İdari yargının görevine giren uyuşmazlığın adli yargıya açılması, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra otuz gün ve başvuru tarihinin korunması.
Kısaca
- Çözümlenmesi idari yargının görevine giren uyuşmazlık adli yargı yerine açılmışsa, görevsizlik kararının kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir (İYUK m. 9/1).
- Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, idari yargıya başvurma tarihi olarak kabul edilir.
- Görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra otuz gün geçirilmiş olsa bile, idari dava açma süresi henüz dolmamışsa bu süre içinde dava açılabilir (m. 9/2).
- Tam yargı davalarında sonradan idareye başvuru şartı aranmaz (m. 13/2).
Bazen idare ile yaşanan uyuşmazlık, hangi yargı koluna götürüleceği açıkça belli olmayan bir yapıdadır: kamu kurumuna açılan bir alacak davası, kamulaştırma sonrası bedel tartışması, bir kamu görevlisinin özlük hakları ya da belediyeyle yapılan bir sözleşme. Yanlışlıkla adli yargıya açılan dava, görevsizlik kararıyla reddedilir. Bu durumda dava hakkının tamamen kaybedilmemesi için İYUK m. 9 özel bir süre koruması getirmiştir. Bu yazıda görevsiz yargı yerine açılan davada süre korumasını, otuz günlük sürenin nasıl işlediğini ve dikkat edilecek noktaları anlatıyoruz.
Adli ve İdari Yargı Ayrımı
Türkiye’de yargı yolu genel olarak adli yargı ve idari yargı olarak ikiye ayrılır. İdarenin kamu gücü kullanarak yaptığı işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklar idari yargının görevine girer. Bu çerçevede iptal davaları, tam yargı davaları ve bazı idari sözleşme uyuşmazlıkları idare mahkemelerinde görülür (İYUK m. 2). Buna karşılık idarenin özel hukuk hükümlerine göre yaptığı işlemlerden doğan uyuşmazlıklar, örneğin kamu kurumunun taraf olduğu bazı kira veya satış sözleşmeleri, adli yargının görevine girebilir. Ayrım bazen tartışmalıdır. Bu nedenle davanın hangi mahkemeye açılacağını belirlerken işlemin niteliği, hukuki dayanağı ve tarafların konumu incelenmelidir.
Yanlış Yargı Yerine Dava Açılması
Kişi idari yargının görevine girdiği halde adliyede dava açarsa, mahkeme görevsizlik kararı verir. Görevsizlik nedeniyle dava reddedilir. Bu durum, dava açma süresinin çoktan geçmiş olması halinde ciddi hak kaybı yaratabilir; çünkü yargılama sürecinde aylar, hatta yıllar geçmiş olabilir. İYUK m. 9 bu hak kaybını önlemek amacıyla düzenlenmiştir.
Otuz Günlük Yeni Dava Süresi
Madde 9/1’e göre çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Bu süre, kesinleşmeden itibaren başlar. Karar kesinleşmeden önce, yani kanun yolu süreleri devam ederken bu otuz günlük süre işlemez. Kesinleşme tarihi genellikle kararın tebliğinden itibaren kanun yolu süresinin geçmesi veya üst mahkemenin onamasıyla belirlenir. Kararın kesinleşme şerhinin alınması, sürenin başlangıcı için önem taşır.
Başvuru Tarihinin Korunması
Aynı fıkra ayrıca şunu belirtir: görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir. Bu, adli yargıya yapılan ilk başvurunun süresinde olması halinde, idari yargıda süre aşımı savunmasının ileri sürülememesi sonucunu doğurur. Örneğin işlem tebliğinden kırk gün sonra adliyede dava açılmışsa, dava idare mahkemesine açılmış gibi kırkıncı günde açılmış sayılır. Kesinleşmeden sonraki otuz gün içinde dava açılırsa süre aşımı olmaz. Bu koruma, dava açma sürelerinin sıkı olduğu idari yargıda önemli bir güvencedir.
Otuz Günlük Süre Geçirilmişse
Kanun bir ikinci koruma daha getirir. Madde 9/2’ye göre adli yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir. Yani otuz günü kaçıran kişi, idari dava süresi hala işleyecek kadar erken başvurmuşsa, geriye kalan sürede dava açabilir. Ancak bu koruma, ilk başvurunun çok erken yapıldığı durumlarda geçerlidir; işlem tarihinden itibaren altmış gün içinde adliyeye başvuran kişi, yargılama sürecine rağmen kalan süre oranında hak sahibi olabilir. Uygulamada bu hesap dikkatle yapılmalıdır.
Tam Yargı Davalarında Ön Başvuru Şartı
İdari eylemlerden doğan zararlar için tam yargı davası açmadan önce idareye başvuru şartı vardır. Ancak İYUK m. 13/2’ye göre görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda bu idareye başvurma şartı aranmaz. Yani daha önce adli yargıda dava açan kişi, idare mahkemesinde yeniden dava açarken ön başvuru yapmak zorunda değildir. Bu kural, ön başvuru şartının ikinci kez engel olmasını önler. Ön başvuru şartı hakkında ayrıntı için idari eylemden doğan zarar için idareye başvuru yazısına bakabilirsiniz.
İlk İncelemede Görev Kontrolü
İdari yargıda da görev, ilk incelemede kontrol edilir. İYUK m. 14/3-a’ya göre dilekçeler görev ve yetki yönünden sırasıyla incelenir. Adli yargının görevli olduğu konularda açılan davalar reddedilir; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan dava görev veya yetki yönünden reddedilerek dosya görevli veya yetkili mahkemeye gönderilir (m. 15/1-a). Yani idari yargı içindeki yetkisizlik ile adli yargıdan gelen görevsizlik farklı sonuç doğurur: yetki hatasında dosya doğrudan doğru mahkemeye gönderilir, oysa adli yargıdan gelen davada yeniden dava açmak gerekir. İlk inceleme aşaması için idari davada ilk inceleme yazısına bakabilirsiniz.
Süre Hesabı Nasıl Yapılır?
Adli yargıda açılan davanın görevsizlikle reddi halinde süre şu şekilde değerlendirilir. Önce adliyeye başvuru tarihinin idari dava süresi içinde olup olmadığına bakılır. İçindeyse, kararın kesinleşmesinden sonra otuz gün içinde idari dava açılmalıdır. Otuz gün geçirilmişse, idari dava süresinin hala dolmamış olup olmadığına bakılır. İkisi de yoksa dava süre aşımı nedeniyle reddedilebilir. Bu hesapta kesinleşme tarihi ve adliyedeki başvuru tarihi belirleyicidir.
Sık Yapılan Hatalar
- Görevsizlik kararını temyiz ederek sürenin işlemediğini sanmak,
- Kesinleşme tarihini bilmeden otuz günü hesaplamak,
- Adliyeye geç başvurup yine de süre korumasına güvenmek,
- Adli ve idari yargı arasındaki ayrımı araştırmadan dava açmak,
- Kesinleşme şerhi almayı ihmal etmek.
Örnek Olay
Aşağıdaki örnek kurgusaldır. Bir kişi kamu kurumunun ruhsat iptali işlemine karşı, işlemden yirmi gün sonra asliye hukuk mahkemesinde dava açar. Mahkeme görevsizlik kararı verir ve karar kesinleşir. Kişi, kesinleşmeyi izleyen günden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açar. Adliyeye başvuru tarihi idari yargıya başvuru tarihi sayıldığı için dava süresinde kabul edilir.
Sonuç
Yanlış yargı yerine dava açmak, İYUK m. 9 sayesinde hak kaybına yol açmayabilir; ancak süreler ve kesinleşme tarihi dikkatle takip edilmelidir. Uyuşmazlığınızın hangi yargı yoluna ait olduğunu belirlemek için idare hukuku sayfamıza bakabilir, iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Adliyede açtığım dava görevsizlik nedeniyle reddedildi. Ne yapmalıyım?
Görevsizlik kararının kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli idare mahkemesine dava açmalısınız. Ayrıca adli yargıya başvurduğunuz tarih, idari yargıya başvurma tarihi sayıldığından, ilk başvurunuz süresinde yapılmışsa süre aşımı sorunu yaşamazsınız.
Otuz günlük süre geçerse hakkım biter mi?
Hayır. Görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamışsa bu süre içinde dava açılabilir. Örneğin dava açma süresinin çoğu duruyorsa ondan yararlanabilirsiniz.
Karar ne zaman kesinleşmiş sayılır?
Görevsizlik kararı, kanun yoluna başvurma süresi geçirilmişse veya kanun yolu incelemesi sonuçlanmışsa kesinleşir. Kesinleşme tarihi, karar tebliğ tarihi ve kanun yolu süreleri dikkate alınarak belirlenir.
Adli yargı ile idari yargı arasındaki ayrım nasıl yapılır?
İdarenin kamu gücüne dayalı işlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıklar idari yargının görevine girer. Kamu kurumu ile kişi arasında özel hukuk hükümlerine tabi işlemlerde ise adli yargı görevlidir. Sınır her zaman kolay çizilemez; bu nedenle işlemin niteliği dikkatle incelenmelidir.
Dayanak mevzuat
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 9, 13, 15
İdare Hukuku konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.