Boşandıktan sonra çocuk adına sözleşme ve banka işlemini velayet sahibi yapar; çocuğun mallarında hesap vermeme, kayyım ve hâkim onayı sınırlarını öğrenin.
Kısaca
- Velayet çerçevesinde çocuğu üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi, boşanmada çocuğun bırakıldığı ebeveyne aittir.
- Velayet sahibi çocuğun mallarını yönetir ve kural olarak hesap vermez; ancak evlilik sona erince hâkime malvarlığı defteri vermek zorundadır.
- Çocukla ebeveyn arasındaki ya da ebeveynin menfaatine olan işlemlerde kayyım ve hâkim onayı aranır.
- Çocuğun mallarını yeterince korumayan ebeveyne karşı hâkim talimat verebilir, güvence isteyebilir ve yönetimi kayyıma devredebilir.
Boşanma kararı verildiğinde velayet çocuğun bırakıldığı ebeveyne geçer ve çocuğun adına imza atma, hesap açma, sözleşme yapma yetkisi de bu ebeveynde toplanır. Yani çocuğun bankadaki birikimi, kayıtlı olduğu okulun sözleşmesi ya da kendisine miras kalan bir mal söz konusu olduğunda muhatap, velayeti elinde tutan anne ya da babadır. Bu yetki sınırsız değildir; çocuğun malvarlığı korunmuştur ve bazı işlemler ancak kayyım ile hâkim onayıyla yapılabilir.
Çocuğu kim, hangi sıfatla temsil eder?
Medeni Kanun’un 342. maddesi, ana ve babanın velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisi olduğunu söyler. Evlilik devam ederken velayet birlikte kullanılır; ortak hayata son verilmişse hâkim velayeti eşlerden birine verebilir. Boşanmada ise 336. madde gereği velayet, çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. Dolayısıyla boşandıktan sonra çocuk adına sözleşme yapabilecek kişi, kural olarak velayeti taşıyan ebeveyndir; mahkeme ortak velayete karar vermişse önemli işlemlerde iki ebeveynin birlikte hareket etmesi gerekir.
- maddenin ikinci fıkrası, iyi niyetli üçüncü kişilerin eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabileceğini belirtir. Bu varsayım eşler için öngörülmüştür. Boşanmış ve velayet tek tarafa verilmiş bir çiftte, velayeti olmayan ebeveynin “diğer eşim de razı” diyerek çocuk adına işlem yapması bu varsayıma güvenerek yapılabilecek bir işlem değildir; velayet kararı ortadayken rızanın varsayılmasına güvenmek risklidir.
Üçüncü fıkra ise kısıtlıların temsiline ilişkin hükümlerin, vesayet makamının iznine bağlı hususlar hariç, velayetteki temsilde de uygulanacağını söyler. Okurun anlaması gereken şu: velayet sahibi ebeveyn vasi gibi sıkı bir denetime tabi değildir, ancak vesayet hukukunun temel koruma fikri çocuğun işlemlerine de yansır. Örneğin vesayet altındaki kişi adına kefil olmak, vakıf kurmak ve önemli bağışlarda bulunmak yasaktır (m. 449). Bu bir izin hükmü değil, temsil yasağı olduğundan velayetteki temsilde de uygulanır; velayet sahibi ebeveyn de çocuk adına bu işlemleri yapamaz.
Çocuğun kendi başına yapabildiği işlemler
Çocuğun tamamen işlem dışı kalması söz konusu değildir. Medeni Kanun’un 16. maddesine göre ayırt etme gücüne sahip küçükler, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremez. Karşılıksız kazanma ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada ise bu rıza gerekmez. Yani ergenlik çağındaki bir çocuk, kendisine hediye edilen bir şeyi kabul edebilir; ama bir taksitli alışveriş sözleşmesi imzalaması velayet sahibinin rızasına bağlıdır.
Çocuğun borçlarından kendi malvarlığı sorumludur (m. 343/2). Bu ayrıntı pratikte önemlidir: velayet sahibi ebeveynin çocuğa ait mal varlığı üzerinde yönetim hakkı bulunması, çocuğun borçlarının ebeveynin malvarlığına yansıyacağı anlamına gelmez.
Çocuğun malvarlığı: yönetim, kullanma ve harcama
Medeni Kanun’un 352. maddesi, ana ve babanın velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip olduğunu ve bununla yükümlü olduğunu söyler. Kural olarak hesap ve güvence vermezler. Bu cümle yanlış anlaşılmaya açıktır. “Hesap vermem” demek, “istediğim gibi kullanırım” demek değildir; yalnızca yönetim süresince düzenli bir denetim ve teminat aranmadığını anlatır.
Kullanma hakkı 354. maddede düzenlenmiştir: ana ve baba, velayetleri kusurları sebebiyle kaldırılmadıkça çocuğun mallarını kullanabilir. Gelirlerin harcanması ise 355. maddeye göre sıralanır. Çocuk mallarının gelirleri öncelikle çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için kullanılır; hakkaniyete uyduğu ölçüde aile ihtiyaçları için de harcanabilir. Gelir fazlası çocuğun mallarına katılır. Kira geliri getiren bir dairesi olan çocuğun durumunu düşünün: kira, önce çocuğun okul, sağlık, bakım gibi ihtiyaçlarına gider; artan kısım çocuğun hesabında birikir.
Bu düzenin istisnası olarak 357. madde, faiz getiren yatırım veya tasarruf hesabı açılmak üzere ya da açıkça ana ve babanın kullanmaması koşuluyla çocuğa yapılan kazandırmaların gelirlerinin ana ve babanın kendi menfaatlerine harcanamayacağını söyler. Büyükanne ve büyükbabanın, ana ve babanın kullanmaması koşulunu açıkça belirterek çocuğa bıraktığı bir birikimin geliri, velayet sahibinin gündelik harcamalarına gitmemelidir.
Kayyım ve hâkim onayı gereken işlemler
Çocuğun korunmasında en kritik kural 345. maddede yer alır: çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır. Bunun sonucu şudur: velayet sahibi ebeveyn, çocuğu kendi lehine borç altına sokacak bir sözleşmeyi tek başına imzalayamaz. Çocuğun malını kendi borcuna teminat göstermek ya da çocukla kendisi arasında bir işlem yapmak gibi durumlar da aynı koruma amacıyla kayyım ve hâkim onayı sorusunu gündeme getirir; bu onay olmadan yapılan işlemin geçerliliği ciddi biçimde tartışmalı olur.
Kayyım konusunda ayrıntı için aile davalarında çocuk için kayyım atanması yazısına bakabilirsiniz. Çocuğun mallarının yönetiminde genel çerçeveyi ise çocuğun mal varlığının yönetimi ve anne baba yetkileri yazısında bulabilirsiniz.
Boşanma sırasında ve sonrasında defter verme yükümlülüğü
Medeni Kanun’un 353. maddesi, evlilik sona erince velayet kendisinde kalan eşe ayrı bir görev yükler: hâkime çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren bir defter vermek ve bu malvarlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşen önemli değişiklikleri bildirmek. Bu yükümlülük, çocuğa miras ya da bağış yoluyla mal geçmiş ailelerde özellikle önem taşır. Boşanma davası sürerken çocuğun adına kayıtlı hesap, taşınmaz, hisse gibi varlıkları liste hâlinde hazırlamak, defteri vermeniz gerektiğinde işinizi kolaylaştırır ve sonradan çıkabilecek bir itirazı baştan önlemeye yardım eder.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: Boşanma kararıyla çocuk anneye bırakılmıştır. Çocuğun dedesinden kendisine kalan bir ev vardır ve ev kiraya verilmektedir. Anne, kira gelirini çocuk adına açtığı hesapta toplamakta, okul servisi ve özel ders giderlerini bu hesaptan karşılamaktadır. Baba, annenin çocuğun hesabından kendi ihtiyaçları için para çekip çekmediğini sorar. Burada üç soru önem kazanır: kira geliri öncelikle çocuğun bakım ve eğitimine mi gitmiş, artan kısım hesapta mı kalmış, anne yönetim süresince çocuğun menfaatine uygun hareket etmiş mi? Bu cevaplar belgelerle ortaya konabiliyorsa tartışmayı çözmek kolaylaşır; belgelendirilemiyorsa hâkim, 360. madde uyarınca talimat verebilir, bilgi ve hesabı yetersiz bulursa malların tevdi edilmesine ya da güvence gösterilmesine karar verebilir.
Çocuğun malını koruyan hâkim önlemleri
Ana ve baba, çocuğun mallarını yönetmekte yeterince özen göstermezse hâkim, malların korunması için uygun önlemleri alır (m. 360). Hâkim özellikle yönetim konusunda talimat verebilir; belirli zamanlarda verilen bilgi ve hesabı yeterli görmezse malların tevdi edilmesine ya da güvence gösterilmesine karar verebilir. Çocuğun mallarının tehlikeye düşmesi başka bir şekilde önlenemiyorsa 361. madde uyarınca yönetim bir kayyıma devredilebilir. Hangi önlemin alınacağı, dosyadaki somut duruma ve çocuğun menfaatine göre hâkim tarafından belirlenir.
Sık yapılan hatalar
İlk hata, çocuğun parasıyla kendi borcunu ödemek ya da çocuğun adına açılan hesabı kendi hesabı gibi kullanmaktır. İkinci hata, velayeti olmayan ebeveynin çocuk adına, “ben de babasıyım/annesiyim” diyerek bir okul, sağlık ya da banka işlemi yapmaya çalışmasıdır. Velayet bu işlemlerde belirleyici olur; görüşme hakkı sözleşme imzalama yetkisi vermez. Üçüncü hata, bağış yoluyla gelen malın yönetimine ilişkin şartların okunmamasıdır: kazandırmada bulunan kişi yönetim konusunda aksini öngörmüşse (m. 357) ya da ölüme bağlı tasarrufla saklı pay ana ve babanın yönetimi dışında bırakılmışsa (m. 358) yönetim yetkisi velayet sahibinde olmayabilir. Dördüncü hata ise belge tutmamaktır. Harcama makbuzları, okul ve sağlık faturaları, banka dökümleri, ileride çıkabilecek bir tartışmada velayet sahibinin en büyük güvencesidir.
Çocuğun kendi kazancı ve serbest malları
Her mal aynı rejime tabi değildir. Medeni Kanun’un 359. maddesine göre ana ve baba tarafından bir meslek veya sanat ile uğraşması için çocuğa kendi malından verilen kısmın veya çocuğun kişisel kazancının yönetimi ve bunlardan yararlanma hakkı çocuğa aittir. On altı yaşında bir gencin part-time çalışarak biriktirdiği para ya da küçük bir iş kurması için kendisine tahsis edilen sermaye bu kapsamda düşünülebilir. Çocuğun evde ana ve babasıyla birlikte yaşaması hâlinde ana ve baba ondan kendisinin bakımı için uygun bir katkıda bulunmasını isteyebilir.
Ölüme bağlı tasarrufla çocuğun saklı payı ana ve babanın yönetimi dışında bırakılabilir (m. 358). Mirasbırakan yönetimi bir üçüncü kişiye bırakmışsa bu kişinin belirli zamanlarda sulh hâkimine hesap vermesini öngörebilir. Çocuğa mirasla bir mal kalmışsa vasiyetnamenin ya da tasarrufun yönetim konusunda özel bir şart içerip içermediğine bakmak gerekir. Aksi hâlde yönetim yetkisi velayet sahibindedir.
Velayet sona erdiğinde malların devri
Çocuğun malları üzerindeki yönetim geçicidir. Ana ve baba, velayetleri veya yönetim hakları sona erince çocuğun mallarını, hesabıyla birlikte ergin çocuğa, vasisine veya kayyıma devreder (m. 362). Devir hesabıyla birlikte yapıldığı için hesap bakiyelerini, kira gelirlerini, yatırımları ve harcama kayıtlarını derli toplu tutmak gerekir. Ana ve baba, çocuk mallarının geri verilmesinde vekil gibi sorumludur. Dürüstlük kuralına uygun olarak başkasına devrettikleri malların yerine sadece aldıkları karşılığı geri vermekle yükümlüdür. Kanuna uygun olarak çocuk veya aile için yaptıkları harcamalardan dolayı ise tazminatla yükümlü tutulmaz (m. 363).
Bu hükümlerin pratik anlamı şudur: Çocuğun hesabını şeffaf yönetmek velayet sahibinin lehinedir. Aylık harcamayı çocuğun ihtiyacına bağlayabilen, makbuz ve kayıt tutan ebeveyn, ileride çocuk ergin olduğunda hesap sorulursa rahat eder.
Günlük işlemler ve kurumlar
Günlük hayatta çocuk adına yapılan işlemlerin çoğu, mal yönetimi kadar büyük olmaz: okul kaydı, servis sözleşmesi, sağlık kuruluşundan alınan bir hizmet, yaz okulu başvurusu. Bunlarda kurumun istediği belge çoğunlukla velayet durumunu gösteren kayıttır. Boşanma kararı kesinleşmişse karardaki velayet hükmü esas alınır; kesinleşmemişse geçici önlem kararı belirleyici olabilir. Velayet tek ebeveyne verilmişse yasal temsil yetkisi de onda olduğundan, kurum yine de iki imza isterse karar metnini kuruma ibraz etmek çoğu zaman karışıklığı giderir.
Ana ve baba önemli konularda olabildiğince çocuğun düşüncesini göz önünde tutar (m. 339). Ayırt etme gücü olan bir çocuk adına önemli bir işlem yapılacaksa çocuğun fikrini almak bu yükümlülüğün gereğidir.
Çocuk adına işlem konusunda bir avukatla ne zaman görüşmelisiniz?
Çocuğa miras ya da bağış yoluyla kıymetli bir mal geçmişse, bu malın satışı, kiralanması veya teminat gösterilmesi gündemdeyse, eski eşin çocuğun hesabına itiraz ettiği bir durum varsa ya da kendi menfaatinize çocuğun adına bir sözleşme yapmak zorunda kalıyorsanız, dosyanın ayrıntılarına bakmak gerekir. Her ailenin malvarlığı, velayet kararı ve belgeleri farklıdır; buradaki genel çerçeve sizin durumunuz için son söz olamaz. Telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak durumunuzu anlatabilirsiniz; iletişim sayfasında büronun bilgileri yer alıyor. Velayet, nafaka ve çocuğun malvarlığı gibi konuların genel çerçevesi için aile hukuku sayfasına, velayet sahibinin tek başına yapabileceği işlemler için de boşandıktan sonra velayet sahibinin tek başına yapabileceği işlemler yazısına göz atabilirsiniz. Çocuk adına banka hesabı açma konusu ise çocuk adına banka hesabı açma ve yönetme yazısında ayrıca ele alınıyor.
Sık sorulan sorular
Boşandıktan sonra çocuk adına banka hesabı açabilir miyim?
Çocuk sizin velayetinizdeyse yasal temsilci olarak hesap açma ve yönetme yetkiniz vardır. İşlem yaptığınız kurum velayet durumunu gösteren belge isteyebilir. Velayeti olmayan ebeveyn çocuğu bu işlemlerde tek başına temsil edemez.
Velayeti olmayan eş çocuk adına imza atabilir mi?
Boşanmada velayet, çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. Velayeti olmayan ebeveynin yasal temsil yetkisi yoktur; çocukla kişisel ilişki kurma hakkı ise devam eder.
Çocuğun parasını kendi ihtiyaçlarım için harcayabilir miyim?
Çocuk mallarının gelirleri öncelikle çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için kullanılır. Hakkaniyete uyduğu ölçüde aile ihtiyaçlarına da harcanabilir. Gelir fazlası çocuğun mallarına katılır.
Çocuk adına taşınmaz satmak için mahkeme izni gerekir mi?
Kanun, vesayet makamının iznine bağlı hususları velayetteki temsilin dışında bırakır (m. 342/3); yani velayet sahibi ebeveyn için vasi gibi ayrıca vesayet makamı izni aranmaz. Buna karşılık satış ebeveynin menfaatine yapılıyorsa ya da çocukla ebeveyn arasında gerçekleşiyorsa kayyım ve hâkim onayı gerekir (m. 345). Çocuğun malvarlığını azaltan büyük işlemlerde dosyanın bir avukatla birlikte incelenmesi yerinde olur.
Ebeveyn çocuğun malını kötü yönetirse ne olur?
Hâkim malların korunması için uygun önlemleri alır, yönetim konusunda talimat verebilir, hesap isteyebilir veya güvence gösterilmesine karar verebilir. Tehlike başka türlü önlenemiyorsa yönetim bir kayyıma bırakılabilir.
Dayanak mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 16, 336, 339, 342, 343, 345, 352, 353, 354, 355, 357, 358, 359, 360, 361, 362, 363, 449
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.