Aile Hukuku ve Boşanma

Boşanmada İşyeri ve Ticari İşletme Eşlerden Birine Nasıl Bırakılır?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Boşanmada işyeri ve ticari işletme eşlerden birine nasıl bırakılır? Katılma alacağının bedel ödenerek çözülmesi, kira sözleşmesi ve devir seçenekleri.

Kısaca

  • Katılma alacağı ayın veya para olarak ödenebilir; işletmelerde ekonomik bütünlük gözetilir (TMK m. 239).
  • İşyerini devralmak isteyen eş, diğer eşin payını bedel ödeyerek karşılayabilir; kanun ayın ödemede işletmenin ekonomik bütünlüğünün gözetilmesini ister (TMK m. 239).
  • Kira sözleşmesinin tarafı kiracı olan eştir; kira ilişkisinin diğer eşe geçmesi kiraya verenin yazılı rızasına bağlıdır, işyeri kiralarında kiraya veren haklı sebep olmadıkça rızadan kaçınamaz (TBK m. 323).
  • Paylı mülkiyetteki bir mal, daha üstün yararı ispat eden eşe, diğerinin payı ödenerek bölünmeden verilmesi istenebilir (TMK m. 226).

İkinizin emeğiyle büyüyen bir işyeri varsa, boşanma kararı yalnızca evliliği değil işletmeyi de belirsizliğe sürükler. Eşinizin adına kayıtlı olsa bile işletmenin evlilik süresince kurulduğu ya da büyütüldüğü anlaşılırsa, ortada paylaşılacak bir değer vardır. Burada sorulması gereken asıl soru, işyerinin bölünüp bölünmeyeceği değil, hangi eşin işletmeyi sürdürüp diğerine ne ödeyeceğidir. Kanun, katılma alacağı ayın olarak ödenecekse işletmenin ekonomik bütünlüğünün gözetilmesini ister; katılma alacağının bedel ödenerek çözülmesi bu anlayışla uyumludur.

İşyeri ve ticari işletme aynı şey değildir

İşyeri çoğu zaman bir kira sözleşmesiyle elde tutulan mekândır. Ticari işletme ise bu mekânın içindeki bütündür: ticaret unvanı, ruhsatlar, stok, demirbaş, müşteri ilişkileri, çalışanlar ve devam eden sözleşmeler. Boşanma sırasında eşlerden biri “dükkânı ben alayım” dediğinde, aslında ikisi birden gündemdedir.

Mal rejimi tasfiyesi bakımından işyerinin kira haklarıyla ticari işletmenin değerini ayrı ayrı düşünmek yanlış olur. Bilirkişi genellikle işletmeyi çalışır hâlde değerler; mekân kiralıksa kira hakkının süresi, kira bedeli ve kiraya verenle ilişki değeri etkiler. Mekân eşlerden birinin mülkiyetindeyse, taşınmazın değeri işletmeden ayrı hesaplanıp birlikte değerlendirilir.

İşletmenin hangi kısmı paylaşılır?

Türk Medeni Kanunu’nda yasal rejim edinilmiş mallara katılmadır. Evlilik süresince çalışmanın karşılığı olarak elde edilen mallar edinilmiş mal, evlenme tarihinde eşe ait olanlar ve miras ya da karşılıksız kazanma yoluyla gelenler kişisel maldır (TMK m. 219, 220). Boşanmaya karar verilirse mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225); edinilmiş mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır (TMK m. 235), değer ise sürüm değerine göre belirlenir (TMK m. 232).

Artık değer, her eşin edinilmiş mallarından bunlara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Her eş diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir; alacaklar takas edilir (TMK m. 236). İşletme borçları, örneğin tedarikçi bakiyeleri ya da banka kredisi bu hesapta düşülür.

Bedel ödeyerek devralma mantığı

Kanundaki ölçü basittir. Katılma alacağı ayın veya para olarak ödenebilir. Ayın ödemede malların sürüm değeri esas alınır; bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir (TMK m. 239). Bu cümlenin pratikteki anlamı şudur: işletmenin ekonomik bütünlüğü bozulmadan, işletmeyi sürdüren eşin diğerine bedel ödeyerek hesabı kapatması kanunun anlayışına uygundur.

Eşler anlaşırsa işletme tümüyle bir eşe bırakılır ve diğer eş alacağını nakit, taksit ya da başka bir malla tahsil eder. Anlaşma olmazsa, mahkeme tasfiyede katılma alacağının parasal karşılığını hesaplar. İşletmenin hangi eşte kalacağı kimi zaman çekişmeli çıkar; ikisi de işyerinde çalışıyorsa taraflar arasında gerçek bir pazarlık gerektirir. Kanun metni bu konuda ayrı bir ölçü koymaz; ayın ödeme talebinin somut dosyada nasıl sonuçlanacağını önceden söylemek mümkün değildir.

Kira sözleşmesi devri

Kira sözleşmesinin tarafı, onu imzalayan kişidir. Boşanma kararı ya da mal rejimi tasfiyesi bir kiracıyı kendiliğinden başka biriyle değiştirmez. İşyerini devralacak eşin kiracı olması için kiraya verenin yazılı rızası gerekir (TBK m. 323). Bunun yanında devir sözleşmesi ya da yeni bir kira sözleşmesi yapılır ve mevcut sözleşmedeki devir ve alt kira hükümleri gözden geçirilir. İşyerini bırakan eş için önemli bir ayrıntı var: işyeri kiralarında devreden kiracı, kira sözleşmesinin bitimine kadar ve en fazla iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu kalır (TBK m. 323). Bu sorumluluğun protokolde iç ilişkide nasıl paylaşılacağı açıkça yazılmalıdır.

İşyeri kiralarında kiraya veren, haklı sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamaz (TBK m. 323); ancak rıza alınmadıkça işletme el değiştirse bile kira ilişkisi devredilmiş olmaz. Bu risk, devralma düzenlenirken değere de yansır: kira hakkı sağlam olmayan bir işletmenin sürdürülebilirliği düşüktür. Anlaşmalı boşanma yapılacaksa, protokolde işyerinin kime kalacağı, kira devrinin kimin sorumluluğunda yapılacağı ve devir gerçekleşmezse ne olacağı açıkça yazılmalıdır. İşyerine ait protokol kalıpları için boşanma protokolünde ortak işyeri veya şirket payı maddesi yazısına bakabilirsiniz.

Ortak mülkiyetteki işyeri

Bazen işyerinin tapusu iki eşin adınadır. Bu durumda mal paylı mülkiyet hükümlerine tabidir ve tasfiyede ayrı bir seçenek devreye girer: Eşlerden biri, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir (TMK m. 226). Burada ispat yükü talepte bulunan eştedir. Daha üstün yarar iddiası, işletmeyi yıllardır o eşin yürütmesi veya geçimin buna bağlı olması gibi somut olgularla desteklenebilir.

Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz (TMK m. 223). Bu hüküm, paylı mülkiyetteki işyerinin boşanma sürecinde tek taraflı satılmasına karşı bir güvencedir.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Zeynep ve Kemal, evlilikleri boyunca bir kırtasiye dükkânı işletiyor. Kira sözleşmesi Kemal adına, ticari işletmenin vergi kaydı da onun üzerine. Zeynep dükkânda her gün çalışıyor ancak sigortalı değil. Boşanma davası açıldığında Zeynep işletmeyi devralmak istiyor, Kemal ise başka bir işe geçeceğini söylüyor.

Bu durumda ilk adım işletmenin edinilmiş mal niteliğini ve değerini ortaya koymaktır. Sonra Zeynep’in işletmeyi devralması için üç şey gerekir: Kemal’in buna razı olması, kiraya verenin yazılı rızasıyla kira ilişkisinin devri ve Zeynep’in Kemal’den doğan katılma alacağı ile işletme değeri arasındaki farkın hesaplanması; işletme alacağını aşıyorsa farkı Zeynep öder. Kemal razı olmazsa Zeynep’in elinde kalan yol, parasal katılma alacağını talep etmektir. Zeynep’in dükkânda yıllardır çalışması, anlaşma görüşmelerinde dikkate alınabilecek bir olgudur; fark ona düşerse ertelenme isteyebilecek olan da odur. Sonucun ne olacağı tahmin edilemez; dosyadaki belgelere, değerleme raporuna ve eşlerin anlaşma durumuna bağlıdır.

Devir sırasında dikkat edilecek belgeler

İşyerini bir eşe bırakmak, tek bir imzayla biten bir iş değildir. İşletmeyi devralacak eşin elinde birkaç belge bulunmalıdır. Vergi levhası ve ticaret sicili ya da esnaf odası kaydı, işletmenin kimin adına kayıtlı olduğunu gösterir; devirde bu kayıtların yeni sahibe geçmesi gerekir. İşyeri açma ve çalışma ruhsatının yeni sahibe geçmesi için ilgili idarenin kendi mevzuatına bakmak gerekir. Elektrik, su, doğalgaz ve internet abonelikleri ayrıca üzerine alınır. Çalışanlar varsa onların iş sözleşmeleri ve sigorta durumu da işletmenin devriyle gündeme gelir.

Bu belgelerin her birinin devri farklı bir kurumun mevzuatına tabidir; bu nedenle işlemlerin ayrı ayrı yürütülmesi gerekebilir. Eşler anlaşmalı boşanıyorsa protokole, hangi işlemin hangi sürede ve kimin sorumluluğunda yapılacağını yazmak, sonradan çıkabilecek tartışmaları önler.

Devir gerçekleşmezse ne olur?

Protokolde veya karar sonrası işletmenin bir eşe bırakılması öngörülmüş olsa da, uygulamada devir her zaman gerçekleşmeyebilir. Kiraya veren haklı bir sebep ileri sürerek onay vermeyebilir, ruhsat devredilemeyebilir ya da devralacak eş ödeme planına uyamayabilir. Bu risklere karşı üç önlem düşünülebilir. Birincisi, devrin gerçekleşmemesi hâlinde alacağın hangi yolla tahsil edileceğini protokole yazmak. İkincisi, katılma alacağı için güvence istemek; kanun durum ve koşullar gerektiriyorsa borçludan güvence istenebileceğini öngörür (TMK m. 239). Üçüncüsü, ödemeyi kademelendirmek: kira devri gerçekleştikten sonra ikinci ödemenin yapılması gibi.

İşyerini devralamayan eş açısından bir seçenek de, işletmenin değerinin parasal olarak ödenmesi ve devirden vazgeçilmesidir. Böylece işletme eski sahibinde kalır, diğer eş alacağını tahsil eder. Bu çözüm kimi zaman daha az çatışmaya yol açar.

İşletmeyi kimin devralacağı nasıl belirlenir?

Kanun, işletmeyi hangi eşin devralacağına dair ayrı bir ölçü koymaz; yalnızca ayın ödemede ekonomik bütünlüğün gözetileceğini söyler. Eşler arasındaki pazarlıkta ağırlık taşıyabilecek olgular şunlardır: işletmeyi fiilen kimin yürüttüğü, geçimin ona ne ölçüde bağlı olduğu, diğer eşin işletmede çalışıp çalışmadığı ve devralacak eşin diğerine ödeme yapabilecek gücü. İki eş de işyerinde çalışıyorsa ve ikisi de devralmak istiyorsa, çözüm biri devralıp diğerine bedel ödediği bir anlaşmadan geçebilir. Anlaşma olmazsa mahkeme parasal alacağı belirler; işletmenin fiilen kimde kalacağı ise tasfiye sonrasında eşlerin ve kiraya verenin tercihleriyle şekillenir.

Bu nedenle devralmak isteyen eşin, ödeme planını baştan düşünmesi gerekir. Diğer eşe borçlanacağı tutarı bir defada ödeyemeyecekse ertelenme talebini ve güvence önerisini hazırlaması, mahkeme önünde de müzakerede de elini güçlendirir.

Sık yapılan hatalar

Kira sözleşmesini mal rejimi tasfiyesi içinde kendiliğinden devredilmiş saymak önemli bir yanlıştır. Bir başka hata, sadece dükkânın içindeki stoğu hesaplayıp ticari ilişkilerin değerini göz ardı etmektir. Ödemelerin vadesini ve faizi yazmadan kurulan protokoller de sonradan uyuşmazlık çıkarır; oysa aksine anlaşma yoksa katılma alacağına tasfiyenin bitiminden itibaren faiz yürür (TMK m. 239). Dava devam ederken işyerini üçüncü kişiye devretmek de hesabı kurtarmaz: dava tarihinde mevcut olan işletme sonradan elden çıkarılsa da hesaba girer, davadan önce katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirlerin değeri de edinilmiş mallara eklenir (TMK m. 229).

İşletme değerinin nasıl hesaplandığını merak ediyorsanız şahıs işletmesi ve esnaf dükkânı değeri yazısı, ödeme yöntemini tartışıyorsanız katılma alacağının ayın mı para mı ödeneceği yazısı, işyeri şirket olarak kurulduysa şirket payları ve işyeri paylaşımı yazısı yararlı olacaktır. Dava sırasında işyerinin korunması için ortak işyeri veya şirket paylarına tedbir başvurusunu da gözden geçirebilirsiniz.

İşyeriniz için hangi yolu izleyeceksiniz?

İşyerinin kime kalacağı, kira sözleşmesinin durumu, ortak borçlar ve ödeme planı birbirine bağlı konulardır; biri çözülmeden diğeri sağlıklı kurulamaz. Dosyanıza özgü ayrıntıları konuşmak isterseniz telefonla arayabilir ya da WhatsApp’tan yazabilirsiniz. İletişim sayfasında bilgiler bulunur. Diğer mal paylaşımı konuları için aile hukuku sayfasına da bakabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Eşimin işyerini boşanmada bana devretmesini isteyebilir miyim?

Kanun, katılma alacağının ayın olarak da ödenebileceğini öngörür (TMK m. 239). Ancak bu bir devir hakkı değil, bir ödeme biçimi seçeneğidir. Eşler anlaşırsa devir kolayca yapılır; anlaşamazlarsa işletmenin ayın olarak size bırakılması kanun metninden kendiliğinden çıkmaz, katılma alacağı para olarak hesaplanır ve sonuç dosyaya göre değişir.

Kira sözleşmesi bir eşin adına, diğer eş işyerinde çalışıyor; boşanmada ne olur?

Kira sözleşmesinin tarafı sözleşmeyi imzalayan kişidir. Mal rejimi tasfiyesi sözleşmenin tarafını kendiliğinden değiştirmez. Kira ilişkisinin diğer eşe geçmesi için kiraya verenin yazılı rızası gerekir; işyeri kiralarında kiraya veren haklı sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamaz (TBK m. 323).

İşyerini devralan eş diğerine ödemeyi hemen yapmak zorunda mı?

Derhâl ödeme ciddi güçlük doğuracaksa borçlu eş ödemenin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir. Aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak faiz yürür ve gerekirse güvence istenebilir (TMK m. 239).

Ortak işyerimiz paylı mülkiyette, ikimiz de sahibiz. Ne olur?

Tasfiye sırasında eşlerden biri, daha üstün yararı olduğunu ispat edip diğerinin payını ödeyerek malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir (TMK m. 226). Eşler aksini kararlaştırmışsa anlaşmaları esas alınır.

Boşanma davası sürerken işyerini üçüncü kişiye satmak mümkün mü?

Hukuken satış yapılabilir; ancak boşanmaya karar verilirse mal rejimi dava tarihinden geçerli olarak sona erdiği için dava tarihinde mevcut olan işyeri sonradan satılsa da hesaba girer (TMK m. 225, 235). Davadan önce katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirlerin değeri ise edinilmiş mallara eklenir (TMK m. 229). Satış riskine karşı ihtiyati tedbir talep edilebilir.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 219, 220, 223, 225, 226, 229, 232, 235, 236, 239
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 323
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler