İcra ve İflas Hukuku

İflasın Ertelenmesi Kaldırıldı mı? Güncel Hukuki Durum

Av. Berat Özkan 4 dk okuma

İflasın ertelenmesi kurumu 7101 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırıldı. Borca batık şirketler için güncel yol olan konkordatoyu ve bildirim yükümlülüğünü açıklıyoruz.

Kısaca

  • İİK m.179/a ve m.179/b’de düzenlenen iflasın ertelenmesi kurumu, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır.
  • Bugün mevzuatta 'iflasın ertelenmesi' diye bir müessese yoktur; borca batık şirketler için konkordato yolu devreye girmiştir.
  • İİK m.179 uyarınca sermaye şirketleri ve kooperatiflerin yönetim organı, borca batıklık durumunu mahkemeye bildirmekle yükümlüdür.
  • Bildirim üzerine mahkeme, şirketin iflasına karar verebilir; ancak şirket konkordato talep ederse iflas kararı bu talep sonuçlanana kadar ertelenebilir.
  • Konkordato süreci geçici mühlet, kesin mühlet ve tasdik aşamalarından oluşur.

Ekonomik sıkıntı yaşayan şirketlerin gündemine sık sık “iflasın ertelenmesi” ifadesi gelir. Ancak bu kurum artık Türk hukukunda mevcut değildir. Bu yazıda iflasın ertelenmesinin neden ve ne zaman kaldırıldığını, bugün hangi hukuki yolun izlenmesi gerektiğini ve borca batıklık bildiriminin ne anlama geldiğini açıklıyoruz.

İflasın Ertelenmesi Neydi?

İflasın ertelenmesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) daha önceki halinde m.179/a ve m.179/b maddelerinde düzenlenen bir kurumdu. Bu düzenlemeye göre, borca batık durumda olduğu tespit edilen sermaye şirketleri ve kooperatifler, belirli şartlarla mahkemeden iflaslarının ertelenmesini isteyebiliyor; mahkeme uygun gördüğü takdirde şirketin belirli bir süre daha faaliyetine devam etmesine, bu sürede iyileştirme projesi uygulamasına izin verebiliyordu.

Uygulamada bu kurum, iyi niyetli şirketler için bir toparlanma fırsatı sunmakla birlikte, zaman içinde kötüye kullanıma açık hale geldiği, alacaklıların haklarını uzun süre askıda bıraktığı ve mahkemelerin iş yükünü artırdığı yönünde eleştiriler almıştır.

Kaldırılma: 7101 Sayılı Kanun

Bu eleştiriler doğrultusunda 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun ile İİK m.179/a ve m.179/b maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten itibaren mevzuatımızda “iflasın ertelenmesi” adıyla bir hukuki müessese bulunmamaktadır. Aynı kanunla konkordato hükümleri de (İİK m.285-309) kapsamlı biçimde yeniden düzenlenmiş ve borca batık şirketler için asıl yeniden yapılandırma aracı haline getirilmiştir.

Bu nedenle güncel bir hukuki değerlendirme yapılırken “iflasın ertelenmesi talep edilebilir” şeklindeki bilgiler artık geçerli değildir; bu ifadeyle karşılaşan herkesin güncel mevzuata göre yönlendirilmesi gerekir.

Borca Batıklık Bildirimi (İİK m.179)

İflasın ertelenmesi kaldırılmış olsa da, İİK m.179’da düzenlenen borca batıklık bildirimi yükümlülüğü yürürlüktedir. Buna göre:

  • Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin yönetim organı, şirketin aktiflerinin borçlarını karşılamaya yetmediğini (borca batıklık) tespit ettiğinde bu durumu mahkemeye bildirmekle yükümlüdür.
  • Bildirim üzerine mahkeme, öncelikle şirketin durumunu inceler.
  • Şirket bu aşamada konkordato talebinde bulunmuşsa, mahkeme öncelikle bu talebi değerlendirir; konkordato şartları oluşmuşsa iflas kararı verilmeden süreç konkordato çerçevesinde ilerler.
  • Konkordato talebi yoksa veya şartları oluşmamışsa mahkeme şirketin iflasına karar verebilir.

Bu bildirim yükümlülüğünün ihmal edilmesi, yönetim organı üyeleri için ayrı sorumluluk sonuçları doğurabileceğinden, borca batıklık şüphesi doğduğunda gecikmeden hukuki değerlendirme yapılması önemlidir.

Güncel Yol: Konkordato

Bugün mali sıkıntı içindeki bir şirket için asıl başvurulacak yol konkordatodur. Konkordato süreci kısaca şu aşamalardan oluşur:

  1. Konkordato talebi: Borçlu, ödeme planı, bilanço ve alacaklı listesini içeren bir dosyayla mahkemeye başvurur (İİK m.285-286).
  2. Geçici mühlet: Mahkeme talebi uygun bulursa geçici mühlet verir; bu süre içinde borçluya karşı çoğu takip işlemi durur (İİK m.288).
  3. Kesin mühlet: Geçici mühlet içinde yapılan incelemenin ardından kesin mühlet kararı verilir (İİK m.289).
  4. Alacaklıların toplanması ve tasdik: Alacaklılar alacaklarını bildirir, komiser incelemesinin ardından konkordato projesi mahkemece tasdik edilir (İİK m.304-306).

Konkordatonun tasdik edilmesi hâlinde, tasdik kararı iflasın önüne geçer (İİK m.182). Tasdik gerçekleşmezse ve borçlu iflasa tabi ise mahkeme re’sen iflasa karar verebilir (İİK m.308).

Örnek Olay

Aşağıdaki örnek, kuralların işleyişini göstermek amacıyla hazırlanmıştır ve gerçek bir dosyaya dayanmaz.

Bir üretim şirketinin mali işler müdürü, hazırladığı ara bilançoda şirketin aktiflerinin borçlarını karşılamadığını fark eder. Yönetim kurulu, eski uygulamayı hatırlayarak doğrudan “iflasın ertelenmesi” talebiyle mahkemeye başvurmayı düşünür. Ancak hukuki danışmanlık sürecinde bu kurumun 2018’de kaldırıldığı, bunun yerine önce İİK m.179 uyarınca durumun mahkemeye bildirilmesi ve ardından şartları uygunsa konkordato talebinde bulunulması gerektiği belirlenir. Şirket, alacaklı listesini ve ödeme projeksiyonunu hazırlayarak konkordato başvurusunu yapar ve geçici mühlet kararı alınır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Güncel olmayan kaynaklara dayanarak hâlâ “iflasın ertelenmesi” talep edilebileceğini düşünmek.
  • Borca batıklık tespit edildiğinde mahkemeye bildirim yapılmasını gereksiz görüp geciktirmek.
  • Konkordato başvurusunu son ana bırakarak geçici mühlet süresinden verimli şekilde yararlanamamak.
  • Konkordato ile iflasın ertelenmesini aynı kurum sanarak yanlış strateji belirlemek.

Pratik Öneriler

Şirketlerin mali tabloları düzenli olarak izlenmeli, borca batıklık riski erken tespit edilmelidir. Bu risk ortaya çıktığında İİK m.179 kapsamındaki bildirim yükümlülüğü zamanında yerine getirilmeli ve eş zamanlı olarak konkordato başvurusunun şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmelidir. Sürecin teknik ve çok aşamalı yapısı nedeniyle, bilanço ve ödeme planının hazırlanmasında mali müşavir ile hukuki danışmanlığın birlikte yürütülmesi önem taşır.

Neden Bu Karışıklık Sürüyor?

İflasın ertelenmesi, 2003-2018 arasında özellikle büyük ölçekli şirket krizlerinde sıkça gündeme gelen bir kurum olduğu için, hukuk literatüründe ve internet kaynaklarında bu döneme ait çok sayıda yazı hâlâ dolaşımdadır. Güncellenmeyen bu kaynaklar okunduğunda, kurumun hâlâ yürürlükte olduğu izlenimi doğabilir. Bu nedenle mali sıkıntı içindeki bir şirketle ilgili araştırma yapılırken kaynağın tarihine ve güncel mevzuata uygunluğuna mutlaka dikkat edilmelidir. Aksi hâlde hem zaman hem de mahkeme masrafı kaybına yol açabilecek, kabul edilmeyecek bir talep hazırlığı yapılmış olur.

Konkordato ile İflasın Ertelenmesi Arasındaki Temel Farklar

İki kurum arasındaki en belirgin fark, sürecin kimin kontrolünde ilerlediğidir. İflasın ertelenmesinde mahkeme, şirketin faaliyetine devam etmesine tek taraflı olarak izin veriyor ve bu süreci bir kayyım aracılığıyla denetliyordu; alacaklıların onayı aranmıyordu. Konkordatoda ise süreç, alacaklıların proje üzerinde oy kullanmasına ve projeyi onaylamasına dayanır. Bu fark, konkordatonun alacaklı hakları açısından daha dengeli bir yapı sunduğu şeklinde değerlendirilmektedir. Ayrıca konkordatoda süreç, geçici mühlet ve kesin mühlet olarak iki aşamaya ayrılmış olup her aşamada mahkeme ve komiser denetimi daha sistematik biçimde işler.

Sonuç

İflasın ertelenmesi, 7101 sayılı Kanunla 2018 yılında yürürlükten kaldırılmış bir kurumdur ve bugün bu isimle bir talepte bulunulamaz. Borca batık durumdaki şirketler için güncel araç konkordatodur; ayrıca yönetim organının İİK m.179 uyarınca bildirim yükümlülüğü bulunmaktadır. Şirketinizin mali yapılandırma sürecini doğru hukuki zeminde planlamak için icra ve iflas hukuku alanında bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sık sorulan sorular

İflasın ertelenmesi hâlâ talep edilebilir mi?

Hayır. İflasın ertelenmesini düzenleyen İİK m.179/a ve m.179/b, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün bu isimle bir talepte bulunmak mümkün değildir.

İflasın ertelenmesinin yerine ne geldi?

Borca batık durumdaki şirketler için asıl araç konkordatodur (İİK m.285 vd.). Konkordato, alacaklılarla anlaşma yoluyla borçların yeniden yapılandırılmasını ve şirketin faaliyetine devamını amaçlar.

Borca batıklık bildirimi kime yapılır ve sonucu nedir?

İİK m.179 uyarınca sermaye şirketi veya kooperatifin yönetim organı, şirketin borca batık olduğunu tespit ettiğinde durumu mahkemeye bildirmek zorundadır. Mahkeme bu bildirim üzerine şirketin iflasına karar verebilir; şirket konkordato talebinde bulunmuşsa bu talep önce değerlendirilir.

Konkordato ile iflasın ertelenmesi aynı şey midir?

Hayır, ikisi farklı kurumlardır. İflasın ertelenmesi artık mevzuatta yer almayan, mahkemenin iflas kararını belirli şartlarla geciktirdiği eski bir müessese idi. Konkordato ise alacaklıların onayına dayalı, borçların yeniden yapılandırıldığı ayrı ve hâlen yürürlükte olan bir kurumdur.

Dayanak mevzuat

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.179 (borca batıklık bildirimi)
  • 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun (İİK m.179/a-179/b’nin yürürlükten kaldırılması)
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.285 vd. (konkordato)
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.182 (konkordatonun tasdikiyle iflasın kalkması)
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

İcra ve İflas Hukuku konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler