Aile Hukuku ve Boşanma

Boşandıktan Sonra Eşin Kredisine Verilen Kefaletten Kurtulmak Mümkün mü?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Boşanma kefaleti kendiliğinden bitirmez. Kefaletin geçerlik şartları, eşin yazılı rızası ve bankaya karşı kefaletten kurtulmanın hukuki yolları.

Kısaca

  • Boşanma kararı, bankayla yapılmış kefalet sözleşmesini kendiliğinden sona erdirmez; kefalet banka ile kefil arasındadır, eşler arasındaki boşanmadan bağımsız devam eder.
  • Kefalet yazılı olmalı, azami miktarı ve kefalet tarihini ve müteselsil kefalette bu sıfatı kefilin kendi el yazısıyla içermelidir (TBK m. 583).
  • Eşlerden biri, diğerinin yazılı rızası olmadan kefil olamaz (kanundaki istisnalar saklıdır); rıza en geç sözleşme kurulurken verilmiş olmalıdır (TBK m. 584).
  • Kefaletten kurtulmanın kanuni yolları asıl borcun bitmesi, süreli kefaletin dolması, on yıllık sürenin geçmesi ve süresiz kefalette kefilin istemine rağmen alacaklının bir ay içinde borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanmamasıdır.

Eşiniz kredi çekerken kefil olarak imzaladıysanız ve sonra boşandıysanız, banka açısından hiçbir şey değişmemiştir. Kefalet sözleşmesi sizinle banka arasındadır; boşanma bu sözleşmeye taraf olmayan mahkemenin kararıdır. Dolayısıyla “boşandık, artık o borçla bir ilgim kalmadı” düşüncesi hukuken doğru değildir. Kefaletten kurtulmanın yolları vardır, ama bunlar boşanma kararına değil Borçlar Kanunu’ndaki kefalet hükümlerine dayanır.

Önce kefaletin geçerlik şartlarını, sonra eşin rızasının neden belirleyici olduğunu, ardından sona erme yollarını ve boşanma protokolüyle ilişkisini anlatıyorum.

Kefalet nedir, kefil ne zaman sorumlu olur?

Kefalet, kefilin alacaklıya karşı, asıl borçlunun borcunu ödemezse kendisinin ödeyeceğini üstlendiği sözleşmedir. İki temel türü vardır. Adi kefalette alacaklı, önce borçluya başvurmadan kefili takip edemez (TBK m. 585). Müteselsil kefalette ise kefil, bu sıfatla ya da bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden de kefili takip edebilir; yalnız borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması ya da açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir (TBK m. 586). Kredi ilişkilerinde müteselsil kefalet de karşınıza çıkabilir. İki türün farkını adi kefalet ile müteselsil kefalet farkı yazısında ayrıca anlattık.

Boşanmış bir eşin kefilliği de aynı kurallara tabidir. Kefil olduğunuz kişi eski eşiniz olduğu için hukuken ayrıcalıklı bir konumunuz yoktur.

Kefalet hangi şartlarda geçerlidir?

Kefaletin biçim şartları sıkıdır. Sözleşme yazılı yapılmalı ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmelidir. Kefilin azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla yazması şarttır (TBK m. 583). Kefalet sonradan değiştirilir ve kefilin sorumluluğu artarsa, değişiklik de aynı şekle uymak zorundadır; aksi hâlde hüküm doğurmaz.

Elinizdeki sözleşmeyi bu açıdan incelemek, kefaletten kurtulma stratejisinin ilk adımıdır. Miktar sadece daktiloyla yazılmışsa, tarih eksikse ya da el yazısı gereken bölümler imzayla yetinilerek geçilmişse kefaletin geçerliliği tartışmalı hâle gelir. Bu tür itirazların sonucu belgenin ayrıntısına bağlıdır; sözleşmenin aslını ya da en azından tam bir kopyasını temin etmek gerekir.

Eşin yazılı rızası neden önemli?

Kanun, evlilik birliği içindeki aile malvarlığını koruyabilmek için ayrı bir şart koymuştur: Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça ya da yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır (TBK m. 584/1). Sonradan alınan rıza bu eksikliği tamamlamaz.

Kefaletin türü değişse de kural aynıdır. Gerçek kişilerin, kişisel güvence vermek üzere başka bir ad altında yaptığı sözleşmeler de aynı şekil, ehliyet ve eş rızası hükümlerine bağlanmıştır (TBK m. 603). Yani sözleşmenin adı “garanti taahhütnamesi” ya da “ödeme taahhüdü” olsa bile gerçek kişi güvence veriyorsa kefalet kuralları gündeme gelir.

İstisnalar da vardır. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilen kefaletlerde eşin rızası aranmaz. Aynı şekilde mesleki faaliyetleriyle ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar sicilinde kayıtlı kişilerin verdiği kefaletler ve kanunda sayılan bazı kredi türleri için de rıza şartı yoktur (TBK m. 584/3). Bu yüzden rızanın aranıp aranmadığını anlamak için eski eşinizin hangi sıfatla kredi aldığına bakmak gerekir.

Eşin rızasının yokluğu, kefaletin bankaya karşı geçerliliğine itiraz sebebidir. İtirazın ne zaman ve nasıl ileri sürüleceği, takip aşamasına göre değişir; borcun ödeme emri size tebliğ edilmişse itiraz süresi tebliğden itibaren yalnızca yedi gündür (İİK m. 62). Süre kaçırılsa bile borçlu olmadığınızı menfi tespit davasıyla ileri sürme imkânı vardır (İİK m. 72), ancak bu yol takibi kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle rıza belgesini ve kefalet sözleşmesini elinizde bulundurmak, süreler işlemeye başlamadan önce önemlidir.

Kefaletten kurtulmanın kanuni yolları

Kanun, kefilin yükümlülüğünün sona ereceği durumları tek tek düzenlemiştir. Boşanmış eşler için en çok işe yarayanlar şunlardır:

  • Asıl borç sona ererse kefil de kurtulur. Hangi sebeple olursa olsun asıl borç biterse kefalet de biter (TBK m. 598/1). Eski eşiniz krediyi tamamen öderse ya da başka bir bankadan çekilen kredi eski borcu kapatırsa kefaletiniz de sona erer.
  • On yıl kuralı. Gerçek kişi tarafından verilmiş her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet bundan uzun süre için verilmiş olsa bile, uzatılmamışsa kefil ancak on yıllık süre dolana kadar takip edilebilir (TBK m. 598/3, 4).
  • Süreli kefalet. Kefalet belirli bir süre için verilmişse kefil, sürenin sonunda borcundan kurtulur (TBK m. 600).
  • Süresiz kefalette alacaklıyı harekete geçirmek. Süresiz kefalette asıl borç muaccel olunca kefil, alacaklıdan bir ay içinde borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanmasını isteyebilir. Alacaklı bu isteği yerine getirmezse kefil borcundan kurtulur (TBK m. 601). Bu hüküm adi kefalette her zaman; müteselsil kefalette ise kanunun öngördüğü hâllerde işler.
  • Gelecekte doğacak borç ve bozulan mali durum. Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun mali durumu kefaletten sonra önemli ölçüde bozulmuşsa ya da kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu anlaşılırsa kefil, borç doğmadığı sürece yazılı bildirimle sözleşmeden dönebilir; ancak alacaklının kefalete güvenmesi yüzünden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 599). Kredi kartı limiti ya da kullanılabilir kredi hesabı gibi borç henüz doğmamış hâllerde bu hüküm önemli olabilir.

Hepsinin ortak yanı şudur: Kanunda “boşandığı için” kefaletten kurtulma diye bir sebep yoktur. Her yol, kefalet sözleşmesinin kendi koşullarına bağlıdır.

Boşanma protokolüne yazılan “krediyi o ödeyecek” maddesi bankayı bağlar mı?

Anlaşmalı boşanma protokolünde eşin krediyi ödemeyi üstlenmesi sık görülen bir düzenlemedir. Ancak bu üstlenme eşler arasında bir iç ilişki düzenlemesidir. Borcu üstlenenin alacaklı bankayla anlaşması, yani bankanın yeni borçluyu kabul etmesi gerekir; borçlunun yerine yenisinin geçmesi, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur (TBK m. 196). Bankaya yapılan bildirim yalnızca bir öneri sayılır ve banka açık ya da örtülü kabul etmedikçe borçlu değişmez.

Kefil açısından önemli bir ayrıntı daha var: Borç üstlenme sözleşmesi yapılsa bile kefilin sorumluluğu ancak kefilin borcun üstlenilmesine yazılı olarak rıza göstermesi hâlinde devam eder (TBK m. 198/2). Yani bankayı eski eşinizin borcu üstlenmesine ikna edip kendi yazılı rızanızı vermezseniz, kefaletiniz borçlu değiştiği anda sona erebilir. Bu bilgiyle protokolde yazılacak maddeyi bilinçli seçmek mümkündür. Protokol maddelerinin bankaya karşı etkisi için protokoldeki kredi borcu bankaya karşı geçerli mi ve boşanma protokolünde kredi ve borç maddesi yazılarına bakabilirsiniz.

Kefil olarak haklarınız: bilgi, güvence, rücu

Kefalet bir yük olduğu kadar bazı korumalar da getirir. Alacaklı, istek hâlinde kefile asıl borcun kapsamı hakkında her zaman bilgi vermek zorundadır; borçlu anapara ya da yarım yıllık faiz ödemesinde altı ay gecikirse bunu kefile bildirmesi gerekir. Alacaklı bu görevleri yerine getirmezse, kefilin uğradığı zarar oranında ona karşı haklarını kaybeder (TBK m. 594).

Borçlu, kefile karşı üstlendiği yükümlülüklere aykırı davranmışsa, temerrüde düşmüşse ya da mali durumu önemli ölçüde kötüleşmişse kefil, asıl borçludan güvence verilmesini ve borç muaccel olmuşsa kendisinin borçtan kurtarılmasını isteyebilir (TBK m. 595). Boşanmış eşin ödemeleri aksattığı durumlarda bu hüküm, kefile bankadan önce eski eşi harekete geçirme imkânı verir.

Kefil, borcu ödemek zorunda kalırsa alacaklının haklarına halef olur (TBK m. 596) ve ödemeyi borçluya bildirmek zorundadır (TBK m. 597). Bildirimde bulunmayan kefil, borçlunun bilmeden tekrar ödemesi hâlinde rücu hakkını kaybedebilir.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim. Bir kadın, kocasının çektiği ihtiyaç kredisine müteselsil kefil olarak imza atıyor. Birkaç yıl sonra çift anlaşmalı olarak boşanıyor; protokolde “kredi taksitlerini koca ödeyecek” yazıyor. Koca bir yıl sonra ödemeleri aksatıyor ve banka kadının maaşına haciz koyuyor.

Burada incelenecek noktalar şunlardır: Kefalet sözleşmesinde miktar, tarih ve “müteselsil kefil” ibaresi kadının el yazısıyla var mı? Koca kefalet sırasında kadının eşiydi ve kadının kefil olması için kocadan yazılı rıza alınmış mı? Banka, altı aylık gecikmeyi kadına bildirmiş mi? Kefalet sözleşmesinin üzerinden on yıl geçmediyse on yıl kuralı devreye girmez. Kadın borcu öderse kocaya rücu edebilir, ama bunun için kocanın mal varlığı olup olmadığına da bakmak gerekir. Bu örneğin sonucunu önceden söylemek mümkün değil; her sorunun cevabı belgelere göre değişir.

Kefaletten kurtulmaya çalışırken yapılan hatalar

En sık yapılan hata, boşanma protokolünü bankaya sunup “artık borçtan sorumlu değilim” demektir. Banka, protokolün tarafı değildir. İkinci hata, kefalet sözleşmesinin kopyasını almamaktır; kefilin elinde çoğu zaman yalnızca kredi sözleşmesi bulunur. Üçüncüsü, haciz geldikten sonra harekete geçmektir; ödeme emrine itiraz süresi tebliğden itibaren yedi gündür; kaçırılırsa takip kesinleşebilir ve itirazlarınızı sonradan ileri sürmek zorlaşır. Dördüncüsü, borcun sorumluluğunu yalnızca eşler arası mesele sanıp rücu hakkını korumamaktır: Ödeme yaptığınızda yazılı bildirim ve dekont saklamak gerekir.

Eski eşin borcunun malvarlığınıza uzanıp uzanamayacağı sorusu başka bir sorudur; bu konuyu eşin borçlarından sorumluluk yazısında anlattık.

Durumunuza göre yol haritası

Elinizdeki kefalet sözleşmesini, banka yazışmalarını ve boşanma protokolünü birlikte okumadan kesin bir yol çizmek mümkün değildir. Hangi şartın eksik olduğu, süre işlemişse nereden başladığı ve bankanın tutumu dosyadan dosyaya değişir. Telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak durumunuzu anlatabilir, belgelerinizle birlikte değerlendirme isteyebilirsiniz; ayrıntılar iletişim sayfasında. Büronun çalıştığı alanları aile hukuku sayfasından görebilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Boşandıktan sonra kefilliğim kendiliğinden biter mi?

Hayır. Kefalet sözleşmesi bankayla sizin aranızdadır ve boşanmadan etkilenmez. Boşanma protokolünde eşiniz krediyi tek başına ödemeyi kabul etmiş olsa bile bu, bankayı bağlamaz. Bankanın yazılı olarak sizi kefaletten çıkarması ya da kanundaki sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi gerekir.

Eşim yazılı rıza vermeden kefil olduysa kefalet geçerli midir?

Kanuna göre eşlerden biri, diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir ve bu rıza sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olmalıdır. Rıza yoksa kefaletin geçerliliğine itiraz edilebilir. Ticari işletme sahipleri ve şirket yöneticileri için kanunda ayrı istisnalar vardır.

Kefil olduğum kredi kartı ya da ihtiyaç kredisi için bankadan bilgi isteyebilir miyim?

Evet. Kanun, alacaklıya kefile borcun kapsamı hakkında istek hâlinde her zaman bilgi verme yükümlülüğü getirir. Ayrıca asıl borçlu anapara ya da faiz ödemesinde altı ay gecikirse alacaklı durumu kefile bildirmek zorundadır (TBK m. 594).

Kredi borcunu ben ödemek zorunda kalırsam eski eşimden geri isteyebilir miyim?

Evet. Kefil, alacaklıya ödediği ölçüde alacaklının haklarına halef olur ve asıl borçluya rücu edebilir (TBK m. 596). Ödemeyi yaptığınızı borçluya bildirmeniz gerekir; bildirmezseniz ve borçlu bilmeden öderse rücu hakkınız kaybolabilir (TBK m. 597).

Kefalet sözleşmesi on yıl sonra kendiliğinden biter mi?

Gerçek kişi tarafından verilmiş her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet bu süreden uzun verilmiş olsa bile, uzatılma ya da yeni kefalet yoksa kefil yalnızca on yıllık süre dolana kadar takip edilebilir.

Dayanak mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 196, 198, 583, 584, 585, 586, 594, 595, 596, 597, 598, 599, 600, 601, 603
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 62, 72
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler