Aile Hukuku ve Boşanma

Boşanma Davasında Nafaka veya Mal Davası Ayrı mı Açılır, Birlikte mi Görülür?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Boşanma davasında nafaka, tazminat, velayet ve mal rejimi talepleri hangisi aynı dosyada, hangisi ayrı davada çözülür? Süreleri ve farkları öğrenin.

Kısaca

  • Velayet, kişisel ilişki ve çocuğun giderlerine katılma boşanma kararında hâkim tarafından düzenlenir (TMK m. 182); tedbir konuları dava sürerken re’sen alınır (TMK m. 169).
  • Tazminat ve nafaka boşanma davasında istenebilir; boşanmadan doğan dava hakları boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 178).
  • Mal rejimi tasfiyesi çoğunlukla boşanma davasından ayrı bir dava olarak görülür; bu dava TMK m. 178’deki bir yıllık süreye tabi değildir.
  • Aynı davalıya karşı bağımsız taleplerin tek dilekçede ileri sürülmesi için aynı yargı çeşidi ve ortak yetkili mahkeme gerekir (HMK m. 110).

Boşanmak istiyorsunuz ama evlilikten geriye sadece ayrılık kararı kalmıyor: Çocuklar, ev, araba, birikim, belki bir de ödenmemiş nafaka var. Aklınıza ilk gelen soru şu: Bunların hepsini tek dosyada mı halledeceğim, yoksa her biri için ayrı dava mı açacağım? Cevap talebe göre değişir. Çocukla ilgili konular boşanma kararında hâkimin düzenlediği konulardır; nafaka ve tazminat boşanma davasında istenebilir ama sonradan da açılabilir; mal rejimi ise çoğunlukla ayrı bir davada çözülür.

Dava süresince alınan geçici önlemler

Boşanma davası açıldığında hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri kendiliğinden alır. Bu önlemler özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkindir (TMK m. 169). “Re’sen” ifadesi, bu önlemler için ayrıca bir talebin zorunlu olmadığını gösterir. Tedbir nafakası da bu çerçevede istenir; ayrıntı için tedbir nafakası nedir yazısına bakabilirsiniz. Geçici önlemler dava süresince geçerlidir; kalıcı düzenleme boşanma kararında yapılır.

Çocukla ilgili konular boşanma kararında çözülür

Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra ana ve babanın haklarını ve çocukla olan kişisel ilişkileri düzenler. Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m. 182). Dolayısıyla velayet, kişisel ilişki ve çocuğun giderlerine katılma (iştirak nafakası) için ayrı bir dava açmanız gerekmez; bunlar boşanma davasının içinde çözülür. İştirak nafakasını daha ayrıntılı öğrenmek için iştirak nafakası nedir yazısını okuyabilirsiniz.

Tazminat ve yoksulluk nafakası: aynı dosyada mı, ayrı mı?

Kusursuz veya daha az kusurlu taraf, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenmişse kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf da kusurlu eşten manevi tazminat talep edebilir (TMK m. 174). Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında nafaka isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m. 175).

Kanun bu hakların hangisinin hangi dilekçeyle ileri sürüleceğini katı bir şekilde belirlemez. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 177). Ancak bu hakların süresiz beklemeye de elverişli olmadığı açıktır: Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 178). Bu nedenle tazminat ve nafaka taleplerini boşanma dilekçesine yazmak, süre hesabı ve ayrı dosya yükünden kurtulmanın en sade yoludur.

Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir; manevi tazminat irat biçiminde ödenemez (TMK m. 176). Bu seçenekler için toptan nafaka ödemesi yazısına bakabilirsiniz.

Yoksulluk nafakasıyla ilgili önemli bir güncel nokta var: Anayasa Mahkemesi Haziran 2026’da TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir; iptal hükmü kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek, bu süre içinde yasama düzenlemesi beklenmektedir. Bu süre içinde mevcut hüküm uygulanır; kesinleşmiş nafaka kararları da kendiliğinden kalkmaz.

Mal rejimi tasfiyesi neden çoğunlukla ayrı bir davadır?

Eşler arasında kanuni mal rejimi, ayrıca bir sözleşme yoksa edinilmiş mallara katılma rejimidir (TMK m. 202). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179). Mal rejimi, mahkemece boşanma sebebiyle sona erdirilirse dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225/2); dava reddedilirse mal rejimi sona ermez. Tasfiyede mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır (TMK m. 235/1).

Katılma alacağı ve değer artış payı çoğunlukla boşanma davasından ayrı bir mal rejimi tasfiyesi davasında istenir. Bunun nedeni pratiktir: Mal rejimi hesabı mal varlığı araştırması, tapu ve banka kayıtları, bilirkişi hesabı gibi işlemler gerektirir ve bu inceleme, boşanma davasındaki kusur ve çocuk incelemesinden farklıdır. Bu ayrım, boşanma dilekçesine mal rejimi talebinin yazılmadığı hâllerde hakkın kaybolduğu anlamına gelmez.

Süre meselesi de farklıdır. Boşanmadan doğan dava hakları için TMK m. 178’deki bir yıllık süre geçerliyken, mal rejimi tasfiyesi bu bir yıllık süreye tabi değildir; uygulamada genel on yıllık zamanaşımı süresinin uygulandığı kabul edilir (TBK m. 146). Bu konuda süre hesaplarını yaparken dosyanın özelliklerine bakmak gerekir. Ayrıntı için mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye tarihi ve boşanma sonrası katılma alacağı için süre yazılarına bakabilirsiniz.

Evlilik tarihi mal rejimini değiştirir mi?

Mal rejimi talebini planlarken evliliğin ne zaman yapıldığına bakmak gerekir. Medeni Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında, o tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder; eşler yürürlük tarihinden başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar (4722 sayılı Kanun m. 10). Bu nedenle 1 Ocak 2002’den önce yapılan evliliklerde hesap iki döneme bölünebilir; o tarihe kadar mal ayrılığı, sonrası için edinilmiş mallara katılma rejimi esas alınır. Böyle bir dosyada hangi malın hangi dönemde edinildiğini belgelerle ortaya koymak gerekir.

Mal rejimi sözleşmesi yapılmışsa tablo yine değişir. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler (TMK m. 202/2); sözleşme evlenmeden önce veya sonra yapılabilir (TMK m. 203). Dolayısıyla katılma alacağı talebinden önce, eşler arasında hangi rejimin geçerli olduğunu netleştirmek gerekir.

Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur ve alacaklar takas edilir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir (TMK m. 236). Bu hesap, boşanma davasının kusur incelemesinden bağımsız bir mal varlığı incelemesi gerektirdiği için ayrı dava açılması yaygın bir yoldur. Görevli ve yetkili mahkeme için mal rejimi tasfiyesinde görevli ve yetkili mahkeme yazısına bakabilirsiniz.

Talepleri sıraya koymak

Dava açmadan önce şu sırayla düşünmek karışıklığı azaltır:

  1. Boşanma ve çocuk: Boşanma sebebi, velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası talebi boşanma dilekçesinin çekirdeğidir.
  2. Eş için mali talepler: Yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat bu aşamada ya da süresi içinde ayrı bir davayla istenebilir.
  3. Mal rejimi: Mahkeme boşanmaya karar verirse rejim dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225/2); tasfiye hesabı buna göre yapılır.
  4. Takip: Süreler kesinleşme tarihinden başladığı için bu tarihi not etmek, bir yıllık süreyi kaçırmamanın en basit yoludur.

Bu sıra bir zorunluluk değil, düzen önerisidir. Hangi talebin hangi aşamada ileri sürüleceği, tarafların mali durumuna ve çocukların durumuna göre değişir.

Aynı dilekçede birden fazla talep: HMK m. 110

Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır (HMK m. 110/1). Aile mahkemeleri, Medeni Kanun’un aile hukukuna ilişkin dava ve işlerine bakar (4787 sayılı Kanun m. 4). Bu nedenle boşanma, nafaka ve tazminat talepleri, ortak yetkili mahkeme bulunduğunda aynı dilekçede birlikte ileri sürülebilir. Mal rejimi taleplerinin aynı dilekçede mi yoksa ayrı davada mı ileri sürüleceği ise dosyanın durumuna göre değerlendirilir.

Ayrı açılan davalar nasıl birleşir, birlikte açılanlar nasıl ayrılır?

Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunursa davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir (HMK m. 166/1). Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da birinin hükmünün diğerini etkilemesi hâlinde bağlantı var sayılır (HMK m. 166/4). Mahkeme yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesi için birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına da karar verebilir (HMK m. 167).

Yani birlikte açmak, her zaman birlikte görülecek anlamına gelmez; ayrı açmak da her zaman ayrı kalacak anlamına gelmez. Mahkeme yargılamayı yönetirken bu iki aracı kullanır. Birleştirme ayrıntıları için davaların birleştirilmesi yazısı yol gösterir.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Bir çift on beş yıl evli kalıyor. Evlilik süresince edinilmiş bir daire ve araç var; bir ortak çocukları var. Eşlerden biri boşanma davası açıyor. Dilekçede boşanma, velayet ve tedbir nafakası talep ediliyor, mal rejimi talebi yazılmıyor. Çocukla ilgili konular boşanma kararında çözülüyor. Mal rejimi için ise ayrı bir tasfiye davası gündeme geliyor; boşanmaya karar verilirse katılma alacağı hesabında mal rejiminin dava tarihinde sona ermiş sayılması esas alınıyor. Yoksulluk nafakası ile tazminat taleplerinin dilekçede yer almaması durumunda ise bir yıllık sürenin takibi gerekiyor.

Sık yapılan hatalar

  • Bir yıllık süreyi unutmak: Boşanmadan doğan dava haklarında süre kesinleşmeden başlar.
  • Mal rejimi ile tazminatı karıştırmak: İkisinin süresi ve niteliği farklıdır.
  • Çocukla ilgili talepleri ayrıca açmaya kalkmak: Bu konular boşanma kararında zaten düzenlenir.
  • Dava tarihini yazmamak: Boşanmaya karar verilirse mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.

Hangi talebi nerede ileri süreceğinizi birlikte planlayalım

Hangi talebin boşanma dilekçesine yazılacağı, hangisinin ayrı davaya bırakılacağı ve sürelerin nasıl izleneceği dosyaya göre değişir. Durumunuzu telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilirsiniz. Aile hukuku alanındaki çalışmalarımızı ve görüşme planlamayı iletişim sayfasında bulabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Boşanma davasında nafaka istemezsem sonradan dava açabilir miyim?

Evet. Yoksulluk nafakası gibi boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 178); bu davada nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 177). Çocuk için iştirak nafakası ise bu bir yıla bağlı değildir; çocuğa fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir (TMK m. 329).

Mal rejimi davasını boşanma davasıyla birlikte açmak zorunda mıyım?

Hayır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179). Katılma alacağı ve değer artış payı çoğunlukla boşanma davasından ayrı bir mal rejimi tasfiyesi davasında istenir. Boşanma dilekçesinde yazılmadı diye hak kaybolur denemez.

Çocuğun velayeti ayrı bir davada mı istenir?

Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken olanak bulundukça ana ve babayı dinler ve ana ve babanın haklarını ile çocukla kişisel ilişkilerini düzenler (TMK m. 182). Bu yüzden velayet ve çocukla kişisel ilişki boşanma davası içinde ele alınır.

Dosyalar neden bazen ayrılır, bazen birleşir?

Mahkeme yargılamanın iyi yürütülmesi için birlikte açılmış veya birleştirilmiş davaları ayırabilir (HMK m. 167). Ayrı açılmış ama bağlantılı davalar ise birleştirilebilir (HMK m. 166). Bu karar hâkimin takdirine bağlıdır.

Yoksulluk nafakası konusundaki Anayasa Mahkemesi kararı bu davayı etkiler mi?

Anayasa Mahkemesi Haziran 2026’da TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir; iptal hükmü kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek, bu süre içinde yasama düzenlemesi beklenmektedir. Mevcut hüküm bu süre içinde uygulanır; kesinleşmiş nafakalar kendiliğinden kalkmaz.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 169, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 182, 202, 203, 225, 235, 236, 329
  • 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 10
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 110, 166, 167
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler