Nafaka alan eşin resmî nikâh olmadan evliymiş gibi yaşaması TMK m. 176/3 uyarınca nafakayı kaldırma sebebidir; ancak kaldırma mahkeme kararıyla olur.
Kısaca
- Evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşamak, irat biçiminde bağlanan nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılması sebebidir (TMK m. 176/3).
- Yeniden evlenme ve ölüm nafakayı kendiliğinden bitirir; fiili birliktelikte ise nafaka kendiliğinden kalkmaz, dava açılıp karar alınması gerekir.
- Nafakayı kaldırtmak isteyen taraf birlikteliği ispatlamak zorundadır; mahkeme kararı gelene kadar ödeme borcu sürer.
- Hüküm toptan ödenmiş nafakada değil, irat biçiminde ödenen nafakada işler; çocuk için bağlanan iştirak nafakası ayrı bir hukuki temele dayanır.
Boşandıktan sonra düzenli nafaka ödüyorsanız ve eski eşinizin başka biriyle evliymiş gibi yaşadığını öğrendiyseniz, kanunda bunun için açık bir yol var. Medeni Kanun’a göre irat biçiminde bağlanmış nafaka, alacaklının “evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması” hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m. 176/3). Kritik kelime “mahkeme kararıyla”dır: ödemeyi kendi başınıza durdurmak yerine dava açmanız gerekir. Aşağıda bu hükmün kapsamını, sınırlarını ve dava açmadan önce bilmeniz gerekenleri adım adım anlatıyorum.
Kanun tam olarak ne söylüyor?
TMK m. 176/3’ün metni iki ayrı sonuç öngörür. Alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölmesi hâlinde irat biçimindeki maddi tazminat veya nafaka kendiliğinden kalkar. Alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır.
Bu ayrımın pratik sonucu şudur: Eski eşiniz yeniden resmî olarak evlenmişse nafaka kendiliğinden kalkmıştır; evlenme kaydı bunu göstermeye yeter. Fiili birliktelikte ise kararı hâkim verir ve bunun için bir ispat süreci işler. Sizi bu süreçte bekleyen asıl iş, ilişkinin gerçekten “evliymiş gibi” bir yaşam olduğunu göstermektir.
“Evliymiş gibi yaşamak” ne demek?
Kanun bu kavramı tanımlamaz. Dolayısıyla karar, dosyadaki somut bilgilere göre verilir. Uygulamada hâkimin baktığı sorular genel olarak şunlardır: İki kişi aynı konutta mı yaşıyor? İlişki geçici bir beraberlik mi, yoksa süreklilik gösteren bir yaşam birliği mi? Giderler ortak mı karşılanıyor? Çevre onları bir çift olarak mı tanıyor?
Yalnızca birilerinin sık sık görüşmesi, tatile gitmesi ya da sosyal medyada fotoğraf paylaşması tek başına bu sonucu doğurmaz. Öte yandan nikâhsız da olsa aynı evde yıllardır birlikte yaşayan, faturaları ve kirayı paylaşan, birbirini ailesine tanıtan iki kişi için “fiilen evliymiş gibi” sözü çok daha yerinde olur. Bu ayrım kanunda yazmaz; ispat edilen olguların bütününden çıkar. Bu yüzden dilekçenizde tek bir olaya değil, sürekliliği gösteren olgular dizisine dayanmanız gerekir.
Nafaka kendiliğinden kalkmıyorsa ne yapacaksınız?
Mahkeme kararıyla kaldırma, bir dava anlamına gelir. Nafaka yükümlüsü olarak davacı sizsiniz, davalı nafaka alacaklısı eşinizdir. Dava aile mahkemesinde açılır; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar (4787 sayılı Kanun m. 2, 4). Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında yetkili mahkeme nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 177).
Dilekçede şu bilgilerin yer alması gerekir: ilk nafaka kararının hangi mahkemeden, hangi tarihte ve hangi dosyadan çıktığı, fiili birlikteliğe dayanak olgular ve bunları hangi delillerle kanıtlayacağınız. HMK m. 194, tarafların dayandıkları vakıaları ispata elverişli biçimde somutlaştırmasını ve hangi delilin hangi vakıa için gösterildiğini açıkça belirtmesini ister. “Eski eşim biriyle yaşıyor” cümlesi yetmez; “şu adreste, şu tarihten beri, şu kişiyle birlikte oturuyor” diye yazmak gerekir.
İspat yükü kimde ve nelerle ispat edilir?
İspat yükü kural olarak, ileri sürülen vakıadan lehine hak çıkaran taraftadır (HMK m. 190). Nafakanın kaldırılmasını isteyen sizseniz fiili birlikteliği kanıtlamak sizin işinizdir. Delil olarak şunlar gündeme gelir: aynı adreste yaşandığını gösteren tanıklar, apartman yönetimi ya da komşu beyanları, adres kayıtları, ortak giderlere ilişkin belgeler. Bu delillerin her birinin değeri ve sınırı ayrı bir konudur; ayrıntı için nafaka kaldırma davasında deliller ve fiili birliktelik nasıl ispat edilir yazılarına bakabilirsiniz.
Delilin hukuka uygun elde edilmesi şarttır. HMK m. 189/2, hukuka aykırı elde edilmiş delillerin mahkemece dikkate alınamayacağını söyler. Eski eşinizin telefonuna gizlice girmek ya da evine izinsiz kamera yerleştirmek hem delilin hükümsüz kalmasına hem de size karşı ceza sorumluluğuna yol açabilir.
Dava sürerken nafaka ödenir mi?
Evet. Nafakayı bağlayan karar yürürlükte olduğu sürece, kaldırma davası açmış olmanız ödemeyi durdurmanızı sağlamaz. Ödenmeyen nafaka için alacaklı icra takibi başlatabilir ve İİK m. 344 uyarınca şikâyet hâlinde üç aya kadar tazyik hapsi gündeme gelebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, borçlunun nafakanın kaldırılması ya da azaltılması için dava açmış olması durumunda, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak tazyik hapsinin uygulanmasının davanın sonuna bırakılabileceğini söyler. Bu bir “bırakılabilir” takdirdir; ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Pratikte güvenli yol, karar çıkana kadar ödemeye devam etmek ve kaldırma kararının hangi tarihten itibaren sonuç doğuracağını, ödenmiş tutarların akıbetini dosyanıza göre ayrıca değerlendirmektir. Bunun hukuki sonuçları dosyadan dosyaya değişebilir; tek bir kalıp vermek doğru olmaz.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: Boşanma kararında yoksulluk nafakası bağlanmış bir kadın, boşanmadan bir buçuk yıl sonra bir erkekle aynı daireye taşınıyor. İkisi kirayı paylaşıyor, mahalleli onları evli bir çift gibi tanıyor ve çevreleriyle birlikte yemeklere gidiyorlar. Nafaka yükümlüsü eski eş bu bilgiyi birkaç komşudan öğreniyor.
Bu durumda eski eşin elinde tanıklar ve adres bilgisi varsa, dava dilekçesinde bu olguları tarih ve adres vererek anlatması mümkündür. Mahkeme tanıkları dinler, adres kayıtlarını getirtir ve ilişkinin sürekliliğini tartar. Aynı kişi yalnızca ara sıra buluşan biriyle görüşüyor olsaydı tablo çok farklı olurdu. Bu örnek bir sonuç tahmini değildir; hâkimin hangi etkenlere bakacağını göstermek için kurgulanmıştır.
Sık yapılan hatalar
İlk hata, fiili birlikteliği öğrenir öğrenmez ödemeyi kesmektir. Nafaka ilamı hâlâ geçerlidir ve alacaklı bunu icraya koyabilir. İkinci hata, delilsiz dava açmaktır; tanık listesini sonradan düzenlemek zor olabilir, çünkü HMK m. 240’a göre tanık listesinde adı geçmeyen kişiler dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez. Üçüncü hata, ilişkinin kısa süreli ya da geçici olup olmadığını ölçmeden hareket etmektir; hâkim “evliymiş gibi” yaşamı arar, sıradan bir arkadaşlığı değil.
Dördüncü hata, iki farklı nafakayı karıştırmaktır. Eşinize ödediğiniz yoksulluk nafakası ile çocuk için ödediğiniz iştirak nafakası ayrı kurumlardır. Çocuğun bakım gideri TMK m. 327 ve 328 çerçevesinde devam eder; eşin yeni ilişkisi bu borcu etkilemez. Yoksulluk nafakasının koşulları için yoksulluk nafakası şartları yazısına, kaldırma ve indirim seçeneklerinin genel çerçevesi için nafaka indirim ve kaldırma davası yazısına göz atabilirsiniz.
Nafaka alacaklısı iseniz neye dikkat etmelisiniz?
Bu yazıyı nafaka alan taraf olarak okuyorsanız, kendi durumunuz için de şunları bilin. Bir yakınınızla ya da arkadaşınızla aynı evi paylaşmak, tek başına fiili birliktelik sayılmaz. Kira ya da gider paylaşımının niteliği, ilişkinin romantik ve sürekli bir yaşama dönüşüp dönüşmediği dava dosyasında tartılır. Size açılan bir davada delilleri, tanıkları ve ev yaşamınıza ilişkin belgeleri düzenli biçimde sunabilmeniz önemlidir.
Ayrıca TMK m. 176/4 hükmü, tarafların malî durumları değiştiğinde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebileceğini söyler. Yani kaldırma talebi reddedilse bile iki tarafın değişen koşulları bakımından miktar yeniden tartışılabilir. Nafakanın artırılması için nafaka artırım davası yazısı yol gösterir.
Anayasa Mahkemesi kararı bu tabloyu değiştirir mi?
Anayasa Mahkemesi Haziran 2026’da TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir. İptal hükmü kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek; bu süre içinde yasama düzenlemesi beklenmektedir. Mevcut hüküm uygulanmaya devam eder ve kesinleşmiş nafaka kararları kendiliğinden kalkmaz. Bu nedenle fiili birliktelik, yoksulluğun ortadan kalkması ve benzeri sebepler hâlâ geçerli kaldırma yollarıdır. Konunun ayrıntısı için süresiz nafaka ve Anayasa Mahkemesi kararı yazısına bakabilirsiniz.
Dava dilekçesine hangi belgeleri eklemelisiniz?
Dosyayı baştan düzenli kurmak, hem hâkimin işini hem sizin ispat sürecinizi kolaylaştırır. İlk olarak nafakayı bağlayan boşanma ilamının kesinleşme şerhli bir örneği gerekir; hangi nafakanın, ne zamandan beri ve hangi tutarla ödendiği buradan görülür. İkinci olarak, ödemelerin düzenli yapıldığını gösteren banka dekontları, nafaka borcunuzu aksatmadığınızı gösterir. Üçüncü olarak, fiili birlikteliğe işaret eden belgeleri ayırın: adres bilgisi, ortak gider belgeleri, varsa herkese açık paylaşımların tarihli çıktıları.
Dilekçede tanık göstereceğiniz kişilerin adı soyadı ve tebliğe elverişli adresi yer almalıdır. Tanığın neyi bildiğini de yazın: şu apartmanda oturuyorum, şu tarihten beri iki kişiyi birlikte görüyorum gibi. HMK m. 119, dilekçede iddianın dayanağı vakıaların açık özetini ve her vakıanın hangi delille ispat edileceğini ister; bu iki unsuru boş bırakmayın. Nafaka davaları basit yargılama usulüne tabidir (HMK m. 316/1-ç); bu usulde bütün deliller dilekçeyle birlikte bildirilir ve eldeki belgeler dilekçeye eklenir (HMK m. 318). Sonradan delil eklemeye güvenmeyin.
Kaldırma, indirim ve artırım birbirinden farklı taleplerdir
Fiili birliktelik hâlinde nafakanın tümünü kaldırtmak yerine miktarın azaltılmasını isteyebileceğiniz durumlar da olabilir. TMK m. 176/4, tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebileceğini söyler. Kaldırma ile azaltma farklı hukuki sonuçlar doğurur; hangisini seçeceğiniz elinizdeki delillerin gücüne bağlıdır. Fiili birliktelik güçlü biçimde kanıtlanabiliyorsa kaldırma talebi öne çıkar. Delil eksikse, malî durumdaki değişikliğe dayanan bir azaltma talebi daha gerçekçi olabilir.
Bir talebi diğerine tercih etmek yerine, dilekçede asıl talebi kaldırma, alternatif talebi azaltma olarak sıralamak da mümkündür. Bu seçimi dosyanızın belgelerine bakmadan yapmak doğru olmaz.
Kendi dosyanızı birlikte değerlendirelim
Fiili birliktelik iddiası, dosyadaki küçük ayrıntılara göre güçlenir ya da zayıflar. İlk nafaka kararınızı, elinizdeki belgeleri ve tanık olabilecek kişileri birlikte gözden geçirmek, dava açıp açmamaya karar vermek için yararlıdır. Durumunuzu telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilirsiniz; iletişim sayfasında büronun bilgileri yer alıyor. Boşanma sonrası nafaka uyuşmazlıkları hakkında genel bilgi için aile hukuku sayfasına da göz atabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Boşandığım eşim birlikte yaşamaya başladı, nafakayı ödemeyi hemen bırakabilir miyim?
Hayır. Fiili birliktelik nafakayı kendiliğinden bitirmez; kanun bu durumda nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılacağını söyler. Karar çıkana kadar ilamdaki ödeme yükümlülüğü sürer ve ödemeyi kesen borçlu icra takibiyle karşılaşabilir.
Fiili birliktelik için belirli bir süre var mı?
Kanun metninde gün ya da ay olarak bir süre yazmaz. Hâkim, ilişkinin sürekliliğini, ortak yaşamın niteliğini ve ekonomik ortaklığı dosyadaki delillerden değerlendirir; kısa ve geçici bir beraberliğin bu nitelikte sayılıp sayılmayacağı olayın koşullarına göre belirlenir.
Nafaka toptan ödendiyse fiili birliktelik bir şeyi değiştirir mi?
TMK m. 176/3 irat biçiminde, yani düzenli aralıklarla ödenmesine karar verilen nafakadan söz eder. Toptan ödenmiş nafakada bu kaldırma düzeni işlemez; sözleşmede ya da kararda başka bir hüküm varsa ona bakılır.
Çocuk için ödediğim nafaka da kalkar mı?
Hayır. Çocuk nafakası, eşler arasındaki yoksulluk nafakasından ayrı bir dayanağa sahiptir; ana babanın bakım borcu çocuğun durumuna göre devam eder (TMK m. 327, 328). Eşin birlikteliği çocuğun nafakasını kendiliğinden etkilemez.
Dava hangi mahkemede açılır?
Aile hukukundan doğan davalara aile mahkemesi bakar; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla görev yapar. Nafaka davalarında yetki bakımından TMK m. 177 nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini gösterir.
Dayanak mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 175, 176, 177, 327, 328
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 119, 189, 190, 194, 240, 316, 318
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 344
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 2, 4
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.