İcra ve İflas Hukuku

Kredi Kefilinin İcra Takibindeki Sorumluluğu Nedir?

Av. Berat Özkan 4 dk okuma

Adi kefalet ile müteselsil kefalet arasındaki fark, kefilin ne zaman takip edilebileceği ve kefilin rücu hakkı hakkında genel bilgiler.

Kısaca

  • Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından sorumlu olmayı üstlendiği bir sözleşmedir (TBK m. 581).
  • Adi kefalette alacaklı, kural olarak önce asıl borçluya başvurmak zorundadır; kefile doğrudan başvuramaz.
  • Müteselsil kefalette alacaklı, asıl borçluya başvurmadan doğrudan kefili takip edebilir.
  • Kefalet sözleşmesi yazılı şekle tabidir ve kefilin sorumlu olduğu azami miktar ile müteselsil kefil olup olmadığının açıkça belirtilmesi gerekir.

Banka kredilerinde ve ticari sözleşmelerde borcun teminatı olarak sıklıkla kefalet müessesesine başvurulur. Kredi geri ödenmediğinde kefilin ne zaman ve nasıl takip edilebileceği, hem alacaklılar hem de kefil olan kişiler için büyük önem taşır. Bu yazıda kredi kefilinin icra takibindeki sorumluluğunu genel hatlarıyla ele alıyoruz.

Kefalet Sözleşmesinin Niteliği

Türk Borçlar Kanunu’na göre kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği bir sözleşmedir. Kefalet, mevcut ve geçerli bir borç için kurulabileceği gibi, ileride doğacak veya şarta bağlı bir borç için de kurulabilir.

Şekil Şartları

Kefalet sözleşmesi kanunda sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır:

  • Sözleşme yazılı yapılmalıdır,
  • Kefilin sorumlu olacağı azami miktar açıkça belirtilmelidir,
  • Kefalet tarihi yer almalıdır,
  • Müteselsil kefil olunacaksa bu sıfat, kefilin kendi el yazısıyla sözleşmede belirtilmelidir.

Bu şartlardan biri eksikse kefalet sözleşmesi geçersiz sayılabilir. Ayrıca evli bir kişinin kefil olabilmesi için, kanunda sayılan istisnalar dışında eşinin yazılı rızası aranır.

Adi Kefalet

Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez. Alacaklının doğrudan kefile başvurabilmesi için kanunda sayılan istisnai durumların (örneğin borçlu hakkındaki takibin sonuçsuz kalması, borçlunun iflas etmesi veya konkordato sürecine girmesi gibi) gerçekleşmiş olması gerekir. Bu nedenle adi kefil, alacaklının önce asıl borçluya karşı icra takibi başlatmasını ve bu takibin belirli aşamalara gelmesini bekleyebilir.

Müteselsil Kefalet

Uygulamada banka kredilerinde en sık karşılaşılan tür müteselsil kefalettir. Müteselsil kefalette alacaklı, asıl borçluya başvurmadan, doğrudan kefili takip edebilir. Ancak taşınmaz rehni ile güvence altına alınmış bir alacakta, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağına ilişkin özel kurallar da bulunabilir. Bu nedenle her kredi sözleşmesinin kefalet hükümleri ayrı ayrı incelenmelidir.

Birlikte Kefalet

Birden çok kişi aynı borca birlikte kefil olmuşsa, her biri kendi payı için adi kefil, diğerlerinin payı için ise kefile kefil gibi sorumlu olur. Borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri borcun tamamından sorumlu tutulabilir; ancak belirli şartlarda diğer kefillere karşı da takip yapılmadıkça kendi payından fazlasını ödemekten kaçınma hakkına sahip olabilir.

Kefilin İcra Takibindeki Durumu

Banka veya alacaklı, kefile karşı da bir icra takibi başlatabilir. Kefil, ödeme emrine karşı, kefaletin geçersizliği, sorumluluk sınırının aşıldığı veya adi kefalette henüz asıl borçluya başvurulmadığı gibi itirazları ileri sürebilir. Bu itirazların hangi mercie ve hangi süre içinde yapılacağı, takibin dayandığı belgeye (sözleşme veya kambiyo senedi) göre değişir.

Kefaletin Sona Ermesi ve Süre Sınırlamaları

Kefalet sözleşmesi, asıl borcun ifa edilmesi veya başka bir sebeple sona ermesi hâlinde kendiliğinden ortadan kalkar. Ayrıca belirli süreli kefaletlerde, sürenin dolmasıyla kefilin sorumluluğu da sona erebilir. Alacaklının zamanaşımını kesen bir işlem yapması, asıl borçluya karşı hüküm ifade ederken, bu durumun kefile karşı da sonuç doğurup doğurmayacağı ayrıca değerlendirilmelidir; kanun bu konuda asıl borçlu ile kefil arasındaki ilişkiyi farklı kurallara bağlamıştır. Bu nedenle uzun süredir takip edilmeyen bir kredi borcunda kefilin sorumluluğunun devam edip etmediği, dosyanın tarihçesine göre incelenmelidir.

Kefilin Rücu Hakkı

Borcu ödeyen kefil, asıl borçluya karşı rücu hakkına sahiptir; yani ödediği tutarı borçludan geri isteyebilir. Birden çok kefil varsa, ödeme yapan kefilin diğer kefillere karşı da belirli oranda rücu hakkı doğabilir.

Kefilin Def’i İleri Sürme Hakkı

Kanun, asıl borçlunun alacaklıya karşı ileri sürebileceği def’ileri (örneğin takas hakkı gibi) kefilin de ileri sürebileceğini öngörür. Asıl borçlunun takas hakkı bulunduğu sürece, kefil de bu hakka dayanarak alacaklıya karşı def’ide bulunabilir. Bu kural, kefilin sorumluluğunun asıl borç ilişkisine sıkı sıkıya bağlı (fer’i) niteliğinin bir sonucudur ve kefilin icra takibindeki savunma imkânlarını genişleten önemli bir düzenlemedir.

Eşin Rızası Şartının Önemi

Kanun, evli bir kişinin kefil olabilmesi için kural olarak eşinin yazılı rızasını aramaktadır; bu şart bazı istisnai kredi türleri için aranmayabilir. Bu rıza şartına uyulmadan kurulan bir kefalet sözleşmesinin geçerliliği tartışmalı hâle gelebilir. Bu nedenle kefil olacak kişinin evli olup olmadığı ve gerekli rızanın alınıp alınmadığı, sözleşmenin geçerliliği bakımından incelenmesi gereken bir husustur.

Kefilin Bilgilendirilmesi

Uygulamada bazı kefiller, kredi ilişkisinin seyri hakkında (örneğin borçlunun temerrüde düşmesi, yeniden yapılandırma yapılması gibi) yeterince bilgilendirilmediğini ileri sürebilir. Kefalet ilişkisinin niteliği gereği, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki bazı gelişmelerin kefile de belirli ölçüde yansıtılması beklenir. Bu konudaki uyuşmazlıklar, somut sözleşme hükümleri ve genel dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Sık Yapılan Hatalar

  • Kefalet sözleşmesindeki azami sorumluluk miktarını dikkate almadan tüm borç için takip başlatmak,
  • Adi kefalet ile müteselsil kefaleti karıştırarak doğrudan kefile başvurmak,
  • Kefalet sözleşmesinin şekil şartlarını (yazılılık, el yazısı ibaresi) incelemeden itiraz imkânlarını değerlendirmemek,
  • Rücu hakkının kullanılma sürecini ihmal etmek.

Kefilin Kredi Sözleşmesini İnceleme Zorunluluğu

Kefil olacak kişinin, imzaladığı sözleşmedeki azami sorumluluk tutarını, kefaletin türünü ve varsa özel şartları imzalamadan önce dikkatle incelemesi büyük önem taşır. Uygulamada birçok uyuşmazlık, kefilin sözleşme şartlarını yeterince anlamadan imza atmasından kaynaklanmaktadır. İmza sonrası ortaya çıkan sorumluluk, sözleşmenin içeriğine göre şekillendiğinden, imza öncesi dikkatli bir inceleme yapılması sonradan doğabilecek uyuşmazlıkların önüne geçebilir.

Örnek Olay

Aşağıdaki örnek, kuralların işleyişini göstermek amacıyla hazırlanmıştır ve gerçek bir dosyaya dayanmaz.

Bir kişi, arkadaşının kredi sözleşmesine müteselsil kefil olur. Kredi ödenmeyince banka, doğrudan kefile karşı icra takibi başlatır. Kefil, kefalet sözleşmesindeki azami sorumluluk tutarının aşıldığını ileri sürerek itirazda bulunur; icra mahkemesi/icra dairesi bu itirazı inceler.

Sonuç

Kredi kefilinin icra takibindeki sorumluluğu, kefaletin türüne ve sözleşmenin şekline göre önemli farklılıklar gösterir. Kefil olarak bir icra takibiyle karşı karşıyaysanız veya alacaklı sıfatıyla kefile karşı takip başlatmayı düşünüyorsanız, icra ve iflas hukuku kapsamında durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz.

Sık sorulan sorular

Adi kefil ile müteselsil kefil arasındaki temel fark nedir?

Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez; kanunda sayılan istisnai hâller dışında önce asıl borçluya başvurulması gerekir. Müteselsil kefalette ise alacaklı, asıl borçluya başvurmadan doğrudan kefili takip edebilir.

Kefalet sözleşmesi sözlü yapılabilir mi?

Hayır. Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Müteselsil kefil olunacaksa bu sıfatın da kefilin el yazısıyla belirtilmesi aranır.

Kefil, borcu öderse rücu hakkına sahip midir?

Evet. Borcu ödeyen kefil, asıl borçluya karşı rücu (geri isteme) hakkına sahiptir. Birden çok kefil varsa, ödeme yapan kefilin diğer kefillere karşı da belirli şartlarla rücu hakkı doğabilir.

Dayanak mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 581-587 (kefalet sözleşmesi, adi ve müteselsil kefalet)
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 42 vd. (ilamsız icra takibi)
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

İcra ve İflas Hukuku konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler