Aile Hukuku ve Boşanma

Boşanmış Eşten Çocuğun İadesi İstenirken Geçici Tedbirler Nelerdir?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Çocuğun iadesi davası sürerken mahkeme çocuğu akraba, aile veya kurum yanına yerleştirebilir; 5717 sayılı Kanun m. 10 ve m. 24 tedbirlerini anlatıyoruz.

Kısaca

  • Çocuğun iadesi davasında mahkeme, çocuğun yüksek yararı tehlikeye düşmesin diye dava sonuna kadar geçici tedbir kararı verebilir; bunu talep üzerine de resen de yapabilir (5717 sayılı Kanun m. 10).
  • Kanundaki yerleştirme tedbirleri dörttür: bakımı üstlenen akrabaya teslim, güvenilir bir aile yanına yerleştirme, bakım kurumuna yerleştirme ve hastane, tedavi evi ya da eğitimi güç çocuklara mahsus kuruma yerleştirme.
  • Çocuğun yerinin takibi için ayrıca yurt dışına çıkışın durdurulması, pasaport işlemlerinin durdurulması ve okul ya da nüfus kayıtlarının değiştirilmemesi gibi tedbirler istenebilir (m. 24).
  • Geçici tedbir kararları Cumhuriyet başsavcılığınca, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu veya ilgili diğer kurumlar aracılığıyla yerine getirilir (m. 18/2).
  • Aile ya da özel kuruma yerleştirilen çocuğun giderleri Devletçe ödenir ve tutar mahkeme kararıyla belirlenir (m. 26).

Çocuğun iadesi davası sürerken mahkeme çocuğu, dava bitene kadar bir akrabanın, güvenilir bir ailenin ya da bir kurumun yanına yerleştirebilir. Bu, 5717 sayılı Kanun m. 10 uyarınca verilen geçici bir tedbirdir ve amacı çocuğun yüksek yararının zarar görmesini önlemektir. Karar kural olarak sadece dava sonuna kadar etkilidir; çocuğun kime ait olduğunu belirleyen bir velayet kararı değildir.

Başlıktaki “boşanmış eş” ifadesi bu kanun bağlamında, çocuğu yurt dışına götüren ya da yurt dışından Türkiye’ye getirip geri vermeyen eski eşi anlatır. Bu durum mahkemelerde “uluslararası çocuk kaçırma” başlığı altında ele alınır. Aşağıda kanun metninin tanıdığı tedbirleri, kimin hangi şartla bunları isteyebileceğini ve uygulamada nelere dikkat edildiğini anlatıyoruz.

İade davası nedir, geçici tedbir neden gündeme gelir?

5717 sayılı Kanun, velayet hakkı ihlal edilerek bir sözleşme ülkesinden diğerine götürülen ya da orada alıkonulan çocuğun, mutat meskeninin bulunduğu ülkeye geri verilmesini sağlamak için çıkarılmıştır (m. 1). Mutat mesken, çocuğun alışılmış olarak yaşadığı yerdir; kanun, velayet ihlalinden hemen önceki mutat meskene bakar (m. 2). Kanun on altı yaşını tamamlamamış kişiyi çocuk sayar (m. 3).

İade talebi, çocuğun yerinin haksız olarak değiştirildiğini ileri süren kişi, kurum ya da kuruluş tarafından Merkezî Makama, yani Adalet Bakanlığına yapılır. Çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülkenin merkezî makamına ya da sözleşmeye taraf başka bir devletin merkezî makamına da başvurulabilir (m. 7). İade davası, Merkezî Makam adına mahallî Cumhuriyet başsavcılığınca açılır. Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde 4787 sayılı Kanun m. 2 uyarınca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (m. 6). Yetkili mahkeme, başvuru yapıldığı sırada çocuğun halen oturduğu ya da koruma altına alındığı yerin mahkemesidir.

Dava basit yargılama usulüne göre öncelikle ve acele görülür (m. 9), adli tatilde de devam eder (m. 16). Buna rağmen mahkeme esasa girmeden önce, uzmanlardan da yararlanarak tarafları sulh yoluyla çözüme teşvik eder (m. 8). Yani çocuk hakkında karar çıkana kadar geçen sürede çocuğun nerede, kimin yanında kalacağı sorusu açık kalır. Geçici tedbirler tam olarak bu boşluğu doldurmak için vardır.

Kanundaki dört yerleştirme tedbiri nelerdir?

5717 sayılı Kanun m. 10 mahkemeye şu yetkiyi verir: Mahkeme, talep üzerine veya resen, çocuğun yüksek yararının tehlikeye düşmesini önlemek için dava sonuna kadar aşağıdaki geçici tedbirlere karar verebilir. Gerektiğinde çocuğun görüşünü ve uzmanlardan rapor alır.

  1. Bakım ve gözetimi üzerine alan akrabalardan birine teslim.
  2. Bakım ve gözetimi üzerine alan güvenilir bir aile yanına yerleştirme.
  3. Çocuk bakımı ve yetiştirme veya benzeri resmî ya da özel kurumlara yerleştirme.
  4. Resmî veya özel bir hastaneye, tedavi evine ya da eğitimi güç çocuklara mahsus kurumlara yerleştirme.

Kanun bu seçenekler arasında bir öncelik sırası belirtmez; hangisine karar verileceği hâkimin değerlendirmesindedir. Metne bakınca iki şey dikkat çeker. İlk olarak tedbirin gerekçesi, çocuğun yüksek yararının tehlikeye düşmesinin önlenmesidir. İkinci olarak ilk iki seçenekte “bakım ve gözetimi üzerine alan” ifadesi geçer; yani çocuğu alacak akraba ya da aile bu sorumluluğu fiilen üstlenmelidir.

Akraba yanına bırakma ne zaman düşünülür?

Kanun akrabaya teslimi ilk sıraya yazmıştır, ama bunun için ayrı bir şart da koymamıştır. Mahkemenin dikkate alabileceği etkenler, çocuğun yaşı, mevcut düzeninin ne olduğu, akraba ile bağı, iade talep eden ile çocuk arasındaki ilişki ve çocuğun doğrudan iki tarafın yanında bulunmasının yaratacağı risktir. Çocuğun görüşü, olgunluğu ölçüsünde sorulur; Türk Medeni Kanunu da ana ve babanın önemli konularda çocuğun düşüncesini olabildiğince göz önünde tutmasını öngörür (TMK m. 339/3).

Akraba yanına yerleştirmede çocuk tanıdığı bir kişinin yanında kalabilir; kurum yerleştirmesinde ise tanıdığı çevreden ayrılmış olur. Bu fark, tedbirlerden hangisinin seçileceğinde tartılabilecek bir ölçüttür. Bir aile yanına yerleştirme ise yabancı bir ailenin çocuğu alması demektir; kanun, gerektiğinde çocuğun görüşünün ve uzman raporunun alınmasına imkân tanır (m. 10).

Çocuğun yerinin değişmemesi için hangi ek tedbirler istenebilir?

Yerleştirme tek tedbir değildir. Kanunun 24. maddesi, iade ya da kişisel ilişki işlemleri sonuçlanıncaya kadar çocuğun yerinin takibi için ayrı bir tedbir listesi sayar. Mahkeme talep üzerine ya da resen şunlardan birine veya birkaçına karar verebilir:

  • Çocuğun yurt dışına çıkışının geçici olarak durdurulması.
  • Çocuk adına pasaport alınması veya yenilenmesi işlemlerinin durdurulması.
  • Çocuğun okul, muhtarlık veya nüfus kayıtlarının alınması veya değiştirilmesi işlemlerinin durdurulması.
  • Pasaport veya kimlik kayıtlarına dava süresince el konulması.
  • Çocuğun tayin edilen sürelerde yetkili makamlarca kontrol edilmesi.
  • Bu amaçla öngörülen diğer tedbirler.

Bu liste özellikle çocuğun tekrar götürülmesi ya da saklanması endişesi olan dosyalarda anlam taşır. Okul kaydının alınmasının durdurulması, çocuğun yeni bir okula yazdırılarak yerinin değiştirilmesini zorlaştırmayı amaçlar. Yerleştirme tedbiri çocuğun kimin yanında kalacağını, bu liste ise çocuğun yerinin takibini güvenceye alır. İkisi birlikte de istenebilir.

Tedbir sürerken çocuğun anne ya da babasıyla görüşmesi

İade davası bir görüşme davası değildir, ama kanun çocuğun iade talep eden kişiyle bağının kopmaması için bir yol açmıştır. Çocuğun iadesi veya şahsi ilişki kurulması davasının sonuçlanmasına kadar, mahkeme başvuruda bulunan ile çocuk arasında geçici olarak şahsi ilişki kurulmasına karar verebilir (m. 11/2). Görüşme sıklığı, yeri ve eşlikçi bulunup bulunmayacağı mahkemenin takdirindedir. Genel olarak kişisel ilişkinin nasıl kurulduğunu çocukla şahsi ilişki kurulması yazımızda anlattık.

Tedbirler nasıl uygulanır ve masrafı kim öder?

Bu Kanun gereğince verilen geçici tedbir kararları Cumhuriyet başsavcılığınca, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu veya ilgili diğer kurum ve kuruluşlar aracılığıyla yerine getirilir (m. 18/2). Yani tedbir kararı çıkması, kararın taraflarca gönüllü uygulanmasını beklemek anlamına gelmez; uygulama için resmî bir mekanizma vardır.

Bir aile yanına ya da paralı özel bir kuruma yerleştirilen çocuğun giderleri Devletçe ödenir. Ödenecek tutar mahkemenin vereceği kararla belirlenir. Haksız yere ödeme yapılmasına sebep olanlara karşı Devletin rücu hakkı saklıdır (m. 26). Dava harca tabi değildir; yargılama masrafları kovuşturma ödeneğinden karşılanır, ama davayı kaybedene yükletilir. Başvuruda bulunan adına avukat ya da müşavirin katılımından doğan masraflar bu ödenekten karşılanmaz (m. 27). Başvuruda bulunan adli yardımdan yararlanabilir (m. 28).

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim. Yurt dışında yaşayan bir çift ayrılmış, anne dokuz yaşındaki çocuğuyla Türkiye’ye gelmiş ve dönmemiş olsun. Baba, Adalet Bakanlığı üzerinden iade başvurusu yapar. Başsavcılık iade davası açar ve çocuğun halen oturduğu yer mahkemesi dosyayı alır.

Mahkeme, esasa girmeden önce tarafları sulh yoluyla çözüme çağırır. Anlaşma olmazsa mahkemenin önünde birkaç soru vardır. Çocuk annenin yanında kalmaya devam ederse tekrar götürülme riski var mıdır? Baba ile çocuk arasında geçici görüşme düzeni kurulmalı mıdır? Çocuğun pasaportu için bir önlem gerekir mi? Bunların her biri ayrı bir tedbir sorusudur ve mahkeme çocuğun görüşünü ve uzman raporunu alarak karar verebilir. Burada sonucu önceden söylemek mümkün değildir; mahkeme çocuğun yararını dosyadaki somut olgulara göre tartar.

Sık yapılan hatalar

Birinci hata, geçici tedbirin velayet kararı gibi okunmasıdır. Tedbir dava sonuna kadar etkilidir ve çocuğun bir tarafa ait olduğu anlamına gelmez. İade kararı verilirse velayete ilişkin ayrıca karar verilmez; iade talebinin reddi hâlinde ise velayet hakkında karar verilebilir (m. 12).

İkinci hata, tedbir talebini geciktirmektir. Çocuğun yeri belirsizleşmeden önce okul kaydı, pasaport ve yurt dışı çıkış gibi konularda tedbir istenmesi tedbirin amacına daha iyi hizmet eder. Üçüncü hata, çocuğun görüşünün hiç dikkate alınmayacağını sanmaktır; kanun gerektiğinde çocuğun görüşünün alınmasını açıkça öngörür. Dördüncü hata, tedbir kararına uyulmaması hâlinde sonuçsuz kalacağını düşünmektir. Kararlar başsavcılık ve ilgili kurumlar aracılığıyla yerine getirilir; bu Kanuna göre yapılan tebliğ, tedbir ve emirlere uymayanlar hakkında 5395 sayılı Kanun m. 41/F uygulanır (m. 25).

Mahkemenin çocuğu yerleştirme yetkisi, 5717 sayılı Kanunla sınırlı değildir. Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikedeyse Türk Medeni Kanunu da hâkime benzer önlemleri alma yetkisi verir (TMK m. 346, 347). Ancak uluslararası kaçırma dosyasında özel hüküm, 5717 sayılı Kanundaki m. 10’dur.

Karar çıktıktan sonra tedbirler ne olur?

Geçici tedbir, iade davasının sonuna kadar sürdüğü için dava sonuçlandığında yerini nihai karara bırakır. İade kararı verilirse karar kesinleştiğinde yerine getirilir (m. 17). Kararın icrası 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun ilgili kısmına göre yürütülür; çocuğun teslimi ancak başvuruda bulunanın ya da onun tayin edeceği kişi veya kurum yetkilisinin huzurunda yapılır (m. 18, 23). İade talebi reddedilirse mahkeme velayet hakkında karar verebilir. Yani dava sırasındaki yerleştirme, ister iade ister ret çıksın, nihai kararla oluşan düzene yerini bırakır.

Teslim işlemleri sırasında çocuğun fiziksel ve duygusal gelişimini ağır bir tehlike altında bırakacağı uzman tarafından tespit edilirse, teslim işlemleri adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğünce, talep üzerine veya resen, bu tehlike ortadan kalkıncaya kadar ertelenir (m. 22). Bu hüküm, uygulama aşamasında bile çocuğun durumunun gözetildiğini gösterir.

Kendi dosyanız için nasıl ilerlemelisiniz?

Çocuğun iadesi dosyaları süre ve usul bakımından hassastır. Hangi ülkenin merkezî makamına başvurulacağı, çocuğun mutat meskeninin nerede olduğu, velayet hakkının fiilen kullanılıp kullanılmadığı gibi sorular dosyadan dosyaya değişir. Aile hukuku alanındaki bu tür başvurularda belgeleri ve kararı birlikte değerlendirmek gerekir.

Durumunuzu anlatmak ve hangi tedbirlerin gündeme gelebileceğini konuşmak isterseniz iletişim sayfamızdaki numaradan bizi arayabilir ya da WhatsApp üzerinden yazabilirsiniz. Boşanma sonrası velayet dosyalarının birbirine nasıl bağlandığını merak ediyorsanız çocuğun iadesi davası ile velayet davasının ilişkisini, mahkemenin kararında yer alan velayet değişikliği ihtarını ve ortak velayet düzenini de okuyabilirsiniz. Kararlara uyulmadığında izlenecek yol için çocuk teslimine uymamanın sonuçları yazımıza bakabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

İade davası açıldığında çocuk otomatik olarak başka birinin yanına mı verilir?

Hayır. Yerleştirme tedbiri otomatik değildir; mahkeme çocuğun yüksek yararının tehlikeye düşmesini önlemek gerektiğini görürse bu yönde karar verir. Karar talep üzerine de verilebilir, mahkeme resen de harekete geçebilir. Gerekirse çocuğun görüşü ve uzman raporu da alınır.

Tedbir kararına karşı ne yapılabilir?

Geçici tedbir kararı da bir mahkeme kararıdır. 5717 sayılı Kanun kanun yoluna başvuruyu açıkça çocuğun iadesine veya şahsi ilişki kurulmasına dair kararlar için düzenler ve bu yolu Merkezî Makama, başvuruda bulunana ve davalıya tanır (m. 17/2). Tedbir kararına karşı hangi yolun açık olduğu kararın niteliğine göre belirlenir; bunu karar metniyle birlikte bir avukatla değerlendirmek gerekir.

Çocuk tedbir süresince annesi ya da babasıyla görüşebilir mi?

Kanun, iade veya şahsi ilişki davası sonuçlanıncaya kadar başvuruda bulunan ile çocuk arasında geçici bir kişisel ilişki kurulmasına imkân tanır (m. 11/2). Görüşmenin yeri ve sıklığı mahkemenin takdirindedir.

Çocuk on yedi yaşındaysa bu kanun uygulanır mı?

Kanun bakımından çocuk, on altı yaşını tamamlamamış kişidir (m. 3). On altı yaşını doldurmuş bir kişi için 5717 sayılı Kanunun iade mekanizması uygulanmaz; başka hukuki yollar gündeme gelir.

Tedbir kararı için harç ya da yargılama gideri ödenir mi?

5717 sayılı Kanunun uygulanmasından doğan dava ve işler harca tabi değildir; yargılama masrafları kovuşturma ödeneğinden karşılanır, ancak davayı kaybedene yükletilir. Başvuruda bulunan adına avukat katılımından doğan masraflar bu ödenekten karşılanmaz (m. 27). Başvuruda bulunan adli yardımdan yararlanabilir (m. 28).

Dayanak mevzuat

  • 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun m. 1, 2, 3, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 16, 17, 18, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 2
  • 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/F
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 339, 346, 347
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler