sorumluluk Sınırları

Av. Berat Özkan 4 dk okuma

Kefil hangi kalemlerden ve ne kadar sorumludur? TBK m. 589-592 çerçevesinde kefilin sorumluluğunun kapsamı ve def’i hakları anlatılıyor.

Kısaca

  • Kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumludur (TBK m. 589/1).
  • Kefil, sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur.
  • Kefil, asıl borçluya veya mirasçılarına ait olan ve borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün def’ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu gibi, bunları ileri sürmek zorundadır (TBK m. 591/1).
  • Alacaklı, kefile zarar verecek şekilde güvenceleri azaltırsa, kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen miktarda azalır (TBK m. 592/1).

Bir kefil, üstlendiği sorumluluğun sınırsız olmadığını ve kanunun kendisine önemli koruma mekanizmaları tanıdığını bilmelidir. Türk Borçlar Kanunu, kefilin sorumluluğunun kapsamını, hangi def’ileri ileri sürebileceğini ve alacaklının davranışlarının kefilin sorumluluğunu nasıl etkileyeceğini ayrıntılı biçimde düzenler.

Azami Miktar Sınırı

TBK m. 589/1’e göre kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumludur. Bu, kefalet hukukunun en temel güvencelerinden biridir; kefil, sözleşmede belirtilen rakamın üzerinde hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Bu azami miktarın kefalet sözleşmesinde açıkça yer alması, TBK m. 583’teki şekil şartının da bir gereğidir.

Sorumluluğun Kapsadığı Kalemler

Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa, kefil, belirtilen azami miktarla sınırlı olmak üzere aşağıdaki kalemlerden sorumludur (TBK m. 589/2):

  1. Asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçları.
  2. Alacaklının, kefile onun borcu ödeyerek yapılmalarını önleyebileceği uygun bir zaman önce bildirmesi koşuluyla, borçluya karşı yönelttiği takip ve davaların masrafları ile gerektiğinde rehinlerin kefile tesliminin ve rehin haklarının devrinin sebep olduğu masraflar.
  3. İşlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdî faizler ile gerektiğinde tahvil karşılığında ödünç verilen anaparanın işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizleri.

Ayrıca TBK m. 589/4’e göre, sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur. Bu, kefilin sorumluluğunun geriye doğru genişletilemeyeceğini gösterir.

Kanun ayrıca önemli bir koruyucu hüküm daha içerir: kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 589/5).

Kefilin Takibi

TBK m. 590’a göre borçlunun iflası sebebiyle asıl borç daha önce muaccel olsa bile, belirlenen vadeden önce kefile karşı takibat yapılamaz. Bütün kefalet türlerinde kefil, ayni güvence karşılığında hâkimden, mevcut rehinler paraya çevrilinceye ve borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar kendisine karşı yöneltilen takibin durdurulmasına karar verilmesini isteyebilir.

Kefilin Def’i İleri Sürme Hakkı ve Yükümlülüğü

TBK m. 591/1, kefilin en önemli koruma araçlarından birini düzenler: kefil, asıl borçluya veya mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün def’ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu gibi, bunları ileri sürmek zorundadır. Bu, sadece bir hak değil, aynı zamanda bir yükümlülüktür — kefil, borçluya ait def’ileri (örneğin zamanaşımı def’i, ifa def’i, takas def’i gibi) bilerek ileri sürmezse, sonradan rücu hakkını kaybedebilir.

Asıl borçlu kendisine ait bir def’iden vazgeçmiş olsa bile, kefil yine de bu def’iyi alacaklıya karşı ileri sürebilir. Kefil, asıl borçluya ait def’ilerin varlığını bilmeksizin ödemede bulunursa rücu hakkına sahip olur; ancak asıl borçlu, kefilin bu def’ileri bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kefil bu def’iler ileri sürülmüş olsaydı ödemeden kurtulacağı ölçüde rücu hakkını kaybeder.

Alacaklının Özen Yükümlülüğü ve Güvencelerin Azalması

TBK m. 592/1, alacaklının davranışlarının kefilin sorumluluğunu nasıl etkileyeceğini düzenler: alacaklı, kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen bir miktarda azalır.

Ayrıca alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmez, ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarırsa, kefil borcundan kurtulur; bu durumda kefil, ödediğinin geri verilmesini ve varsa ek zararının giderilmesini isteyebilir.

Kefilin Ödemeyi Kabul Ettirme Hakkı

TBK m. 593’e göre borç muaccel olduğu takdirde kefil, borçlunun iflası sebebiyle olsa bile, alacaklıdan yapacağı ödemeyi kabul etmesini her zaman isteyebilir. Bu, kefilin borcu bir an önce sonlandırıp faiz işlemesini durdurmak istediği durumlarda önemli bir haktır. Alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın ödemeyi kabul etmekten kaçınırsa, kefil borcundan kurtulur; birlikte müteselsil kefalette ise kefillerin sorumluluğu kendilerine düşen pay miktarınca azalır. Bu düzenleme, alacaklının kefili gereksiz yere sürüncemede bırakarak faiz kazancını artırmasını engeller.

Alacaklının Bildirim ve Kayıt Yükümlülükleri

TBK m. 594 uyarınca, asıl borçlunun anapara veya faiz ödemesinde altı ay gecikmesi hâlinde alacaklının durumu kefile bildirmesi gerektiği gibi, borçlunun iflas etmesi veya konkordato istemesi hâlinde de alacaklı alacağını kaydettirmek ve bu durumu kefile bildirmekle yükümlüdür. Alacaklı bu yükümlülüklerden birini ihmal ederse, kefilin bu ihmal nedeniyle uğradığı zarar ölçüsünde alacaklıya karşı sahip olduğu haklarını kaybeder. Bu kurallar, kefilin borcun seyrinden habersiz bırakılmasını önleyen tamamlayıcı bir güvence sistemi oluşturur.

Örnek Olay

Aşağıdaki örnek, kuralların işleyişini göstermek amacıyla hazırlanmıştır ve gerçek bir dosyaya dayanmaz.

Bir kefil, borçlunun aslında ödeme yapmakla zamanaşımına uğramış bir borcuna kefil olur ve bunu bilmeden alacaklıya ödeme yapar. Sonradan borçlu, kefilin bu zamanaşımı def’ini bildiğini ispat eder. TBK m. 591/3 uyarınca kefil, bu def’iyi ileri sürmüş olsaydı ödemeden kurtulacağı ölçüde borçluya karşı rücu hakkını kaybeder.

Kefilin Sorumluluğunun Değerlendirilmesinde Bütüncül Yaklaşım

Kefilin sorumluluğunun somut bir uyuşmazlıkta doğru biçimde tespit edilebilmesi için, azami miktar sınırı, kapsam kuralları, def’i imkânları ve alacaklının özen yükümlülüğü bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Uygulamada mahkemeler, tek bir hükme dayanarak değil, kefalet ilişkisinin bütününü (sözleşmenin şekli, tarafların iradesi, alacaklının davranışları) göz önünde bulundurarak karar verir. Bu nedenle kefil olan bir kişinin, sadece azami miktar sınırına güvenmek yerine, kendisine tanınan tüm def’i ve itiraz haklarını bir arada değerlendirmesi, savunmasının gücünü artırır.

Sonuç

Kefilin sorumluluğu, kanunda belirlenen azami miktar, kapsam ve def’i imkânlarıyla dengeli biçimde sınırlandırılmıştır. Bu sınırların doğru bilinmesi, hem kefilin kendini korumasını hem de alacaklının haklarını doğru şekilde takip etmesini sağlar. Kefalet ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarınızda borçlar hukuku kapsamında hukuki destek alabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Kefil, sözleşmede yazılı miktarın üzerinde sorumlu tutulabilir mi?

Hayır. TBK m. 589/1’e göre kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumludur; bu miktarın üzerinde bir talep kefile karşı ileri sürülemez.

Kefil, borçlunun kefaletten sonra doğan tüm borçlarından sorumlu mudur?

Hayır, sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil yalnızca kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlardan sorumludur (TBK m. 589/4); kefaletten önceki borçlar için ayrıca ve açıkça anlaşma gerekir.

Asıl borçlunun sahip olduğu itirazları kefil de ileri sürebilir mi?

Evet, kefil asıl borçluya ait def’ileri (örneğin zamanaşımı, ifa, takas gibi) alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahiptir; hatta borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bu def’ileri ileri sürmek zorundadır (TBK m. 591/1).

Alacaklı elindeki teminatı (rehni) kaybederse kefilin durumu ne olur?

Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya sonradan elde ettiği rehin haklarını ve güvenceleri kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğunu ispat etmedikçe kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen miktarda azalır (TBK m. 592/1).

Dayanak mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 589-592
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler

  • Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku

    Kefalette Borcun Artması ve Kefilin Sorumluluğu

    Asıl borç sonradan artarsa kefil bundan sorumlu olur mu? TBK m. 589 ve 594 çerçevesinde borç artışı, bildirim yükümlülüğü ve kefilin korunması anlatılıyor.

    4 dk okuma
  • Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku

    Sözleşme Özgürlüğü ve Yasal Sınırları

    Taraflar sözleşmenin içeriğini serbestçe belirleyebilir; ancak kanunun emredici hükümleri, ahlak, kamu düzeni ve kişilik haklarına aykırı sözleşmeler geçersizdir.

    4 dk okuma
  • Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku

    Faizli Ödünç Sözleşmelerinde Sınırlar

    Ödünç sözleşmesinde akdi faiz oranı serbestçe belirlenebilir mi? TBK m. 88’e göre azami faiz sınırı ve aşımın sonuçları anlatılıyor.

    4 dk okuma