Çocuğun iadesi davası sürerken velayet davası bekletilir; iade kararı verilirse ayrıca velayet kararı çıkmaz. 5717 sayılı Kanun m. 12-15’i anlatıyoruz.
Kısaca
- İade davası görülürken açılan velayet davası bekletilir; mahkeme önce iade talebini sonuçlandırır (5717 sayılı Kanun m. 14).
- İade başvurusundan sonra verilmiş bir velayet kararı, iade talebinin reddine gerekçe olamaz (m. 13).
- İade ve velayet davaları birleştirilmişse mahkeme bunları ayırır ve öncelikle iade davasını görüp sonuçlandırır (m. 15).
- İade kararı verilirse ayrıca velayete ilişkin karar verilmez; iade talebi reddedilirse velayet hakkında karar verilebilir (m. 12).
- Dava boşanma kararındaki velayeti kaldırmaz; kanun yalnızca hangi sorunun hangi sırayla çözüleceğini düzenler.
İade davası ile velayet davası birlikte yürümez; iade davası sürerken açılan velayet davası bekletilir ve mahkeme önce iade talebini sonuçlandırır. 5717 sayılı Kanun m. 14 bunu açık söyler. Üstelik iade başvurusundan sonra verilmiş bir velayet kararı da iade talebinin reddine gerekçe olamaz (m. 13). Yani çocuğu yurt dışından Türkiye’ye getiren ebeveyn, iade başvurusundan sonra aldığı bir velayet kararıyla iade davasını durduramaz.
Konu şu soruyla gelir: Boşanma kararında velayet bana verilmişti, eski eşim çocuğu götürdü; hangi davayı açacağım, hangisi önce görülür? Bu soruların cevabı, iki davanın amacının farklı olmasında saklıdır. İade davası çocuğun mutat meskenine geri verilmesini ister; velayet davası çocuğun hangi ebeveynin yanında kalacağını belirler.
İade davası ile velayet davası aynı şeyi mi ister?
Hayır. Aynı çocuk hakkında açılsalar da konuları farklıdır. 5717 sayılı Kanun, velayet hakkı ihlal edilerek bir sözleşme ülkesinden başka bir ülkeye götürülen ya da orada alıkonulan çocuğun, mutat meskeninin bulunduğu ülkeye iadesini sağlamak için usul ve esasları düzenler (m. 1). Mutat mesken, çocuğun alışılmış olarak yaşadığı yerdir; kanun, velayet ihlalinden hemen önceki mutat meskene bakar (m. 2). İade davasında mahkeme, çocuğun uzun vadede kimin yanında yaşaması gerektiğine değil, çocuğun hukuka aykırı biçimde yerinden edilip edilmediğine ve iade edilip edilmeyeceğine bakar.
Velayet davası ise Türk Medeni Kanunu’ndaki ilkelere göre açılır. Boşanma sırasında hâkim ana ve babanın haklarını düzenlerken çocuğun yararını esas alır; sonradan yeni bir olgu doğarsa velayet ya da kişisel ilişkide önlem alınabilir (TMK m. 182, 183). İki dava farklı sorular sorduğu için kanun koyucu, aralarındaki sırayı da ayrıca düzenlemiştir.
Velayet davası iade davasından önce görülebilir mi?
İade davası sürerken açılan velayet davası, iade davasından önce görülmez. 5717 sayılı Kanun m. 14 şöyle der: Görülmekte olan bir iade davası sırasında velayet davası da açılmışsa velayete ilişkin dava bekletilir. “Bekletici mesele” denen bu kural, bir davanın sonucu başka bir davanın karara bağlanmasını etkilediğinde uygulanır. Burada iade sorunu çözülmeden velayet sorununa girilmez.
Bu kuralın pratik sonucu şudur: Çocuğu götüren ebeveyn Türkiye’de yeni bir velayet davası açarsa, bu dava iade davasını durduramaz. Velayet dosyası bekletilir, iade davası görülmeye devam eder. Velayet davasının açılmış olması, iade davasının seyrini kendiliğinden değiştirmez.
İade başvurusundan sonra verilen velayet kararının hükmü nedir?
Bu soru, özellikle yabancı mahkemede ya da Türkiye’de hızla dava açıp karar almaya çalışan ebeveynler için önemlidir. m. 13’e göre çocuğun iadesi başvurusunun yapılmasından sonra verilmiş bir velayet kararı, bu Kanun hükümleri çerçevesinde çocuğun iadesi talebinin reddine gerekçe oluşturmaz.
Dikkat edin: kanun, “başvurudan sonra verilmiş” karardan söz eder. Başvurudan önceki bir karar için kanun bu hükmü açıkça yazmamıştır. Böyle bir kararın iade davasındaki yeri bu maddeyle belirlenmemiştir ve dosyaya göre değerlendirilir. Hangi kararın hangi tarihte verildiği bu yüzden önem taşır. Kararların tarihleri ve başvuru tarihi dosyada net olmalıdır.
Dosyalar birleştirilmişse ne olur?
Bazen iade ve velayet davaları aynı dosyada birleştirilir. Bu durumda m. 15 devreye girer: Birleştirilen davalar tefrik edilerek, yani ayrılarak, öncelikle iade davası görülür ve sonuçlandırılır. Birleştirme yapılmış olması, iki davanın aynı hızla yürüyeceği anlamına gelmez.
İade davası basit yargılama usulüne göre öncelikle ve acele görülür (m. 9). Adli tatilde de devam eder; adli tatil nedeniyle sürelerin uzatılması kuralları uygulanmaz (m. 16). Bu öncelik ve acelelik kuralı 5717 sayılı Kanunun kapsamındaki işler için yazılmıştır; velayet davası için kanun aynı hükmü koymaz. Bu fark, iki davanın zaman çizelgesinin ayrı işleyebileceğini gösterir.
Mahkeme esasa girmeden önce, uzmanlardan da yararlanarak çocuğun iadesi konusunda tarafları sulh yoluyla çözüme teşvik eder (m. 8). Sulh sağlanırsa iade gönüllü olarak gerçekleşebilir. Sağlanamazsa yargılama sürer ve esas hakkında karar verilir.
İade kararı verilirse velayet ne olur?
m. 12 bu noktayı netleştirir. Çocuğun iadesine dair bir karar verilmişse, bu karar içinde ayrıca velayete ilişkin hüküm kurulmaz. Yani iade kararı, velayeti kime verdiği konusunda bir şey söylemez; çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülkeye geri döndürülmesini emreder. Velayetin esası ise iade davasının konusu dışında kalır.
İade talebinin reddedilmesi hâlinde ise velayet hakkında karar verilebilir. Burada “verilebilir” ifadesi önemlidir; ret kararı kendiliğinden velayeti düzenlemez, ama mahkemeye velayet konusunda karar verme imkânı tanır. Bunun hangi şartlarda yapılacağını kanun belirtmez; dosyadaki olgulara göre değerlendirilir.
Karar kesinleştiğinde yerine getirilir; Merkezî Makam, başvuruda bulunan veya davalı kanun yoluna başvurabilir (m. 17). İade veya şahsi ilişki kararlarının icrası 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun ilgili kısmına göre yapılır (m. 18).
Bu çerçeve, iki dava arasındaki ilişkiyi kısaca şöyle özetler: iade davası “çocuk nereye dönecek” sorusunu, velayet davası “çocuk kimin yanında büyüyecek” sorusunu cevaplar. Kanun, birinci sorunun cevabı verilmeden ikinciye girilmesini istemez. Ayrıca iade kararına karşı kanun yoluna başvurulmuş olması, kararın kesinleşmesini erteler; karar kesinleşmeden yerine getirilmez. Bu nedenle kanun yolu sürecinde çocuğun durumu için alınan tedbirler önem kazanır.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim. Boşanma kararında velayet babaya verilmiş olsun. Anne, çocuğu bir tatil bahanesiyle Türkiye’ye getirsin ve geri götürmesin. Baba iade başvurusu yapar, başsavcılık iade davasını açar. Annenin avukatı aynı çocuk için Türkiye’de ayrıca bir velayet davası açmış olsun.
Bu senaryoda, açılan velayet davası bekletilir (m. 14). Baba, boşanma kararındaki velayet hükmünü ve çocuğun önceki yaşam düzenini belgelerle gösterir. Anne, iade talebinin reddini gerektiren bir sebep ileri sürebilir; hangi sebeplerin iade talebini reddettireceği kanunda değil, çocuk kaçırmaya ilişkin uluslararası sözleşmede düzenlendiği için bu konuyu ayrıca bir avukatla değerlendirmek gerekir. Mahkeme, iade talebinin kabulüne karar verirse ayrıca velayet hükmü kurmaz; reddederse velayet hakkında karar verilebilir. Sonucu önceden söylemek mümkün değildir. Mahkeme dosyadaki belgelere, uzman raporlarına ve gerekirse çocuğun görüşüne bakar.
Sık yapılan hatalar ve dikkat edilecekler
Çocuğun getirildiği Türkiye’de acele bir velayet davası açıp iade davasını etkilemeye çalışmak, kanunun öngördüğü sıraya uymaz. m. 13 ve m. 14 bu girişimi sınırlar. İade başvurusunun hangi tarihte yapıldığı, kararların tarihlerinin karşılaştırılması açısından belirleyicidir; bu tarihi belgeyle kayda geçirmek gerekir.
İkinci hata, iade davasını velayet davası gibi savunmaktır. İade davasında çocuğun hangi ebeveyne ait olduğu değil, yerinin hukuka aykırı değiştirilip değiştirilmediği tartışılır. Üçüncü hata, süreleri küçümsemektir. İade davası öncelikle ve acele görülür; belgelerin ve tercümelerin hazır olması önemlidir. Başvuruda bulunan adli yardımdan yararlanabilir ve dava harca tabi değildir (m. 27, 28).
Dördüncü hata, iade davasını yürütürken çocuğun korunması için gerekli tedbirleri istememektir. Mahkeme dava sonuna kadar geçici tedbirler verebilir; bunları boşanmış eşten çocuğun iadesi ve geçici tedbirler yazımızda anlattık. Mahkeme, iade veya şahsi ilişki işlemleri sonuçlanıncaya kadar çocuğun yurt dışına çıkışının durdurulması gibi tedbirlere de karar verebilir (m. 24).
Boşanma sonrası velayet düzeni bu davadan nasıl etkilenir?
Boşanma kararında velayet düzenlendiyse, iade davası bu hükmü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İade kararı verilirse mahkeme ayrıca velayet hakkında hüküm kurmaz; iade talebi reddedilirse velayet hakkında karar verilebilir (m. 12). Boşanma kararındaki düzenin ileride değiştirilmesi gerekiyorsa, yeni bir olgunun doğduğunu göstererek ayrı bir velayet değişikliği davası açmak gerekir. Bu konuda velayet değişikliği davası yazımızı okuyabilirsiniz. Mahkemenin kararında yer alan ihtarın ne anlama geldiğini ise boşanma kararındaki velayet değişikliği ihtarı yazısında anlattık.
Çocukla kişisel ilişki konusu da iade davasından ayrı düşünülmelidir. m. 11, kişisel ilişki hakkının korunması veya tesisi talebinin iade usul ve esaslarına tabi olduğunu söyler. Davanın sonuçlanmasına kadar başvuruda bulunan ile çocuk arasında geçici şahsi ilişki kurulması kararı verilebilir (m. 11/2).
İade davasında taraflar ve mahkeme
İade davası, çocuğu götüren ya da alıkoyan kişiye karşı, Merkezî Makam adına mahallî Cumhuriyet başsavcılığınca açılır (m. 7/2). Başvuruyu yapan ebeveyn davanın doğrudan davacısı gibi görünmeyebilir; dava devlet makamı eliyle yürür. Davaname ve duruşma günü taraflara birlikte tebliğ edilir (m. 9). Davanameye, yabancı merkezî makam, başvuruda bulunan ya da çocuğu yanında bulunduran kişi tarafından ibraz edilen belgeler eklenir; merkezî makam tarafından gönderilen belgelerin tasdiki aranmaz (m. 7/3). Mahkeme gerekli gördüğü bilgi ve belgelerin ibrazını da isteyebilir (m. 7/4).
Velayet davasında ise taraflar eski eşlerdir ve dava, Medeni Kanun hükümlerine göre kendi dilekçesiyle açılır. Bu fark, iki davayı yürütmenin neden ayrı bir hazırlık gerektirdiğini gösterir. İade dosyasında çocuğun götürülme tarihi, önceki yaşam yeri ve velayetin fiilen kullanılıp kullanılmadığı belgelenir; velayet dosyasında ise çocuğun yararına ilişkin bütün olgular, yani bakım düzeni, eğitim, sağlık ve ebeveynlerin durumu gündeme gelir.
Dosyanız için ne yapabilirsiniz?
İade davası, kısa sürede doğru belgeleri ve doğru başvuru yolunu gerektiren bir süreçtir. Çocuğun mutat meskeninin neresi olduğu, velayetin fiilen kullanılıp kullanılmadığı, çocuğun hangi tarihte götürüldüğü gibi bilgiler dosyanın seyrini değiştirir. Bu nedenle genel bir cevap yerine, dosyanız üzerinden değerlendirme yapılması gerekir.
Durumunuzu anlatmak isterseniz iletişim sayfamızdaki numaradan bizi arayabilir veya WhatsApp üzerinden yazabilirsiniz. Aile hukuku alanındaki çalışmalarımız hakkında bilgi edinebilir, ayrıca velayet davası nasıl açılır yazısından genel süreci okuyabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Yabancı mahkeme velayeti bana verdiyse Türkiye’deki iade davası düşer mi?
İade başvurusu yapıldıktan sonra verilmiş bir velayet kararı, iade talebinin reddine gerekçe olmaz (m. 13); bu nedenle iade davası kendiliğinden düşmez. İade başvurusundan önce verilmiş bir karar için 5717 sayılı Kanunda ayrı bir hüküm yoktur; kararın iade davasındaki yeri dosyaya göre değerlendirilir.
İade davasında karar çıkana kadar velayet davasına devam edilir mi?
Hayır. İade davası sürerken velayet davası açılmışsa velayete ilişkin dava bekletilir (m. 14). Mahkeme önce iade talebini sonuçlandırır.
İade talebi reddedilirse velayet kimde kalır?
Ret kararı kendiliğinden velayeti belirlemez. Kanun, iade talebinin reddine karar verilmesi hâlinde velayet hakkında bir karar verilebileceğini söyler (m. 12). Hangi ebeveynin velayeti alacağı çocuğun yararı esas alınarak belirlenir.
İade ve velayet dosyalarını aynı mahkeme mi görür?
İade davaları aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde 4787 sayılı Kanun m. 2 uyarınca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (m. 6). Velayet davaları da aile hukukundan doğan iş olduğu için aynı mahkemeye ait olabilir; dosyalar birleştirilmişse m. 15 uyarınca ayrılır.
İade davasında karar kesinleşmeden çocuk teslim edilir mi?
Çocuğun iadesine veya şahsi ilişki kurulmasına dair kararlar kesinleştiğinde yerine getirilir (m. 17/1). Karara karşı Merkezî Makam, başvuruda bulunan veya davalı kanun yoluna başvurabilir.
Dayanak mevzuat
- 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun m. 1, 2, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 24, 27, 28
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 2
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 182, 183
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.