Reddedilen davadan bir yıl sonra açılan boşanma davasında kusur boşanmanın şartı değildir; ancak tazminat ve nafaka talepleri bakımından önemini korur.
Kısaca
- TMK m. 166/4 şartları oluşmuşsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır; boşanmaya karar verilebilmesi için kusurun ispatı gerekmez.
- Kusur boşanmanın şartı olmaktan çıkar, ama maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası bakımından önemini korur.
- Maddi tazminat için kusursuz veya daha az kusurlu olmak, yoksulluk nafakası için kusuru daha ağır olmamak gerekir.
- Tazminat ve nafaka taleplerini dilekçede açıkça ileri sürmek gerekir; boşanma hükmü kesinleştikten sonra dava hakları bir yılda zamanaşımına uğrar.
Reddedilen boşanma davasının kararı kesinleşeli bir yıl geçtiyse ve ortak hayat yeniden kurulamadıysa, yeni bir dava açabilirsiniz. Bu davada boşanmaya karar verilebilmesi için karşı tarafın kusurunu ispatlamanız gerekmez; kanun, şartlar gerçekleştiğinde evlilik birliğini temelinden sarsılmış sayar. Kusur ise tamamen önemsiz hâle gelmez, çünkü tazminat ve nafaka gibi sonuçlar hâlâ kusura bağlıdır.
Kanun Bu Davada Ne Arıyor?
Medeni Kanun’un 166. maddesinin dördüncü fıkrası, 2024’te 7532 sayılı Kanunla değiştirildi. Fıkraya göre boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmeli, bu karar kesinleşmeli ve kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmelidir. Bir yılın sonunda ortak hayat “her ne sebeple olursa olsun” yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
Metne dikkat edin: aranan şartlarda kusur yok. Ret kararı verilmiş ve kesinleşmiş olacak, kesinleşmeden sonra bir yıl geçmiş olacak; ortak hayat da kurulmamış olacak. Ortak hayatın neden kurulamadığı, yani bunun kimin yüzünden olduğu bu fıkrada sorulmuyor. “Her ne sebeple olursa olsun” ifadesi tam olarak bunu söylüyor.
Genel sebebe dayanan klasik davada ise durum farklıdır. Orada hâkim, ortak hayatın sürdürülmesinin beklenip beklenmediğini değerlendirir ve olayları tartar. Aradaki farkı 166/1 ile 166/4 arasındaki fark yazısında ayrıca anlattık.
Kusur Boşanmanın Şartı mı?
Hayır. Bir yıllık süre dolduktan sonra açılan davada hâkimin önünde şu soru durur: ret kararı kesinleşmiş mi, bir yıl geçmiş mi, ortak hayat kurulmuş mu? Bu üçünün cevabı olumluysa evlilik sarsılmış sayıldığı için “kim ne yaptı” tartışması boşanma kararının dayanağı olmaz.
Bu, ilk davada kusurlu görülen bir eş için de geçerlidir. İlk davayı açıp “yeterince kanıtlayamadığı” için reddedilen taraf, bir yıl sonra aynı olayları yeniden ispat etmek zorunda kalmaz. Hâkim yeni davada o olayları baştan araştırmak yerine fıkradaki şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine bakar.
Kusur Nerede Devreye Girer?
Boşanmaya karar verilmesi başka, boşanmanın sonuçlarını düzenlemek başkadır. Kusur şu alanlarda hâlâ belirleyicidir.
Maddi tazminat. Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir (TMK m. 174/1). Burada kusurun varlığı ve dağılımı doğrudan sonucu etkiler. Ayrıntı için boşanmada maddi tazminat yazısına bakabilirsiniz.
Manevi tazminat. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda manevi tazminat isteyebilir (TMK m. 174/2). Yine kusur aranır; manevi tazminatın şartlarını ayrı bir yazıda ele aldık.
Yoksulluk nafakası. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan malî gücü oranında nafaka isteyebilir (TMK m. 175). Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Anayasa Mahkemesi Haziran 2026’da bu maddedeki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir; iptal hükmü kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek, bu süre içinde yasama düzenlemesi beklenmektedir. O zamana kadar mevcut hüküm uygulanır ve kesinleşmiş nafaka kararları kendiliğinden kalkmaz. Koşulları yoksulluk nafakası şartları yazısında toparladık.
Tedbir ve çocuk konuları. Dava devam ederken hâkim barınma, geçim, mal yönetimi ve çocukların bakımı ile ilgili geçici önlemleri re’sen alır (TMK m. 169). Velayet ve kişisel ilişki kararlarında hâkimin baktığı asıl nokta çocuğun durumudur; evlilikte kimin ne kadar kusurlu olduğu bu değerlendirmenin yerini tutmaz.
Önceki Dosyadaki Deliller Yeni Davada Kullanılır mı?
Yeni dava ayrı bir dosyadır ve hâkim deliller konusunda serbest takdir yetkisine sahiptir (TMK m. 184/4). Ancak önceki ret kararı bir ilamdır ve kesin delil sayılır (HMK m. 204). Eski dosyanın getirtilmesini istemek ya da ilgili karar ve belgeleri doğrudan sunmak mümkündür; hâkim önceki davada neyin tespit edildiğini bu yolla görür.
İki noktaya dikkat edin. Birincisi, uygulamada ilk davada incelenip ispatlanamadığı ya da hükme esas alındığı kesinleşen olaylar, yeni davada yeni delillerle baştan tartışmaya açılamaz; kusur tartışması bu tespitler üzerine kurulur. İkincisi, ret kararının kesinleşmesinden sonra yaşanan olaylar kusur dağılımını değiştirebilir. İlk davada hakkında hiçbir şey söylenmeyen bir tarafın bu süre içinde yaptığı bir davranış, tazminat tartışmasının merkezine yerleşebilir.
Kusur Nasıl Tartılır, Hangi Olaylar Hesaba Girer?
Kusur, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklere aykırı davranmaktır. Medeni Kanun eşlere birlikte yaşamayı, birbirine sadık kalmayı ve yardımcı olmayı, çocukların bakım ve eğitimine birlikte özen göstermeyi yükler (TMK m. 185). Hâkim, tazminat ve nafaka taleplerini değerlendirirken bu yükümlülüklerin hangi tarafça, ne ölçüde ihlal edildiğine bakar. Aldatma, hakaret, şiddet, ihmal, evi terk, ailenin ekonomik yükünden kaçınma gibi olaylar bu tartının içine girer.
Kusurun “var” ya da “yok” diye iki seçenekli olmadığını bilmek gerekir. Hâkim, iki tarafın davranışlarını karşılaştırır ve birinin diğerine göre daha ağır ya da daha hafif kusurlu olduğu sonucuna varabilir; eşit kusur da mümkündür. Maddi tazminat bakımından kusursuz veya daha az kusurlu olmak, yoksulluk nafakası bakımından ise kusuru daha ağır olmamak aranır. Eşit kusur bu iki talep arasında farklı sonuç doğurur: eşit kusurlu eş yoksulluk nafakası isteyebilirken, maddi tazminat için “daha az kusurlu” olmak gerekir. Bu konuyu eşit kusurlu eşin tazminat ve nafaka hakkı yazısında ayrıca işledik.
Kusurun ispatı genel delil kurallarına göre yapılır. Mesaj ve yazışma kayıtları, tanıklar, sağlık veya polis kayıtları, banka dökümleri gibi belgeler kullanılabilir. Boşanma davalarında hâkim, davanın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; hâkim bu olgular hakkında taraflara yemin öneremez ve tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz (TMK m. 184). Yani “karşı taraf kabul etti” demek tek başına yeterli olmayabilir. Kanıt düzenini boşanma davasında ispat yükü ve deliller yazısında anlattık.
Dilekçede Kusurla İlgili Neler Yazılmalı?
Bir yıl sonra açılan davada dilekçenin omurgası, ret kararının kesinleşme tarihi ile ortak hayatın kurulamamış olmasıdır. Kusurla ilgili kısım ise taleplerinize bağlı olarak eklenir.
Tazminat veya nafaka istiyorsanız dilekçede bunu açıkça yazmalı, dayandığınız olayları tarih ve somut ayrıntılarla anlatmalısınız. “Eşim bana kötü davrandı” gibi genel bir cümle yerine, ne zaman, nerede, hangi davranışın yaşandığı ve elinizde hangi delilin bulunduğu belirtilmelidir. İlk davadaki olayları kısaca anmak mümkündür, ancak yeni dilekçenin odağında bir yıl içinde yaşananların da yer alması işinize yarar.
Karşı taraf tazminat veya nafakaya itiraz edecekse, cevap dilekçesinde kendi savunmasını yapar. Hatta karşı dava açıp kendi taleplerini ileri sürebilir; bu aşamayı cevap dilekçesi ve karşı dava yazısında bulabilirsiniz.
Dava Sürerken Kusur Tartışması Geçici Önlemleri Etkiler mi?
Dava açıldığında hâkim barınma, geçim ve çocukların bakımına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m. 169). Tedbir nafakası ve geçici velayet gibi kararlar, davanın sonunu beklemeden verilir. Geçici önlemler davanın devamı süresince gerekli olan ihtiyaçlara yöneliktir; nihai karardaki kusur değerlendirmesi ise yargılamanın sonunda ayrıca yapılır. Dolayısıyla yargılama sırasında verilen geçici karar ile nihai karardaki kusur değerlendirmesi birbirinden farklı çıkabilir. Geçici önlemlerin ayrıntısı için boşanma davasında geçici önlemler yazısına göz atın.
Karşı Taraf İtiraz Ederse
Medeni Kanun’un 166. maddesinin ikinci fıkrası, davacının kusuru daha ağırsa davalıya itiraz hakkı tanır. Ancak bu fıkra, “yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde”, yani birinci fıkradaki genel sebep için düzenlenmiştir. Dördüncü fıkranın metninde benzer bir itiraz hakkı yer almaz. Davalının savunmasında ne söyleyebileceğini ve bu konunun nasıl yorumlandığını karşı tarafın itirazı yazısında ele alıyoruz. Genel itiraz hakkını merak ediyorsanız davalının itiraz hakkı yazısına da göz atabilirsiniz.
Varsayımsal Bir Örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: Ayşe, eşi Mehmet’e karşı boşanma davası açmış, ancak mahkeme olayları yeterince ispatlanmış bulmayarak davayı reddetmiş. Karar kesinleşmiş. Aradan bir yıl geçmiş, çift ayrı evlerde yaşıyor, aralarında ortak hayat yok.
Ayşe yeni dava açtığında, hâkim bir yıllık sürenin ve ortak hayatın kurulamamış olmasının gerçekleştiğini görürse boşanmaya karar verebilir. Ayşe’nin ilk davada ispatlayamadığı olayları baştan ispatlaması gerekmez. Ama Ayşe maddi tazminat istiyorsa, Mehmet’in kusurunu ve kendi kusursuzluğunu veya daha az kusurlu olduğunu göstermesi gerekir. İlk davada ispatlanamadığı kesinleşen olayları yeniden tartışmaya açamayacağı için bunu önceki karardaki tespitler ve ret kararının kesinleşmesinden sonra yaşananlarla yapacaktır. Mehmet, Ayşe’nin kusurlu olduğunu ileri sürerse bunu delilleriyle desteklemelidir. Hâkim, bu delillere göre tazminat ve nafaka taleplerini ayrı ayrı değerlendirir. Sonucun ne olacağı, o dosyadaki delillerin ağırlığına bağlıdır; baştan söylenemez.
Sık Yapılan Hatalar
- Kusuru tamamen unutmak. Boşanma kolaylaştı diye tazminat ve nafaka taleplerini dilekçeye yazmamak, hakkın gündeme gelmesini zorlaştırır.
- Eski delilleri toplayıp yenisini toplamamak. Bir yıl içindeki gelişmeler, yazışmalar ve ayrı yaşamı gösteren kayıtlar da önemlidir.
- Zamanaşımını kaçırmak. Boşanmadan doğan dava hakları, hükmün kesinleşmesinden başlayarak bir yıl içinde kullanılmalıdır (TMK m. 178). Talepler dilekçede yer almadıysa bu süre ayrı bir dava için işler.
- Ortak hayatın yeniden kurulduğunu fark etmemek. Bir yıl içinde eşlerin kısa süreli de olsa tekrar bir araya gelmesi, ortak hayatın kurulamadığı iddiasını tartışmalı hâle getirebilir.
- İlk davadaki tespitleri yok saymak. Önceki ret kararı kesin delildir; yeni değerlendirme o karardaki tespitler ve kesinleşmeden sonraki olaylarla yapılır.
Kendi Dosyanızda Kusurun Ağırlığı
Kusurun sonuçlara etkisi, delillerin elinizde ne olduğuna ve ilk davadan bu yana neler yaşandığına göre değişir. Önceki dosyayı, ret kararının kesinleşme tarihini ve bir yıl içindeki gelişmeleri birlikte okumak gerekir. Durumunuzu telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilir, iletişim sayfasındaki bilgilerden bize ulaşabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi için aile hukuku sayfasına da bakabilirsiniz. Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır, belirli bir dosya için hukuki görüş yerine geçmez.
Sık sorulan sorular
Bir yıl geçtikten sonra açtığım davada kusurlu olduğum için dava reddedilir mi?
TMK m. 166/4 şartları gerçekleşmişse evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Maddenin metninde davacının kusurunu boşanmanın önüne koyan bir hüküm yoktur. Kusur, boşanmanın sonuçlarını etkiler.
Önceki davada kusurlu bulunduysam yeni davada da aynı sonuç mu çıkar?
Önceki ret kararı bir ilamdır ve kesin delil sayılır (HMK m. 204). Uygulamada o davada incelenip hükme esas alınan olgular yeni davada yeniden tartışmaya açılmaz; kusur değerlendirmesi bu tespitlerle birlikte, ret kararının kesinleşmesinden sonra yaşanan olaylara göre yapılır. Bu süre içindeki yeni davranışlar kusur dağılımını değiştirebilir.
Kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
Yoksulluk nafakası isteyen tarafın kusuru, karşı tarafın kusurundan daha ağır olmamalıdır (TMK m. 175). Eşit kusur veya daha az kusur nafaka talebini engellemez; daha ağır kusur engeller.
Tazminat istemeyi boşanma davasından sonraya bırakabilir miyim?
Boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 178). Yani kesinleşmeden sonraki bir yıl içinde ayrı bir dava açılabilir; yine de talepleri baştan dilekçeye yazmak ve süreyi kaçırmamak gerekir.
Dayanak mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166, 169, 174, 175, 178, 184, 185
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 204
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.