Aile Hukuku ve Boşanma

Türkiye’de Geçici Kalan Yabancı Boşanma Davası Açabilir mi?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Turist veya kısa süreli kalan yabancı eş Türkiye’de boşanma davası açabilir mi? Yerleşim yeri ve son defa altı aydan beri birlikte oturulan yer ölçütleri.

Kısaca

  • Türk mahkemesinin yetkisi uyruğa değil, Türkiye ile kurulan bağa bakılarak belirlenir: eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydır birlikte oturulan yer.
  • Yerleşim yeri, kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir; birkaç haftalık turistik kalış bu niyeti tek başına göstermez.
  • Davacı Türkiye’de geçici kalıyor olsa bile, davalı eşin yerleşim yeri Türkiye’deyse yetki ölçütü karşılanabilir.
  • Yetkinin bulunması, Türk hukukunun uygulanacağı anlamına gelmez; uygulanacak hukuk ayrı bir soru olarak MÖHUK m. 14’e göre çözülür.

Bir yaz tatilinde Türkiye’ye gelen yabancı uyruklu bir kişi, evliliğinin artık sürmeyeceğine karar veriyor. Yanında eşi var, ya da eşi başka bir ülkede. Soru basit görünüyor: “Burada olduğum sürece boşanma davası açabilir miyim?” Cevap, bulunduğunuz ülkeden çok, o ülkeyle hukuken ne kadar bağ kurduğunuza bağlıdır. Kanun, kısa süreli bir konaklamayı değil, yerleşik bir hayatı ve ortak yaşamın izini arar.

Aşağıda, geçici olarak Türkiye’de bulunan bir yabancı eşin hangi ölçütlerle dava açabileceğini, bu ölçütlerin neyi aradığını ve dava açılsa bile cevaplanması gereken ikinci soruyu anlatıyoruz.

Dava açabilmenin ölçütü uyruk değil, bağ

Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer bakımından yetki kuralları belirler (MÖHUK m. 40). Yani Türkiye’de bir boşanma davasının görülebilmesi için ayrı bir “yabancılara özel” kapı yoktur; zaten iç hukukta boşanma davası için geçerli olan kural uygulanır.

Bu kural Medeni Kanun’un 168. maddesindedir: boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168). İki ölçüt vardır ve birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Burada kişinin pasaportunun rengi hiçbir yerde sayılmaz. Yabancı bir eş, Türk vatandaşı bir eş gibi aynı ölçütlere tabidir.

Yerleşim yeri neyi anlatır?

Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir; bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz (TMK m. 19). Tanımın iki parçası var: fiilen orada oturmak ve oraya yerleşmek, sürekli kalmak niyeti. Biri eksikse yerleşim yerinden söz etmek zorlaşır.

Üç haftalık bir turistik ziyaret, otel rezervasyonu ve dönüş bileti bu niyeti göstermez; aksine geçici kalışı gösterir. Buna karşılık kiralanmış bir ev, Türkiye’de başlamış bir iş, çocukların okula yazılması, uzun süreli bir ikamet izni gibi unsurlar kişinin sürekli kalmaya yöneldiğini düşündürebilir. Bu unsurların hiçbiri tek başına sihirli değildir; hâkim bunları bir arada okur.

Kanun, bu alanda bir kolaylık da sağlar. Önceki yerleşim yeri belli olmayan ya da yabancı ülkedeki yerleşim yerini bıraktığı hâlde Türkiye’de henüz yerleşim yeri edinmemiş kimsenin hâlen oturduğu yer, yerleşim yeri sayılır (TMK m. 20). Bu hüküm, ülkesindeki hayatını bırakıp yeni bir hayata başlamak üzere Türkiye’ye gelmiş ama henüz bir yerleşim kaydı oluşturmamış kişiler için anlamlı olabilir. Bir turistin bu hükümden yararlanıp yararlanamayacağı, yabancı ülkedeki yerleşim yerini gerçekten bırakıp bırakmadığına bağlıdır; bu, dosyanın somut gerçeklerine göre tartılacak bir sorudur.

“Son defa altı aydan beri birlikte oturulan yer” ne demek?

İkinci ölçüt, davadan önce eşlerin son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdir. Burada kişi tek başına değil, çift olarak düşünülür. Çift yıllarca başka bir ülkede yaşamış, sonra bir yıldır Türkiye’de birlikte kalmışsa, eşlerden birinin yerleşim yeri tartışmalı olsa bile birlikte oturulan son yer Türkiye olabilir.

Bu ölçüt özellikle, eşlerden biri evi terk etmişse ya da ayrı ülkelere dönmüşse işe yarar. Ayrılıktan önce birlikte kalınan son yerin bu süreyi karşılayıp karşılamadığına bakılır. “Son defa altı aydan beri” ifadesi, ortak yaşamın dava tarihinden önce sürdüğü son dönemi işaret eder; ayrı yaşam başladıktan sonraki süre bu hesaba katılmaz.

Davacı geçici kalıyorsa ama eşi Türkiye’de yaşıyorsa

Bazı durumlarda asıl cevap davacıda değil, davalıdadır. Madde “eşlerden birinin yerleşim yeri” diyor. Yani davalı eşin yerleşim yeri Türkiye’deyse, davacının turist olması yetkiyi ortadan kaldırmaz. Yurt dışında yaşayan bir eş, Türkiye’de yerleşik eşine karşı Türkiye’de dava açabilir; ölçüt, ikisinden herhangi birinin yerleşim yerinin burada bulunmasıdır.

Tersi de geçerlidir: Türkiye’ye kısa süreyle gelen davalıya karşı yurt dışından dava açmak isteyen davacı için, davalının geçici bulunması yetki doğurmaz. Davalının sadece Türkiye’de “yakalanması”, mahkemeyi yetkili kılmaz.

Eşlerden biri Türk vatandaşıysa

Yabancı eşin geçici kaldığı, ama diğer eşin Türk vatandaşı olduğu durumlar görülebilir. Burada MÖHUK m. 41 devreye girer: Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davaları, yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de yer bakımından yetkili mahkemede görülür. Bu madde, Türk vatandaşı olan tarafın yurt dışında dava açamaması hâlinde yolun tamamen kapanmaması için konulmuş bir güvencedir. Hükmün kapsamı ayrı bir yazıda ele alınıyor: yurt dışında açılamayan boşanma davası Türkiye’de açılabilir mi.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Yabancı uyruklu bir kadın, Türk vatandaşı olmayan eşiyle birlikte kendi ülkelerinde yaşıyor. Tatil için iki haftalığına Türkiye’ye geliyor ve burada boşanma davası açmak istiyor. Eşinin de yerleşim yeri kendi ülkesinde. Çiftin davadan önce son defa altı aydır birlikte oturduğu yer de o ülke. Bu tabloda Türkiye ile kurulmuş bir bağ yok; dava açılsa bile yetki itirazı ciddi biçimde gündeme gelir.

Şimdi tabloyu değiştirelim: Aynı kadın bir yıl önce eşiyle birlikte Türkiye’ye taşınmış, kira sözleşmesi imzalanmış, çocuk okula yazılmış. Sonra eşi ayrı bir şehre gitmiş. Bu durumda yerleşim yeri ve birlikte oturulan son yer, Türkiye lehine tartışılabilir. İki tablo arasındaki fark uyruk değil, hayatın nerede kurulduğudur. Bu örnek gerçek bir dosyayı anlatmaz; ölçütlerin işleyişini göstermek içindir.

Yetki bulunsa bile ikinci soru: hangi hukuk?

Yetkili mahkemenin bulunması, davanın Türk hukukuna göre karara bağlanacağı anlamına gelmez. Boşanma ve ayrılık sebepleri ile hükümleri eşlerin ortak millî hukukuna tabidir; eşler ayrı vatandaşlıktaysa müşterek mutat mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanır (MÖHUK m. 14). Geçici tedbir taleplerine ise Türk hukuku uygulanır.

Yetkili hukukun vatandaşlık, yerleşim yeri veya mutat mesken esaslarına göre belirlendiği hâllerde, aksine hüküm yoksa dava tarihindeki durum esas alınır (MÖHUK m. 3). Bu nedenle davadan önce vatandaşlık değişikliği yapıp yapmadığınız, hangi ülkede oturduğunuz da sonucu etkileyebilir. Yabancı hukukun nasıl öğrenileceği konusu için yabancı hukukun içeriğinin tespiti yazısına bakabilirsiniz.

Dava açmadan önce hazırlanması gerekenler

Yetki sorusunda delil önemlidir. Yerleşim yerini gösteren kira sözleşmesi, ikamet izni belgesi, nüfus ya da adres kaydı, işe başlama yazısı, çocuğun okul kaydı ve fatura gibi belgeler hazır olmalıdır. Davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturulduğunu göstermek için ortak adres kayıtları, ortak abonelikler, ortak banka işlemleri yardımcı olabilir. Evliliğin yurt dışında yapılmış olduğu durumlarda evlilik belgesinin Türkiye’de kullanılabilmesi için apostil ve yeminli tercüme gerekebilir; bunun için boşanma davası için yabancı belgelerin yeminli tercümesi yazısı yol gösterir.

Davalının adresi yurt dışındaysa tebligat süreci uzayabilir; bu konuda boşanma davasında yurt dışındaki eşe tebligat yazısını okuyabilirsiniz. Mahkemenin yetkisine itiraz edilmesi hâlinde nasıl bir yol izleneceği ise boşanma davasında yetki itirazı yazısında anlatılıyor.

Sık yapılan hatalar

Birinci hata, turistik giriş damgasıyla Türkiye’de yerleşim yeri oluştuğunu varsaymaktır. İkinci hata, yerleşim yerini yalnızca nüfus ya da adres kaydıyla sınırlı sanmaktır; hâkim fiili durumu da inceler. Üçüncü hata, yetki sorununu ancak davalının itirazından sonra düşünmektir; dava açmadan önce yapılan bir değerlendirme zaman ve masraf kaybını azaltabilir. Davalı tarafta iseniz yetki itirazını cevap dilekçesinde ileri sürmeniz gerekir (HMK m. 117); süresinde itiraz edilmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir (HMK m. 19/4). Dördüncü hata, mahkemenin yetkisi ile uygulanacak hukuku karıştırmaktır. Beşinci hata, yurt dışında aynı evlilik için başlamış bir dava olup olmadığını kontrol etmemektir; bu konu yurt dışında açılan boşanma davası varken Türkiye’de dava açmak yazısının konusudur.

Anlaşmalı boşanma düşünen çiftler için ek not

Yabancı uyruklu bir çift Türkiye’de kısa süre bulunurken anlaşmalı boşanma yoluna gitmek isteyebilir. Anlaşmalı boşanmada evlilik en az bir yıl sürmüş olmalı, eşler birlikte başvurmalı ya da biri diğerinin davasını kabul etmelidir; hâkim tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmeli ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkındaki düzenlemeyi uygun bulmalıdır (TMK m. 166/3). Bizzat dinleme şartı pratik bir sonuç doğurur: eşlerin duruşma gününde mahkemenin huzurunda bulunabilmesi gerekir. Yetki ölçütü sağlanmıyorsa bu koşulların hiçbiri mahkemeyi yetkili kılmaz; önce yetki, sonra anlaşmanın içeriği düşünülmelidir. Hangi hukukun uygulanacağı sorusu anlaşmalı davada da ortadan kalkmaz, çünkü boşanma sebepleri ve hükümleri için MÖHUK m. 14 geçerlidir.

Dava açıldıktan sonra Türkiye’den ayrılmak

Sık sorulan bir diğer durum, dava açıldıktan sonra yabancı eşin kendi ülkesine dönmesidir. Yetki, davanın açıldığı tarihteki duruma göre belirlenir; genel yetki kuralı da davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerini esas alır (HMK m. 6). Dava açıldıktan sonra yerleşim yerinin değişmesi uygulamada kural olarak yetkiyi ortadan kaldırmaz. Bu nedenle ölçütlerin dava açıldığı sırada sağlandığını belgelerle gösterebilmek önemlidir. Uygulanacak hukuk bakımından ise vatandaşlık, yerleşim yeri ve mutat mesken esaslarında dava tarihindeki durum esas alınır (MÖHUK m. 3). Dava devam ederken yurt dışına çıkan taraf, duruşmalara vekil aracılığıyla katılabilir; ancak anlaşmalı davada bizzat dinleme şartı bu yolu daraltır. Vekâlet konusu boşanma davasında vekâletname ve özel yetki yazısında anlatılıyor.

Çocuk varsa yerleşim yeri nasıl okunur?

Eşlerin çocuğu varsa çocuğun nerede yaşadığı akla gelen ilk delildir, ama kanun burada ayrı bir tanım koyar: velayet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasının yerleşim yeridir; ortak yerleşim yeri yoksa çocuğun kendisine bırakıldığı ana veya babanın yerleşim yeridir (TMK m. 21). Boşanma davasının yetkisini belirleyen madde ise eşlerin yerleşim yerine bakar (TMK m. 168). Çocuğun Türkiye’de okula gitmesi, eşlerin yerleşik hayatının Türkiye’de olduğunu gösteren bir olgu olarak dosyaya girebilir; ama çocuğun yerleşim yeri tek başına davanın yetkisini belirlemez.

Durumunuz için neye bakılmalı?

Yetki sorusu, eşlerin oturduğu yerlere, vatandaşlıklarına ve evlilik içi yaşam düzenine göre dosyadan dosyaya değişir. Buradaki genel bilgi, kendi dosyanızdaki ayrıntıların yerine geçmez. Hangi mahkemenin yetkili olabileceğini ve hangi belgelerin hazırlanması gerektiğini birlikte değerlendirmek isterseniz telefonla arayabilir ya da WhatsApp’tan yazarak durumunuzu anlatabilirsiniz. İletişim sayfasından büroya ulaşabilir, aile hukuku alanındaki diğer yazılara göz atabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Turist olarak Türkiye’de bulunan yabancı eş boşanma davası açabilir mi?

Turist olmak ya da yabancı olmak tek başına engel değildir, ama yeterli de değildir. Bakılan nokta, eşlerden birinin yerleşim yerinin Türkiye’de olması ya da çiftin davadan önce son defa altı aydır birlikte oturduğu yerin Türkiye’de bulunmasıdır (TMK m. 168). Kısa süreli bir ziyaret bu ölçütleri çoğu zaman karşılamaz.

Yabancı eşin ikamet izni olmazsa dava açılamaz mı?

Kanun, yetki için ikamet izni şartı aramaz; yerleşim yerine bakar. İzin belgesi, kişinin Türkiye’de sürekli kalma niyetini gösteren delillerden biri olabilir ama tek ölçüt değildir. Mahkeme fiili durumu bütün olarak değerlendirir.

Eşim Türkiye’de yaşıyor, ben yurt dışındayım. Türkiye’de dava açabilir miyim?

Eşlerden birinin yerleşim yeri Türkiye’deyse TMK m. 168 bakımından yetki ölçütü karşılanmış olabilir. Davacının kendi yerleşim yerinin yurt dışında olması bunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Türkiye’de yetkili mahkeme bulunursa Türk hukuku mu uygulanır?

Her zaman değil. Boşanma sebepleri ve hükümleri eşlerin ortak millî hukukuna, ayrı vatandaşlıkta iseler ortak mutat mesken hukukuna, o da yoksa Türk hukukuna tabidir. Geçici tedbir taleplerine Türk hukuku uygulanır (MÖHUK m. 14).

Eşlerden biri Türk vatandaşıysa durum değişir mi?

Evet, değişebilir. Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davaları için kanunda ayrı bir kural vardır: yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de görülür (MÖHUK m. 41). Bu kuralın koşulları dosyaya göre değerlendirilir.

Dayanak mevzuat

  • 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 3, 14, 40, 41
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 19, 20, 21, 166, 168
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6, 19, 117
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler