Aile Hukuku ve Boşanma

Boşandıktan Sonra Velayet Sahibi Ebeveyn Ölürse Çocuk Kime Kalır?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Boşanmadan sonra velayet sahibi ebeveyn ölürse çocuk ne olur? Kanunda otomatik geçiş yazmaz; TMK m. 183 uyarınca hâkim çocuğun menfaatine göre önlem alır.

Kısaca

  • Boşanma kararında çocuk kendisine bırakılan ebeveyn ölürse, kanun metni velayetin diğer ebeveyne kendiliğinden geçtiğini açıkça yazmaz; ölüm, TMK m. 183 anlamında yeni bir olgudur ve hâkim gerekli önlemleri alır.
  • Hâkim bu önlemleri re’sen alabilir ya da ana ve babadan birinin istemi üzerine karar verir; ölçüt çocuğun menfaatidir.
  • Sağ kalan ebeveyn velayetin kendisine verilmesini istemelidir; talebin kabulü için başka bir engel olup olmadığı, örneğin velayetin ona daha önce hangi sebeple verilmediği, hâkimce incelenir.
  • Sağ kalan ebeveyn velayeti yerine getiremiyorsa, çocuğun korunması için TMK m. 346 ve devamındaki önlemler, gerektiğinde vasi atanması gündeme gelir.
  • Çocuğun akrabalarıyla kişisel ilişkisi, olağanüstü hâllerde ve çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde korunabilir (TMK m. 325).

Boşanma kararında çocuk kendisine bırakılan anne ya da baba ölürse, çocuğun velayeti kanunda yazılı bir kuralla diğer ebeveyne kendiliğinden geçmez. Ölüm, Türk Medeni Kanunu m. 183’te sayılan “yeni olgular”dan biridir; bu olgu karşısında hâkim re’sen ya da ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır. Pratikte sağ kalan ebeveynin, velayetin kendisine verilmesi için mahkemeye başvurması gerekir. Kararı çocuğun menfaati belirler.

Böyle bir kayıp ailede hem duygusal hem hukuki bir boşluk yaratır. Çocuk bir süre ölen ebeveynin yakınlarının yanında, bir süre sağ kalan ebeveynin yanında kalabilir. Bu geçiş döneminde kimin çocuk adına karar verebileceği, okul, sağlık ve miras işlemleri gibi konular sorun olur. Aşağıda kanun metninin ne söylediğini, neyi söylemediğini ve süreçte nelerin gündeme geldiğini anlatıyoruz.

Kanun velayet sahibi ölürse ne diyor?

İlgili hükümleri sırayla okuyalım. TMK m. 336/3’e göre velayet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. Bu cümle iki ayrı durumu yan yana yazar: evlilik sırasında ölüm ve boşanma. Birinci durumda sağ kalan ebeveyn zaten velayeti birlikte kullanan kişi olduğundan velayet doğal olarak ona kalır. İkinci durumda ise velayet, çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. Cümle, o tarafın ölümü hâlinde ne olacağını ayrıca söylemez.

Bu boşluğu dolduran hüküm TMK m. 183’tür: Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır. Kanun burada “önlem” sözcüğünü kullanır; velayetin otomatik geçişini değil, hâkimin değerlendirmesini öngörür.

Karşılaştırma için şunu da belirtmek yararlıdır: Ana ve baba evli değilse velayet anaya aittir; ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velayet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre vasi atar veya velayeti babaya verir (TMK m. 337). Bu hüküm evlilik dışı doğan çocuklar için yazılmıştır ve “hâkim vasi atar veya velayeti babaya verir” seçeneğini açıkça gösterir. Boşanmış ebeveynlerin çocuğu için ise benzer bir cümle yoktur; m. 183 genel hükmü uygulanır. Evlilik dışı doğan çocuklar için evlilik dışı doğan çocuğun hakları yazımıza bakabilirsiniz.

Sağ kalan ebeveyn ne yapmalıdır?

Sağ kalan ebeveyn, velayetin kendisine verilmesini istiyorsa mahkemeye başvurmalıdır. HMK m. 382, velayetin eşlerden birinden alınarak diğerine verilmesini çekişmesiz yargı işleri arasında sayar. Ölüm hâlinde eşlerden birinden alınacak bir velayet bulunmadığı için başvurunun çekişmesiz mi çekişmeli mi görüleceği dosyanın niteliğine göre belirlenir. Çocuğun başka yakınları da çocuğun kendilerinde kalmasını istiyorsa uyuşmazlık çıkabilir.

Görevli mahkeme aile mahkemesidir. 4787 sayılı Kanun m. 4, Medeni Kanunun ikinci kitabından doğan aile hukuku dava ve işlerini aile mahkemelerine verir; aile mahkemesi kurulamayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (m. 2). Dilekçede ölüm olgusunu belgelemek gerekir; ölüm belgesi, nüfus kaydı ve boşanma kararı bu dosyanın temel belgeleridir. Ayrıca çocuğun mevcut yaşam düzenini, okulunu, sağlık durumunu ve kim tarafından bakıldığını gösteren belgeler eklenir.

Hâkim neye bakar?

Hâkimin ölçütü çocuğun menfaatidir. Medeni Kanun, velayetin yasal sebep olmadıkça ana ve babadan alınamayacağını söyler (TMK m. 335), ama burada alınan bir şey yoktur; velayeti kullanan ebeveyn ölmüştür. Hâkim, sağ kalan ebeveynin çocuğa bakma isteğini ve gücünü, çocukla geçmiş ilişkisini, çocuğun mevcut düzenini, varsa çocuğun görüşünü ve uzman raporlarını değerlendirir. Velayet davasında sosyal inceleme raporu ve velayet davasında çocuğun dinlenmesi yazılarımızda bu araçları anlattık.

Boşanma sırasında velayetin neden diğer ebeveyne verilmediği de önem taşıyabilir. Örneğin sağ kalan ebeveynin, boşanma kararı sırasında çocuğa yeterli ilgiyi göstermediği ya da velayeti yerine getiremeyeceği yönünde bir değerlendirme yapılmışsa, hâkim bunu yeniden tartar. Tek başına bu sebep sonucu belirlemez; aradan geçen süre ve koşullardaki değişiklik de dikkate alınır. Velayet kime verilir sorusunun genel ölçütlerini velayet kime verilir kriterler yazısında anlattık.

Sağ kalan ebeveyn velayeti yerine getiremiyorsa?

Bu ihtimal de vardır. Sağ kalan ebeveyn çocuğa bakamayacak durumda ya da velayet görevini gereği gibi yerine getiremeyecek bir hâlde olabilir. TMK m. 346, çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğünde, ana ve baba duruma çare bulamazsa ya da buna güçleri yetmezse hâkimin çocuğun korunması için uygun önlemleri alacağını söyler. Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikedeyse hâkim çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya kuruma yerleştirebilir (m. 347).

Velayetin kaldırılması daha ağır bir önlemdir. Diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması gibi sebeplerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi ya da çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi hâlinde hâkim velayetin kaldırılmasına karar verir. Velayet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır (m. 348). Bu yolun ayrıntısı için velayetin kaldırılması yazısına bakabilirsiniz.

Çocuğun ölen ebeveynin ailesiyle bağı ne olur?

Çocuk, anne ya da babasını kaybettikten sonra onun yakınlarından, yani büyükanne, büyükbaba ya da teyze, hala gibi akrabalardan da kopmak zorunda kalmamalıdır. Medeni Kanun, olağanüstü hâller mevcutsa ve çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkının diğer kişilere, özellikle hısımlara da tanınabileceğini söyler. Ana ve baba için öngörülen sınırlamalar bu kişiler için kıyas yoluyla uygulanır (TMK m. 325). Burada “olağanüstü hâl” kavramı önemlidir; her akraba bu hakka kendiliğinden sahip değildir ve hâkim her dosyada şartların var olup olmadığına bakar. Kişisel ilişkinin genel çerçevesi için çocukla şahsi ilişki kurulması yazımıza bakabilirsiniz.

Karar çıkana kadar çocuğun resmî işlemlerini kim yürütür?

Ana ve baba, velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidir (TMK m. 342). Velayeti kullanan ebeveyn öldüğünde bu temsil konusunda bir süre belirsizlik doğabilir. Okul kaydı, sağlık işlemi ya da banka ve resmî kurum başvurusu gibi işlemler sırasında kurumların hangi belgeyi isteyeceği kurumdan kuruma değişebilir. Kanun bu geçiş dönemi için ayrı bir kolaylık öngörmez. Üstelik velayet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır ve böyle bir durumu öğrenen nüfus memurları, idari makamlar ve mahkemeler bunu vesayet makamına, yani sulh hukuk mahkemesine bildirmek zorundadır (TMK m. 404, 397). Bu yüzden sağ kalan ebeveynin aile mahkemesine başvuruyu geciktirmemesi, hem çocuğun gündelik işlerinin aksamaması hem de araya bir vesayet sürecinin girmemesi bakımından önemlidir.

Aile mahkemesi, dava devam ederken çocuğun korunmasına ilişkin geçici önlemleri de değerlendirebilir. Aile mahkemesi küçükler hakkında bakım ve gözetime yönelik nafaka yükümlülüğü konusunda önlemler alma yetkisine sahiptir (4787 sayılı Kanun m. 6). Çocuğun giderlerinin kim tarafından karşılanacağı ve sağ kalan ebeveynin buna gücü oranında katılıp katılmayacağı da dosyanın konularındandır. Boşanma sırasında velayet kendisine verilmeyen ebeveyn, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğundan (TMK m. 182), yeni düzenlemede de bu yükümlülüğün nasıl işleyeceği tartışma konusu olabilir. İştirak nafakası yazımızda bu yükümlülüğün genel çerçevesini anlattık.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim. Boşanma kararında velayet anneye verilmiş, baba iki haftada bir görüşme hakkına sahip olsun. Anne bir kaza sonucu vefat etsin; çocuk dokuz yaşında ve anneannesinin yanında kalıyor olsun. Baba çocuğun kendisinde kalmasını istiyor, anneanne ise çocuğun okul ve çevre düzeninin korunmasını.

Baba aile mahkemesine başvurup velayetin kendisine verilmesini ister. Mahkeme, annenin ölüm belgesini, boşanma kararını, çocuğun okul durumunu ve babanın yaşam düzenini inceler. Sosyal çalışmacıdan rapor alabilir, çocuğu yaşına ve olgunluğuna uygun biçimde dinleyebilir. Hâkim, çocuğun babayla ilişkisinin nasıl olduğuna, babanın çocuğa bakacak durumda olup olmadığına, çocuğun anneanneyle bağına ve ani bir yer değişikliğinin çocuğa etkisine bakar. Sonucu önceden söylemek mümkün değildir. Karar da bu tür bir dosyada çocuğun yararına göre, somut olgulara dayanır.

Sık yapılan hatalar

Birinci hata, velayetin kendiliğinden geçtiğini varsayıp mahkemeye başvurmamaktır. Bu varsayım okul, sağlık ve resmî işlemlerde sorun doğurabilir. İkinci hata, çocuğun kimin yanında kalacağını ailelerin kendi aralarında sözlü olarak kararlaştırıp belgelememektir. Sözlü uzlaşma hukuki durumu netleştirmez. Üçüncü hata, süreci geciktirmektir; çocuğun hukuki temsilcisinin belirsiz kalması gündelik işlemleri zorlaştırır.

Dördüncü hata, çocuğu bu tartışmanın içine çekmektir. Çocuk yeni bir kayıp yaşamıştır; hangi ebeveynin ya da yakının yanında kalacağı gibi bir seçimle karşı karşıya bırakılmamalıdır. Beşinci hata, ölen ebeveynin aile bireylerinin çocukla görüşmesini tümüyle engellemektir; çocuğun yararı bu bağın korunmasını da gerektirebilir. Altıncı hata, ölen ebeveynin ardından çocuğa kalan mal ve haklar konusunu hukuki danışmadan yürütmektir; çocuğun malları ayrı bir hukuki düzenlemeye tabidir.

Kendi durumunuz için nereden başlamalısınız?

Önce ölüm belgesini, boşanma kararının kesinleşmiş örneğini, çocuğun nüfus kaydını ve çocuğun şu andaki yaşam düzenini gösteren belgeleri bir araya getirin. Çocuğun kimde kaldığını, okul ve sağlık işlemlerini kimin yürüttüğünü not edin. Sonra velayet için hangi mahkemeye hangi talebin yazılacağını belirleyelim. Benzer konuda, velayet sahibinin cezaevine girmesi gibi başka bir kopuş durumu için boşandıktan sonra velayet sahibi cezaevine girerse yazımıza da bakabilirsiniz.

Durumunuzu anlatmak için iletişim sayfamızdaki numaradan arayabilir ya da WhatsApp’tan yazabilirsiniz. Aile hukuku alanındaki diğer yazılarımız velayet davalarının genel çerçevesini anlatır. Her dosyanın ayrıntısı farklı olduğundan, kesin değerlendirme belgeler üzerinden yapılabilir.

Sık sorulan sorular

Velayet sahibi anne ya da baba ölürse velayet kendiliğinden diğer ebeveyne geçer mi?

Kanun, boşanmış ebeveynler bakımından bunu açıkça yazmaz. TMK m. 336/3 evlilik devam ederken ölen ebeveyn hâlinde sağ kalanı, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafı velayet sahibi olarak gösterir. Velayet sahibi ölünce ne olacağı ise m. 183 çerçevesinde hâkimin alacağı önlemlere bağlanır. Bu nedenle sağ kalan ebeveynin hâkimden velayetin kendisine verilmesini istemesi gerekir.

Çocuk ölen ebeveynin ailesinin yanında kalabilir mi?

Fiilen kalabilir; ancak hukuki durumun belirlenmesi hâkimin işidir. Sağ kalan ebeveyn velayeti istemezse ya da velayeti yerine getiremezse, hâkim çocuğun korunması için uygun önlemleri alır; velayet altında bulunmayan küçük için vesayet makamı vasi atar (TMK m. 404).

Sağ kalan ebeveyn ile çocuk hiç görüşmüyorsa velayet yine de ona mı verilir?

Kanun bu halde otomatik bir sonuç yazmaz. Hâkim çocuğun menfaatine bakar; çocuğun sağ kalan ebeveynle ilişkisi, onun velayeti yerine getirme gücü ve çocuğun mevcut düzeni birlikte değerlendirilir.

Büyükanne ve büyükbaba çocukla görüşebilir mi?

Olağanüstü hâller mevcutsa ve çocuğun menfaatine uygun düşüyorsa, kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı hısımlara da tanınabilir (TMK m. 325). Bu hakkın kapsamı hâkim tarafından belirlenir.

Bu süreçte nereye başvurulur?

Dava, aile hukukundan doğan bir iş olduğu için aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde yetkilendirilen asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun m. 2, 4). Yetki ve dilekçe konusunda ayrıntı için dosyanın özelliklerine bakmak gerekir.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 182, 183, 325, 335, 336, 337, 342, 346, 347, 348, 397, 404
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 2, 4, 6
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 382
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler