Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku

Faizli Ödünç Sözleşmelerinde Sınırlar

Av. Berat Özkan 4 dk okuma

Ödünç sözleşmesinde akdi faiz oranı serbestçe belirlenebilir mi? TBK m. 88’e göre azami faiz sınırı ve aşımın sonuçları anlatılıyor.

Kısaca

  • Sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, kanuni faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz (TBK m. 88/2).
  • Kanuni faiz oranı, 3095 sayılı Kanun uyarınca TCMB’nin önceki yıl 31 Aralık kısa vadeli reeskont oranının %80’i olarak belirlenir; bu oran döneme göre değişir.
  • Azami sınırı aşan faiz kısmı geçersizdir; taraflar bu kısmı isteyemez, fazla ödenmişse iadesi talep edilebilir.
  • Anatosizm yasağı gereği, işlemiş faizin anaparaya eklenerek üzerinden yeniden faiz yürütülmesi tüketim ödüncünde kararlaştırılamaz (TBK m. 388/3).

Bir ödünç ilişkisinde tarafların yüksek oranlı faiz kararlaştırması, günlük hayatta sık karşılaşılan bir durumdur; ancak Türk hukuku, borçluyu aşırı yüksek faiz oranlarına karşı korumak amacıyla sözleşme özgürlüğüne belirli sınırlar getirmiştir. Bu sınırların bilinmemesi, hem alacaklının hem de borçlunun beklemediği sonuçlarla karşılaşmasına yol açabilir.

Akdi Faiz Serbestisi ve Sınırı

Taraflar, kural olarak sözleşme özgürlüğü çerçevesinde bir ödünç ilişkisinde faiz oranını serbestçe belirleyebilir. Ancak TBK m. 88 bu serbestiye açık bir sınır getirmiştir:

“Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz.”

Burada referans alınan “birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranı”, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenen orandır — pratikte bu, 3095 sayılı Kanun’a göre hesaplanan kanuni faiz oranıdır. Yani sözleşmeyle kararlaştırılabilecek azami akdi faiz, kanuni faiz oranının %150’sidir (kanuni oranın kendisi + %50 fazlası).

Kanuni Faiz Oranı Nasıl Belirlenir?

3095 sayılı Kanun m. 1’e göre kanuni faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı reeskont oranının %80’i esas alınarak belirlenir; yıl içinde 30 Haziran’da bu oranla mevcut oran arasında beş puan veya daha fazla fark oluşursa, yılın ikinci yarısı için oran yeniden güncellenir. Bu oran her yıl ve gerektiğinde yıl içinde değişebildiğinden, sabit bir yüzde vermek yerine, faiz borcunun doğduğu tarihteki güncel oranın ilgili dönem için ayrıca teyit edilmesi gerekir.

Sınırı Aşan Faizin Akıbeti

Sözleşmede TBK m. 88/2’deki azami sınırı aşan bir faiz oranı kararlaştırılmışsa, bu durum sözleşmenin tamamını geçersiz kılmaz. Kısmi butlan ilkesi burada devreye girer: yalnızca kanuni sınırı aşan faiz kısmı geçersiz sayılır, sözleşmenin geri kalanı (anapara borcu ve azami sınıra kadar olan faiz) geçerliliğini korur. Borçlu, aşan kısmı ödemekle yükümlü değildir; ödemişse sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iadesini talep edebilir.

Anatosizm (Bileşik Faiz) Yasağı

TBK m. 388/3, tüketim ödüncü sözleşmelerinde işlemiş faizin anaparaya eklenerek bu toplam üzerinden yeniden faiz yürütülmesinin kararlaştırılamayacağını açıkça hükme bağlar. Bu, “faize faiz işletme” olarak bilinen anatosizm yasağıdır ve borçlunun borç yükünün katlanarak artmasını engellemeye yöneliktir. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunsa bile, bu hüküm geçersizdir.

Ticari ve Ticari Olmayan İlişkilerde Farklar

TBK m. 387 uyarınca ticari olmayan tüketim ödüncü sözleşmelerinde faiz, ancak açıkça kararlaştırılmışsa istenebilir; ticari tüketim ödüncünde ise kararlaştırılmamış olsa bile faiz istenebilir. Ancak her iki durumda da, kararlaştırılacak faiz oranı TBK m. 88/2’deki azami sınırı aşamaz. Ticari ilişkilerde ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun temerrüt faizine ilişkin özel hükümleri de gündeme gelebilir; bu nedenle ticari nitelikli ödünç sözleşmelerinde faiz oranı belirlenirken hem TBK hem de TTK hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Faiz Oranının Sözleşmede Belirlenmemesi Hâli

Sözleşmede faiz oranı belirlenmemişse, TBK m. 388/1 uyarınca kural olarak ödünç alma zamanında ve yerinde o tür ödünçlerde geçerli olan faiz oranı uygulanır. Bu durumda da uygulanacak oran, yine TBK m. 88’deki azami sınırı aşamaz; taraflar arasında oran konusunda anlaşmazlık çıkması hâlinde, mahkeme somut olayın koşullarına göre uygulanacak oranı belirler.

Yüksek Faizli Sözleşmelerde Gabin İddiası

Faiz oranının azami sınırı aşmamakla birlikte, sözleşmenin genel dengesinin borçlu aleyhine aşırı ölçüde bozulduğu durumlarda, ayrıca TBK m. 28’deki gabin (aşırı yararlanma) hükümlerine dayanılması da mümkün olabilir. Ancak gabin iddiasının kabul edilebilmesi için sözleşmedeki edimler arasındaki açık oransızlığın yanı sıra, karşı tarafın darlık, tecrübesizlik veya düşüncesizliğinden yararlanma unsurunun da ispatlanması gerekir.

İspat ve Uygulamadaki Önemi

Uygulamada faiz oranına ilişkin uyuşmazlıklar genellikle sözleşmenin yazılı olmaması veya oranın açıkça belirtilmemesi nedeniyle ortaya çıkar. Faiz oranının yazılı olarak ve açıkça belirtilmesi, hem ileride doğabilecek ispat sorunlarını önler hem de tarafların azami sınırı bilerek hareket etmesini sağlar.

Gecikme (Temerrüt) Faiziyle Akdi Faizin Farkı

Faizli ödünç sözleşmelerinde iki farklı faiz türü birbirine karıştırılmamalıdır: sözleşmede kararlaştırılan ve borç ilişkisinin normal işleyişi sırasında uygulanan akdi (sözleşmesel) faiz ile borçlunun ödemede temerrüde düşmesi hâlinde uygulanan temerrüt faizi. TBK m. 120 uyarınca temerrüt faizi oranı da kararlaştırılmamışsa kanuni faiz oranı uygulanır ve sözleşmeyle kararlaştırılan temerrüt faizi de yine TBK m. 88’deki azami sınıra tabi olabilir. Bu iki faiz türünün sözleşmede ayrı ayrı ve açıkça düzenlenmesi, uygulamada karışıklığı önler.

Yüksek Faizli Ödünç Sözleşmelerinde Alacaklının Dikkat Etmesi Gerekenler

Alacaklı konumundaki taraf açısından da, azami faiz sınırını aşan bir sözleşme kurmanın pratik riski büyüktür: sınırı aşan kısım hiçbir şekilde tahsil edilemeyeceğinden, alacaklı beklediği getiriyi elde edemeyebilir. Bu nedenle ödünç ilişkisi kurulmadan önce, güncel kanuni faiz oranının doğru araştırılması ve azami sınırın bu orana göre hesaplanması, hem alacaklının hem borçlunun menfaatine olan bir önlemdir.

Örnek Olay

Aşağıdaki örnek, kuralların işleyişini göstermek amacıyla hazırlanmıştır ve gerçek bir dosyaya dayanmaz.

İki kişi arasında kurulan ödünç sözleşmesinde, kanuni faiz oranının çok üzerinde bir yıllık faiz oranı kararlaştırılır. Borçlu, borcu ödemekte gecikince alacaklı sözleşmede yazılı faiz oranı üzerinden talepte bulunur. Borçlu, bu oranın TBK m. 88/2’deki azami sınırı aştığını ileri sürerek itiraz eder. Mahkeme, sözleşmedeki faiz oranını azami sınıra indirir ve alacaklının talebini bu sınır dahilinde kabul eder.

Sonuç

Faizli ödünç sözleşmelerinde tarafların iradesi önemli olmakla birlikte, kanun borçluyu aşırı faiz yükünden korumak için kesin sınırlar öngörmüştür. Sözleşme kurulmadan önce güncel kanuni faiz oranının ve azami akdi faiz sınırının doğru hesaplanması, ileride doğabilecek uyuşmazlıkları önlemenin en etkili yoludur. Ödünç ve faiz alacaklarınıza ilişkin uyuşmazlıklarda borçlar hukuku kapsamında hukuki destek alabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Ödünç sözleşmesinde istenilen oranda faiz kararlaştırılabilir mi?

Hayır. TBK m. 88/2 uyarınca sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, kanuni faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz. Bu sınırı aşan kısım geçersizdir.

Kanuni faiz oranı sabit midir?

Hayır, 3095 sayılı Kanun uyarınca kanuni faiz oranı, TCMB’nin bir önceki yıl 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı reeskont oranının %80’i esas alınarak belirlenir ve döneme göre güncellenir; güncel oranı sözleşme veya faiz borcunun doğduğu tarih itibarıyla kontrol etmek gerekir.

Azami faiz sınırını aşan bir sözleşme yapılırsa ne olur?

Sözleşmenin tamamı geçersiz olmaz; yalnızca kanuni sınırı aşan faiz kısmı geçersiz sayılır ve istenemez. Alacaklı, azami sınıra kadar olan faizi talep edebilir; sınırı aşan kısmı tahsil etmişse iadesi gündeme gelebilir.

Faizin faize eklenmesi (bileşik faiz) mümkün müdür?

Tüketim ödüncü sözleşmelerinde, işlemiş faizin anaparaya eklenerek üzerinden yeniden faiz yürütülmesi (anatosizm) TBK m. 388/3 uyarınca kararlaştırılamaz; bu yöndeki anlaşmalar geçersizdir.

Dayanak mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 88, 387-388
  • 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 1
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler

  • Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku

    Kefilin Sorumluluk Sınırları

    Kefil hangi kalemlerden ve ne kadar sorumludur? TBK m. 589-592 çerçevesinde kefilin sorumluluğunun kapsamı ve def’i hakları anlatılıyor.

    4 dk okuma
  • Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku

    Sözleşme Özgürlüğü ve Yasal Sınırları

    Taraflar sözleşmenin içeriğini serbestçe belirleyebilir; ancak kanunun emredici hükümleri, ahlak, kamu düzeni ve kişilik haklarına aykırı sözleşmeler geçersizdir.

    4 dk okuma