İdari işlem ve eylemden doğan zararın tam yargı davasıyla istenmesi: zarar, illiyet bağı, İYUK m. 2 ve 12 uyarınca iptalle birlikte veya sonradan dava açma.
Kısaca
- Tam yargı davası, idari eylem ve işlemlerden kişisel hakları doğrudan zarar görenler tarafından açılır (İYUK m. 2/1-b).
- Davanın kabul edilmesi için idarenin işlem veya eylemi ile doğan zarar arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekir.
- İlgililer, hakkı ihlal eden işlem nedeniyle doğrudan tam yargı davası, iptal ve tam yargı davalarını birlikte veya önce iptal davası açıp sonra tam yargı davası açabilir (İYUK m. 12).
- İdari eylemlerden doğan zararlarda dava öncesi idareye başvuru şartı bulunur (İYUK m. 13).
İdare ile yaşanan uyuşmazlıkların önemli bir bölümü yalnızca bir işlemin ortadan kaldırılmasıyla bitmez. İmar izninin geri alınması, memurun haksız yere görevden uzaklaştırılması ya da kamu hizmetinin kötü işlemesi gibi hallerde kişi çoğu zaman mal varlığında veya kişisel durumunda somut bir zarar da görür. İptal kararı bu zararı kendiliğinden gidermez. İşte bu nedenle idari yargıda ikinci büyük dava türü olan tam yargı davası önem kazanır. Bu yazıda tam yargı davasının şartlarını, zarar ve illiyet bağının nasıl ele alındığını ve İYUK m. 12 uyarınca iptal davasıyla birlikte açma seçeneklerini anlatıyoruz.
Tam Yargı Davasının Kanuni Dayanağı
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin birinci fıkrası idari dava türlerini sayar. Bunlardan (b) bendi, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarını düzenler. Buradaki “kişisel hak” ifadesi yalnızca mali haklarla sınırlı değildir; kişinin mal varlığı, kazanç durumu, sağlığı ve manevi değerleri de bu kapsamda tartışılabilir. Önemli olan, zararın idarenin işlem veya eyleminden doğrudan kaynaklanmasıdır. Dolayısıyla dolaylı, uzak veya varsayıma dayanan zararlar için tam yargı davası kolay sonuç vermez.
İdari İşlem ile İdari Eylemin Ayrımı
Tam yargı davasında ilk soru, zararın bir idari işlemden mi yoksa bir idari eylemden mi doğduğudur. İdari işlem, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik tek yanlı irade açıklamasıdır; örneğin bir atama kararı veya ruhsat iptalidir. İdari eylem ise maddi bir davranıştır; örneğin kamu aracının kaza yapması ya da bir yolun bakımsız bırakılmasıdır. Bu ayrım dava öncesi şartları belirler. İşlemden doğan zararlarda iptal davası ile tam yargı davası birlikte veya art arda açılabilir. Eylemden doğan zararlarda ise dava açmadan önce idareye başvurma şartı aranır. Bu şart ve süreleri için idari eylemlerden doğan zarar için idareye başvuru yazısına bakabilirsiniz.
Zarar Unsuru
Tam yargı davasının merkezinde zarar vardır. Zarar; maddi zarar (gerçek zarar ve yoksun kalınan kazanç) ile manevi zarar olarak ikiye ayrılır. Maddi zararda talep edilen tutarın somut belgelerle desteklenmesi gerekir. Örneğin haksız yere görevden uzaklaştırılan bir memurun kesilen maaş farkı, belgelenebilir bir zarardır. Yoksun kalınan kazançta ise tahmini rakam yetmez; olayların olağan akışına göre elde edilecek kazancın ne olacağı bilirkişi incelemesiyle ortaya konur. Manevi zarar ise kişinin duyduğu elem ve üzüntüye karşılık hükmedilen bir bedeldir; her hukuka aykırı işlem manevi tazminatı gerektirmez, olayın ağırlığı ve kişinin durumu değerlendirilir.
İlliyet Bağı
Zarar ile idarenin işlem veya eylemi arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Bir olayın zararla ilişkisi, olayların olağan akışı ve hayatın tecrübeleri bakımından bu sonucu doğurmaya elverişli olmalıdır. Zarar, mağdurun kendi kusuru veya üçüncü kişinin fiili gibi bir nedenle kesilmişse, illiyet bağı zayıflar ya da ortadan kalkar. Bu durumda idarenin sorumluluğu azalabilir veya tamamen kalkabilir. Uygulamada illiyet bağı tartışması, davanın en teknik kısmını oluşturur ve genellikle bilirkişi raporlarıyla aydınlatılır.
Kusur ve Kusursuz Sorumluluk
İdarenin sorumluluğu hizmet kusuruna veya kusursuz sorumluluğa dayanabilir. Hizmet kusurunda kamu hizmeti hiç işlememiş, geç işlemiş veya kötü işlemiştir. Kusursuz sorumlulukta ise idarenin bir kusuru bulunmasa bile, risk veya fedakârlığın denkliği ilkeleri gereği zararı tazmin etmesi gerekebilir. Bu ayrıntılı konu ayrı bir yazının konusudur. Burada önemli olan, davacının dava dilekçesinde hangi sorumluluk temeline dayandığını açıkça belirtmesidir; çünkü ispat yükü ve delillerin kapsamı buna göre değişir.
İYUK m. 12: İptal ile Birlikte veya Sonradan Dava
İYUK m. 12’ye göre ilgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu düzenleme davacıya üç yol sunar: yalnızca tam yargı davası açmak, iptal ve tam yargı davalarını birlikte açmak veya önce iptal davası açıp sonuçtan sonra tam yargı davası açmak. Hangi yolun seçileceği; zararın tutarına, ispat kolaylığına, iptal kararının tazminat davasındaki etkisine ve zaman planına göre belirlenir.
Dava Süreleri
Dava açma süresi kural olarak altmış gündür (İYUK m. 7); vergi mahkemelerinde otuz gündür. Sürenin başlangıcı yazılı bildirim tarihidir. İptal davası açıp sonra tam yargı davası açacak kişi, iptal kararının tebliğinden itibaren dava süresi içinde hareket etmelidir. Sürelerin kaçırılması davanın süre yönünden reddine yol açabilir. Süre hesabının ayrıntıları için idari yargıda dava açma süresi yazısına göz atabilirsiniz. Ayrıca yetkili mahkemenin belirlenmesi için idari davada yetkili mahkeme yazısı yararlıdır.
İdareye Başvuru: İYUK m. 11
İdari işlemler bakımından ilgililer, işlemin yazılı bildirimini izleyen günden itibaren dava süresi içinde ilgili idari makamlara başvurarak işlemin geri alınmasını, değiştirilmesini veya kaldırılmasını isteyebilir (İYUK m. 11). Bu başvuru dava açma süresini durdurur. Tam yargı davası açmayı düşünen kişi, önce idareye başvurarak zararının karşılanmasını isteyebilir; idarenin olumlu cevabı ile uyuşmazlık dava açılmadan çözülebilir.
Delillerin Toplanması
Tam yargı davasında zararı ve illiyet bağını gösteren belgeler önem taşır. İşlemin kendisi ve tebliğ belgesi, zararı gösteren faturalar, maaş bordroları, tapu ve ruhsat kayıtları, tanık ifadeleri ve bilirkişi raporları başlıca delillerdir. Mahkeme, idareden ilgili bilgi ve belgeleri isteyebilir; ancak davacı iddiasını somutlaştırmakla yükümlüdür. Delil toplanmadan açılan davalar çoğu zaman zararın ispatlanamaması sebebiyle reddedilir.
Sık Yapılan Hatalar
- İptal davası açıldığında zararın da otomatik ödeneceğini düşünmek,
- İdari eylem nedeniyle idareye başvurmadan doğrudan dava açmak,
- Zararı belgelendirmeden tutar belirtmek,
- Dava süresini kaçırmak,
- İlliyet bağını gösteren delilleri dosyaya sunmamak.
Örnek Olay
Aşağıdaki örnek kurgusaldır. Bir işletme sahibinin faaliyet ruhsatı, mevzuata aykırı biçimde iptal edilir ve işletme üç ay kapalı kalır. İşletme sahibi iptal davası açarken aynı dilekçede kapalı kalınan süredeki kira ve personel giderlerini de tam yargı talebi olarak ileri sürer. Mahkeme ruhsat iptalini hukuka aykırı bulur; bilirkişi raporuyla belgelenen gider kalemleri için tazminata hükmeder. Zarar bu gider kalemleriyle sınırlı kaldığından, öngörülmeyen daha yüksek kazanç talepleri kabul görmez.
Sonuç
Tam yargı davası, idarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden doğan zararın giderilmesinin yoludur. Zarar ve illiyet bağının ispatı, süre ve dava öncesi başvuru kuralları davanın seyrini belirler. İptal ile tam yargıyı birlikte açmak veya art arda yürütmek, dosyaya göre planlanmalıdır. İdari işlem veya eylemden doğan zararınız için idare hukuku kapsamında dosyanızı birlikte inceleyebiliriz. İletişim sayfasındaki telefon numarasından veya mesajla ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Tam yargı davası ile iptal davası arasındaki fark nedir?
İptal davasında idari işlemin hukuka aykırılığı ileri sürülür ve amaç işlemin ortadan kaldırılmasıdır. Tam yargı davasında ise idari eylem veya işlem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istenir. İkisi aynı işleme karşı birlikte de açılabilir.
İptal davası kazanılırsa zarar otomatik olarak ödenir mi?
Hayır. İptal kararı işlemi ortadan kaldırır; ancak doğan zararın ödenmesi için ayrıca tam yargı davası açılması ya da iptal davasıyla birlikte tazminat talep edilmesi gerekir. Zarar ve illiyet bağı ayrıca ispat edilmelidir.
İptal davasının sonucunu beklemek dava süresini durdurur mu?
İYUK m. 12, ilgililerin önce iptal davası açıp kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği üzerine tam yargı davası açabilmesine imkân verir. Kanundaki süre ve başlangıç kuralları somut olayda dikkatle incelenmelidir.
İdari eylemden doğan zarar için doğrudan dava açılabilir mi?
İdari eylemlerde dava açmadan önce ilgili idareye başvurmak gerekir. Başvurunun reddi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi halinde dava süresi içinde dava açılabilir (İYUK m. 13).
Dayanak mevzuat
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2, 7, 11, 12, 13
İdare Hukuku konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.