Çocuğun görüşme kararına rağmen diğer ebeveyni görmek istememesi: nedenler, uzman desteği, görüşme düzeninin yeniden ele alınması ve kanundaki dayanaklar.
Kısaca
- Kişisel ilişki kurma hakkı kanunda ana ve babaya tanınmıştır; çocuğun isteksizliği düzenlemeyi kendiliğinden ortadan kaldırmaz (TMK m. 323).
- Önce isteksizliğin nedeni araştırılır; hâkim bu konuda pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacı gibi uzmanlardan yardım alabilir.
- Görüşme çocuğun huzurunu tehlikeye sokuyorsa kişisel ilişki sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir (TMK m. 324/2).
- Yeni olgular zorunlu kılarsa görüşme düzeni boşanma kararından sonra da değiştirilebilir (TMK m. 183).
- Kararın uygulanmasında çocuğun üstün yararı esas alınır; müdürlük danışmanlık tedbiri için aile mahkemesine başvurabilir (5395 sayılı Kanun m. 41/C).
Velayet annede ya da babada kalmış, diğer ebeveyn için görüşme günleri kararda yazılmış. Sonra bir cumartesi sabahı çocuk kapıda duruyor ve gitmek istemediğini söylüyor. Bir hafta sonra yine aynısını yapıyor. Bu durumda hem görüşme hakkı olan ebeveyn hem de çocukla birlikte yaşayan ebeveyn çıkmaza girer: Biri “karar var, çocuğumu görmek istiyorum” der, diğeri “zorlayamam” der. Kanun bu durum için tek cümlelik bir çözüm vermez; ama izlenecek yolu, gözetilecek ölçüyü ve başvurulabilecek mercileri gösterir.
Çocuğun isteksizliği görüşme hakkını sona erdirir mi?
Kısa cevap: Hayır, kendiliğinden erdirmez. Türk Medeni Kanunu’na göre ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir (TMK m. 323). Boşanma kararında bu ilişki hâkim tarafından düzenlenmiştir ve düzenleme mahkeme tarafından değiştirilmedikçe geçerliliğini korur.
Öte yandan kanun görüşmeyi bir mutlak hak olarak da bırakmamıştır. Kişisel ilişki yüzünden çocuğun huzuru tehlikeye girerse ya da başka önemli sebepler varsa, hak reddedilebilir veya kendisinden alınabilir (TMK m. 324/2). Velayet kendisine verilmeyen eşin çocukla ilişkisi düzenlenirken de özellikle çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas alınır (TMK m. 182/3). Yani ölçü, ebeveynin isteği ya da çocuğun anlık tepkisi değil, çocuğun yararıdır.
Çocuk neden görüşmek istemez?
İsteksizliğin arkasında yatan neden, atılacak adımı belirler. Dosyalarda karşılaşılabilen başlıklar şunlardır.
Birincisi gelişim dönemidir. Ergenliğe yaklaşan bir çocuk arkadaşlarıyla, okuluyla ve kendi planlarıyla daha çok meşgul olabilir; hafta sonlarını belirli bir evde geçirmek ona yük gelebilir. Küçük yaştaki çocuk ise ayrılık kaygısı yaşayabilir.
İkincisi ortam ve ilişkinin niteliğidir. Görüşmelerde çocukla ilgilenilmiyor, çocuk televizyon başında bırakılıyor ya da yeni partnerle baş başa kalıyor olabilir. Çocuk, bunu söyleyemese de gitmek istemez. Bu tür bir tablo kanunun “ciddi olarak ilgilenmemek” kavramıyla örtüşebilir (TMK m. 324/2).
Üçüncüsü ebeveynler arasındaki çatışmadır. Çocuk, bir ebeveyne sadakat duymak için diğerinden uzak durabilir. Teslim anlarında yaşanan tartışmalar, çocuğun yanında karşı tarafın kötülenmesi ya da çocuğa verilen mesajlar bu eğilimi besler. Çocuğun bir ebeveyne karşı bilinçli yönlendirilmesi ihtimali için ebeveyn yabancılaştırması yazımıza bakabilirsiniz.
Dördüncüsü gerçek bir korku ya da olumsuz bir deneyimdir: şiddet, aşağılama, ihmal ya da çocuğun güvende hissetmediği bir olay. Bu durumda görüşmeyi zorlamak, çocuğun yararına aykırı bir sonuç doğurabilir.
Nedeni ayırt etmek kolay değildir ve isteksizlik tek bir nedenle açıklanamayabilir. Bu yüzden kanun hâkime geniş bir takdir alanı bırakır.
Hâkim ne yapar?
Çocuğun görüşme düzenine uymaması mahkemeye taşındığında, hâkim önce durumu anlamaya çalışır. Bunun için ebeveynleri dinler, gerekli gördüğünde uzmanlardan yardım ister. Teslim ve görüşme kararlarının yerine getirilmesi sürecinde de psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı gibi uzmanların görev yaptığı bir yapı kurulmuştur; bu yapıda çocuğun üstün yararı esas alınır (5395 sayılı Kanun m. 41/A).
Uygulamada hâkimin başvurabileceği seçenekler şöyle sıralanabilir: Mevcut düzeni sürdürmek ve ebeveynlere uzman desteği önermek, görüşme süresini ya da şeklini çocuğa uygun hâle getirmek, görüşmelerin belirli bir ortamda ya da başka bir kişinin yanında yapılmasına karar vermek veya, gerçek bir tehlike varsa, kişisel ilişkiyi sınırlamak. Hangisinin seçileceği, uzman raporu ve dosyadaki diğer delillerle belirlenir. Çocukla görüşmenin gözetim altında yapılabildiği haller için gözetimli görüşme yazımızı okuyabilirsiniz.
Danışmanlık tedbiri ve müdürlük süreci
Görüşme kararına rızayla uyulmuyorsa hak sahibi adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurabilir. Müdürlük yükümlüyle irtibata geçer, gerekirse teslim emri gönderir (5395 sayılı Kanun m. 41/C). Teslim emrini alan ebeveynin, çocuğu getirmesine engel bir haklı mazereti varsa teslim gününden önce müdürlüğe bildirip çocuğun müdürlükçe alınmasını istemesi gerekir; çocuğun reddinin haklı mazeret sayılıp sayılmayacağı kanunda açıkça düzenlenmemiştir. Müdürlük işlemlerine karşı öğrenme veya tebliğden itibaren bir hafta içinde, müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesine şikâyet edilebilir (5395 sayılı Kanun m. 41/E). Kanun bu süreçte çocuğun üstün yararını korumak üzere ek bir araç da tanır: Müdürlüğün önerisi üzerine aile mahkemesi, çocuk, hak sahibi veya yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasına karar verebilir. Yükümlünün teslim emrine aykırı ilk hareketinde müdürlük, yükümlü hakkında bu tedbirin uygulanmasını aile mahkemesinden ister.
Bu, işin ceza yönünden önce çocuğun sorununa dönük bir yanıt vermeyi amaçlayan tarafıdır. Teslim emrine aykırılık sürerse, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsi söz konusu olabilir (5395 sayılı Kanun m. 41/F). Ayrıntı için çocuk teslimine ve görüşme kararına uymamanın sonuçları yazısına göz atın.
Boşanma kararından sonra düzen nasıl güncellenir?
Hayat boşanma kararıyla durmaz. Çocuk büyür, ebeveynler taşınır, iş değiştirir, yeniden evlenir. Kanun bu ihtimali öngörür: Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, kendiliğinden veya ana babadan birinin isteği üzerine gerekli önlemleri alır (TMK m. 183). Görüşme düzenini çocuğun bugünkü ihtiyacına uyarlamak isteyen ebeveyn, dava yoluyla bunu talep edebilir. Düzenin değiştirilmesi sürecinde mahkeme yetkisi için çocuğun oturduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunu bilmek yararlıdır (TMK m. 326). Konuyu boşandıktan sonra görüşme düzenini değiştirme yazısında ele alıyoruz.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: Boşanma kararında baba için iki haftada bir hafta sonu ve yaz tatilinde belirli bir süre görüşme düzenlenmiş. Çocuk on bir yaşına gelmiş; üç aydır babanın evine gitmek istemediğini söylüyor. Anne çocuğu zorlamak istemiyor, baba ise çocuğunun kendisinden uzaklaştırıldığını düşünüyor.
Burada hâkimin tartacağı sorular nettir: Çocuğun isteksizliği babanın evindeki yaşanmış bir olaydan mı, annenin tutumundan mı, okul ve arkadaş düzeninin değişmesinden mi doğuyor? Baba görüşmelerde çocukla ne yapıyor? Anne görüşme öncesi çocuğa nasıl yaklaşıyor? Uzman raporunun bu sorulara verdiği yanıtlara göre mahkeme hem kısa süreli ve ilgi alanlarına uygun bir yeniden bağ kurma düzeni hem de mevcut kararın uygulanması yönünde farklı bir sonuca varabilir. Sonucu önceden söylemek mümkün değildir.
Çocukla birlikte yaşayan ebeveynin payı
Görüşme hakkı olan ebeveynin sorumluluğu kadar, çocukla birlikte yaşayan ebeveynin tutumu da kanun önünde ağırlık taşır. Her iki ebeveyn de diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınmakla yükümlüdür (TMK m. 324/1). Velayet sahibi, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir ve bu olasılık karar içinde taraflara ihtar edilir (TMK m. 324/3, 182/2).
Bu hüküm, çocuğun isteksizliğini görmezden gelmeyi savunmaz. Tersine, ebeveynden beklenen şey çocuğa güvenli bir geçiş sağlamasıdır: Görüşme gününü önceden sakin bir dille hatırlatmak, çocuğun endişesini dinlemek, teslim anında diğer ebeveynle tartışmamak ve çocuğun diğer ebeveyn hakkında olumlu bir şey söylemesini engellememek. Çocuk, anne babası arasında taraf seçmek zorunda hissetmediğinde görüşmeye daha rahat yaklaşır.
Çocuğun ısrarlı reddi sürerse, bunu tek başına çözmeye çalışmak yerine uzman desteği istemek mantıklıdır. Dilekçede çocuğun reddinin nasıl başladığını, kendi çabalarınızı ve çocuğun ihtiyacını açıkça yazmak, hâkime bu çabanın ciddiyetini gösterir.
Görüşme hakkı olan ebeveynin yapabilecekleri
Çocuğunu görmek isteyen ebeveyn de reddi bir saldırı olarak okumamalıdır. Çocuğun ilgi alanına uygun etkinlikler planlamak, görüşmeyi kısa ve rahat başlatmak, okul ve arkadaş düzenini hesaba katmak ilişkinin onarılmasına yardımcı olabilir. Mahkemeden de zorlayıcı bir uygulama yerine, daha esnek ve kademeli bir düzen istenebilir. Böyle bir talep, çocuğun yararını önceleyen bir ebeveyn imajı verir ve uzman görüşmesinde olumlu karşılanır.
Yine de görüşme hakkının fiilen kullanılamadığı uzun bir dönem yaşanıyorsa, hakkın korunması için kararın uygulanmasını talep etmek de meşrudur. Önemli olan, bunu çocuğu araç hâline getirmeden, yazılı ve izlenebilir bir yolla yapmaktır.
Sık yapılan hatalar
En yaygın hata, çocuğa “git” ya da “gitme” diye baskı yapmaktır. Her iki yönde baskı da çocuğun hissettiği yükü artırır. Bir diğer hata, görüşmenin tek taraflı olarak kesilmesidir; çocuğun reddine dayansa bile bu, kararın ihlali sayılabilir.
Bir başka hata, çocuğun söylediklerini ses kaydıyla, mesajlarla ya da çocuğa tekrar tekrar sorular yönelterek “delil” hâline getirmeye çalışmaktır. Çocuk bu sürecin ortasına çekildiğinde zarar görür; mahkeme de bu tür bir yaklaşımı çocuk yararına aykırı bulabilir. Delil olarak daha anlamlı olan, görüşme günlerine dair düzenli notlar, teslim sırasında yaşananlar, okul ve sağlık kayıtlarıdır.
Üçüncü hata, uzman görüşmesine hazırlıksız gitmektir. Hazırlık, çocuğa ne söyleyeceğini öğretmek değildir; sakin davranmak, çocuğu yönlendirmemek ve kendi tutumunuzu açıkça anlatmaktır. Pedagog ve psikolog görüşmesine hazırlık yazısı bu konuda yol gösterir.
Çocuğun asıl ihtiyacı güvenli bağlantıdır
Hukuk bu alanda çocuğun yararını arar; çocuğun ihtiyacı ise iki ebeveyniyle de güvenli bir bağlantıdır. Bu nedenle çözüm, kimin kazandığı tartışmasından çok, çocuğun yeniden rahat edebileceği bir düzenin kurulmasıdır. Bazen bu, görüşme sürelerini geçici olarak kısaltmak ve zamanla artırmak; bazen görüşme yerini çocuğun rahat edeceği bir ortama taşımak; bazen de ebeveyn ile çocuk arasındaki iletişimi uzman eşliğinde onarmak demektir.
Kendi durumunuzda ilk adımlar
Elinizdeki karara bakın: görüşme günleri açık mı, kararda velayetin değiştirilebileceğine dair ihtar var mı (TMK m. 182/2)? Çocuğun isteksizliğinin ne zaman başladığını, hangi olayın ardından arttığını yazın. Doktor, okul rehberlik servisi ya da psikolog gibi kaynaklardan bilgi toplayın. Karşı tarafla iletişimi sakin ve yazılı tutun.
Çocuğunuzun görüşmeyi reddetmesi hukuki olduğu kadar insani bir sorundur; hangi yolun dosyanıza uygun olduğu, karardaki ayrıntılara ve olayların nedenine bağlıdır. Durumunuzu telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilirsiniz; iletişim sayfasından bize ulaşabilir, büronun aile hukuku alanındaki çalışmalarına bakabilirsiniz. Kararınızı birlikte okuyup izlenebilecek yolları konuşmak mümkündür; sonuç konusunda vaat verilemez.
Sık sorulan sorular
Çocuk gitmek istemiyorsa görüşme kararına uymamak serbest mi?
Hayır. Karar, mahkeme tarafından değiştirilmedikçe geçerlidir. Çocuğun isteksizliği karşısında yapılacak şey, tek taraflı olarak görüşmeyi kesmek değil, durumu mahkemeye ve uzmanlara taşımaktır. Aksi hâlde teslim emrine aykırılık nedeniyle şikâyet ve disiplin hapsi gündeme gelebilir.
Çocuğun görüşü hâkimi bağlar mı?
Hâkimi bağlayan bir kural yoktur; kanun çocuğun yararını esas tutar ve çocuğun görüşü bu yararın belirlenmesinde değerlendirilen unsurlardan biridir. İsteğin ardındaki gerekçe de önemlidir. Hâkim görüşü uzman desteğiyle, çocuğun üzerinde baskı oluşturmadan öğrenmeye çalışır.
Çocuk benden korkmuyor ama gelmek de istemiyor, ne yapmalıyım?
İsteksizliğin arkasında korkunun yanı sıra alışkanlık, ortam ya da ebeveynler arasındaki çatışma da olabilir. Daha kısa, çocuğun ilgisini çeken etkinliklerle ve uzman eşliğinde başlayan bir yeniden tanışma düzeni önerilebilir. Bunu dilekçeyle de mahkemeye sunabilirsiniz.
Görüşme düzeni boşanma kararından sonra değişebilir mi?
Evet. Ana ve babanın başka bir yere gitmesi, evlenmesi gibi yeni olgular zorunlu kılarsa hâkim gerekli önlemleri alır (TMK m. 183). Çocuğun gelişimi ve ihtiyaçları değiştiğinde de görüşme düzeninin güncellenmesi istenebilir.
Çocuk görüşmeyi reddediyorsa nafaka da durur mu?
Hayır. Velayeti almayan eşin bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılma yükümlülüğü kanundan doğar (TMK m. 182/3); kanun bu yükümlülüğü görüşmenin fiilen yapılmasına bağlamamıştır. Çocuğun görüşmeyi reddetmesi, bu borcu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Dayanak mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 182, 183, 323, 324, 326
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/A, 41/C, 41/E, 41/F
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.