Eşiniz yurt dışında boşanma davası açtıysa Türkiye’de de dava açabilir misiniz? İki ülkede dava riskleri, çelişen kararlar ve tanıma şartları anlatıldı.
Kısaca
- Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukuktaki yer yetkisi kuralları belirler (MÖHUK m. 40); boşanma davasında yetkili mahkeme TMK m. 168’e göre tespit edilir.
- Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davaları, yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de görülür (m. 41).
- İki ülkede aynı konuda dava açılması çelişen karar riski doğurur; yabancı kararın Türkiye’de tanınması için tenfiz şartları aranır (m. 54, 58).
- Kanun metninde yabancı ülkedeki derdest davaya ilişkin ayrı bir madde yoktur; uygulamada yabancı mahkemedeki dava, yetkili Türk mahkemesinde dava açılmasına derdestlik engeli sayılmamaktadır.
Eşiniz yurt dışında bir mahkemeye boşanma davası açtı ve siz Türkiye’de yaşıyorsunuz ya da Türkiye’de de dava açmayı düşünüyorsunuz. Aynı konuda iki ülkede dava yürütmek mümkün görünse de, bu durum çelişen kararlar, çifte masraf ve belirsizlik riski taşır. 5718 sayılı Kanun’da yabancı ülkedeki derdest davaya özel bir madde bulunmaz; uygulamada yabancı mahkemedeki dava, Türkiye’de derdestlik itirazı sayılmamaktadır. Yine de hangi davanın nerede ilerleyeceğini ve yabancı kararın Türkiye’de nasıl karşılanacağını baştan değerlendirmek gerekir.
Türk Mahkemesi Ne Zaman Yetkilidir?
Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 40. maddesi basit bir kural koyar: Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder. Yani Türk mahkemesinin yabancı unsurlu bir davaya bakıp bakamayacağı, iç hukukta aynı davanın hangi mahkemede açılacağına dair kurallara bakılarak anlaşılır.
Boşanma davasında bu kural Medeni Kanun’un 168. maddesidir: Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Türkiye’de yerleşim yeriniz varsa, dava Türk mahkemesinde açılabilir. Kanunda yabancı ülkedeki davanın bu yetkiyi ortadan kaldıracağını söyleyen açık bir hüküm yoktur; ancak aşağıda anlatılan 41. madde nedeniyle bu konu dosyaya göre ayrıca değerlendirilir.
Kanun ayrıca Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davalarını da düzenler (m. 41): Bu davalar, yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkemede görülür. Maddenin lafzı, Türk vatandaşı bakımından yabancı mahkemede dava açılması ihtimalini de hesaba katar. Bu hükmün somut davada nasıl yorumlanacağı, dosyanın özelliklerine bağlıdır.
Kanun Neyi Düzenlemiyor?
5718 sayılı Kanun’un metninde, yabancı bir ülkede derdest olan davanın Türkiye’deki davayı kendiliğinden engelleyeceğini söyleyen açık bir hüküm yoktur. Bu, iki ülkede dava açmanın otomatik olarak yasak olduğu anlamına da gelmez, serbest ve sorunsuz olduğu anlamına da gelmez. Sonucu belirleyen, davaların nasıl ilerlediği ve hangi kararın önce kesinleştiğidir.
Bu belirsizlik pratikte şu sorulara dönüşür: Türk mahkemesi yabancı davanın varlığını dikkate alacak mı? Hangi karar önce çıkarsa diğeri nasıl etkilenecek? Yabancı karar sonradan Türkiye’de tanınmak istendiğinde Türk mahkemesinin kendi kararıyla çatışma nasıl değerlendirilecek? Bu soruların cevabı dosyaya göre değişir; kanun metninde tek bir kural yoktur.
Çelişen İki Karar Riski
Aynı evliliğin sona ermesi, velayet ve nafaka gibi konularda iki ülkede dava yürütülürse, iki mahkeme farklı sonuçlara varabilir. Örneğin biri boşanmayı kabul edip diğeri reddedebilir; velayeti iki mahkeme farklı ebeveyne verebilir. Bu durumda hangi kararın Türkiye’de ve yurt dışında kullanılabileceği ayrı bir sorun olur.
Yabancı karar Türkiye’de tanınmak veya tenfiz edilmek istenirse mahkeme 54. maddedeki şartları arar: karşılıklılık (tanımada aranmaz), kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmemiş olması ve davalı itiraz ederse dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi olmadığı hâlde kendine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmemiş olması, kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması ve karşı tarafın usulüne uygun çağrılmış veya temsil edilmiş olması. Türkiye’de zaten bir karar varsa veya yargılama sürüyorsa, bu şartlardan özellikle kamu düzeni ve yetki bakımından tartışma çıkabilir. Bu ölçütler için kamu düzenine aykırılık yazısına bakabilirsiniz.
Yurt Dışı Davasına Nasıl Davranmalısınız?
Eşiniz yurt dışında dava açtıysa, dilekçenin size usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğini kontrol etmek ilk adımdır. Tebligat sizi bulmuşsa ve sürelere uymazsanız karar yokluğunuzda çıkabilir. Kararın Türkiye’de tanınması istendiğinde, usulüne uygun çağrılmış bir kişinin çağrılmama itirazı sonuç vermez. Bu nedenle tebligatı yok saymak risklidir. Çağrılma itirazının ayrıntısı için yokluğunda verilen yabancı boşanma kararı yazısını okuyabilirsiniz.
Yurt dışında vekil tutmak veya davaya cevap vermek ayrı bir karardır. Yabancı hukukun usulüne ilişkin ayrıntıları bu yazının kapsamı dışındadır; yabancı ülke hukukunu o ülkede çalışan bir hukukçuya sormak gerekir. Türkiye’de dava açmayı düşünüyorsanız, bunu yabancı davadan bağımsız değil, onunla birlikte planlamak daha sağlıklıdır.
Türkiye’de Dava Açarken Dikkat Edilecekler
Türkiye’de dava açarken yetki, uygulanacak hukuk ve tebligat birlikte değerlendirilir. Yabancı unsurlu boşanmada boşanma sebepleri ve hükümleri eşlerin ortak millî hukukuna tabidir; eşler ayrı vatandaşlıktaysa ortak mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanır (MÖHUK m. 14/1). Geçici tedbir taleplerine Türk hukuku uygulanır (m. 14/4). Ayrıntı için yabancı unsurlu boşanmada uygulanacak hukuk yazısına bakabilirsiniz.
Türk mahkemesinin davaya bakıp bakamayacağı konusunda ayrıca Türk mahkemesi yabancı eşin boşanma davasına bakabilir mi yazısı vardır. Davayı açtıktan sonra yurt dışındaki eşe tebligat yapılması gerekiyorsa yurt dışındaki eşe tebligat yazısı yol gösterir.
Varsayımsal Bir Örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: Türk vatandaşı bir kişi, yurt dışında çalışan eşinin orada boşanma davası açtığını öğreniyor. Kendisi Türkiye’de yaşıyor ve çocuk da onunla birlikte. Kişi Türkiye’de de boşanma davası açmayı ve velayet talep etmeyi düşünüyor.
Burada değerlendirilecek etkenler şunlardır: Yabancı davanın hangi aşamada olduğu, tebligatın yapılıp yapılmadığı, çocuğun fiilen nerede yaşadığı, Türkiye’de açılacak davanın yetki şartlarını (TMK m. 168) taşıyıp taşımadığı ve yabancı kararın Türkiye’de tanınması ihtimali. Hangi mahkemede dava yürütmek daha uygun olur sorusunun tek bir cevabı yoktur; bu etkenlere göre değişir. Sonuç hakkında tahmin yürütmek doğru olmaz.
Hangi Karar Önce Kesinleşirse Ne Olur?
Burada kanun metni bir sıralama kuralı vermediği için, pratikte önemli olan kararın kesinleşme anıdır. Yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisi, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder (MÖHUK m. 59). Yabancı karar önce kesinleşirse, Türkiye’de tanıma talebi gündeme gelebilir ve Türk mahkemesi tenfiz şartlarını inceler. Türkiye’deki dava önce sonuçlanıp kesinleşirse, sonradan gelen yabancı kararın tanınmasında bu durum bir tartışma konusu olabilir.
Bu yüzden iki ülkede dava yürüten kişi, kesinleşme tarihlerini ve kanun yollarının işleyişini her iki ülke bakımından takip etmelidir. Kesinleşmenin ne zaman gerçekleşeceği ülkeden ülkeye farklı olabilir. Türkiye tarafında boşanma kararlarının kesinleşmesi için boşanma kararı ne zaman kesinleşir yazısına, yabancı kararın hüküm doğurma zamanı için kesinleşme şartı yazısına bakabilirsiniz.
Anlaşma İhtimali ve İki Davanın Sadeleştirilmesi
İki taraf da boşanma konusunda mutabıksa dosyayı tek ülkede bitirmek mümkün olabilir. Türk hukukunda anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekir (TMK m. 166/3). Taraflar ayrıca mal rejimi, velayet, nafaka ve tazminat konularında protokolle anlaşırsa iki yargılamanın sürdürülmesine gerek kalmayabilir. Anlaşmalı sürecin ayrıntısı için anlaşmalı boşanma şartları yazısına bakabilirsiniz.
Anlaşma olmasa bile, yabancı davanın kapsamını ve Türkiye’deki talebin kapsamını netleştirmek faydalıdır. Yabancı mahkeme yalnızca evliliğin sona ermesine karar verecekse, Türkiye’de velayet, nafaka veya mal paylaşımı için ayrı bir talep bulunup bulunmadığı, çelişkiyi azaltabilir. Hangi taleplerin hangi ülkede görüleceği, tarafların yerleşim yeri, malvarlığının bulunduğu yer ve çocuğun fiilen yaşadığı yerle birlikte düşünülür.
Masraf, Tebligat ve Zaman Planı
İki ülkede dava yürütmek ayrı vekil, ayrı harç ve masraf, tercüme ve onay giderleri demektir. Yabancı ilamın Türkiye’de tanınması veya tenfizi istenirse onaylı örnek ve onaylı tercüme istenir (MÖHUK m. 53); Türkiye’deki belgelerin yurt dışında kullanılması için de karşılığı olan işlemler yapılır. Bu işlemlerin süresi, davanın seyrini etkileyebilir. Masraf tutarı vermiyoruz; bunlar ülkeye, mahkemeye ve belge sayısına göre değişir.
Tebligat ise başlı başına bir zaman kalemidir. Türkiye’deki davada yurt dışındaki eşe tebligat için ayrı usul işler; yabancı davada size yapılacak tebligat ise o ülkenin kurallarına tabidir. İki tebligat süreci birbirini beklemez; bu nedenle bir yandan Türkiye’de ilerlerken öbür yandan yabancı davanın tebligatını da takip etmek gerekir.
Sık Yapılan Hatalar
- Yabancı davayı yok saymak. Tebligat sizi bulmuşsa süre işler ve karar yokluğunuzda çıkabilir.
- İki davayı birbirinden bağımsız sanmak. İki ülkedeki kararlar birbirini etkileyebilir; çelişki hâlinde tanıma ve tenfiz tartışması çıkar.
- Yabancı kararın otomatik geçerli olduğunu düşünmek. Tanıma veya tenfiz kararı olmadan yabancı ilam kural olarak Türkiye’de kullanılamaz (m. 50, 58); yalnız boşanma hükmü, tarafların birlikte başvurusu gibi şartlarla nüfusa idari yoldan da tescil edilebilir (5490 sayılı Kanun m. 27/A).
- Nafaka ve velayet hükümlerini unutmak. Boşanma tanınsa bile bu hükümlerin ayrı değerlendirilmesi gerekebilir. Bunun için yabancı nafaka kararının tenfizi ve yabancı velayet kararının tanınması yazılarına bakabilirsiniz.
- Çocuğu yurt dışına götürme konusunu gözden kaçırmak. Çocuğun bir ebeveynce yurt dışında tutulması ayrı hükümlere bağlıdır; Lahey sözleşmesi yazısı bu konuyu anlatır.
İki Ülkede Dava Varsa Geçici Önlemler
Türkiye’de açılan boşanma davasında hâkim, davanın devamı süresince eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır (TMK m. 169). Yabancı unsurlu davada geçici tedbir taleplerine Türk hukuku uygulanır (MÖHUK m. 14/4). Bu durum, yabancı davanın sürmesine rağmen Türkiye’de açılan davada tedbir alınabileceğini gösterir; ancak tedbirin kapsamını ve süresini somut dosya belirler.
Yabancı mahkemenin verdiği geçici tedbirin Türkiye’de uygulanabilirliği ise tenfiz şartlarına bağlı ayrı bir sorudur. Bu nedenle çocuğun bakımı ve geçim gibi acil konularda Türkiye’deki tedbir imkânını da değerlendirmek mantıklıdır.
Durumunuzu Anlatın: Birlikte Yol Haritası Çıkaralım
İki ülkede dava söz konusuysa her bir adımın diğerini etkilemesi muhtemeldir. Davaların sırası, tebligat durumu, çocuğun bulunduğu yer ve yabancı kararın Türkiye’de kullanılma ihtimali birlikte değerlendirilmelidir. Aynı dosyada küçük bir ayrıntı bile izlenecek yolu değiştirebilir.
Durumunuzu telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilirsiniz. İletişim sayfasından bize ulaşabilir, genel çerçeve için aile hukuku sayfasına bakabilirsiniz. Bir sonuç vaat etmeyiz; belgelerinize bakıp seçenekleri birlikte tartarız.
Sık sorulan sorular
Eşim yurt dışında boşanma davası açtı, ben Türkiye’de dava açabilir miyim?
Türk mahkemelerinin yetkisi, iç hukuktaki yer yetkisi kurallarına göre belirlenir (MÖHUK m. 40). Boşanmada yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168). Yabancı davanın varlığı Türkiye’deki davanın sonucunu etkileyebilir; bu yüzden birlikte değerlendirilmelidir.
İki ülkede dava açmanın riski nedir?
İki mahkeme farklı sonuçlara varabilir. Yabancı karar Türkiye’de tanınmak istendiğinde tenfiz şartları incelenir; Türk mahkemesinin karar vermiş olması bu incelemeyi etkileyebilir. Çelişkili kararlar velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi konularda ayrıca sorun çıkarır.
Yabancı mahkemeden karar çıkarsa Türkiye’de otomatik geçerli olur mu?
Hayır. Yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil olarak kabul edilebilmesi, tenfiz şartlarını taşıdığının Türk mahkemesince tespitine bağlıdır (m. 58). Nafaka gibi icra gerektiren hükümler için tenfiz kararı gerekir (m. 50).
Yurt dışındaki davaya hiç katılmazsam ne olur?
Karar yokluğunuzda çıkabilir. Usulüne uygun çağrılmadıysanız ve Türk mahkemesinde itiraz ederseniz tenfiz şartı gerçekleşmeyebilir (m. 54/1-ç). Ancak usulüne uygun çağrıldığınız hâlde katılmadıysanız bu itirazdan yararlanamayabilirsiniz.
Önce hangi ülkede dava açmak daha avantajlıdır?
Bu soru tek cevaba sahip değildir. Uygulanacak hukuk, delillerin ve eşlerin bulunduğu ülke, kararın nerede kullanılacağı ve tebligat imkânları gibi etkenler birlikte değerlendirilir. Kanun hangi ülkede önce dava açılacağına dair bir öncelik kuralı koymaz.
Dayanak mevzuat
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 14, 40, 41, 50, 53, 54, 58, 59
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166, 168, 169
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.