Aile Hukuku ve Boşanma

Boşanma Sürecinde Eşin İntihar veya Çocuğa Zarar Verme Tehdidi Hukuki Yönden Ne Anlama Gelir?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Boşanma sürecinde eşin intihar ya da çocuğa zarar verme tehdidi hukuken nasıl değerlendirilir? Tehdit suçu, çocuğun korunması ve geçici velayet tedbirleri.

Kısaca

  • Eşin çocuğunuza zarar vereceğini söylemesi, tehdit edilenin yakınının hayatına veya vücut bütünlüğüne yönelik saldırı tehdidi olarak TCK m. 106 kapsamında değerlendirilir.
  • Eşin kendi canına kıyacağını söylemesi aynı maddenin metninde doğrudan sayılmamıştır; bu tür sözler olayın bütününe göre psikolojik şiddet ve kusur açısından incelenir.
  • Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikedeyse ve ana baba buna çare bulamıyorsa hâkim TMK m. 346 uyarınca uygun önlemleri alır; boşanma davası açıldıktan sonra TMK m. 169 geçici önlemleri de devrededir.
  • 6284 sayılı Kanun’la eşin size, çocuğa ve bulunduğunuz yerlere yaklaşmaması ya da kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması istenebilir.
  • Acil tehlike varsa önce 112’yi arayın; ardından yazışmaları, kayıtları ve tanıkları dosya için saklayın.

“Boşanırsak kendimi öldürürüm.” “Çocuğa bir şey olursa sorumlusu sensin.” “Onu senden alırım, bir daha göremezsin.” Bu cümleleri boşanma sürecindeki bir eşten duymak, hukuk bilgisinin ötesinde bir korku yaratır. İlk akla gelen soru, bunun gerçek bir tehdit mi yoksa öfkeyle söylenmiş bir söz mü olduğudur. Hukuk bu ayrımı yapar: bazı sözler ceza kanununda suçtur, bazıları suç olmasa da boşanma davasında kusur sayılır, bazıları da çocuğun korunması için hâkimin müdahalesini gerektirir.

Aşağıda üç ayrı durum var: çocuğa zarar verme tehdidi, eşin kendine zarar verme tehdidi ve çocuğu elinizden alma tehdidi. Her birinin hukuki karşılığı farklıdır.

Çocuğa zarar verme tehdidi: TCK m. 106

TCK m. 106/1, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişiyi altı aydan iki yıla kadar hapisle cezalandırır; suç kadına karşı işlenirse cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.

Çocuğunuz, kanundaki “yakınınız” kavramının en açık örneğidir. Eşiniz size “çocuğa zarar veririm” diyorsa, tehdit edilen sizsiniz ve saldırıyla tehdit edilen kişi, yakınınız olan çocuktur. Silahla, birden fazla kişiyle birlikte ya da imzasız mektupla yapılan tehdit TCK m. 106/2’ye göre iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası gerektirir. Tehdit amacıyla ayrıca yaralama gibi bir suç işlenirse, bundan dolayı da ayrıca ceza verilir (m. 106/3).

Bu suçta söz yeterlidir; saldırının gerçekleşmesini beklemek gerekmez. Sözün sizde korku uyandıracak nitelikte olup olmadığı olayın bütününe göre değerlendirilir. “Seni bir gün pişman ederim” gibi belirsiz bir cümle ile “çocuğu alıp götürürüm, bir daha göremezsin” arasındaki fark da bu noktada ortaya çıkar. İlk cümle çoğu zaman tehdit sayılmayabilir; ikincisi ise içeriğine göre ya velayet tartışması ya da daha ağır bir ifade olabilir.

Eşin “kendimi öldürürüm” demesi

Bu söz, kanun metninde yazılı olan tehdit tanımına doğrudan uymaz. TCK m. 106/1’in birinci cümlesi “kendisinin veya yakınının” hayatına yönelik saldırıyı sayar; buradaki “kendisi”, tehdit edilen kişidir, yani sizsiniz. Failin kendi hayatına yönelen söz ise bu hükmün metnine doğrudan girmez. Metin ayrıca, “sair bir kötülük edeceğinden bahisle” yapılan tehdidi de sayar ve bunu mağdurun şikâyeti şartına bağlı, daha hafif bir ceza çerçevesinde düzenler. Eşin intihar söylemi bu ikinci gruba girer mi, girmez mi, olayın içeriğine, sözün amacına ve tekrarına göre mahkemece değerlendirilir; bunu önceden kesin olarak söylemek doğru olmaz.

Ceza hukuku boyutu net değilse de iki başka alan açıktır. Birincisi güvenliktir: eşiniz gerçekten kendine zarar verme riski taşıyorsa bu bir sağlık ve acil durum meselesidir. 112’ye başvurmak, eşinizin ailesine haber vermek ve sağlık kuruluşuna yönlendirmek, sizin sorumluluğunuzu aşan bir yükü paylaşmanın yoludur. İkincisi ise boşanma davasıdır: sözlerin sizi baskı altına almak için tekrar tekrar kullanıldığı hâllerde, bu durum psikolojik şiddet ve onur kırıcı davranış olarak ileri sürülebilir. 6284 sayılı Kanun, şiddeti fiziksel olduğu kadar psikolojik ve sözlü olarak da tanımlar ve bu davranışa yönelik tehdit ve baskıyı da şiddet tanımına dahil eder (m. 2).

Çocuğu elinizden alma tehdidi: velayet mi, tehdit mi?

“Çocuğu senden alırım” sözü her zaman suç değildir. Bu söz, bir ebeveynin velayet davası açacağını ya da çocuğu kendi yanına alacağını bildirmesi anlamına geliyorsa, hukuki yolun kullanılacağını haber veren bir ifadedir. Ama çocuğu fiilen okuldan almak, saklamak, yurt dışına çıkarmak ya da size göstermemek gibi hukuka aykırı bir eylem tehdidi içeriyorsa, durum ciddiyet kazanır.

Çocuk hâlâ evliliğin ortak çocuğudur ve geçici velayet kararı verilene kadar çocuğun yaşam düzenini bozacak tek taraflı hareketler hâkimin dikkatini çeker. Boşanma davası açıldığında hâkim, davanın devamı süresince çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m. 169). Bu kapsamda çocuğun kimde kalacağı, diğer eşin kişisel ilişkisinin nasıl işleyeceği ve çocuğun okulu gibi konular belirlenir. Çocuğun gerçekten tehlikede olduğu kanaatine varılırsa, TMK m. 346 uyarınca hâkim çocuğun korunması için uygun önlemleri alır; çocuğun bedensel veya zihinsel gelişmesi tehlikedeyse çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya kuruma yerleştirme yetkisi de vardır (m. 347). Bu istisnai önlemler için ayrıntılı bir hazırlık gerekir.

Hâkimden hangi tedbirleri isteyebilirsiniz?

6284 sayılı Kanun’a göre hâkim, şiddet uygulayan hakkında şu tedbirlerden birini veya birkaçını verebilir (m. 5):

  • Şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama ya da küçük düşürme içeren söz ve davranışlarda bulunmaması,
  • Korunan kişilere ve bulundukları konuta, okula, işyerine yaklaşmaması,
  • Gerekirse korunan kişinin çocuklarına yaklaşmaması (kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalarak),
  • Çocuklarla önceden verilmiş kişisel ilişki kararı varsa bunun refakatçi eşliğinde yapılması, sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması,
  • İletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi ve gerektiğinde bir sağlık kuruluşunda muayene ve tedavi görmesi.

Aynı madde, hâkimin bu tedbirlerle birlikte velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki konularında da karar verebileceğini söyler. Şiddet veya şiddet tehlikesini gören herkes durumu resmî makamlara ihbar edebilir (m. 7), tedbir ise ilgilinin talebiyle en kolay ulaşılabilir yer hâkiminden, mülkî amirden veya kolluktan istenir; koruyucu tedbir için şiddetin delil veya belgesi aranmaz (m. 8). Ayrıntılı başvuru için 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı nasıl alınır yazısını okuyabilirsiniz.

Boşanma davasında bu tehditlerin yeri

Çocuğa ya da size yönelik tehditler, TMK m. 162’deki “pek kötü davranış” ve “ağır derecede onur kırıcı davranış” sebebiyle boşanma davası açma imkânı doğurabilir. Bu sebep için dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde sebebin doğumundan itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır; affeden tarafın dava hakkı yoktur. Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına dayalı genel sebep ise TMK m. 166’dır. İlerleyen aşamalarda velayet kararı, çocuğun menfaatine göre verilir; bir ebeveynin tehdit davranışları, çocuğa yönelik riski gösteriyorsa hâkim bunu değerlendirmeye alabilir. Hiçbir olayda sonuç önceden belli olmaz; hâkim somut dosyaya bakar.

Bu tür sözlerin çocuk üzerindeki etkisi de önemlidir. Çocuk bu tehdidi duymuşsa ya da ortamda bulunmuşsa, okul rehberliği veya uzman desteği alınması hem çocuğa iyi gelir hem de ileride mahkemenin değerlendireceği bir kayıt oluşturur. Daha fazla bilgi için boşanma davasında psikolojik şiddet ve boşanmada eşin psikolojik rahatsızlığı ve velayet yazılarına bakabilirsiniz.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Zeynep ile Kaan’ın sekiz yaşında bir çocuğu var ve Zeynep boşanma davası açmıştır. Kaan, haftada birkaç kez mesaj atarak “davadan vazgeçmezsen kendimi öldürürüm” yazıyor. Bir gece de “çocuğu alıp giderim, hiç bulamazsın” diyor ve ertesi gün çocuğu okuldan erken almaya çalışıyor.

Dosyada hangi sorular önem taşır? Mesajlar tehdit niteliğinde mi yoksa kaygı ifadesi mi? Sözler tekrar ediyor mu? Çocuğu okuldan almaya çalışması bir kez mi oldu, yoksa süregelen bir tavır mı? Kaan’ın geçmişte benzer riskli davranışları var mı? Zeynep’in 6284 sayılı Kanun’dan, çocuğun okul ve konutuna yaklaşmama tedbirini istemesi mümkündür; boşanma davasında da geçici önlem olarak çocuğun yerleşimi ve kişisel ilişkinin düzeni istenebilir. Sonucu hâkim dosyaya göre belirler; kimsenin önceden “şöyle olur” demesi doğru olmaz.

Delil ve güvenlik: ne yapmalısınız?

Önce güvenlik. Tehlike yakınsa 112’yi arayın, çocuğu güvenli bir yere götürün. Sonra kayıt: tehdit mesajlarını silmeyin, ekran görüntüsünü alın, arama dökümünüzü saklayın. Çocuğun okul, kreş ya da bakıcısına durumu bildirin ve çocuğu kimlerin alabileceğini yazılı olarak belirtin. Çocuktan ses kaydı ya da gizli görüntü isteyerek onu sürecin ortasına koymayın.

Eşinizin sağlığıyla ilgili kaygınız varsa bunu sağlık raporu veya doktor görüşü olarak dosyaya yansıtmak, hem tedbir için hem velayet değerlendirmesi için yardımcı olur. Eşinizin psikolojik desteğe ihtiyacı varsa ailesine bildirmek sizi sorumluluktan kurtarmaz ama güvenliği artırır.

Sık yapılan hatalar

En sık görülen hata, “nasılsa söyler ama yapmaz” diye düşünüp kayıt tutmamaktır. İkinci hata, çocuğu eşle karşı karşıya bırakmak ya da çocuğu mesajları okumaya sokmaktır. Üçüncü hata, intihar söylemine baskı altında kalıp boşanma davasından, tazminat talebinden veya velayet taleplerinden vazgeçmektir; böyle bir vazgeçme sonradan geri alınamayabilir. Dördüncü hata ise tehdit karşısında aynı dille cevap vermek ve karşılıklı tehditleşmektir; bu kusur dengesini bulandırır.

Bir de şunu unutmamak gerekir: eşinizin kendine zarar verme riski gerçekse bunun sorumluluğu tek başına sizin değildir. Profesyonel destek, acil sağlık hizmeti ve ailesi bu süreçte devreye girmelidir.

Tehdit ve çocuk güvenliği için hukuki yol haritası

Bu tür dosyalarda atılacak ilk adım çoğu zaman acil ve kısa vadelidir; uzun vadeli dava stratejisi ancak güvenlik sağlandıktan sonra kurulur. Durumunuzu telefonla anlatmak ya da WhatsApp’tan mesaj yazmak isterseniz iletişim sayfasındaki bilgileri kullanabilirsiniz. Genel çerçeve için aile hukuku sayfasına, çocuğun korunmasına dair mahkeme önlemleri için çocuğun korunması için hâkim önlemleri (TMK 346) yazısına, geçici velayet için boşanma davasında çocuk için geçici velayet kararı yazısına, velayetin pazarlık konusu yapılması durumu için ise boşanma davasında velayeti pazarlık aracı yapan eş yazısına bakabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Eşim çocuğu elimden alırım, ona zarar veririm diyor; bu suç mu?

Çocuğa zarar vermekle tehdit, tehdit edilen kişinin yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik saldırı tehdidi olarak TCK m. 106 kapsamında değerlendirilebilir. Çocuğu elinizden almakla ilgili sözler ise yalnızca velayet tartışması mı yoksa tehdit mi olduğu açısından olayın içeriğine göre ayrılır.

Eşim intihar edeceğini söyleyip beni suçluyor, ne yapmalıyım?

Gerçek bir intihar riski olduğunu düşünüyorsanız 112’ye başvurun ya da eşinizin yakınlarına haber verin. Aynı sözlerin sizi baskı altına almak için tekrar tekrar kullanılması ise psikolojik şiddet ve onur kırıcı davranış açısından boşanma davasında anlatılabilir. İkisini birbirinden ayırmak kolay olmayabilir; her iki ihtimali de ciddiye alın.

Çocukla görüşme hakkı verilmeye devam eder mi?

Çocuğun menfaati esastır. Tehdit nedeniyle hâkim, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılmasına, sınırlanmasına ya da tümüyle kaldırılmasına karar verebilir. Bu, tehdidin ciddiyetine ve çocuğa yönelik riske bağlıdır.

Boşanma davası açılmadan çocuğu korumak için başvuru yapılabilir mi?

Evet. Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğünde hâkim TMK m. 346 uyarınca uygun önlemleri alır. 6284 sayılı Kanun’a göre koruma tedbiri için de boşanma davası açılmış olması gerekmez.

Mesajlarda geçen tehditler delil olur mu?

Evet. Size gelen mesaj, ses kaydı ve e-postalar ekran görüntüsü, arama dökümü ve tanık beyanlarıyla desteklenirse hem ceza soruşturmasında hem de boşanma davasında kullanılabilir. Başkasının cihazına izinsiz girmeden, kendi telefonunuza gelenleri saklamanız yeterlidir.

Dayanak mevzuat

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 106
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 162, 166, 169, 346, 347
  • 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 2, 5, 7, 8
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler