Butlan ile boşanma arasındaki fark: sebepler, dava süreleri, nafaka, tazminat ve mal rejimi bakımından iki davanın nerede ayrıldığını ve nerede birleştiğini öğrenin.
Kısaca
- Boşanma, geçerli kurulmuş bir evliliği sona erdirir; butlan ise evlenmenin kuruluşundaki bir sakatlığa dayanır ve kanunda sayılan sebeplerle sınırlıdır.
- Mutlak butlan sebepleri TMK m. 145’te, iptal sebepleri TMK m. 148-151’de sayılmıştır; iptal davası öğrenmeden itibaren altı ay, her hâlde evlenmeden itibaren beş yıl içinde açılır.
- Butlan kararı verilene kadar evlilik geçerlidir ve bütün sonuçlarını doğurur (TMK m. 156).
- Butlan hâlinde de tazminat, nafaka, soyadı ve mal rejimi tasfiyesi için boşanma hükümleri uygulanır (TMK m. 158/2).
- Çocuklar butlana rağmen evlilik içinde doğmuş sayılır; velayet ve kişisel ilişki boşanmadaki gibi düzenlenir (TMK m. 157).
İki kişinin evliliğinde bir yanlışlık olduğunu fark eden birinin aklına önce boşanma gelir. Oysa kanun, bazı evlilikler için ayrı bir kapı daha açmıştır: evlenmenin kendisine yönelen butlan. Aradaki fark kısaca şudur. Boşanma, usulüne uygun kurulmuş ve geçerli bir evliliği, evlilik birliğinin sarsılması gibi bir sebeple sona erdirir. Butlan ise evlenme anındaki bir sakatlığa dayanır ve yalnızca kanunda tek tek yazılı sebeplerle istenebilir. Süreler, dava hakkı olanlar ve çocuklar ile mal bakımından sonuçlar kısmen birbirine benzese de iki dava aynı şey değildir.
Boşanma ile butlan neden birbirine karıştırılır?
Her ikisi de aile mahkemesinde görülür, her ikisinde de hâkim sonunda evliliğin devam etmeyeceğine hükmeder ve her ikisinde de nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gündeme gelir. Üstelik kanun, butlan davasında yetki ve yargılama usulü bakımından boşanmaya ilişkin hükümlerin uygulanacağını açıkça yazmıştır (TMK m. 160). Bu yüzden dilekçeyi hazırlayan kişi çoğu zaman ikisini aynı kategoriye koyar.
Ayrım şuradan başlar: boşanmada sorulan soru “bu evlilik şu an sürdürülebilir mi?” sorusudur. Butlanda sorulan soru ise “bu evlilik baştan itibaren kanunun aradığı şartlarla kuruldu mu?” sorusudur. Biri evliliğin yaşadığı seyri, diğeri başlangıcını inceler.
Hangi sebepler boşanma, hangileri butlan sebebidir?
Boşanma sebepleri TMK m. 161 ile 166 arasında sayılır: zina, hayata kast ve pek kötü ya da onur kırıcı davranış, küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması. Bunların son halkası olan genel sebep, ortak hayatı sürdürmenin eşlerden beklenemeyecek derecede sarsılmış olmasıdır. Evliliğin kurulduğu andaki bir sakatlık bu sebeplerin konusu değildir.
Butlan ise iki gruba ayrılır. Mutlak butlan sebepleri TMK m. 145’te dört bent hâlinde sayılmıştır:
- Eşlerden birinin evlenme sırasında evli olması,
- Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olması,
- Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması,
- Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlık bulunması.
Nisbî butlan, yani iptal sebepleri ise TMK m. 148 ile 151 arasındadır: evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olmak, yanılma, aldatma ve korkutma. Yanılmada kişi ya evlenmeyi hiç istemediği hâlde ya da başka biriyle evlendiğini sanarak razı olmuş olur; ya da eşinde bulunmaması birlikte yaşamayı çekilmez hâle getirecek önemde bir nitelikte yanılmıştır. Aldatmada ise eşin namus ve onuru hakkında aldatılma ya da davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesi söz konusudur.
Bunların dışında kalan eksiklikler butlan sebebi değildir. Kanun, kadının bekleme süresi dolmadan evlenmesinin ve evlendirme memuru önünde yapılan bir evliliğin diğer şekil kurallarına uyulmamasının butlanı gerektirmeyeceğini ayrıca belirtir (TMK m. 154, 155).
Süreler iki davada nasıl işler?
Boşanmada süre sebebe göre değişir. Zina ve pek kötü davranışta dava hakkı, boşanma sebebini öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde sebebin üzerinden beş yıl geçmekle düşer; affeden eşin dava hakkı yoktur (TMK m. 161, 162). Genel sebep olan evlilik birliğinin sarsılmasında ise böyle bir hak düşürücü süre yoktur.
Butlanda iptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği ya da korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer (TMK m. 152). Mutlak butlan davası için bu süre kuralı yazılı değildir; kanun bunun yerine dava hakkını kimlerin kullanabileceğini düzenler.
Davayı kim açabilir?
Boşanma davasını yalnızca eşler açabilir. Evlenmenin iptalini de kural olarak sebebe bağlı olarak ilgili eş ister. Küçük veya kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadan evlenmişse izni alınmayan yasal temsilci de iptal davası açabilir; ancak evlenen kişi sonradan on sekiz yaşını doldurup ergin olursa, kısıtlılıktan çıkarsa ya da kadın gebe kalırsa iptale karar verilemez (TMK m. 153).
Mutlak butlanda tablo daha geniştir. Dava Cumhuriyet savcısı tarafından kendiliğinden açılır ve ilgisi olan herkes de açabilir (TMK m. 146). Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı savcı tarafından re’sen dava edilemez, fakat her ilgili butlanın karar altına alınmasını isteyebilir. Ayırt etme gücü sonradan kazanılmış ya da akıl hastalığı iyileşmişse davayı yalnız bu eş açabilir. Evliyken yeniden evlenen kişinin önceki evliliği butlan kararından önce sona ermişse ve ikinci evlenmede diğer eş iyi niyetliyse, ikinci evliliğin butlanına artık karar verilemez (TMK m. 147). Butlan dava hakkı mirasçılara geçmez; mirasçılar yalnızca açılmış davayı sürdürebilir (TMK m. 159).
Karar verilene kadar evlilik geçerli midir?
Evet; bu nokta sık yanlış anlaşılır. Batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer ve mutlak butlan hâlinde bile evlenme, karara kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur (TMK m. 156). Yani bir evliliğin mutlak butlana tabi olması, o evliliğin yok sayıldığı anlamına gelmez; mahkeme karar verene kadar eşler hukuken evlidir, kural olarak birbirinin mirasçısıdır (açılmış butlan davasını mirasçılar sürdürür ve evlenirken iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş mirasçı olamaz, TMK m. 159) ve soyadı ile mal rejimi bakımından evlilik sonuçlarını taşır.
Bu nedenle “evliliğim zaten geçersiz” düşüncesiyle dava açmadan yeni bir evlilik planlamak risklidir. Önce mahkeme kararı gerekir. Üstelik evli biriyle evlenmek, ikinci evliliği baştan mutlak butlana tabi kıldığı için yeni eşi de zor bir konuma sokar.
Nafaka, tazminat ve mal rejimi bakımından fark var mı?
Burada iki dava birbirine en çok yaklaşan yerdedir. Butlan kararında, evlenirken iyi niyetli olan eş evlenmeyle kazandığı kişisel durumu korur. Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı hakkında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 158). Dolayısıyla boşanmada tanınan maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakası (TMK m. 174, 175) butlanda da gündeme gelebilir.
Yoksulluk nafakası bakımından Anayasa Mahkemesi Haziran 2026’da TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir; iptal hükmü kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek, bu süre içinde yasama düzenlemesi beklenmektedir. O zamana kadar mevcut hüküm uygulanır ve kesinleşmiş nafakalar kendiliğinden kalkmaz.
Mal rejiminde yasal rejim edinilmiş mallara katılmadır (TMK m. 202). Mahkeme evliliğin iptaline ya da boşanmaya karar verirse rejim dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer; dava reddedilirse sona ermez (TMK m. 225/2). Tasfiyede edinilmiş mallar rejimin sona erdiği andaki durumlarıyla, değerleri ise tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır (TMK m. 235). Katılma alacağı çoğunlukla ayrı bir mal rejimi tasfiyesi davasında istenir.
Çocuklar için sonuç değişir mi?
Değişmez. Butlanına karar verilen bir evlilikten doğan çocuklar, ana ve baba iyi niyetli olmasalar bile evlilik içinde doğmuş sayılır; çocuklar ile ana ve baba arasındaki ilişkilere boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 157). Velayet ve çocukla kişisel ilişki, mahkemenin ana ve babayı dinleyerek vereceği kararla düzenlenir (TMK m. 182). Ayrıntı için boşanmada velayetin kime verildiği yazımıza bakabilirsiniz.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: Ayşe ve Murat evlendikten bir süre sonra Murat’ın daha önceki evliliğinin hukuken sona ermediğini öğrenir. Bu, evlenme sırasında eşlerden birinin evli bulunması hâlidir ve mutlak butlan sebebidir. Ayşe isterse dava açabilir, Cumhuriyet savcısı da davayı kendiliğinden açabilir. Dava açılana ve karar verilene kadar evlilik geçerlidir. Murat’ın önceki evliliği bu karardan önce sona ererse ve Ayşe evlenirken iyi niyetliyse butlana karar verilemeyeceğinden, bu ihtimalde Ayşe’nin önünde boşanma yolu kalır. Karardan sonra tazminat, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesi için boşanma hükümleri uygulanır; evlilikten çocuk doğmuşsa çocuk evlilik içinde doğmuş sayılır. Bu hikâyede kimin ne alacağı, tarafların iyi niyeti ve kusur durumu gibi ayrıntılara bağlıdır; bunları tartışmadan sonucu önceden söylemek mümkün değildir.
Aynı çift için ikinci bir senaryo düşünelim: Ayşe, evliliğin yıllar içinde bozulduğunu, ortak hayatın sürdürülemediğini söylüyor. Burada evlenme anında bir sakatlık yok; sorun evliliğin seyrinde. Doğru yol evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanan boşanma davasıdır.
Seçim yaparken sık yapılan hatalar
Birkaç hata sık görülür. İlki, süreleri gözden kaçırmaktır: iptal sebebini öğrenmenizin ya da korkunun etkisinin kalkmasının üzerinden altı ay, her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmişse iptal davası hakkı düşer ve bu noktada öğrenme tarihinin ispatı önem kazanır. İkincisi, butlan kararının evliliği geriye doğru silmediğini unutmaktır; karar verilene kadar yapılan işlemler evlilik sonuçlarını doğurur. Üçüncüsü, her türlü aldatılmayı butlan sebebi sanmaktır: butlan açısından aldatma, evlenmeye razı olmanıza yol açan namus ve onur aldatması ya da sağlık tehlikesi doğuran hastalığın gizlenmesi gibi belirli hâllerle sınırlıdır. Evlendikten sonraki sadakatsizlik ise zina nedeniyle boşanma kapsamındadır.
Dördüncü hata, mal paylaşımını iki davanın aynı sonuca götüreceğini varsaymaktır. Rejimin sona erme tarihi dava tarihidir; davayı geç açmak, bu tarihten sonraki edinimlerin hesaba nasıl girdiğini değiştirir. Mal rejiminin sona erme tarihi bu nedenle stratejiyi etkileyen bir konudur.
Kendi dosyanızda hangi yol doğru olur?
Evliliğinizi butlanla mı yoksa boşanmayla mı sona erdirmeniz gerektiği, evlenme tarihinden bugüne olan olaylara, sürelerin işleyip işlemediğine ve elinizdeki belgelere bağlıdır. Aynı olayın hem butlan hem boşanma yönünden değerlendirilebildiği durumlar da vardır. Durumunuzu anlatmak için iletişim sayfasındaki numaradan arayabilir ya da WhatsApp’tan yazabilirsiniz; büro, aile hukuku alanındaki dosyanızı belgeleriyle birlikte inceleyerek hangi yolun açık olduğunu anlatır. Butlan davasının sebeplerine ayrı ayrı bakmak isterseniz mutlak butlan ve nisbî butlan yazılarımız ayrıntı verir.
Sık sorulan sorular
Butlan davası ile boşanma davası aynı mahkemede mi görülür?
Evet. İkisi de aile hukukundan doğan davadır ve aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi kurulmamış yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. Butlan davasında yetki ve yargılama usulü bakımından boşanma hükümleri uygulanır (TMK m. 160).
Butlan kararı çıkarsa evlilik hiç yapılmamış sayılır mı?
Hayır. Kanun, butlanı gerektiren sebep mutlak olsa bile evlenmenin hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurduğunu söyler. Karar, evliliği geriye dönük silmez; kararın verildiği andan sonrası için evliliğin devamını engeller.
Butlan sebebi varsa boşanma davası da açabilir miyim?
Eşlerin önünde iki ayrı yol olabilir. Hangisinin seçileceği sebebin niteliğine, sürenin işleyip işlemediğine ve karşı tarafın tutumuna bağlıdır. Süresi geçmiş bir iptal sebebi varsa dava hakkı düşmüş olabilir; bu durumda evliliğin sarsılması gibi bir boşanma sebebi değerlendirilebilir.
Butlanda kusur araştırılır mı?
Butlan sebepleri kusurdan bağımsız, kanunda sayılan hâllerdir. Ancak tazminat ve nafaka bakımından boşanma hükümleri uygulandığından, eşlerin kusuru ve evlenirken iyi niyetli olup olmadıkları bu sonuçların değerlendirilmesinde gündeme gelebilir (TMK m. 158).
Mal rejimi ne zaman sona erer?
Mahkeme evliliğin iptaline veya boşanmaya karar verirse mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225/2). Dava reddedilirse rejim sona ermez.
Dayanak mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 156, 157, 158, 159, 160
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 161, 162, 163, 164, 165, 166, 174, 175
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 202, 225, 235
- 4787 sayılı Kanun m. 2, 4
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.