Aile Hukuku ve Boşanma

Boşandıktan Sonra Velayet Sahibi Ebeveyn Cezaevine Girerse Çocuk Kime Kalır?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Boşanma sonrası velayet sahibi ebeveyn tutuklanır veya hapis cezası alırsa çocuğun bakımı, velayetin akıbeti ve diğer ebeveynin başvuru yolları anlatıldı.

Kısaca

  • Velayet sahibi ebeveynin tutuklanması velayeti kendiliğinden sona erdirmez (TMK m. 336); kasten işlenen suçtan kesinleşmiş hapis cezasının infazı süresince ise velayet hakkı kanun gereği kullanılamaz (TCK m. 53).
  • Ana veya babanın başka yere gitmesi gibi yeni olgular zorunlu kılarsa hâkim, re’sen veya ana babadan birinin istemiyle gerekli önlemleri alır (TMK m. 183).
  • Çocuğun menfaati tehlikeye düşer ve ebeveyn buna çare bulamazsa hâkim çocuğun korunması için uygun önlemleri alır (TMK m. 346).
  • Velayeti gereği gibi yerine getirememe hâlinde velayetin kaldırılması gündeme gelebilir; ancak bu, diğer önlemlerden sonuç alınamayacağı anlaşılırsa uygulanır (TMK m. 348).
  • Velayetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkarsa hâkim velayeti geri verebilir (TMK m. 351).

Boşanma kararında çocuk sizin yanınızda bırakıldı, velayet size verildi ve hayat bir düzene oturdu. Sonra beklenmedik bir olay: tutuklanıyorsunuz, ya da bir davada hapis cezası alıyorsunuz. Çocuğun günlük bakımı kime kalacak? Velayet bu durumda elinizden gidiyor mu? Diğer ebeveyn çocuğu hemen alabilir mi? Bu sorular, hem cezaevindeki ebeveyn hem de dışarıda kalan ebeveyn için son derece ağır sorulardır ve kanun cevabı tek bir madde yerine birkaç hükümde verir. Önce bilinmesi gereken şey şudur: tutuklanma ya da hapis cezası velayeti kendiliğinden başka birine geçirmez. Ancak kasten işlenen suçtan kesinleşmiş hapis cezasının infazı sırasında velayet hakkı kanun gereği kullanılamaz (TCK m. 53). Çocuk için yeni ve kalıcı bir düzen gerekiyorsa bunu ancak mahkeme kurabilir.

Velayet kimde, cezaevine girilince kimde kalır?

Türk Medeni Kanunu m. 336’ya göre evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanır. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim velayeti eşlerden birine verebilir. Velayet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.

Bu hükme göre boşanma kararında velayet size verilmişse, tutuklu kaldığınız süre boyunca da hukuken velayet sahibi olmaya devam edersiniz. Ancak fiilî durum değişir: çocuğa gündelik bakımı veremezsiniz. Bu fark önemlidir. Velayet, hukuki bir yetki ve sorumluluktur; bakım ise fiilî bir durumdur. Hukuk, çocuğun bu aralıkta korunmasını mahkemeler aracılığıyla sağlar.

Diğer ebeveyn ne yapabilir? TMK m. 183

Türk Medeni Kanunu m. 183, boşanma sonrası ortaya çıkan yeni durumlar için ayrı bir hüküm taşır: ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır. Cezaevine girme, “gibi” ifadesinin kapsayabileceği ve çocuğa bakılmasını fiilen engelleyen yeni bir olgudur.

Dışarıda kalan ebeveyn bu madde uyarınca aile mahkemesine başvurarak çocuğun bakım düzeninin yeniden belirlenmesini isteyebilir. Başvurunun şekli ve gerekçesi dosyaya göre kurulur: çocuğun şu an kimde kaldığı, hangi okula gittiği, sağlık durumu ve cezaevindeki ebeveynin tutukluluğunun muhtemel süresi gibi bilgiler mahkemeye sunulur. Hâkimin vereceği önlem, geçici bir bakım düzenlemesinden velayet değişikliğine kadar uzanabilir; hangi sonucun uygun olduğunu çocuğun yararı belirler. Velayet değişikliği davasının nerede ve nasıl açıldığı için boşandıktan sonra velayet değişikliği davası başlıklı yazıya bakabilirsiniz.

Çocuğun korunması için hâkimin yetkileri

Türk Medeni Kanunu m. 346’ya göre çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır. Cezaevindeki ebeveynin çocuğa bakacak kimsenin bulunmadığı durumlarda bu hüküm devreye girer.

Madde 347 bir adım daha ileri gider: çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir. Bu ağır bir önlemdir ve maddenin aradığı şart, çocuğun gelişmesinin tehlikede olması ya da çocuğun manen terk edilmiş hâlde kalmasıdır; çocuğa bakabilecek yakınların bulunup bulunmadığı bu değerlendirmede hâkimin önüne gelen bilgilerdendir. Ödeme gücü yoksa gerekli giderler Devletçe karşılanır (TMK m. 347).

Çocuk için kayyım atanması gereken durumlar da vardır; bu konu aile davalarında çocuk için kayyım atanması yazısında anlatılır. Çocuğun korunmasına ilişkin hâkim önlemlerinin ayrıntısı için TMK 346 ve çocuğun yerleştirilmesi yazısına bakabilirsiniz.

Velayetin kaldırılması ne zaman gündeme gelir?

Velayetin kaldırılması, en ağır önlemdir. Türk Medeni Kanunu m. 348’e göre çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim iki halde velayetin kaldırılmasına karar verir: ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi ya da çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.

Maddedeki “başka bir yerde bulunması” ifadesi cezaevinde bulunmayı da kapsayabilir; ancak hapiste olmak tek başına velayetin kaldırılması sonucunu doğurmaz. Hâkim, önce diğer önlemleri düşünür; çocuğa bakacak kişi varsa ve geçici düzenleme yeterliyse velayetin kaldırılması yoluna gitmez. Velayet kaldırılırsa ana ve babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder (TMK m. 350).

Durum değiştiğinde yeni düzenleme yapılır. Türk Medeni Kanunu m. 351’e göre velayetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkmışsa hâkim, re’sen ya da ana veya babanın istemi üzerine velayeti geri verir. Tahliye olan ebeveyn için bu hüküm önemlidir. Kaldırılan velayetin geri verilmesi konusunu ayrı bir yazıda bulabilirsiniz.

Mahkûmiyetin ceza hukuku sonucu: TCK m. 53

Cezaevinde bulunmanın velayete etkisi yalnızca medeni hukuk çerçevesinde değil, ceza hukukunda da düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunu m. 53, kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak bazı hak yoksunluklarını sayar; bunlar arasında velayet hakkından yoksun bırakılma da vardır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre kişi, mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.

Maddenin üçüncü fıkrasında önemli bir istisna bulunur: mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar uygulanmaz. Üçüncü fıkranın velayete ilişkin cümlesindeki denetimli serbestlik ifadesi 2020’de 7242 sayılı Kanunla eklenmiştir; bu nedenle somut durumunuzda güncel metin ve kararın kesinleşme durumu dikkate alınmalıdır. Tutukluluk, yani henüz mahkûmiyet kararı kesinleşmemiş durum bu hükmün kapsamı dışındadır.

Bir dosyada hangi hükmün uygulanacağı, kararın kesinleşip kesinleşmediğine ve suçun kasten işlenip işlenmediğine bağlıdır. Eşin adli sicil kaydının velayete etkisi için eşin adli sicil kaydı velayeti etkiler mi yazısına da göz atabilirsiniz.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Boşanma kararıyla annede bırakılan on yaşındaki bir çocuğun annesi tutuklanıyor. Baba başka şehirde yaşıyor, çocuk annenin annesi, yani anneannesiyle kalıyor. Baba, velayetin kendisine verilmesini istiyor.

Mahkeme neleri tartar? Çocuk şu an anneannesinin yanında güvende ve okuluna devam ediyor mu? Baba çocukla düzenli ilişki kurmuş mu, çocuk babayla bağ kurmuş mu? Annenin tutukluluğunun süresi ne kadar sürebilir? Çocuğun yaşı gereği görüşü alınabilir mi? Baba, çocuğu göz önünde tutarak yeni bir düzen kurabilir mi? Bu soruların cevapları, hâkimin geçici bir önlem mi, yoksa velayet değişikliği mi uygun göreceğini belirler. Sonucu önceden söylemek doğru olmaz.

Sık yapılan hatalar

Birinci hata, tutuklanan ebeveynin yakınlarının çocuğu mahkeme kararı olmadan başka birine fiilen devretmesidir. Hukuki yetkisi olmayan bir düzenleme, ileride tartışma doğurur. İkinci hata, diğer ebeveynin tutukluluğu fırsat bilerek çocuğu kesin biçimde yanına almaya çalışmasıdır; mahkeme bu durumda çocuğun yararına bakar ve acele edilmesini her zaman haklı bulmayabilir.

Üçüncü hata, çocuğun cezaevindeki ebeveynle bağının koparılmasıdır. Kişisel ilişki hakkı devam eder; çocuğun yararına aykırı olmadıkça görüşmelerin sürdürülmesi önem taşır. Dördüncü hata, çocuğun okul, sağlık ve diğer günlük işlemleri için yetkili birini belirlememektir. Hangi işlemi kimin yapabileceği için velayet sahibinin tek başına yapabileceği işlemler yazısına bakabilirsiniz.

Cezaevindeki ebeveynin çocukla ilişkisi

Velayet sahibi cezaevine girse de çocukla ilişkisi tümüyle kopmaz. Velayet sonradan diğer ebeveyne geçerse, cezaevindeki ebeveyn velayeti altında bulunmayan ebeveyn olur; Türk Medeni Kanunu m. 323’e göre ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. Madde 324 ise ana ve babadan her birine, diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten ve çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınma yükümlülüğü yükler.

Pratikte cezaevi ziyaretlerinin kimlerle ve hangi sıklıkla yapılabileceği cezaevi idaresinin kurallarına bağlıdır; çocuğun yaşı ve cezaevi ortamının çocuğa etkisi de düşünülür. Çocuğa bakan kişinin ziyareti kolaylaştırması, çocuğun ebeveyniyle bağını canlı tutar. Diğer ebeveyn bakımı üstlenmişse, çocuğun cezaevindeki ebeveynle görüşmesini engellememesi gerekir; kişisel ilişkiyi zedelemekten kaçınma yükümlülüğü, kanun metnindeki açık bir yükümlülüktür.

Kısa süreli ve uzun süreli ayrılık aynı değildir

Bir haftalık gözaltı ile yıllarca sürecek bir hapis cezası, çocuk açısından çok farklı sonuçlar doğurur. Kısa süreli bir ayrılıkta çocuğun bir yakınının yanında geçici kalması çoğu zaman yeterli olabilir; mahkemeye başvuru gerekmeyebilir. Uzun süreli bir ayrılıkta ise okul kaydı, sağlık işlemleri, çocuğun adına yapılacak sözleşmeler gibi konularda yetkili bir kişinin belirlenmesi gerekir. TMK m. 183 ve 346 bu noktada hâkime geniş bir takdir alanı bırakır. Hâkim, geçici bir önlemle yetinebileceği gibi, durumun gereğine göre daha kalıcı bir düzen de kurabilir.

Başvuru için hangi belgeler hazırlanır?

Mahkemeye başvurmak gerekirse dosyada şu belgeler bulunmalıdır: boşanma ilamı ve kesinleşme şerhi, çocuğun nüfus kayıt örneği, tutukluluğa ya da mahkûmiyete ilişkin belge, çocuğun şu an kimin yanında kaldığını gösteren bilgiler ile okul ve sağlık kayıtları. Çocuğa fiilen bakan kişinin kimliği ve bakım imkânı da dilekçede anlatılmalıdır. Bu belgeler hâkimin TMK m. 183 ve 346 çerçevesinde gerekli önlemi seçmesine yardım eder.

Kendi durumunuz için ne yapabilirsiniz?

Tutuklama ya da mahkûmiyet durumunda çocuğun bakımı, kısa vadeli bir aile düzenlemesi ile uzun vadeli bir velayet düzenlemesi arasında değişir. Çocuğun yaşı, cezaevindeki ebeveynin durumu ve yakın akrabaların imkânı sonucu belirler. Durumunuzu telefonla anlatabilir ya da WhatsApp üzerinden yazabilirsiniz; iletişim sayfasında bilgiler yer alıyor. Boşanma sonrası velayet konularının geri kalanı için aile hukuku sayfasına da göz atabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Anne tutuklandı, çocuk kiminle kalacak?

Tutuklama velayeti sona erdirmez. Çocuğun fiilen kimin yanında kalacağı sorunu, öncelikle diğer ebeveyne ve yakın akrabaya ilişkindir. Diğer ebeveyn, TMK m. 183 uyarınca hâkimden gerekli önlemlerin alınmasını isteyebilir; hâkim re’sen de önlem alabilir.

Baba hapse girince velayet otomatik olarak anneye geçer mi?

Hayır, otomatik geçiş kanun metninde yoktur. Velayeti değiştirmek için mahkemeden karar gerekir. Hâkim, çocuğun menfaatini gözeterek ve yeni olguları değerlendirerek karar verir.

Cezaevindeki ebeveyn çocuğunu görebilir mi?

Çocukla bağı kanun korur; ancak görüşme koşulları cezaevinin kurallarına ve çocuğun yararına göre belirlenir. Velayet diğer ebeveyne geçerse, velayeti altında bulunmayan ebeveynin çocukla uygun kişisel ilişki kurma hakkı TMK m. 323 kapsamında düzenlenir.

Velayet sahibi eşin hapis cezası kesinleşince velayeti kaybeder mi?

Türk Ceza Kanunu m. 53, kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin sonucu olarak velayet hakkından yoksun bırakmayı öngörür; infaz tamamlanıncaya kadar bu hak kullanılamaz. Maddenin ertelenen, denetimli serbestlikle infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlüler bakımından istisnası vardır. Madde 2020’de 7242 sayılı Kanunla değiştiği için güncel metne bakılmalıdır.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 183, 323, 324, 336, 346, 347, 348, 350, 351
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 53
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler