Aile Hukuku ve Boşanma

Kısıtlı Eş Boşanma Davası Açabilir mi? Vasinin Rolü ve Ayırt Etme Gücü

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Vesayet altındaki eşin boşanma davasını kendisi açıp açamayacağı, ayırt etme gücünün önemi, vasinin ve vesayet makamının rolü ile yargılamanın seyri.

Kısaca

  • Kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur (TMK m. 14); ancak ayırt etme gücüne sahip kısıtlı, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanırken vasinin rızasına ihtiyaç duymaz (TMK m. 16).
  • Boşanma davası, uygulamada bu kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan biri olarak kabul edilir; yine de kısıtlı kişinin ayırt etme gücü dosyada incelenir.
  • Ayırt etme gücü bulunmayanın fiilleri hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 15); bu durumda dava ve temsil konuları ayrıca değerlendirilir.
  • Vasinin kısıtlıyla çıkar çatışması varsa vesayet makamı temsil kayyımı atar (TMK m. 426).

Kısıtlı bir eşin boşanma davası açıp açamayacağı, kısıtlama kararının kişiyi ne ölçüde etkilediğine ve kişinin ayırt etme gücüne bağlıdır. Kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur (TMK m. 14). Ancak ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanırken yasal temsilcilerinin rızasına ihtiyaç duymaz (TMK m. 16). Boşanma davası da uygulamada bu nitelikte bir hak olarak kabul edilir. Bu nedenle ayırt etme gücü bulunan kısıtlı eş, boşanma davasını kendisi açabilir; ayırt etme gücü yoksa durum ayrıca incelenmelidir.

Kısıtlama, vesayet, vasi, kayyım ve yasal danışman gibi kavramlar günlük dilde birbirine karıştığı için, önce bu kavramları sadeleştirip ardından boşanma davasındaki yerini anlatacağım.

Kısıtlı kimdir, vesayet nedir?

Kısıtlı, mahkeme kararıyla kısıtlanarak vesayet altına alınmış ergin kişidir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır (TMK m. 405). Yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden kişi de kendi isteğiyle kısıtlanmasını isteyebilir (TMK m. 408). Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama kararı ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine verilir (TMK m. 409/2).

Kısıtlanan kişiye vesayet makamı bir vasi atar. Vasi, kısıtlının kişiliği ve malvarlığıyla ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür (TMK m. 403). Bir vesayet kararı kişinin her hakkını elinden almaz; kararın kapsamı ve kişinin sağlık durumu birlikte belirleyicidir.

Ayırt etme gücü neden belirleyici?

Medeni Kanun, ayırt etme gücünü şöyle tanımlar: yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes ayırt etme gücüne sahiptir (TMK m. 13). Bu tanım, kısıtlı kişinin hukuki konumunu üç ihtimale ayırır:

  • Ayırt etme gücü bulunmayanların fiil ehliyeti yoktur ve bu kişilerin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 14, 15).
  • Ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremez; ama karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekmez (TMK m. 16).
  • Kısıtlama kararına rağmen kişi ayırt etme gücünü korumuşsa, kendi kişisel iradesiyle yapılacak işlerde bu güç ön plana çıkar.

Yani kısıtlılık ile ayırt etme gücü aynı şey değildir. Kısıtlı bir eşin ayırt etme gücü bulunabilir. Bu güç, davanın açıldığı anda hâkim tarafından değerlendirilir; gerektiğinde sağlık kurulu raporu ve bilirkişi incelemesi istenir.

Boşanma davası kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak mı?

Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar, kişinin şahsına özgü olan ve bir başkası aracılığıyla kullanılması esasen mümkün olmayan haklardır. Evlenmek ve boşanmak gibi kişinin yaşam tercihlerini ilgilendiren davalar uygulamada bu kapsamda değerlendirilir. Medeni Kanun’da boşanma davasını bu nitelikte sayan açık bir cümle yoktur; sonuç, TMK m. 16’nın ve aile hukukunun kişisel niteliğinin birlikte okunmasından çıkar. HMK da isticvap ve yemin bakımından, kısıtlı kimselere bizzat dava hakkı tanınan hâllerde kanuni mümessil yerine kişinin kendisini esas alan bir ayrık düzenler (HMK m. 170/3, m. 232/3).

Bu sebeple, ayırt etme gücüne sahip kısıtlı eş, vasisinin rızasına gerek olmadan boşanma davası açabilir ve davayı yürütebilir. Mahkeme dava şartlarını, kişinin dava ehliyetini de dâhil, kendiliğinden araştırır (HMK m. 114/1-d, m. 115). Dava ehliyeti medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir (HMK m. 51); kanuni temsilcisi olanlar davada temsilcileri tarafından temsil edilir (HMK m. 52). Bu çerçevede ayırt etme gücünün varlığı dosyanın ilk meselesi hâline gelir.

Ayırt etme gücü yoksa ne olur?

Ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 15). Boşanma davası açma iradesinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir. Kanun, bu hâlde vasinin kişi adına boşanma davası açıp açamayacağı konusunda açık bir hüküm koymamıştır. Vasi kısıtlıyı hukuki işlemlerinde temsil eder (TMK m. 448); fakat boşanma gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın temsilci eliyle kullanılabilmesi, uygulamada tartışmalı bir konudur. Bu nedenle bu durumda davanın nasıl yürütüleceği, vesayet makamının görüşü ve mahkemenin değerlendirmesi dosyaya göre şekillenir. Emin olmadığınız bir durumda avukata danışmanız gerekir.

Kanun, vasinin dava açma, sulh olma ve tahkim gibi işlerinde vesayet makamının iznini aramaktadır; acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklıdır (TMK m. 462/8). Dava açılmasının izne bağlı olduğu hâllerde izin belgeleri dava dilekçesiyle birlikte mahkemeye verilmelidir; aksi takdirde dava açılamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapılamaz. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mahkeme belgeleri tamamlaması için süre verebilir (HMK m. 54). Ayrıntı için vasinin görev ve sorumlulukları yazısına bakabilirsiniz.

Vasi ile kısıtlı eş arasında çıkar çatışması olursa

Bazı dosyalarda vasi, kısıtlının diğer eşidir. Medeni Kanun, vesayet makamının haklı sebepler engel olmadıkça vesayet altına alınacak kişinin öncelikle eşini veya yakın hısımlarından birini vasi olarak atayacağını söyler (TMK m. 414). Eşler boşanma davasının karşı tarafları olduğunda, vasi olan eşin kendi çıkarlarıyla kısıtlı eşin çıkarları açıkça çatışır. Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile kısıtlının menfaati çatışıyorsa vesayet makamı, ilgilisinin isteği üzerine veya kendiliğinden temsil kayyımı atar (TMK m. 426/2). Böyle bir dosyada kısıtlı eşi dava sürecinde temsil edecek kişi, bu kayyım olur. Konu vesayet ve vasi atanması yazısında ayrıca ele alınmıştır.

Anlaşmalı boşanma kısıtlı eşle mümkün mü?

Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde hâkim, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmek zorundadır (TMK m. 166/3). Kısıtlı eş için bu şart özel önem taşır: iradenin serbestçe açıklandığının anlaşılabilmesi için ayırt etme gücü ve karar verme kapasitesi gerekir. Hâkim, bu inceleme sırasında sağlık durumunu gösteren belgeleri isteyebilir. Genel şartlar için anlaşmalı boşanma şartları yazısına bakabilirsiniz.

Yargılamada hangi önlemler alınır?

Taraflardan birinin vesayet altına alınması ya da kendisine yasal danışman atanması talebi mahkemece uygun bulunursa veya gerekli görülürse, bu konuda kesin bir karar verilinceye kadar yargılama ertelenebilir (HMK m. 56/1). Taraflardan biri kanun gereği tedavi, gözlem veya koruma altına alınmış yahut başkalarıyla görüşmekten yasaklanmış olup da kendisi veya vekilinin mahkemede bulunması mümkün değilse, o kimse hakkında davayı takip için kayyım atanıncaya kadar yargılama ertelenebilir (HMK m. 56/2).

Boşanma davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168). Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir (TMK m. 21/2); bu kural yetki hesabında kısıtlı eş bakımından belirleyici olabilir. Yetki ve görev konularını boşanma davasında yetkili ve görevli mahkeme yazısında bulabilirsiniz.

Dava sürerken kısıtlama kararı verilirse

Bazen boşanma davası açıldıktan sonra eşlerden biri hakkında kısıtlama süreci başlar. Mahkeme böyle bir talebi uygun bulursa veya gerekli görürse, kesin bir karar verilinceye kadar yargılamayı erteleyebilir (HMK m. 56/1). Bu erteleme zorunlu değil, takdire bağlıdır. Kısıtlama kararı sonradan kesinleşirse, davada kısıtlı kişinin kendisi mi yoksa kanuni temsilcisi mi hareket edeceği, ayırt etme gücüne ve kararın kapsamına göre yeniden değerlendirilir. Kısıtlama kararı, kesinleşince hemen kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilir; kısıtlama iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez (TMK m. 410). Bu zincirin her halkası dosyada belgelenmelidir; dava sırasında verilen tüm sağlık ve vesayet belgeleri mahkemeye düzenli biçimde sunulmalıdır.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Kısmi akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlanmış ve kardeşi vasi olarak atanmış bir kişi, eşinden boşanmak istiyor. Kardeş boşanmaya karşı. Kısıtlı eş, kendisinin ne istediğini net biçimde ifade edebiliyor ve avukatla görüşebiliyor.

Mahkeme önce kısıtlı eşin ayırt etme gücünü sağlık raporu ve gerekirse bilirkişi aracılığıyla değerlendirir. Ayırt etme gücü bulunduğu sonucuna varılırsa, kişiye sıkı sıkıya bağlı hak olarak kabul edilen boşanma davası kısıtlı eşin kendi iradesiyle yürütülür; vasinin onayının bulunmaması tek başına davayı engellemez. Dava ehliyeti eksikliği giderilebilecek nitelikteyse mahkeme tamamlanması için kesin süre verir (HMK m. 115/2). Bu örnekte sonucun ne olacağı önceden söylenemez; ayırt etme gücüne ilişkin rapor, dosyanın seyrini belirler.

Sık yapılan hatalar

Kısıtlı olan eşin her hâlde davayı kendi açamayacağını varsaymak yaygın bir hatadır; ayırt etme gücü varsa yol açıktır. Tersi de doğrudur: kısıtlama kararına rağmen kişinin her kararını geçerli saymak da hatalıdır; ayırt etme gücü yoksa işlemlerin sonuç doğurmayabileceği unutulmamalıdır. Vesayet makamı izni gerektiren işlemlerde izin belgesini dilekçeye eklememek davanın yürümemesine yol açabilir. Çıkar çatışmasını görmezden gelerek vasi eşi kısıtlıyı temsil eder şekilde bırakmak da süreci tıkar. Son olarak sağlık durumunu gösteren belgeleri geç sunmak, mahkemenin ayırt etme gücü incelemesini uzatır.

Kısıtlı eşin boşanma süreci için

Bu tür dosyalar tek tek incelenmesi gereken dosyalardır; kısıtlama kararının kapsamı, vasinin kimliği ve kişinin sağlık durumu sonucu etkiler. Kendi durumunuzu anlatarak telefonla arayabilir ya da WhatsApp’tan yazabilirsiniz; bilgiler için iletişim sayfasını kullanabilirsiniz. Büronun çalışma alanlarını aile hukuku sayfasında bulabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Kısıtlı bir kişi boşanma davası açabilir mi?

Ayırt etme gücüne sahip kısıtlı, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları vasinin rızası olmadan kullanabilir (TMK m. 16). Boşanma davası uygulamada bu nitelikte kabul edilir. Ayırt etme gücü yoksa durum farklıdır ve mahkeme kişinin sağlık durumunu inceler.

Vasi, kısıtlı eşin yerine boşanma davası açabilir mi?

Vasi, kısıtlıyı hukuki işlemlerinde temsil eder (TMK m. 448); ancak boşanma, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakka ilişkin olduğundan bu konu özenle değerlendirilir. Genel olarak vasinin dava açması vesayet makamının iznine bağlıdır (TMK m. 462/8); boşanma davasında vasinin bu yetkiyi kullanıp kullanamayacağı kanunda açıkça düzenlenmemiştir. Dosyaya göre bir avukatla değerlendirmek gerekir.

Ayırt etme gücü nasıl anlaşılır?

Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi sebeplerle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes ayırt etme gücüne sahiptir (TMK m. 13). Mahkeme gerektiğinde sağlık raporu ve bilirkişi incelemesi isteyebilir.

Eşim kısıtlıysa onunla anlaşmalı boşanma olur mu?

Anlaşmalı boşanmada hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi şarttır (TMK m. 166/3). Kısıtlı eşin ayırt etme gücü ve iradesi bu aşamada özellikle incelenir.

Boşanma davası sürerken eşim hakkında kısıtlama talebi gelirse dava durur mu?

Taraflardan birinin vesayet altına alınması talebi mahkemece uygun bulunur ya da gerekli görülürse, kesin karar verilinceye kadar yargılama ertelenebilir (HMK m. 56/1). Erteleme zorunlu değildir, mahkemenin takdirindedir.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 13, 14, 15, 16, 21, 166, 168, 403, 405, 408, 409, 410, 414, 426, 448, 462
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 51, 52, 54, 56, 114, 115, 170, 232
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler