Aile Hukuku ve Boşanma

Boşandığı Eşiyle Fiilen Birlikte Yaşayanın Aylığı Kesilir mi? Geri Ödeme Riski

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Boşanıp aynı evde yaşamaya devam eden hak sahibinin aylığı kesilir ve ödenen tutarlar geri istenebilir; 5510 sayılı Kanun m. 56 ve m. 96 ayrıntıları.

Kısaca

  • 5510 sayılı Kanun m. 56 uyarınca eşinden boşandığı hâlde onunla fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış gelir ve aylıkları kesilir.
  • Daha önce ödenmiş tutarlar m. 96 hükümlerine göre geri alınır; kasıtlı veya kusurlu davranışta geriye dönük süre on yıla, Kurum hatasında beş yıla kadar uzanır.
  • Aynı maddenin ilk fıkrasındaki hâller kesinleşmiş yargı kararı ister; boşandığı eşle fiilen yaşama fıkrasında böyle bir ifade yoktur.
  • Aylığın kesilmesine yol açan sebep ortadan kalkarsa, şartlar saklı kalmak üzere müracaat tarihini izleyen ay başından aylık yeniden bağlanabilir.

Boşanmış olmanıza rağmen eski eşinizle aynı çatı altında yaşamayı sürdürüyorsanız ve ölen bir yakınınız nedeniyle aylık ya da gelir alıyorsanız, aylığınız kesilebilir; üstelik geçmişte ödenen tutarlar da geri istenebilir. Bu sonuç doğrudan 5510 sayılı Kanun m. 56’nın son fıkrasından gelir: eşinden boşandığı hâlde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış gelir ve aylıkları kesilir, ödenmiş tutarlar ise m. 96’ya göre geri alınır.

Bu hüküm kimleri ilgilendiriyor?

Madde, ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir ve aylıklarla ilgilidir. Pratikte en sık karşılaşılan örnek, anne veya babasının ölümü nedeniyle yetim aylığı alan, evlendikten sonra boşanmış kız çocuğudur. Kızın bu hakkı hangi şartlarla kazandığını boşanmış kız çocuğuna yetim aylığı yazısında anlattık. Ancak hüküm “eş ve çocuklar” ifadesini kullandığı için, örneğin yeniden evlenip boşandıktan sonra aylığı yeniden bağlanan dul eş de metnin kapsamındadır; ana ve baba ise bu fıkrada sayılmaz.

Önemli olan, kişinin aylığını sürdürürken boşanmış olması ve bu boşanmanın ardından eski eşiyle ortak hayatı yeniden kurmuş bulunmasıdır. Boşanma kararı kâğıt üzerinde kalır; fiilî durum ise başka bir hayatı gösterir. Kanun, bu durumdaki kişilerin aylığını açıkça kesme sebebi saymıştır.

Kanun metninde neler yazıyor, neler yazmıyor?

5510 sayılı Kanun m. 56’nın ilk fıkrası iki grup hâli sayar. Bir yanda hak sahibinin, aylık bağlanacak sigortalıyı kasten öldürmesi veya öldürmeye teşebbüs etmesi ya da sürekli iş göremez hâle getirmesi vardır. Öte yanda sigortalıya veya hak sahibine karşı ağır suç işleyen ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmediği için ölüme bağlı tasarrufla mirasçılıktan çıkarılan kişi vardır. Bu hâllerin hepsinde “kesinleşmiş yargı kararı bulunması” aranır.

Boşandığı eşiyle fiilen yaşamaya ilişkin fıkra ise farklı kurulmuştur. Burada kesinleşmiş yargı kararı ifadesi geçmez; “fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” denir. Yani şartın gerçekleştiğini Kurum kendi inceleme ve tespitiyle ortaya koyabilir. Metin, tespitin hangi araçlarla yapılacağını saymaz. Bu yüzden “komşu beyanı yeter mi” ya da “tek bir adres kaydı kâfi midir” gibi sorulara kanun metninden kesin cevap çıkmaz; somut olayda Kurumun elindeki delillere bakılır.

Aynı evde yaşamak ile fiilen birlikte yaşamak aynı şey mi?

Aynı adreste kayıtlı olmak ile ortak hayat sürdürmek farklı kavramlardır. Boşandıktan sonra çocukların bakımı, ekonomik sıkıntı ya da ev bulamama gibi nedenlerle bir süre aynı evde kalan eşler olabilir. Bu durumda tarafların yaşam biçimi, odaların ayrı kullanılıp kullanılmadığı, giderlerin ortak yürütülüp yürütülmediği gibi olgular önem taşır. Kanun bu ölçütleri tek tek saymaz, fakat “fiilen birlikte yaşama” sözcüğü, kâğıt üzerindeki durumun değil fiilî yaşamın esas alındığını gösterir.

Boşanma sonrası aynı evde yaşamanın diğer hukuki sonuçlarını boşandıktan sonra aynı evde yaşamaya devam etmek yazısında ele aldık. Orada mal paylaşımı, nafaka ve kira gibi başlıklara değinilir; sosyal güvenlik boyutu ise bu yazının konusudur.

Aylık kesilirse ödenen tutarlar nasıl geri alınır?

Kesinti ile geri alma iki ayrı adımdır. Önce aylık kesilir. Sonra da ödenmiş tutarlar için 5510 sayılı Kanun m. 96 devreye girer.

Madde 96’ya göre, fazla veya yersiz yapıldığı tespit edilen ödemeler iki ayrı kurala bağlanır:

  • Ödeme kasıtlı veya kusurlu davranıştan doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle geri alınır.
  • Ödeme Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmışsa, tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplanır; ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, bu sürenin dolduğu tarihten sonra ise kanuni faizle geri alınır.

İlgilinin Kurumdan alacağı varsa geri alınacak tutar bu alacaktan mahsup edilir; alacağı yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Yersiz ödeme gelir ve aylıktan kesilerek tahsil ediliyorsa, borç tutarı aylığın dörtte biri oranında kesilir. Alacakların mahsubu en eski borçtan başlanarak, borç aslına yapılır; kanuni faiz kalan borca işletilir.

Hangi bendin uygulanacağı, kişinin durumu bildirip bildirmediğine, Kurumu yanıltıp yanıltmadığına ve ödemenin kimin hatasından doğduğuna göre belirlenir. Bu nedenle aynı olay iki farklı dosyada iki ayrı sonuç doğurabilir.

Yeniden evlenme ile fiilî birliktelik arasındaki fark

Hak sahibi kız çocuğu yeniden resmî nikâh yaptıysa, m. 34’teki “evli olmama” şartı ortadan kalktığı için aylık zaten kesilir. Bu durumda m. 37’deki evlenme ödeneği de gündeme gelir: talep edilirse almakta olunan aylığın iki yıllık tutarı bir defaya mahsus peşin ödenir. Fiilî birliktelikte ise böyle bir ödenek yoktur; aylık kesilir ve ödenmiş tutarlar geri istenir. Resmî evlilik ile kayıt dışı birliktelik arasındaki bu fark önemlidir, çünkü ikincisi maddi açıdan çok daha olumsuz bir tablo doğurabilir.

Kesinti kararına karşı nasıl savunma kurulur?

Aylığınız kesilmişse önce kararın dayanağını yazılı olarak isteyin. Kurumun hangi olguya dayandığını, hangi tarihten itibaren fiilen birlikte yaşadığınızı kabul ettiğini ve geri ödeme hesabını hangi başlangıç tarihinden yaptığını bilmeden sağlıklı bir savunma kurulamaz. Uyuşmazlık iş mahkemesinde görülür (5510 sayılı Kanun m. 101); ancak dava açmadan önce Kuruma yazılı başvuru zorunludur ve Kurum altmış gün içinde cevap vermezse talep reddedilmiş sayılır (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 4). Tebliğ tarihini ve zarfı saklamak önemlidir.

Savunmada belirleyici olan, ortak hayatın gerçekten sürmediğini gösteren somut olgulardır: ayrı adreslerde kayıtlı olunması ve bu adreslerde fiilen oturulması, ayrı kira sözleşmeleri, ayrı fatura ve abonelikler, gider paylaşımının bulunmaması gibi. Tek tek bakıldığında hiçbiri kesin kanıt değildir; birlikte değerlendirildiğinde tablo ortaya çıkar. Tanık beyanı gerekirse, boşanma davasında tanık delili yazısındaki genel ilkeler benzer biçimde yol gösterir, fakat sosyal güvenlik uyuşmazlığı başka bir yargılama olduğundan oradaki kurallar ayrıca incelenmelidir.

Dul eş ve çocuklar bakımından ayrım

Kanun hükmü hem “eş” hem “çocuklar” için aynı sonucu bağlar. Burada eşten kasıt, ölen sigortalının hak sahibi olan eşi; çocuktan kasıt ise m. 34’te sayılan hak sahibi çocuklardır. Hak sahibi çocuklar arasında, yaşı ne olursa olsun boşandıktan sonra aylık alan kız çocuğu özellikle dikkat çeker.

Hak sahipleri birden fazlaysa, birinin aylığının kesilmesi diğerlerinin paylarının yeniden hesaplanmasını gündeme getirebilir. Aylıkların toplamı sigortalının aylığını aşamayacağından, bir hak sahibinin çıkması kalan hak sahiplerinin paylarının yeniden hesaplanmasına yol açabilir. Hesabın nasıl yapılacağı 5510 sayılı Kanun m. 34 ve m. 35’e göre Kurumca belirlenir.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Babasının ölümü üzerine yetim aylığı alan bir kadın, evliliğini sonlandırmış ve boşanma kararı kesinleşmiştir. Birkaç yıl sonra, çocuklarının okul düzeni ve kira yükü nedeniyle eski eşiyle aynı evde yaşamaya başlar. Kurum bir inceleme sırasında bu durumu tespit ederse, aylık kesilir ve geriye dönük ödemeler için m. 96 işletilir. Kadının durumu Kuruma bildirip bildirmediği, geçmişe dönük sürenin hangi başlangıç tarihinden hesaplanacağı ve kusurun bulunup bulunmadığı sonuçta belirleyici olur. Bu örnekte tutar ya da süre tahmini yapmıyoruz, çünkü bunlar dosyanın ayrıntısına bağlıdır.

Sık yapılan hatalar

  • Aynı evde kalmanın yalnızca geçici bir çözüm olduğunu düşünerek Kuruma bilgi vermemek.
  • Eski eşle ilişkinin yeniden başladığını, ama “nikâhsız olduğu için sorun olmaz” diye varsaymak.
  • Aylık kesinti kararını tebliğ aldıktan sonra Kuruma yazılı başvuruyu yapmadan doğrudan dava açmak ya da hiç başvurmamak.
  • Geri ödeme taleplerini yersiz bulup hiç itiraz etmemek ya da tersine hiçbir belge toplamadan itiraz etmek.
  • Boşanma sonrası yaşam düzeniyle ilgili belgeleri (kira sözleşmesi, ayrı hane kayıtları, ayrı fatura abonelikleri gibi) saklamamak.

Aylık kesildikten sonra yapılabilecekler

Kanun bu hâl için yeniden bağlanma yolunu açık tutar. 5510 sayılı Kanun m. 35’e göre, aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması hâlinde 34. maddedeki şartlar saklı kalmak kaydıyla, müracaat tarihini izleyen ay başından itibaren yeniden aylık bağlanır. Dolayısıyla eski eşten gerçekten ayrı bir hayata geçildiyse, bunu belgeleyerek Kuruma başvurmak gerekir. Başvurunun gecikmesi, aylığın başlangıç tarihini de geciktirir; çünkü aylık müracaat tarihini izleyen ay başından başlar.

Aylığın kesilmesi, bu hak sahibinin sağlık güvencesini de etkileyebilir. Gelir ya da aylık alanlar 5510 sayılı Kanun m. 60 gereği genel sağlık sigortalısı sayılır; aylık kesilince başka bir sigorta kapsamı bulunması gerekebilir. Boşanmış kişilerin sağlık sigortası seçenekleri için boşandıktan sonra genel sağlık sigortası başvurusu yazısına bakabilirsiniz.

Boşanma sonrası kayıtlarınızı düzenli tutmak neden önemli?

Boşanma kararının kesinleştiğini, ayrı adreslerde yaşandığını ve ekonomik ilişkinin bittiğini gösteren belgeler, ileride Kurumla yaşanacak bir uyuşmazlıkta işe yarar. Boşanma kararı kesinleştikten sonra yapılacaklar yazısında kayıt güncellemelerinin ayrıntılı listesi bulunur. Bu kayıtların tutulması kasıt ve kusur tartışmasında da önem taşır.

Kendi dosyanızı birlikte gözden geçirelim

Aylığınız kesildiyse ya da Kurumdan geri ödeme yazısı aldıysanız, sürelerin işlediğini unutmayın. Durumunuzu telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilirsiniz; iletişim sayfasında bilgiler yer alıyor. Aile hukukunun diğer konuları için aile hukuku sayfamıza bakabilirsiniz. Her dosya farklıdır; sonuç, belgelerin ve fiilî durumun ayrıntısına bağlıdır.

Sık sorulan sorular

Boşandım ama eski eşimle aynı evde kalıyorum. Aylığım kesilir mi?

Boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen hak sahiplerinin bağlanmış gelir ve aylıkları 5510 sayılı Kanun m. 56 gereği kesilir. Tek başına aynı adresi paylaşmak her durumda aynı sonucu doğurmaz; kanun kesinleşmiş yargı kararı aramaz, “belirlenen” ifadesini kullanır; aynı evde yaşamak ciddi bir risk oluşturur.

Kesilen aylıkla birlikte geçmişte aldığım tutarlar da geri istenir mi?

Evet. Kanun, bu kişilere ödenmiş tutarların m. 96 hükümlerine göre geri alınacağını söyler. Kasıt veya kusur varsa geriye doğru en fazla on yıl, Kurum hatası varsa en fazla beş yıl esas alınır.

Geri ödeme aylıktan nasıl kesilir?

Yersiz ödemenin gelir veya aylıktan kesilmesinde, borç tutarı aylığın dörtte biri oranında kesilerek uygulanır. Kurumun yönetmelikle belirlediği usûl ve esaslar da uygulanır.

Aylık kesildikten sonra eski eşimden ayrılırsam yeniden bağlanır mı?

Aylığın kesilmesine yol açan sebep ortadan kalkarsa, 5510 sayılı Kanun m. 34’teki şartlar saklı kalmak kaydıyla, müracaat tarihini izleyen ay başından itibaren yeniden aylık bağlanır.

Dini nikâhla birlikte yaşamak da bu kapsamda mı?

Kanun metni nikâh biçiminden söz etmez; “fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ifadesini kullanır. Boşanmış kişinin eski eşiyle ortak hayat sürdürdüğünün belirlenip belirlenmediği somut dosyada değerlendirilir.

Dayanak mevzuat

  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 34, 35, 37, 56, 60, 96, 101
  • 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 4
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler