Borçlunun kısmi ödemeyi ana borçtan düşme hakkı, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş olma şartı, aksine anlaşma yasağı ve güvence altındaki kısma mahsup sınırı.
Kısaca
- Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir; aksine anlaşma yapılamaz (TBK m. 100/1).
- Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almış ise borçlu, kısmi ödemeyi güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir (TBK m. 100/2).
- Faiz veya giderleri ödemede gecikmiş borçlunun kısmi ödemesi önce bu alacak kalemlerine mahsup edilebilir.
- Birden çok borcu olan borçlunun hangi borcu ödediğini bildirme hakkı ayrıca düzenlenmiştir (TBK m. 101).
Bir borcu parça parça ödeyen kişi için en önemli sorulardan biri, yaptığı her ödemenin nereye sayıldığıdır. Ödeme önce faize ve masrafa mı gider, yoksa ana borcu mu azaltır? Bu ayrım, kalan borç tutarını, işleyecek faizi ve temerrüt riskini doğrudan etkiler. Uygulamada birçok alacaklı, ödemeleri önce faize sayarak ana borcun uzun süre yüksek kalmasını sağlar; borçlu ise bunun haksız olduğunu düşünür. Türk Borçlar Kanunu m. 100, kısmi ödemenin mahsubuna ilişkin temel kuralı ve önemli bir sınırlamayı düzenler. Bu yazıda bu kuralı, güvenceli alacaklarla ilişkisini ve pratik önerileri anlatıyoruz. Birden çok borç halinde mahsup için birden çok borçta ödemenin mahsubu yazısına da bakabilirsiniz.
Kısmi Ödeme ve Mahsup Sorunu
Kısmi ödeme, borcun tamamını karşılamayan ve borcun bir bölümüne ilişkin yapılan ödemedir. Borçlunun bu şekilde ödeme yapması çoğu zaman alacaklının rızasıyla gerçekleşir; çünkü alacaklı kısmi ifayı reddedebilir. Bu konuda bölünemeyen borç ve kısmen ifa yazısına bakabilirsiniz. Alacaklı kısmi ödemeyi kabul ettiğinde, ödemenin borcun hangi unsuruna (ana borç, faiz, masraf) sayılacağı sorusu doğar. Kanun bu soruyu borçlu lehine bir kuralla yanıtlar.
Borçlunun Ana Borçtan Düşme Hakkı (TBK m. 100/1)
TBK m. 100/1’e göre borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz. Bu hükmün üç önemli yönü vardır:
- Borçlu lehine bir haktır: Borçlu, yaptığı ödemenin ana borcu azaltmasını isteyebilir. Ana borç azaldıkça ileride işleyecek faiz de azalır.
- Şart: Faiz ve giderleri ödemede gecikmemiş olmak. Bu hakkın kullanılabilmesi için borçlunun faiz veya giderleri ödemede temerrüde düşmemiş olması gerekir. Faiz ve masraf borçlarını zamanında ödeyen borçlunun ek ödemeleri ana borca sayılır.
- Emredici niteliktedir: Aksine anlaşma yapılamaz. Yani sözleşmeye “yapılan her ödeme önce faiz ve masrafa sayılır” yazılsa bile, faiz ve giderleri ödemede gecikmemiş borçlunun bu hakkı ortadan kalkmaz. Bu düzenleme, borçluyu bileşik faiz benzeri sonuçlara götüren hükümlere karşı korur. Faiz üzerine faiz yasağı için faiz üzerine faiz yasağı ve temerrüt faizinin sınırları yazısına göz atabilirsiniz.
Örneğin 100 bin liralık borcun faizi düzenli ödenmiş ve borçlu ayrıca 20 bin lira ödeme yapmışsa, bu ödeme ana borçtan düşülür ve kalan ana borç 80 bin lira olur.
Faiz veya Giderlerde Gecikme Halinde
Kanun, “faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise” ifadesini kullanır. Bu, faiz veya giderleri ödemede gecikmiş borçlu için farklı bir durum olduğunu gösterir. Faiz veya giderlerde temerrüde düşmüş borçlunun kısmi ödemeleri, alacaklı tarafından önce bu gecikmiş kalemlere (masraf, faiz) sayılabilir. Bu yaklaşım, klasik ödeme sıralamasıyla uyumludur: önce masraflar, sonra faiz, en son ana borç. Bu durumda borçlunun ana borçtan düşme hakkı doğmaz ve alacaklı, ödemeyi vadesi geçmiş faiz ve giderlere mahsup edebilir. Bu nedenle borçlunun faiz ve gider borçlarını zamanında ödemesi, ana borcu düşürmek istiyorsa büyük önem taşır. Temerrüt ve faiz konularında temerrüt faizi ve yasal faiz oranı ve borçlunun temerrüdü ve sonuçları yazıları yararlıdır.
Güvence Altındaki Kısım (TBK m. 100/2)
Kısmi ödemede önemli bir sınırlama vardır. TBK m. 100/2’ye göre alacaklı, alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almış ise borçlu, kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir. Bu hükmün amacı, alacaklının güvencesini korumaktır. Örneğin 200 bin liralık alacağın 100 bin lirası ipotekle güvence altındaysa ve diğer 100 bin lirası güvencesizse, borçlu kısmi ödemeyi güvenceli kısma sayamaz; çünkü bu, alacaklıyı güvencesiz kısım bakımından riske sokar. Alacaklı, ödemeyi öncelikle güvencesiz veya daha az güvenceli kısma mahsup edebilir. Böylece güvenceli alacak, tam ifa edilinceye kadar korunmuş olur. Bu kural, kefil ve rehin verenlerin durumunu da etkiler: kısmi ödeme güvenceli kısmı azaltmazsa, kefilin veya rehin verenin sorumluluğu devam eder. Kefalete ilişkin genel kurallar için kefalet sözleşmesi ve geçerlilik şartları yazısına bakabilirsiniz.
Birden Çok Borç Halinde Mahsup
TBK m. 100’ün konusu, tek bir borcun kısmi ödemesidir. Borçlunun aynı alacaklıya karşı birden çok borcu varsa (örneğin birkaç fatura veya kredi), ödemenin hangi borca sayılacağı TBK m. 101 ve devamındaki hükümlere tabidir. Bu hükümlere göre borçlu, ödeme gününde hangi borcu ödemek istediğini bildirebilir; borçlu bildirmezse alacaklı makbuzda belirtebilir; hiçbiri belirtmezse kanunda öngörülen sıraya göre mahsup yapılır. Bu konu için birden çok borcta ödemenin mahsubu yazısı ayrıntı verir. Uygulamada ödeme yaparken dekont açıklamasında hangi borcu ödediğinin yazılması, mahsup tartışmasını önler.
Uygulamada Sık Karşılaşılan Durumlar
- Kredi ve taksit borçları: Bankalar genellikle sözleşme hükümlerine dayanarak ödemeleri önce faize ve masrafa mahsup eder. Faiz ve giderlerde gecikme yoksa bu uygulamanın ana borçtan düşme hakkına aykırı olup olmadığı tartışılabilir.
- Ticari alacaklar: Tedarikçi, cari hesap ödemelerini en eski faturaya sayabilir; bu ayrı bir mahsup kuralına dayanır.
- İcra takibi ve ödeme: İcra dosyasına yapılan kısmi ödemeler, dosyadaki alacak kalemleri (masraf, vekâlet ücreti, faiz, ana para) arasında kanun ve icra usul kuralları uyarınca dağıtılır. İcra dosyalarında ödeme sırası için icra ve iflas hukuku hizmet sayfamıza bakabilirsiniz.
- Kira ve dönemsel borçlar: Kira bedelinin bir kısmının ödenmesi halinde, ödemenin hangi döneme sayılacağı ve gecikme faizi konusu tartışma yaratabilir; bu konuda kira ödemesinin ispatı yazısındaki belgeleme ilkeleri de yararlıdır.
Borçlu İçin Pratik Öneriler
- Kısmi ödeme yaparken dekont veya yazılı bildirimde ödemenin ana borca sayılmasını istediğinizi belirtin,
- Faiz ve masraf borçlarınızı zamanında ödeyerek ana borçtan düşme hakkınızı koruyun,
- Sözleşmedeki “önce faize sayılır” hükmünün faiz ve giderlerde gecikmeniz yokken geçerli olmadığını unutmayın,
- Borcun bir kısmı güvence altındaysa ödemenin güvencesiz kısma sayılabileceğini hesaba katın,
- Alacaklının hesap ekstrelerini isteyerek ödemelerin nasıl mahsup edildiğini kontrol edin.
Alacaklı İçin Dikkat Edilecekler
Alacaklı, kısmi ödemeleri mahsup ederken kanuna uygun hareket etmeli ve mahsup dökümünü borçluya şeffaf biçimde sunmalıdır. Güvenceli ve güvencesiz kısımların ayrımını yapması, ödemeleri güvencesiz kısma sayması ve bunu kayıt altına alması hak kaybını önler. Aksine anlaşma ile borçlunun ana borçtan düşme hakkı ortadan kaldırılamayacağından, sözleşme hükümlerini bu sınıra uygun kurgulamak gerekir.
Sık Yapılan Hatalar
- Kısmi ödemenin otomatik olarak ana borcu düşürdüğünü sanmak,
- Faiz ve giderlerde gecikmişken ana borçtan düşme hakkını ileri sürmek,
- Güvenceli kısma ödeme sayılmasını talep etmek,
- Ödeme dekontuna açıklama yazmamak,
- Alacaklının mahsup dökümünü talep etmemek.
Örnek Olay
Aşağıdaki örnek kurgusaldır. Bir borçlu, 100 bin liralık borcunun faizini düzenli ödemektedir. Bir gün elindeki fazla paradan 30 bin lira kısmi ödeme yapar. Alacaklı ödemeyi önce faize saymak ister; ancak faiz ve giderlerde gecikme olmadığı için borçlu, ödemenin ana borçtan düşülmesini talep edebilir. Sözleşmedeki “ödemeler önce faize sayılır” hükmü, bu durumda borçlunun aleyhine uygulanamaz. Aynı borçlunun faiz ödemelerinde gecikmesi olsaydı, alacaklı ödemeyi önce gecikmiş faiz ve giderlere sayabilirdi.
Sonuç
Faiz ve giderleri ödemede gecikmemiş borçlu, kısmi ödemesini ana borçtan düşme hakkına sahiptir ve bu hak aksine anlaşmayla ortadan kaldırılamaz; ancak güvence altındaki kısma mahsup hakkı yoktur. Ödemelerin nasıl mahsup edildiğini kontrol etmek ve belgelemek önemlidir. Kısmi ödeme ve mahsup uyuşmazlığınızda borçlar hukuku kapsamında dosyanızı birlikte inceleyebiliriz. İletişim sayfamızdaki telefon numarasından veya mesajla bize ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Yaptığım kısmi ödeme önce faize mi mahsup edilir?
Faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş borçlu, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir ve bu hakla ilgili aksine anlaşma yapılamaz. Ancak faiz veya giderlerde gecikmiş borçlunun ödemesi önce bu kalemlere mahsup edilebilir.
Sözleşmede 'ödeme önce faize sayılır' yazıyorsa geçerli midir?
Faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş borçlu bakımından ana borçtan düşme hakkı emredicidir; aksine anlaşma yapılamaz. Yani gecikme yaşanmamışken sözleşme ile ödemelerin önce faize sayılacağını kararlaştırmak borçlunun bu hakkını ortadan kaldırmaz.
Borcun bir kısmı kefille güvence altındaysa ödemeyi istediğim kısma sayabilir miyim?
Hayır. Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almışsa borçlu, kısmen yaptığı ödemeyi güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir. Bu, alacaklının güvenceli alacağını korur.
Birden çok borcum varsa ödemeyi hangisine sayabilirim?
Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Bu konu TBK m. 101 ve devamında ayrıca düzenlenmiştir.
Dayanak mevzuat
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 100, 101, 102
Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.