Aile Hukuku ve Boşanma

Akıl Hastası Eşten Boşanırken Çocukların Velayeti Kime Verilir?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Eşin akıl hastalığı velayeti otomatik belirlemez; hâkim çocuğun yararını esas alır, uzman incelemesi ister. Velayet ve kişisel ilişki nasıl düzenlenir?

Kısaca

  • Eşin akıl hastalığı, velayetin kimde kalacağını kendiliğinden belirlemez; mahkeme boşanma kararında ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkiyi düzenler (TMK m. 182); velayetin kime verileceğinde çocuğun yararı belirleyicidir.
  • Mahkeme, uyuşmazlığın nedenlerine ilişkin araştırma ve inceleme için adliyelerde görevlendirilen psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanır (4787 sayılı Kanun m. 5).
  • Velayetin kaldırılması ise ayrı ve ağır bir önlemdir; yalnızca diğer önlemlerden sonuç alınamazsa ya da yetersiz kalacağı anlaşılırsa, hastalık gibi sebeplerle görevin yerine getirilememesi hâlinde gündeme gelir (TMK m. 348).
  • Velayet verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisi de çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararı esas tutularak düzenlenir.

Eşiniz akıl hastası ve ortak çocuklarınız varsa, boşanma davasında en çok zihin yoran soru velayetin kime verileceğidir. Cevap hastalığın adında değil, çocuğun yaşadığı gerçek hayattadır: kanun, mahkemenin boşanmaya karar verirken ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenlemesini ister (TMK m. 182) ve bu düzenlemede esas alınan ölçüt çocuğun yararıdır. Hastalık bu değerlendirmenin bir parçası olabilir; ama velayeti tek başına belirleyen bir etken sayılmaz.

Velayet nedir, boşanmada neye dönüşür?

Velayet, ana ve babanın çocuğun bakım, eğitim ve korunmasına ilişkin hak ve yükümlülüklerinin bütünüdür. Ergin olmayan çocuk ana ve babasının velayeti altındadır ve yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz (TMK m. 335). Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanır; ortak hayata son verilmiş ya da ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim velayeti eşlerden birine verebilir. Boşanmada velayet, çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir (TMK m. 336). Kanunda açık hüküm olmamakla birlikte uygulamada, ana ve babanın birlikte istemesi ve çocuğun yararına uygun düşmesi hâlinde ortak velayete de karar verilebildiği kabul edilmektedir.

Çocuğun bakım ve eğitimi konusunda ana ve baba onun menfaatini göz önünde tutarak kararlar alır (TMK m. 339). Ayrıca çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimini sağlamak ve korumak ebeveynin görevidir (TMK m. 340). Hâkim, velayeti kime vereceğini değerlendirirken bu görevlerin hangi ebeveyn tarafından daha iyi yerine getirilebileceğine bakar.

Hastalık velayeti nasıl etkiler?

Kanunda “akıl hastası ebeveyne velayet verilmez” diye bir hüküm yoktur. Hâkim, hastalığın çocuğun bakımını, güvenliğini ve gelişimini somut olarak nasıl etkilediğini inceler. Aynı tanıya sahip iki ebeveyn çok farklı koşullarda olabilir: biri düzenli tedavi görüp günlük işlevselliğini koruyor, diğeri tedaviye uyum sağlayamıyor ve bakım görevlerini yerine getiremiyor olabilir.

Hâkimin tartacağı etkenlerden bazıları şunlardır: hastalığın seyri ve tedaviye uyum, çocuğun yaşı ve ihtiyaçları, çocuğun hasta ebeveynle ilişkisi, diğer ebeveynin bakım kapasitesi, evdeki destek sistemi, hastalık nedeniyle çocuğun maruz kalabileceği risk. Bu etkenlerin hangisinin ağır basacağı dosyaya göre değişir. Sonucu önceden söylemek mümkün değildir; ama hangi delillerin işe yarayacağı baştan düşünülebilir.

Velayet kriterlerinin genel çerçevesi için velayet kime verilir kriterler yazımıza, hastalığın ebeveyn sağlığı üzerinden değerlendirilmesi için ebeveynin sağlık durumu ve velayet yazımıza bakabilirsiniz.

Sosyal inceleme ve uzman görüşü

Çocuğun yararı soyut bir kavramdır; mahkeme onu somutlaştırmak için uzmanlardan yararlanabilir. Aile mahkemeleri, davanın esasına girilmeden önce veya davanın görülmesi sırasında mahkemece istenen konular hakkında taraflar arasındaki uyuşmazlık nedenlerine ilişkin araştırma ve inceleme yapmak ve sonucunu bildirmek üzere adliyelerde görevlendirilen psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanır (4787 sayılı Kanun m. 5). Bu görevliler mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde duruşmada hazır bulunabilir ve görüş bildirebilir.

Pratikte bu inceleme, çocuğun yaşadığı ortamı, ebeveynlerle ilişkisini ve günlük bakım düzenini mahkemeye aktarır. İnceleme raporu hâkimi bağlayan bir belge değildir; hâkim bilirkişi raporlarında olduğu gibi onu da diğer delillerle birlikte değerlendirir (bilirkişi raporu için HMK m. 282). Yine de dosyada ağırlığı olan bir belgedir. Sürecin ayrıntılarını sosyal inceleme raporu yazımızda anlattık.

İnceleme sırasında dikkat edilmesi gereken pratik noktalar vardır. Evin düzenli ve çocuğa uygun olması, çocuğun okul ve sağlık takibinin yapılıyor olması ve ebeveynin sakin, işbirlikçi bir tutum göstermesi, uzmanın gözlemlerini etkileyebilir. Çocuğa baskı yapmak, onu karşı ebeveyn aleyhine yönlendirmeye çalışmak ise dosyaya zarar verebilecek bir tutumdur.

Velayetin kaldırılması ile velayetin verilmemesi aynı şey değildir

Boşanma kararında velayetin eşlerden birine verilmesi ile velayetin kaldırılması farklı kavramlardır. Velayetin kaldırılması çok daha ağır bir müdahaledir ve ancak çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa söz konusu olur. Kanun, ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesini kaldırma sebeplerinden biri olarak sayar (TMK m. 348).

Dolayısıyla bir ebeveynin hasta olması, velayetinin kaldırılması için yeterli değildir. Hastalık nedeniyle görev gereği gibi yerine getirilemiyor mu, başka önlemler denenmiş mi ya da yetersiz mi, bunlar ayrıca araştırılır. Boşanma sırasında velayetin diğer eşe verilmesi, hasta eşin velayetinin kaldırıldığı anlamına gelmez. Velayetin kaldırılması davasının koşullarını velayetin kaldırılması yazımızda ayrıntılı anlattık.

Velayet verilmeyen eşin kişisel ilişkisi

Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisi düzenlenirken çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş ayrıca çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m. 182). Hastalık varsa kişisel ilişki yok sayılmaz; ama görüşmenin biçimi, süresi ve koşulları çocuğun güvenliğine göre belirlenebilir.

Örneğin hasta ebeveynin tedavi dönemlerinde görüşmeler farklı bir düzene bağlanabilir ya da çocuğun yaşına uygun şekilde adım adım genişletilebilir. Mahkeme kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder (TMK m. 182). Bu hüküm her iki ebeveyn için de önemlidir: velayet sahibi ebeveyn kişisel ilişkiyi engellememelidir.

Dava sürerken çocuk kiminle kalır?

Boşanma davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan barınma, geçim ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m. 169). Yani nihai karar çıkmadan önce de çocuğun kiminle kalacağı, diğer ebeveynle nasıl görüşeceği gibi sorular gündeme gelir. Hasta eşin sağlık durumu bu aşamada özellikle önem kazanır; çünkü çocuğun güvenliği ve günlük bakımı beklemeyi kaldırmaz.

Geçici önlemler kesin hüküm niteliğinde değildir; dava ilerledikçe ve yeni deliller geldikçe değişebilir. Bu nedenle ilk aşamada alınan karar, nihai velayet kararının habercisi olarak okunmamalıdır. Yine de çocuğun mevcut düzeni, mahkemenin sonraki değerlendirmesinde bir veri olarak yer alır; bu yüzden geçici dönemde çocuğun düzenini korumak ve bakım görevlerini aksatmamak önemlidir.

Çocuğun günlük hayatını gösteren deliller

Velayet uyuşmazlığında hâkim, ebeveynlerin iddialarından çok çocuğun gerçek yaşamına bakar. Okul devamsızlık kayıtları, veli toplantılarına kimin katıldığı, doktor ve aşı takibini kimin yaptığı, çocuğun gündelik rutinini kimin yönettiği gibi bilgiler bu bakımdan değerlidir. Tanık anlatımları da, öğretmen, komşu ya da aile büyükleri gibi çocuğu yakından tanıyan kişilerden geldiğinde ağırlık kazanır.

Hastalık söz konusuysa tedavi kayıtları ayrıca önem taşır. Ancak bu kayıtları sunarken amaç hasta eşi damgalamak olmamalıdır; hedef, hastalığın çocuğun bakımına etkisini somut olarak göstermektir. Düzenli tedaviye devam eden, ilaçlarını kullanan ve bakım görevini sürdüren bir ebeveyn ile tedaviyi bırakmış ve çocuğa bakamayan bir ebeveyn arasındaki fark, hâkimin değerlendirmesinde belirleyici olabilir.

Boşanmadan sonra durum değişirse

Karar kesinleşti diye velayet düzeni sonsuza dek donmuş olmaz. Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi ya da ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, kendiliğinden ya da ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır (TMK m. 183). Hastalığın seyri değişir, ebeveyn iyileşir ya da durumu ağırlaşırsa, bu da yeni bir olgu olarak mahkemeye taşınabilir.

Bu aşamada mahkeme yine çocuğun yararını esas alır. Hasta ebeveynin sağlığının düzelmesi, otomatik olarak velayetin ona dönmesi sonucunu doğurmaz; çocuğun mevcut düzene uyumu, bakım alışkanlıkları ve ihtiyaçları da hesaba katılır. Konunun ayrıntıları için boşanmadan sonra velayet değişikliği yazımıza bakabilirsiniz.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: bir çift, sekiz yaşında bir çocuk sahibidir. Annenin uzun süredir tedavi gördüğü ağır bir ruhsal rahatsızlık vardır; baba boşanma davasında hastalık nedeniyle velayetin kendisine verilmesini istemektedir. Anne ise düzenli tedaviye devam ettiğini, çocuğun bakımını son iki yıldır büyük ölçüde üstlendiğini ve çocukla yakın bağı bulunduğunu savunmaktadır.

Mahkeme bu dosyada annenin tedavi kayıtlarına, çocuğun yaşam düzenine, okul ve sağlık takibinin kimin tarafından yapıldığına bakar. Sosyal inceleme istenir, çocuğun yaşamına dair gözlemler alınır. Hastalık tek başına belirleyici olmaz; belirleyici olan, çocuğun bakımının ve gelişiminin hangi düzende daha iyi sağlanacağıdır. Hâkim kararını bu etkenlerin bütününe göre verir ve sonucu önceden tahmin etmek mümkün değildir.

Anlaşmalı boşanmada velayet düzenlemesi

Eşler anlaşarak boşanıyorsa velayet ve kişisel ilişki düzenlemesini protokole yazabilir. Ancak hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; bu değişiklikler taraflarca da kabul edilirse boşanmaya karar verilir (TMK m. 166/3). Ebeveynlerden birinin hastalığı varsa, protokolün çocuğun bakımını güvence altına alıp almadığı hâkim tarafından özellikle incelenir. Anlaşmalı yol seçilse bile çocuğun yararı belirleyici ölçüt olarak kalır.

Sık yapılan hatalar

İlk hata, hastalığı tek başına yeterli bir argüman sanmaktır. İkincisi, çocuğun gerçek hayatını gösteren delilleri, yani okul kayıtlarını, sağlık takibini ve günlük bakım düzenini toplamamaktır. Üçüncüsü, çocuğu karşı ebeveyne karşı yönlendirmek; bu tutum uzman incelemesinde olumsuz izlenim bırakabilir. Dördüncüsü, hasta eşin tedaviye devam edip etmediğini araştırmadan iddialarda bulunmaktır. Beşincisi, kişisel ilişkiyi tek taraflı engellemektir.

Dosyanız için ne yapabilirsiniz?

Çocuğun yaşam düzenini gösteren belgeleri, tedavi kayıtlarını, tanık olabilecek kişileri ve varsa yazışmaları düzenli bir dosyada toplayın. Kendi bakım kapasitenizi ve çocukla ilişkinizi somut örneklerle anlatabilmeniz önemlidir. Karşı tarafı karalamak yerine çocuğun ihtiyaçlarına odaklanmak, hem hâkimin hem uzmanların dosyaya bakışını olumlu etkileyebilir.

Her aile farklıdır; çocuğun yaşı, hastalığın seyri ve destek sistemi sonucu değiştirir. Durumunuzu telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilirsiniz. İletişim sayfasından büroya ulaşabilir, aile hukuku çalışma alanımızı inceleyebilirsiniz. Boşanma sebebinin kendisi için akıl hastalığı nedeniyle boşanma yazımız da yararlı olacaktır.

Sık sorulan sorular

Eşim akıl hastasıysa velayet otomatik olarak bende mi kalır?

Hayır. Kanun hastalığı velayetin belirlenmesinde otomatik bir ölçüt olarak koymaz. Hâkim çocuğun yararını esas alır; hastalığın çocuğun bakımını ve güvenliğini nasıl etkilediği, ebeveynin tedaviye uyumu ve destek sistemi gibi etkenleri birlikte tartar.

Hasta eşin çocukla görüşmesi tamamen yasaklanabilir mi?

Kişisel ilişki kurulması, çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararı esas tutularak düzenlenir (TMK m. 182). Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girerse ya da başka önemli sebepler varsa kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya ebeveynden alınabilir (TMK m. 324/2); daha hafif olarak görüşme koşullara bağlanıp sınırlandırılabilir. Bu karar hastalığın adına değil, çocuğun somut durumuna göre verilir.

Velayetin kaldırılması için hastalık yeterli midir?

Hayır. Velayetin kaldırılması, diğer koruyucu önlemlerden sonuç alınamaz ya da bunların yetersiz kalacağı anlaşılırsa gündeme gelir. Hastalık nedeniyle velayet görevinin gereği gibi yerine getirilememesi bu sebeplerden biridir, ama her hastalık otomatik kaldırma sebebi değildir.

Sosyal inceleme raporu ne işe yarar?

Adliyelerde görevlendirilen psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılar mahkemenin istediği konularda araştırma yapar, görüş bildirir. Rapor, çocuğun yaşam koşullarını ve ebeveynlerle ilişkisini mahkemeye görünür kılar; hâkim raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.

Boşanmadan sonra hasta eşin sağlığı düzelirse velayet değişir mi?

Yeni olgular zorunlu kılarsa hâkim, kendiliğinden ya da ana babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir (TMK m. 183). Bu, velayet değişikliği davasının konusu olabilir ve çocuğun yararına göre karara bağlanır.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166, 169, 182, 183, 324, 335, 336, 339, 340, 348
  • 4787 sayılı Kanun m. 5
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 282
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler