Kira Hukuku

Kiracının Temerrüdünde Otuz Günlük Süre Nasıl Hesaplanır?

Av. Berat Özkan 5 dk okuma

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kira bedelinin ödenmemesi hâlinde tanınan otuz günlük süre hangi tarihten başlar, nasıl hesaplanır ve tebliğin önemi.

Kısaca

  • Kiracı, muaccel olan kira bedelini ödemezse kiraya veren yazılı olarak süre vererek sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir (TBK m. 315).
  • Konut ve çatılı işyeri kiralarında bu süre en az otuz gün olmalıdır; diğer kira ilişkilerinde en az on gün yeterlidir.
  • Süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.
  • İhtarın tebliğ tarihinin doğru tespiti, sürenin doğru hesaplanması için belirleyicidir.
  • Süre dolduğunda kira bedeli hâlâ ödenmemişse kiraya veren, icra takibi veya dava yoluyla sözleşmeyi sona erdirebilir.

Kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle sözleşmenin feshi sürecinde en kritik aşamalardan biri, kiracıya tanınması gereken sürenin doğru hesaplanmasıdır. Bu sürenin yanlış hesaplanması, sürecin baştan geçersiz sayılmasına yol açabilir.

Yasal Dayanak ve Sürenin Amacı

TBK m. 315 uyarınca kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Bu süre, kiracıya borcunu ifa etmesi için son bir fırsat tanıma amacı taşır ve kiraya verenin doğrudan fesih hakkını kullanmadan önce uyması gereken bir ön koşuldur.

Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Otuz Gün Kuralı

Kanun, kiracıya verilecek sürenin en az on gün olduğunu düzenlerken, konut ve çatılı işyeri kiralarında bu süreyi en az otuz gün olarak belirlemiştir. Bu farklılaştırma, konut ve işyeri kiracılarının barınma ve iş sürekliliği bakımından daha güçlü bir korumaya sahip olması gerektiği düşüncesine dayanır. Otuz günden az verilen bir süre, ihtarı ve buna dayalı fesih işlemini geçersiz kılabilir.

Sürenin Başlangıç Anı

Kanun, sürenin kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağını açıkça düzenlemiştir. Bu, tebliğ gününün süreye dâhil edilmediği, sürenin hesaplanmasına tebliği izleyen günden başlanacağı anlamına gelir. Örneğin ihtar 1’inde tebliğ edilmişse, otuz günlük süre 2’sinde başlar ve buna göre hesaplanan tarihte sona erer.

Takvim Günü Esasına Göre Hesaplama

Süre, iş günü değil takvim günü olarak hesaplanır; bu nedenle hafta sonları ve resmî tatiller süreyi durdurmaz veya uzatmaz. Sürenin bittiği gün resmî tatile denk gelse dahi, kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça süre normal seyrinde işlemeye devam eder. Bu nokta, uygulamada sıkça hataya düşülen bir konudur ve sürenin bir gün dahi eksik hesaplanması, tüm sürecin usule aykırı hâle gelmesine yol açabilir.

Tebliğ Tarihinin İspatı ve Önemi

Sürenin doğru başlangıcının tespit edilebilmesi için ihtarın kiracıya ulaştığı tarihin kesin olarak belirlenmesi gerekir. Bu nedenle ihtarın noter aracılığıyla gönderilmesi ve tebliğ tarihinin tebligat belgesinde açıkça yer alması büyük önem taşır. Adi posta ile gönderilen veya tebliğ tarihi ispatlanamayan bir ihtar, sürecin ilerleyen aşamalarında kiraya verenin aleyhine sonuç doğurabilir.

Kısmi Ödeme Yapılması Hâlinde Sürenin Durumu

Kiracının, kendisine tanınan süre içinde borcun bir kısmını ödemesi hâlinde, kalan kısım için sürenin işlemeye devam edip etmeyeceği somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Kısmi ödeme, ihtarda belirtilen borcun tamamının ifa edilmediği anlamına geldiğinden, kural olarak kiraya verenin fesih hakkını ortadan kaldırmaz; ancak kısmi ödemenin miktarı ve zamanlaması, mahkemenin dürüstlük kuralı çerçevesinde yapacağı değerlendirmede etkili olabilir.

Sürenin Dolmasından Sonraki Süreç

Otuz veya on günlük süre dolduğunda kira bedeli hâlâ ödenmemişse kiraya veren, sözleşmeyi feshederek kiralananın tahliyesi için icra takibi başlatabilir veya dava yolunu tercih edebilir. Bu aşamada, ihtarın usulüne uygun yapıldığının ve sürenin doğru hesaplandığının belgelerle ortaya konması, izleyen icra veya dava sürecinin sağlıklı ilerlemesi için ön koşuldur.

İki Haklı İhtar Kurumuyla İlişkisi

Otuz günlük süreye ilişkin ihtar mekanizması, iki haklı ihtar nedeniyle tahliye kurumundan (TBK m. 352/2) farklıdır; ancak pratikte birbiriyle bağlantılıdır. Kiracının farklı kira dönemlerinde iki kez bu tür haklı ihtara muhatap olması, kiraya verene ayrıca dava yoluyla tahliye talep etme hakkı tanır. Bu nedenle her ihtarın süresi ve tebliğ tarihinin ayrı ayrı belgelenmesi, ileride açılacak olası bir tahliye davası bakımından da önem taşır.

İşyeri Kiralarında Uygulama Farkı Var mı?

Konut ve çatılı işyeri kiraları aynı otuz günlük süre kuralına tabidir; kanun bu iki kira türü arasında süre bakımından bir ayrım yapmamıştır. Ancak işyeri kiralarında borcun miktarı ve ticari ilişkinin niteliği, kiraya verenin ihtar göndermeden önce yapacağı değerlendirmeyi etkileyebilir.

Birden Fazla Dönem İçin Tek İhtar Gönderilmesi

Kiracının birden fazla ayın kira bedelini ödememesi hâlinde, kiraya veren tüm birikmiş borç için tek bir ihtar gönderebilir; ihtarda her bir dönemin ayrı ayrı belirtilmesi, borcun kapsamının netleşmesi açısından önerilir. Bu durumda otuz günlük süre, ihtarın tebliğ tarihine göre tek bir kez işlemeye başlar ve tüm borcun bu süre içinde ödenmesi beklenir.

İhtarın İçeriğinde Bulunması Gereken Asgari Unsurlar

Otuz günlük ihtarın geçerli sayılabilmesi için, ödenmesi istenen borcun tutarı ve hangi döneme ait olduğu, verilen sürenin açıkça belirtilmesi ve bu süre içinde ödeme yapılmazsa sözleşmenin feshedileceğinin ifade edilmesi gerekir. Bu unsurlardan herhangi birinin eksik olması, ihtarın geçerliliğini ve dolayısıyla sürecin devamını tartışmalı hâle getirebilir.

Elektronik veya Kayıtlı E-Posta ile İhtar Mümkün müdür?

İhtarın yazılı şekilde yapılması kanunun aradığı şart olup, bu yazılı şeklin noter kanalıyla veya iadeli taahhütlü mektupla sağlanması en güvenli yöntemdir. Taraflar arasında önceden kararlaştırılmışsa, güvenli elektronik imza ile gönderilen ve tebliğ tarihi kanıtlanabilen bildirimler de değerlendirmeye alınabilir; ancak ispat kolaylığı bakımından noter kanalı uygulamada tercih edilen yöntem olmaya devam etmektedir.

Sürenin Yanlış Hesaplanmasının Yol Açtığı Riskler

Otuz günlük sürenin bir gün dahi eksik hesaplanması, buna dayalı olarak başlatılan icra takibine veya açılan tahliye davasına itiraz edilmesine ve sürecin baştan tekrarlanmasına yol açabilir. Bu nedenle ihtarı hazırlarken sürenin başlangıç ve bitiş tarihlerinin ayrı ayrı ve açıkça hesaplanıp ihtar metninde de belirtilmesi, ileride ortaya çıkabilecek tartışmaları azaltan pratik bir önlemdir.

Örnek Olay

Aşağıdaki örnek, kuralların işleyişini göstermek amacıyla hazırlanmıştır ve gerçek bir dosyaya dayanmaz. Bir kiraya veren, üç aylık kira bedelini ödemeyen konut kiracısına noter aracılığıyla ihtar göndermiş, ihtar 5 Mart’ta tebliğ edilmiştir. Otuz günlük süre 6 Mart’ta işlemeye başlamış ve 4 Nisan’da sona ermiştir. Kiracı bu süre içinde borcunu ödemediğinden kiraya veren, sözleşmeyi feshederek icra takibi başlatmıştır.

Sonuç

Kiracının temerrüdüne dayalı fesih sürecinde otuz günlük sürenin doğru hesaplanması, sürecin hukuka uygunluğunun temelini oluşturur. Tebliğ tarihinin net biçimde belgelenmesi ve sürenin takvim günü esasına göre titizlikle hesaplanması, ileride ortaya çıkabilecek usul itirazlarının önüne geçer. İhtarın doğru hazırlanması, tebliğinin belgelenmesi ve sürenin titizlikle hesaplanması, sürecin ilerleyen aşamalarında zaman ve masraf kaybının önüne büyük ölçüde ve kalıcı biçimde geçer. Durumunuzun değerlendirilmesi için kira hukuku hizmet sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Otuz günlük süre hangi tarihten itibaren işlemeye başlar?

Süre, kiracıya yazılı ihtarın tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar; tebliğ tarihinin kendisi süreye dâhil değildir.

Otuz günlük süre hesaplanırken resmî tatiller dikkate alınır mı?

Süre, takvim günü olarak hesaplanır; hafta sonu veya resmî tatil günleri süreyi durdurmaz, sürenin bittiği gün resmî tatile denk gelse dahi süre normal şekilde işlemeye devam eder.

On günlük süre hangi kira ilişkilerinde uygulanır?

Konut ve çatılı işyeri kiraları dışındaki diğer kira ilişkilerinde (örneğin arsa kirası) kiracıya tanınacak süre en az on gün olarak öngörülmüştür.

İhtarın tebliğ tarihi ispatlanamazsa ne olur?

Tebliğ tarihinin ispatlanamaması, sürenin başlangıcının belirlenmesini engelleyeceğinden, kiraya verenin bu aşamada dayandığı fesih veya tahliye talebi zayıflar; bu nedenle ihtarın noter aracılığıyla ve tebliğ tarihi belli olacak şekilde yapılması önerilir.

Dayanak mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 315
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Kira Hukuku konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler