Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku

Kefil Asıl Borçludan Güvence İsteyebilir mi? Kefilin Rücu Hakkı ve Ödeme Bildirimi Yükümlülüğü

Av. Berat Özkan 6 dk okuma

Kefilin asıl borçludan güvence ve borçtan kurtarılma isteme halleri, alacaklıya halefiyet ve borçluya ödeme bildirimi yapılmazsa rücu hakkının kaybı.

Kısaca

  • Kefil, belirli hallerde asıl borçludan güvence verilmesini ve borç muaccel olmuşsa borçtan kurtarılmasını isteyebilir (TBK m. 595).
  • Bu haller: borçlunun kefile karşı yükümlülüğe aykırı davranması, borçlunun temerrüdü veya yerleşim yeri değişikliğiyle takibin güçleşmesi, borçlunun mali durumunun kötüleşmesi ile kefil için tehlikenin önemli ölçüde artmasıdır.
  • Alacaklıya ifada bulunan kefil, ifası ölçüsünde alacaklının haklarına halef olur (TBK m. 596).
  • Borcu ödeyen kefil durumu borçluya bildirmelidir; bildirmezse ve borçlu da alacaklıya ödeme yaparsa rücu hakkını kaybeder (TBK m. 597).

Kefil olmak, genellikle bir arkadaşa, akrabaya veya iş ortağına yardım amacıyla yapılır. Ancak kefil, borç ödenmediğinde alacaklıya karşı doğrudan sorumlu hale gelir. Peki kefil, borçlunun yaşadığı sorunlar karşısında kayıtsız mı kalmak zorundadır? Borçlunun mali durumu kötüleşir, ülke dışına çıkar veya kefile verdiği sözleri tutmazsa, kefil kendini koruyacak yollara sahip midir? Türk Borçlar Kanunu m. 595-597, kefile bu durumlarda asıl borçludan güvence isteme ve ödeme sonrası rücu etme haklarını tanır; ancak rücu hakkının kaybedilmemesi için bildirim yükümlülüğü de getirir. Bu yazıda bu hakları ve yükümlülükleri anlatıyoruz. Kefaletin genel şartları için kefalet sözleşmesi ve geçerlilik şartları yazısına bakabilirsiniz.

Kefilin Asıl Borçludan Güvence İsteme Hakkı (TBK m. 595)

TBK m. 595’e göre kefil, aşağıdaki durumlarda asıl borçludan güvence verilmesini ve borç muaccel olmuşsa, borçtan kurtarılmasını isteyebilir:

  1. Kefile karşı üstlenilen yükümlülüklere aykırılık: Asıl borçlu, kefile karşı üstlendiği yükümlülüklere, özellikle belli bir süre içinde kendisini borçtan kurtarma vaadine aykırı davranmışsa.
  2. Temerrüt veya yerleşim yeri değişikliği: Asıl borçlu temerrüde düşmüşse veya yerleşim yerini diğer bir ülkeye nakletmesi yüzünden takibat önemli ölçüde güçleşmişse.
  3. Mali durumun kötüleşmesi ve tehlikenin artması: Asıl borçlunun mali durumunun kötüleşmesi, güvencelerin değer kaybetmesi veya borçlunun kusuru sonucunda kefil için mevcut tehlike, kefaletin yapıldığı tarihe göre önemli ölçüde artmışsa.

Bu hüküm, kefile sürekli bir belirsizlik içinde beklemek yerine, riski azaltma imkânı verir. Örneğin borçlu ödemeyi sürekli geciktiriyorsa ve iflas riski yükseliyorsa, kefil, borçludan teminat (rehin, ipotek, başka bir kefil) göstermesini isteyebilir. Borç muaccel olmuşsa, kefil borçlunun borcu ödeyerek kendisini kurtarmasını da talep edebilir. Bu hakların kullanılması için genellikle borçluya yazılı ve gerekçeli bildirim yapmak gerekir. Borçlu bu talebi yerine getirmezse, kefil ilerleyen süreçte dava açarak güvence verilmesini veya borçtan kurtarılmayı isteyebilir. Bu talep, alacaklıyı ilgilendirmeyen, kefil ile borçlu arasındaki iç ilişkiden doğar; alacaklıya karşı kefilin sorumluluğu devam eder.

Kefilin Alacaklıya Halef Olması (TBK m. 596)

TBK m. 596’ya göre kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur. Kefil bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir. Kefil, aksi kararlaştırılmamışsa, rehin hakları ile aynı alacak için sağlanmış diğer güvencelerden sadece kefalet anında var olan veya bizzat asıl borçlu tarafından sonradan özellikle bu alacak için verilmiş bulunanlara halef olur. Yani kefil, alacaklıya ödeme yaptığında alacaklının asıl borçluya karşı sahip olduğu alacak haklarını (faiz, rehin, ipotek gibi) devralmış gibi olur ve böylece asıl borçluya karşı rücu edebilir. Alacaklıya kısmen ifada bulunan kefil için ise özel düzenlemeler bulunur: alacaklının kalan alacağı yönünden önceliği korunabilir. Kefilin halefiyeti ve borçlunun kefile ödemesi konusunda ayrıntı için kefaletin sona ermesi ve kefilin halefiyeti yazısına bakabilirsiniz.

Ödeme Bildirimi Yükümlülüğü (TBK m. 597)

Kefilin rücu hakkının kullanılması için önemli bir usul kuralı vardır. TBK m. 597’ye göre borcu tamamen veya kısmen ödeyen kefil, durumu borçluya bildirmek zorundadır. Kefil bu bildirimde bulunmazsa ve ödemeyi bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen borçlu da alacaklıya ifada bulunursa, kefil rücu hakkını kaybeder. Kefilin, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşmeden doğan dava hakkı saklıdır. Bu kuralın mantığı çifte ödemeyi önlemektir. Kefil borcu ödeyip borçluya haber vermezse, borçlu ödemeden habersiz olarak alacaklıya bir kez daha ödeme yapabilir; bu durumda borçlu iki kere ödemiş olur. Bunun sonucunda kefil rücu hakkını kaybeder ve borç iki kez ödenmiş olduğundan alacaklının fazladan aldığı tutar için kefil, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme davası açabilir. Bu nedenle kefil, borç ödemesini yaptığı andan itibaren borçluya hemen yazılı bildirim yapmalıdır (noter, iadeli taahhütlü posta, kayıtlı elektronik posta). Bildirimde ödeme tarihi, tutarı, ödenen borcun niteliği ve rücu talebi belirtilmelidir.

Kefilin Rücu Hakkı ve Hesabı

Kefil, ödediği tutarı asıl borçludan geri isteyebilir. Rücu hakkı hem kefilin alacaklıya halef olmasından (halefiyet) hem de kefil ile borçlu arasındaki iç ilişkiden (vekaletsiz iş görme, vekalet veya bağışlama gibi) doğabilir. Rücu edilecek tutar genel olarak şunları kapsar: kefilin alacaklıya ödediği anapara, işlemiş faiz ve masraflar, kefilin ödeme nedeniyle yaptığı makul giderler (icra masrafı, yargılama gideri gibi), ödeme tarihinden itibaren işleyen faiz. Rücu davası için zamanaşımı süresi, alacağın niteliğine göre belirlenir. Genel olarak kefilin rücu alacağı, ödeme tarihinden itibaren zamanaşımına tabidir. Zamanaşımı hesabı için zamanaşımı süreleri ve hesaplanması yazısına göz atabilirsiniz. Ayrıca çok sayıda kefil bulunduğunda kefillerin birbirlerine rücu hakları ve müteselsil kefalette iç ilişki için de özel hükümler bulunur; genel müteselsil borçluluk kuralları için müteselsil borçluluk nedir yazısı yol göstericidir.

Asıl Borç Sona Erince Kefilin Kurtulması (TBK m. 598)

Hangi sebeple olursa olsun asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur. Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel hakların durumu ayrıca düzenlenmiştir. Bu ilke, kefaletin fer’i (yardımcı) niteliğinden doğar: asıl borç yoksa kefalet de yoktur. Örneğin asıl borç ödenmiş, ibra edilmiş veya zamanaşımına uğramışsa, kefil de sorumluluktan kurtulur. Ancak bazı durumlarda (örneğin zamanaşımı gibi) kefilin sorumluluğunun sonuçları özel değerlendirilebilir. Bu ayrıntı için kefilin sorumluluk sınırları yazısına bakabilirsiniz.

Kefil İçin Uygulamada Yol Haritası

Kefil olarak riskleri yönetmek için şunlar önerilir:

  1. Borçlunun durumunu izleyin: Borçlunun ödeme performansını, mali durumunu ve yerleşimini düzenli takip edin.
  2. Güvence isteme hakkını kullanın: Tehlikenin arttığı durumlarda borçludan yazılı olarak güvence ve borçtan kurtarılma talep edin.
  3. Alacaklıdan bilgi isteyin: Borcun güncel durumunu, ödenen ve kalan tutarları öğrenin.
  4. Ödeme yaparsanız derhal bildirin: Borçluya ödeme bildirimini hemen ve kanıtlanabilir biçimde yapın.
  5. Halefiyet haklarını kullanın: Rehin, ipotek ve diğer güvenceleri alacaklıdan devralarak rücu edin.
  6. Zamanaşımına dikkat edin: Rücu davasını süresinde açın.

Borçlu için de kefilin bu haklarını bilmek önemlidir: kefilin güvence isteme talebini ciddiye alması ve ödeme yapılırsa kefile geri ödeme planı hazırlaması, uyuşmazlığı azaltır.

Kefalet Adı Altında Yapılan Sözleşmeler

Kefil olmaktan kaçınan kişiler bazen “garantörlük”, “borçtan sorumluluk” veya “birlikte borçlanma” gibi farklı adlarla sözleşme imzalar. TBK m. 603, kefaletin şekline, ehliyete ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin, gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin diğer sözleşmelere de uygulanacağını belirtir. Bu nedenle bu tür sözleşmelerde de kefilin koruyucu hükümlerinden yararlanılabilir. Kefalette azami miktar, süresiz kefaletin sona erdirilmesi ve eşin rızası gibi konular için süresiz kefalette kefilin alacaklıyı dava ve takibe zorlaması ve eşin rızası olmadan kefalet sözleşmesinin geçersizliği yazılarına bakabilirsiniz.

Sık Yapılan Hatalar

  • Borçlunun durumunun bozulduğunu görüp güvence isteme hakkını kullanmamak,
  • Ödeme yaptıktan sonra borçluya yazılı bildirim yapmamak,
  • Alacaklıya kısmi ödeme yapıp halefiyet kapsamını bilmemek,
  • Rücu davası zamanaşımını kaçırmak,
  • Kefaletin süresiz olduğunu düşünerek borçlunun ödemesini takip etmemek.

Örnek Olay

Aşağıdaki örnek kurgusaldır. Bir kişi, arkadaşının banka kredisi için kefil olur. Yıllar sonra arkadaşının işleri bozulur ve ödemeleri aksamaya başlar. Kefil, borçlunun mali durumunun önemli ölçüde kötüleştiğini görerek borçludan yazılı olarak güvence göstermesini ister. Borçlu bunu yapmaz; ödemeler devam etmeyince banka kefilden borcu ister. Kefil bankaya ödeme yapar ve hemen borçluya noter aracılığıyla ödeme bildirimi gönderir. Böylece alacaklının haklarına halef olur ve borçluya rücu edebilir. Kefil ödemeyi bildirmeseydi ve borçlu ödemeden habersiz olarak bankaya tekrar ödeme yapsaydı, rücu hakkını kaybedebilirdi.

Sonuç

Kefil, borçlunun mali durumu bozulduğunda güvence isteyebilir; borcu ödedikten sonra ise alacaklının haklarına halef olur ve borçluya rücu edebilir. Ancak ödeme yaptığını borçluya bildirmezse rücu hakkını kaybedebilir. Kefil olarak haklarınızı korumak veya rücu davası açmak için borçlar hukuku kapsamında dosyanızı birlikte inceleyebiliriz. İletişim sayfamızdaki telefon numarasından veya mesajla bize ulaşabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Kefil olduğum kişinin mali durumu bozulursa ne yapabilirim?

Asıl borçlunun mali durumunun kötüleşmesi, güvencelerin değer kaybetmesi veya borçlunun kusuru sonucunda kefil için mevcut tehlike kefaletin yapıldığı tarihe göre önemli ölçüde artmışsa, kefil asıl borçludan güvence verilmesini ve borç muaccel olmuşsa borçtan kurtarılmasını isteyebilir.

Kefil olarak borcu ödersem alacaklıya karşı haklarım ne olur?

Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur. Yani rehin ve diğer güvencelerden de yararlanarak asıl borçluya rücu edebilir. Kefil bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir.

Ödeme yaptığımı borçluya bildirmezsem ne olur?

Borcu tamamen veya kısmen ödeyen kefil, durumu borçluya bildirmek zorundadır. Bildirmezse ve ödemeyi bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen borçlu da alacaklıya ifada bulunursa, kefil rücu hakkını kaybeder. Bu durumda kefilin alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşmeden doğan dava hakkı saklıdır.

Borçlu yurt dışına giderse kefil ne yapabilir?

Asıl borçlu yerleşim yerini diğer bir ülkeye nakletmesi yüzünden takibat önemli ölçüde güçleşmişse, kefil asıl borçludan güvence verilmesini ve borç muaccel olmuşsa borçtan kurtarılmasını isteyebilir.

Dayanak mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 581, 595, 596, 597, 598
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Borçlar ve Sözleşmeler Hukuku konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler