Aile Hukuku ve Boşanma

Eşlerden Biri Ayırt Etme Gücünden Yoksunsa Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl İlerler?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Eşlerden biri sürekli ayırt etme gücünden yoksunsa yasal temsilci mal ayrılığı davası açabilir; boşanmada mal paylaşımı temsilci aracılığıyla yürütülür.

Kısaca

  • Eşlerden biri sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksunsa diğer eş ve hasta eşin yasal temsilcisi mal ayrılığına geçilmesini isteyebilir (TMK m. 206).
  • Mal rejimi sözleşmesini ancak ayırt etme gücüne sahip olanlar yapabilir; küçükler ve kısıtlılar yasal temsilcilerinin rızasını almak zorundadır (TMK m. 204).
  • Ayırt etme gücünden yoksun eş adına işlemleri yasal temsilcisi, kısıtlanmışsa vasi yürütür.
  • Akıl hastalığına dayalı boşanma ayrı bir sebeptir ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığını gösteren resmî sağlık kurulu raporu ister (TMK m. 165).
  • Mal ayrılığına geçiş, boşanmadan bağımsız bir dava olarak açılabilir ve eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür (TMK m. 207).

Eşlerden biri artık hukuki işlemlerin anlamını kavrayamıyor, yani ayırt etme gücünden yoksun. Diğer eş hem aileyi ayakta tutuyor hem de malların akıbetinden endişe ediyor. Soru basit görünür: Böyle bir durumda boşanma ve mal paylaşımı nasıl yürür? Cevap iki ayrı hukuki yola ayrılır: birincisi mal rejiminin değiştirilmesi, ikincisi evliliğin sona erdirilmesi. İkisi birbirinden bağımsızdır ve her birinin kendi şartları vardır.

Aşağıda kanunun ayırt etme gücü yoksunluğuna bağladığı sonuçları, mal ayrılığına geçişin yolunu ve temsil meselesini sırasıyla anlatıyorum.

Ayırt Etme Gücü Ne Demektir?

Ayırt etme gücü, kişinin yaptığı işlemin anlamını ve sonuçlarını kavrayabilme yeteneğidir. Bu yeteneğin geçici ya da sürekli kaybı hukuki sonuç doğurur. Kanun mal rejimi alanında bunun iki yerde önem taşıdığını gösterir.

İlki mal rejimi sözleşmesidir: Mal rejimi sözleşmesi ancak ayırt etme gücüne sahip olanlar tarafından yapılabilir; küçükler ile kısıtlılar yasal temsilcilerinin rızasını almak zorundadır (TMK m. 204). Sözleşme noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır (TMK m. 205). Yani ayırt etme gücünden yoksun bir eş, sağlığında bile mal rejimini değiştiren bir sözleşmeyi geçerli biçimde imzalayamaz.

İkincisi mal ayrılığına geçiş sebebidir. Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir (TMK m. 206). Kanun bu haklı sebepler arasında diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olmasını da sayar.

Mal Ayrılığına Geçiş: Kim, Nasıl İster?

Ayırt etme gücünden sürekli yoksun olan eşin durumunda, diğer eş mal ayrılığı isteyebilir (TMK m. 206/5). Kanun bir adım daha ileri gider: Eşlerden biri ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun ise, onun yasal temsilcisi de bu sebebe dayanarak mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir. Yani bu isteği sağlıklı eş de, hasta eşin temsilcisi de yöneltebilir.

Bu ayrımın pratik anlamı şudur: Hasta eşin temsilcisi, onun malvarlığını korumak amacıyla bu davayı açabilir. Mahkeme mal ayrılığına karar verirse mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer ve tasfiye yapılır (TMK m. 225/2). Mal ayrılığında eşlerden her biri kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur (TMK m. 242).

Dava, eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılır (TMK m. 207). Aile hukukundan doğan davalara aile mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun m. 4); aile mahkemesi kurulamayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bu davalara bakar (4787 sayılı Kanun m. 2). Ayrıntılı bilgi için mal ayrılığına geçiş davası: olağanüstü mal rejimi yazısına bakabilirsiniz.

Temsil Nasıl İşler?

Ayırt etme gücünden yoksun kişi dava ehliyetine ve işlem ehliyetine sahip olmayabilir. Bu durumda dava, onun adına yasal temsilcisi tarafından yürütülür. Kısıtlanan kişinin temsilcisi vasidir; vasi, vesayet altındaki kişinin kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür (TMK m. 403). Kayyım ise belirli işleri görmek ya da malvarlığını yönetmek için atanır.

Bir eşin kısıtlanmış olup olmadığı, kısıtlama kararından anlaşılır; akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen ergin kısıtlanır (TMK m. 405). Henüz kısıtlama kararı bulunmayan ama fiilen ayırt etme gücünü yitirmiş bir eş varsa önce bu hukuki durumun düzenlenmesi gerekebilir. Bu aşama, kısıtlama kararının alınmasını ve temsilcinin belirlenmesini içerir ve dosyanın zaman çizelgesini etkiler. Hangi yolun izleneceği olaya göre değişir.

Eşin hem hasta hem de mal rejimi uyuşmazlığının tarafı olması, temsilci ile sağlıklı eş arasında menfaat çatışması doğurabilir. Örneğin sağlıklı eş aynı zamanda hasta eşin vasisiyse, hem kendi çıkarını hem de hasta eşin çıkarını koruyan konumda kalır. Yasal temsilcinin menfaati ile kısıtlının menfaati çatışıyorsa vesayet makamı temsil kayyımı atar (TMK m. 426); somut olayda çatışmanın bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.

Boşanma Davası Açılabilir mi?

Ayırt etme gücü yoksunluğu tek başına özel bir boşanma sebebi değildir. Kanun burada akıl hastalığını ayrı bir sebep olarak düzenler: Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir (TMK m. 165). Raporun varlığı olmazsa bu sebebe dayanılamaz.

Bu hüküm sağlıklı eşe dava hakkı verir. Hastalığın niteliği, tedavi olasılığı ve ortak hayatın çekilmez hâle gelip gelmediği mahkemenin inceleyeceği konulardır. Yani her ayırt etme gücü yoksunluğu hâlinde otomatik boşanma yoktur. Bunun yerine evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi başka sebepler de ileri sürülebilir (TMK m. 166); hangisinin uygun olduğu dosyadaki olgulara bağlıdır.

Boşanma Olursa Mal Rejimi Nasıl Tasfiye Edilir?

Boşanma kararı verilirse mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225/2). Tasfiyede edinilmiş mallar, rejimin sona erdiği sırada mevcut olanlarıyla ve tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır (TMK m. 235). Her eş diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur ve alacaklar takas edilir (TMK m. 236).

Ayırt etme gücünden yoksun eş adına bu hesabı temsilci yürütür; temsilci hasta eşin haklarını korumak zorundadır. Temsilcinin yaptığı işlemlerin ne zaman mahkeme iznine veya denetimine tabi olduğu, vesayet hükümlerine ve somut olaya göre ayrıca değerlendirilir.

Varsayımsal Bir Örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Fatma’nın eşi Hasan ileri düzey bir hastalık nedeniyle sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmiş. Hasan’ın adına kayıtlı birkaç taşınmaz ve bir banka hesabı var. Fatma, Hasan’ın banka hesabından ve mallarından, ailenin gündelik ihtiyaçları dışında bir kullanım olduğundan şüphe ediyor; aynı zamanda ilerde boşanma düşünmüyor, yalnızca mal rejimini ayırmak istiyor.

Burada Fatma, Hasan’ın ayırt etme gücünden sürekli yoksun olması sebebine dayanarak mal ayrılığına geçiş davası açabilir. Hasan’ın yasal temsilcisi de aynı yolu seçebilir. Mahkeme sebebin varlığını inceler; sebep ispat edilirse mal ayrılığına karar verebilir ve bu hâlde rejim dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Bu örnek bir sonuç öngörmez. Yalnızca mekanizmanın nasıl işlediğini gösterir.

Mal Varlığı Tehlikedeyse Ne Yapılabilir?

Ayırt etme gücünden yoksun eşin malvarlığı üçüncü kişilerin eline geçme riski taşıyorsa, süreci beklemeden koruma düşünülmelidir. Kanun, olağanüstü mal rejimi sebeplerini sayarken diğer eşin istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmesini de haklı sebep olarak kabul eder (TMK m. 206/2). Dava açmadan da hâkimden, belirleyeceği malvarlığı değerleri üzerindeki tasarrufların ancak sizin rızanızla yapılabileceğine karar vermesi istenebilir; taşınmazda bu kısıtlama tapu kütüğüne şerh edilir (TMK m. 199). Diğer eşin ortak malvarlığını bu şekilde tehlikeye düşürdüğü söylenebiliyorsa bu sebep gündeme gelir; çevredeki üçüncü kişilerin devir ve tasarrufları ise başka hukuki yollarla ele alınır.

Dava devam ederken ise ihtiyati tedbir yoluyla bir devrin engellenmesi mümkündür. Tedbirin şartları ve ayrıntısı için mal kaçırmayı önlemek için ihtiyati tedbir yazısına bakabilirsiniz.

Bakım ve Tedavi Giderleri Mal Rejimini Nasıl Etkiler?

Ayırt etme gücü yoksunluğu çoğu zaman uzun süreli bakım ve tedavi gideri anlamına gelir. Bu giderleri kimin, hangi malvarlığından karşıladığı mal rejimi hesabında önem taşır. Hasta eşin kendi kişisel malından yapılan harcamalar ile ortak evlilik gelirinden yapılanlar ayrı kesimlerden çıkar. Bir mal kesiminden diğer kesimdeki borcun ödenmesi hâlinde denkleştirme istenebilir (TMK m. 230). Bu nedenle bakım için yapılan ödemelerin dekont ve faturalarını saklamak, ileride tasfiye yapılırsa hesabı kolaylaştırır.

Ayrıca hasta eşe bağlanan maluliyet aylığı ya da ödenen tazminatın niteliği de ayrı değerlendirilir. Sosyal güvenlik kurumlarının yaptığı ödemeler ve çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar edinilmiş mal sayılır (TMK m. 219/2-3). Bu ayrım ayrıntılı hesap gerektirebilir; bu yüzden olayın niteliğini bilmeden genelleme yapmak doğru olmaz.

Sık Yapılan Hatalar

İlk hata, hasta eşin imzasıyla mal rejimi sözleşmesi yapılabileceğini düşünmektir; ayırt etme gücü olmayan eşin yaptığı sözleşme geçerli değildir (TMK m. 204). İkinci hata, hastalığa dayalı boşanma için sağlık raporunun yeterli olacağını sanmaktır; kanun hastalığın geçmesine olanak bulunmadığını gösteren resmî sağlık kurulu raporu ister. Üçüncüsü, temsilcinin kim olduğunu belirlemeden dava açmaktır. Dördüncüsü, mal ayrılığına geçiş davasını boşanma davasının yerine koymaktır; ikisi farklı sonuç doğurur. Mal ayrılığı evlilik bağını sona erdirmez, yalnızca mal rejimini değiştirir.

Beşinci hata, hastalık nedeniyle yapılan harcamaların mal rejimi hesabında düşünülmeyeceğini sanmaktır. Tedavi, bakım ve benzeri giderlerin hangi mal kesiminden ödendiği, tasfiye sırasında tartışılabilir; bu ayrıntı için boşanmada kişisel mal borcunu evlilik geliriyle ödemek yazısına bakabilirsiniz.

Mal Ayrılığından Sonra Eski Rejime Dönülebilir mi?

Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebep ortadan kalkarsa eşlerden biri hâkimden eski mal rejimine dönülmesini isteyebilir (TMK m. 208). Eşler bunun yanında her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilir. Ayırt etme gücü yoksunluğu sürdüğü sürece sözleşme yapılamayacağından bu seçenek pratikte hasta eşin durumuna bağlıdır. Mal rejimlerinin genel yapısını mal ayrılığı rejimi nedir yazısında bulabilirsiniz. Bu konuda edinilmiş mallara katılma rejimi nedir yazısı da yararlı olacaktır.

Kendi Durumunuz İçin

Eşinizin sağlık durumu, kısıtlama kararının bulunup bulunmadığı, temsilcinin kim olduğu ve malvarlığının nerede olduğu birlikte değerlendirilmeden hangi davanın doğru olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu konular hem hukuki hem insani bir yük taşır. Durumunuzu anlatmak isterseniz büroyu telefonla arayabilir ya da WhatsApp’tan yazabilirsiniz; bilgiler iletişim sayfasında yer alıyor. Çalışma alanımız için aile hukuku sayfasına göz atabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Eşim akıl hastası, boşanma davası açabilir miyim?

Eşlerden biri akıl hastası olup ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla diğer eş boşanma davası açabilir (TMK m. 165). Raporsuz bu sebebe dayanılamaz.

Eşim ayırt etme gücünü kaybettiyse malları nasıl korunur?

Haklı sebep varsa hâkim mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir. Ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun olma, kanunda sayılan haklı sebeplerden biridir (TMK m. 206/1, 5).

Ayırt etme gücü olmayan eş adına davayı kim yürütür?

Ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun eşin yasal temsilcisi, bu sebebe dayanarak mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir. Kısıtlanmış kişi adına işlemleri vasi yürütür; vasi kişinin menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür (TMK m. 403), bazı önemli işlemler için ise vesayet makamının izni gerekir (TMK m. 462).

Mal ayrılığına geçildikten sonra mal paylaşımı olur mu?

Mal ayrılığına geçişle birlikte mal rejimi sona erer. Tasfiye, o ana kadar uygulanan rejime göre yapılır; sonrasında edinilen mallar eşlerin kendisine kalır.

Mal ayrılığı kararından sonra geri dönülebilir mi?

Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması hâlinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir (TMK m. 208). Eşler ayrıca yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle de rejim değiştirebilir.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 165, 166, 199, 204, 205, 206, 207, 208, 219, 225, 230, 235, 236, 242, 403, 405, 426, 462
  • 4787 sayılı Kanun m. 2, 4
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler