Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku

Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme

Av. Berat Özkan 4 dk okuma

Bir sözleşmeden doğan hak, sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü bir kişiye nasıl tanınır? Tam ve eksik üçüncü kişi yararına sözleşme ayrımı anlatılıyor.

Kısaca

  • Üçüncü kişi yararına sözleşmede, sözleşmenin tarafı olmayan bir kişiye ifa talep hakkı tanınabilir (TBK m. 129).
  • Tam üçüncü kişi yararına sözleşmede, üçüncü kişi doğrudan ifa talep edebilir; eksik olanda yalnızca sözleşme tarafı talep edebilir.
  • Üçüncü kişinin hak kazanması için sözleşmeye taraf olması gerekmez; ancak kabul beyanı bazı hâllerde önem taşır.
  • Sözleşmenin tarafları, üçüncü kişi hakkını kullanmadan önce bu hakkı değiştirebilir veya kaldırabilir.

Bir sözleşme kural olarak yalnızca onu bizzat kuran taraflar arasında hak ve borç doğurur ve üçüncü kişileri bağlamaz. Ancak bazı durumlarda taraflar, kendi aralarında kurdukları sözleşmenin sağladığı bir hakkı, o sözleşmeye hiçbir şekilde taraf olmayan üçüncü bir kişiye tanımak isteyebilir. Bu imkân, borçlar hukukunda özel olarak “üçüncü kişi yararına sözleşme” kurumuyla ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.

Sözleşme İlişkilerinin Nispiliği İlkesinin İstisnası

Borçlar hukukunun temel ilkelerinden biri, sözleşmelerin yalnızca onu kuran taraflar arasında hüküm doğurmasıdır (nispilik ilkesi); üçüncü kişi yararına sözleşme, bu ilkenin kanunen tanınmış önemli bir istisnasını oluşturur ve taraflara, sözleşme dışındaki kişilere de doğrudan hak tanıma imkânı verir.

Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme Nedir?

TBK m. 129’a göre kendi adına sözleşme yapan kişi, sözleşmeye üçüncü kişi yararına bir edimin ifası şartını koyabilir. Bu durumda üçüncü kişi, sözleşmede açıkça yetkili kılınmışsa, borçludan doğrudan ve bağımsız olarak ifa isteyebilir. Bu kurum, sözleşme özgürlüğünün önemli ve pratik bir uzantısı olarak, sözleşme taraflarının ortak iradesiyle üçüncü kişilere doğrudan ve bağımsız haklar tanınmasına imkân verir.

Tam ve Eksik Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme Ayrımı

Tam üçüncü kişi yararına sözleşme

Üçüncü kişiye, borçludan doğrudan ifa talep etme ve gerekirse dava açma hakkı tanınır. Bu tür sözleşmede üçüncü kişi, sözleşmenin tarafı olmasa da bağımsız bir talep hakkına sahip olur.

Eksik üçüncü kişi yararına sözleşme

İfa üçüncü kişiye yapılacak olsa da, ifayı talep etme ve dava açma hakkı yalnızca sözleşmenin tarafına (alacaklıya) aittir; üçüncü kişi yalnızca ifadan fiilen yararlanan konumundadır, bağımsız bir dava hakkına sahip değildir.

Üçüncü Kişinin Hakkının Doğması

Üçüncü kişi, kendisine tanınan haktan yararlanmak istediğini bildirdiğinde, bu hak kesinleşir ve sözleşme tarafları artık bu hakkı tek taraflı olarak değiştiremez veya geri alamaz. Üçüncü kişinin bu bildirimi yapmadığı sürece, sözleşme tarafları aralarındaki anlaşmayla üçüncü kişiye tanınan hakkı değiştirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Üçüncü Kişi Yararına Sözleşmenin Ticari Sözleşmelerdeki Yansımaları

Ticari ilişkilerde bu kurum, özellikle bir grup şirketin farklı iştiraklerine yönelik teslimat veya ödeme düzenlemelerinde, ayrıca inşaat projelerinde alt yüklenicilere veya tedarikçilere doğrudan ödeme yapılmasını öngören yapılarda kullanılabilir; bu sayede ödeme ve teslimat zincirinin karmaşıklığı azaltılarak işlemler daha hızlı ve doğrudan yürütülebilir.

Uygulamada Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme Örnekleri

  • Hayat sigortası sözleşmeleri: Sigorta bedelinin ödeneceği lehtarın belirlenmesi.
  • Bankacılık işlemleri: Bir kişinin başkası adına banka hesabına para yatırma talimatı vermesi.
  • İnşaat sözleşmeleri: Yüklenicinin, iş sahibinin belirlediği üçüncü bir kişiye doğrudan teslimat yapmasını öngören düzenlemeler.

Üçüncü Kişinin Def’ilere Karşı Durumu

Borçlu, üçüncü kişiye karşı da, sözleşmeden doğan ve sözleşmenin tarafına karşı ileri sürebileceği def’ileri (örneğin karşı edimin ifa edilmediği iddiası) ileri sürebilir; çünkü üçüncü kişinin hakkı, sözleşmenin kendisinden bağımsız bir kaynağa dayanmaz, doğrudan o sözleşmeden doğar.

Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme ile Temsil Arasındaki Fark

Temsilde, temsilci başkası adına ve hesabına hareket eder ve işlemin sonuçları doğrudan temsil olunanı bağlar; üçüncü kişi yararına sözleşmede ise sözleşmeyi yapan taraf kendi adına hareket eder, yalnızca ortaya çıkan hakkı üçüncü kişiye tanır. Bu iki kurum farklı hukuki mekanizmalara dayandığından, sonuçları da farklıdır.

Üçüncü Kişi Yararına Sözleşmenin Kurulma Amacı

Taraflar, bazen doğrudan bir üçüncü kişiye edim ifa etmeyi tercih eder; bu, ekonomik açıdan pratik bir çözüm sunar çünkü sözleşmeyi yapan taraf ile üçüncü kişi arasında ayrıca bir sözleşme kurulmasına ve ek bir ifa işlemine gerek kalmaz. Bu düzenleme, özellikle aile içi düzenlemelerde, sigorta ilişkilerinde ve bazı ticari yapılandırmalarda tarafların ihtiyaçlarına hızlı ve esnek bir çözüm sunar.

Üçüncü Kişinin Hakkını Reddetmesi

Üçüncü kişi, kendisine tanınan hakkı kabul etmek zorunda değildir; bu hakkı reddedebilir. Hak reddedildiğinde, sözleşmenin tarafı olan alacaklı, aksi kararlaştırılmadıkça bu edimden kendisi yararlanabilir veya edimin başka bir üçüncü kişiye yapılmasını isteyebilir. Üçüncü kişinin sessiz kalması, kural olarak hakkı otomatik olarak kabul ettiği anlamına gelmez; bazı sözleşme türlerinde kabul için açık bir beyan aranabilir.

Üçüncü Kişi Yararına Sözleşmenin İspatı ve Uygulanması

Bir sözleşmede üçüncü kişi yararına bir hükmün bulunup bulunmadığı, sözleşmenin içeriğinden ve tarafların iradesinden açıkça anlaşılmalıdır; taraflar arasında bu konuda tereddüt varsa, sözleşmenin genel yorum ilkelerine göre değerlendirme yapılır. Üçüncü kişi, hakkını kullanırken sözleşmenin kendisine tanıdığı kapsamla sınırlı kalır; sözleşmede öngörülmeyen ek bir talepte bulunamaz.

Üçüncü Kişi Yararına Sözleşmenin Miras ve Aile Hukukuyla İlişkisi

Üçüncü kişi yararına sözleşme kurumu, miras ve aile hukuku alanlarında da sıkça uygulama alanı bulur; örneğin bir kişinin, ölümünden sonra belirli bir kişiye ödeme yapılmasını öngören sözleşmeler düzenlemesi, miras hukukundaki vasiyet kurumundan farklı ve daha esnek bir alternatif sunabilir. Ancak bu tür düzenlemelerin miras hukukunun saklı pay gibi emredici kurallarını dolanmak amacıyla kullanılmaması gerekir; aksi hâlde bu düzenlemeler geçersiz sayılabilir.

Örnek Olay

Aşağıdaki örnek, kuralların işleyişini göstermek amacıyla hazırlanmıştır ve gerçek bir dosyaya dayanmaz.

Bir kişi, hayat sigortası sözleşmesi yaparken sigorta bedelinin kendisinin vefatı hâlinde çocuğuna ödenmesini şart koşar. Sigorta şirketi ile sözleşmeyi yapan kişi vefat ettiğinde, çocuk bu sözleşmenin tarafı olmamasına rağmen, tam üçüncü kişi yararına sözleşme hükümleri gereği doğrudan sigorta şirketinden tazminatını talep edebilir.

Sonuç

Üçüncü kişi yararına sözleşme, sözleşme taraflarının iradesiyle üçüncü kişilere doğrudan haklar tanınmasını sağlayan esnek bir hukuki araçtır. Böyle bir sözleşmenin doğru kurgulanması ve üçüncü kişi hakkının kapsamı veya kullanılmasıyla ilgili bir uyuşmazlık için borçlar hukuku kapsamında hukuki destek alabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Üçüncü kişi yararına sözleşmede üçüncü kişinin sözleşmeye taraf olması gerekir mi?

Hayır, üçüncü kişi sözleşmenin tarafı değildir; sözleşme, kendi adına hareket eden taraf ile karşı taraf arasında kurulur. Üçüncü kişiye yalnızca belirli bir hak (tam üçüncü kişi yararına sözleşmede ifa talep hakkı) tanınır.

Hayat sigortasında lehtarın durumu üçüncü kişi yararına sözleşmeye örnek midir?

Evet, hayat sigortası sözleşmesinde sigorta bedelinin ödeneceği lehtarın belirlenmesi, tipik bir üçüncü kişi yararına sözleşme örneğidir; lehtar, sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı hâlde doğrudan tazminat talep edebilir.

Sözleşme tarafları üçüncü kişiye tanınan hakkı sonradan değiştirebilir mi?

Üçüncü kişi, kendisine tanınan haktan yararlanacağını bildirene kadar taraflar bu hakkı değiştirebilir veya ortadan kaldırabilir; üçüncü kişinin kabulünden sonra ise bu hak kural olarak taraflarca tek başlarına geri alınamaz.

Eksik üçüncü kişi yararına sözleşmede üçüncü kişi hiç mi hak sahibi olmaz?

Eksik üçüncü kişi yararına sözleşmede, ifa üçüncü kişiye yapılacak olsa da, ifayı talep etme hakkı yalnızca sözleşmenin tarafına aittir; üçüncü kişi doğrudan dava açma hakkına sahip değildir.

Dayanak mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 129-131
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler