Boşanmada çiftlik, tarla ve bahçe gibi tarımsal işletmenin katılma alacağı ve değer artış payı gelir değeriyle hesaplanabilir mi? TMK 233 ve 234 özel kuralı.
Kısaca
- Genel kural, mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerinin esas alınmasıdır (TMK m. 232); tarımsal işletme için kanun ayrı bir hesap yolu öngörür.
- Bir eşin malik olarak bizzat işletmeye devam ettiği tarımsal işletme için değer artış payı ve katılma alacağı, gelir değeri göz önünde tutularak hesaplanır (TMK m. 233).
- İşletmenin maliki veya mirasçıları, diğer eşe karşı ileri sürebilecekleri alacakların yalnız sürüm değeri üzerinden hesaplanmasını da isteyebilir.
- Özel hâller gerektiriyorsa hesaplanan değer uygun bir miktarda artırılabilir; kanun sağ kalan eşin geçim koşullarını, işletmenin alım değerini, malik eşin yatırımlarını ve malî durumunu örnek olarak sayar (TMK m. 234).
- Her tarla, arazi ya da hayvan sürüsü tarımsal işletme sayılmaz; işletme niteliği dosyadaki olgulara göre belirlenir.
Köyde ya da kırsalda yaşayan bir çiftin boşanmasında, mal paylaşımının en sancılı kalemi bazen evde ya da dükkânda değil, tarlada ya da bahçededir. Eşlerden biri yıllardır toprağı işletmiştir, işletmeyi ayakta tutan odur; arazi fiyatı ise şehir yakınında tarımsal getirisinin çok üstüne çıkmış olabilir. Böyle bir işletmede alacak “arsa fiyatı”ndan mı, yoksa işletmenin getirisinden mi hesaplanacak? Kanun bu soruya özel bir cevap verir: Bir eşin malik olarak bizzat işletmeye devam ettiği tarımsal işletme için değer artış payı ve katılma alacağı, gelir değeri göz önünde tutularak hesaplanır (TMK m. 233). Aşağıda bu kuralın kapsamını, sınırını ve hesabın nasıl yürüdüğünü anlatıyoruz.
Genel kural: sürüm değeri
Mal rejiminin tasfiyesinde asıl kural TMK m. 232’dedir: malların sürüm değerleri esas alınır. Sürüm değeri, malın piyasada satılması durumunda elde edilebilecek değerdir. Bir ev, bir daire ya da bir araç için bu ölçü yeterlidir. Mevcut edinilmiş mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba girer (TMK m. 235/1). Ancak tarımsal işletmede iki değer arasında büyük fark oluşabilir: arazi yola ya da yerleşime yakınsa piyasa fiyatı yüksek olur; oysa o arazide işletmenin ürettiği gelir bu fiyatı karşılamaz. İşletmeyi sürdüren eşe tam sürüm değeri üzerinden ödeme yaptırmak, işletmenin satılmasını gerektirebilir. Kanun tarımsal işletme için özel bir hesap yolu öngörmüştür.
TMK m. 233: gelir değeri
TMK m. 233/1 şunu söyler: bir eşin malik olarak bizzat işletmeye devam ettiği veya sağ kalan eş ya da altsoyundan birinin kendisine bir bütün olarak özgülenmesini istemeye haklı olduğu bir tarımsal işletme için, değer artışından alacağı pay ve katılma alacağı, bunların gelir değeri göz önünde tutularak hesaplanır. Bu cümlede üç unsur öne çıkar.
Tarımsal işletme. Kanun “tarımsal işletme” der; her tarla, her bağ ya da her arazi parçası bu kapsama girmez. İşletmenin tarımsal faaliyet için bir bütün olarak çalışıp çalışmadığı, hangi arazi, bina, alet ve hayvan varlığını içerdiği olguya göre belirlenir. Bunu mahkeme, bilirkişi ve tanıklarla tespit eder. Kanun işletme kavramını ayrıntılı tanımlamadığı için uygulamada tartışma konusu olabilir.
Malik olarak bizzat işletmeye devam. Gelir değeri hesabından yararlanabilmek için işletmenin maliki olan eşin onu fiilen işletmeye devam etmesi gerekir. Araziyi kiraya veren, yıllardır işletmeyle ilgilenmeyen ya da işletmeyi bırakmış bir malik genel olarak bu şartı karşılamaz. Madde, işletmeyi fiilen sürdüren malik eşi esas alır. Maddede ayrıca sağ kalan eş veya altsoyun işletmenin bütün olarak kendisine özgülenmesini isteme hakkı da sayılır; bu ihtimal ölüm hâlini ilgilendirir.
Değer artış payı ve katılma alacağı. Gelir değeri, işletmenin kendisini değil, işletme üzerindeki diğer eşin alacaklarını hesaplamak içindir. İşletme edinilmiş malsa diğer eşin katılma alacağı, diğer eş işletmenin edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunmuşsa değer artış payı alacağı gelir değerine göre hesaplanır. Bu alacakların hesabında esas alınacak değer, sürüm değeri değil, işletmenin getirisine dayalı değerdir.
İşletmenin maliki hangi seçeneklere sahiptir?
TMK m. 233/2 maliki ya da mirasçılarını ayrıca ilgilendirir: tarımsal işletmenin maliki veya mirasçıları, diğer eşe karşı ileri sürebilecekleri değer artışı payının veya katılma alacağının, işletmenin sadece sürüm değeri üzerinden hesaplanmasını isteyebilir. Metne göre malik, kendi alacağı için sürüm değerini isteyebilir; gelir değeri kuralı ona bu alacağında zorunlu olarak uygulanmaz. Maddenin üçüncü fıkrası da değerlendirmeye ve işletmenin kazancından mirasçılara pay ödenmesine ilişkin miras hukuku hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağını belirtir.
Bu seçenekler somut dosyada nasıl çalışacağı konusunda dikkat gerektirir. Hangi tarafın talebinin hangi değere göre hesaplanacağı, mal rejimi alacağının yönü, işletmenin hangi mal kesimine ait olduğu ve eşlerin karşılıklı alacaklarına bağlıdır. Bu nedenle hesap yapılmadan önce işletmenin niteliği ve mal kesimi doğru belirlenmelidir.
İşletme edinilmiş mal mı, kişisel mal mı?
Gelir değeri hesabına geçmeden önce işletmenin hangi mal kesimine ait olduğu belirlenir. Miras yoluyla gelen ya da mal rejiminin başlangıcında eşe ait olan işletme kişisel maldır (TMK m. 220). Evlilik süresince çalışma karşılığı edinilen ya da edinilmiş malların yerine geçen işletme ise edinilmiş maldır (TMK m. 219). Kişisel maldaki işletmenin kendisi katılma alacağına konu olmaz, ama kişisel malların gelirleri edinilmiş mal sayılır (TMK m. 219); ayrıca diğer eşin bu işletmeye emek ya da para yoluyla katkıda bulunması durumunda değer artış payı alacağı doğar (TMK m. 227). İspat bakımından bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir (TMK m. 222). İşletmenin kişisel mal olduğunu savunan eşin bunu belgelemesi gerekir.
Kırsalda tapu kayıtları bazen miras intikali, hisseli mülkiyet ve fiilî kullanım yüzünden karışıktır. Bu durumda tapu kayıtları, intikal belgeleri, çiftçi kayıt sistemi ve destek ödemelerine ilişkin belgeler işletmenin kime ait olduğunu ve kimin tarafından işletildiğini göstermeye yarar.
TMK m. 234: özel hâllerde artırım
Gelir değeri, sürüm değerinden düşük çıkabilir. TMK m. 234 ise hesaplanan değerin özel hâller gerektirdiği takdirde uygun bir miktarda artırılabileceğini söyler. Maddenin saydığı özel hâller şunlardır: sağ kalan eşin geçim koşulları, tarımsal işletmenin alım değeri, ayrıca tarımsal işletme kendisine ait olan eşin yaptığı yatırımlar veya malî durumu.
Burada “özellikle” sözcüğü önemlidir; liste sınırlayıcı değildir. Hâkim bu hâlleri tartarak artırımın gerekip gerekmediğine karar verir. Artırımın miktarı kanunda belirtilmemiştir; “uygun bir miktar” ölçüsü hâkimin takdirine bırakılmıştır. Dolayısıyla sonucun baştan söylenmesi mümkün değildir.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim. Fadime ve Recep’in mal rejimi dava tarihinde sona erdi. Recep, babasından kalan bir bahçe ve tarla bütününü evlilik boyunca kendi eliyle işletiyor; işletme kişisel maldır. Fadime bu işletmede yıllarca karşılıksız çalışmış, hasat dönemlerinde ve ürün satışında katkı vermiş.
Fadime’nin değer artış payı alacağı (TMK m. 227) gündeme gelir. Arazinin bölgesindeki piyasa değeri, bir yerleşim projesi yüzünden hayli yükselmiş olsun. Recep işletmeyi sürdürdüğü için, Fadime’nin alacağı işletmenin gelir değeri göz önünde tutularak hesaplanır. Fadime ise artırım ister: işletmenin alım değeri yüksektir ve Recep’in malî durumu iyidir. Mahkeme bilirkişi aracılığıyla sürüm ve gelir değerini ayrı ayrı bulur, TMK m. 234’teki özel hâller kapsamında artırım gerekip gerekmediğini tartar. Sonuç baştan bilinemez; bu bir örnektir. Gerçek dosyada Fadime’nin katkısının oranı, ispat gücü ve değerlerin büyüklüğü sonuca yön verir.
Bilirkişi ve ispat
Tarımsal işletmenin değeri için mahkeme, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği için bilirkişiye başvurur (HMK m. 266). Bilirkişiden işletmenin tarımsal niteliği, getirisi, arazi ve yapı değeri, sürüm değeri ve gelir değeri ayrı ayrı istenmelidir. Rapor tebliğ edildikten sonra taraflar iki hafta içinde itiraz edebilir (HMK m. 281). Raporun hangi verilere dayandığı, işletmenin gelirinin nasıl belirlendiği, hangi yılların ürün ve fiyat verisinin kullanıldığı itirazın konusu olur. Değerleme sürecinin genel çerçevesi için mal paylaşımı davasında bilirkişi ve değerleme makalesine bakabilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
- Her araziye gelir değeri uygulanacağını sanmak. Kanun malik olarak bizzat işletilen tarımsal işletmeden söz eder.
- Kişisel mal ile edinilmiş mal ayrımını yapmamak. İşletmenin kesimi, hangi alacağın doğacağını belirler.
- Özel hâl gerekçelerini sunmamak. Artırım talebi için işletmenin alım değeri, malik eşin yatırımları ve malî durumu gibi olgular belgelenmelidir.
- Bilirkişiye hem gelir hem sürüm değerini sormamak. İki değer arasındaki fark hesabı etkileyebileceği için ikisinin de raporda görünmesi yararlıdır.
- Tapu ve fiilî kullanım ayrımını göz ardı etmek. Hisseli arazilerde kimin hangi payı işlettiği ayrıca ispat edilir.
Değerleme tarihi hakkında taşınmazın değeri hangi tarihe göre hesaplanır makalesi, katkı alacağının temeli için değer artış payı alacağı makalesi, rejimin genel çerçevesi için edinilmiş mallara katılma rejimi makalesi yararlıdır. Kişisel mal ayrımı için boşanmada kişisel mallar yazısına da göz atabilirsiniz.
Çiftliğiniz ya da tarlanız için hesabı sormak isterseniz
Tarımsal işletmenin nasıl hesaplanacağı, işletmenin niteliğine, kimin işlettiğine, hangi mal kesimine ait olduğuna ve ispat durumuna göre değişir. Kendi dosyanızda gelir değerinin uygulanıp uygulanmayacağını belgelere bakmadan söylemek mümkün değildir. Durumunuzu telefonla ya da WhatsApp’tan anlatmak isterseniz iletişim sayfasındaki bilgileri kullanabilirsiniz. Çalışma alanımızı aile hukuku sayfasında görebilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Gelir değeri nedir, sürüm değerinden nasıl farklıdır?
Sürüm değeri, malın satışı hâlinde piyasada elde edilebilecek değerdir (TMK m. 232). Gelir değeri ise işletmenin sürekli getirisini esas alan değerdir. Kanun tarımsal işletme için hesabın gelir değeri göz önünde tutularak yapılmasını öngörür; bu fark, özellikle arazi fiyatlarının işletme gelirinin çok üstüne çıktığı hâllerde belirginleşir.
Gelir değeri hesabı her tarla için geçerli midir?
Hayır. Kanun, malik olarak bizzat işletmeye devam edilen bir tarımsal işletmeden söz eder. Boş duran, kiraya verilmiş veya işletme niteliği taşımayan bir arazi parçası için bu özel kural kendiliğinden uygulanmaz. İşletme niteliği olguya ve bilirkişi tespitine bağlıdır.
Tarlayı eşime kalıtımla geçen mirastan aldı, bu mal paylaşıma girer mi?
Miras yoluyla gelen tarla kişisel maldır (TMK m. 220) ve kendisi katılma alacağına konu olmaz. Ancak evlilik süresince elde edilen ürün ve kira gibi gelirleri edinilmiş maldır (TMK m. 219); diğer eşin bu mala katkısı varsa değer artış payı alacağı da doğabilir (TMK m. 227). Eş işletmeyi bizzat sürdürüyorsa gelir değeri kuralı değer artış payı için de uygulanır.
Gelir değeri düşük hesaplanırsa diğer eşin payı azalır mı?
Evet, gelir değeri sürüm değerinden düşükse alacak da düşük çıkabilir. Bunu dengelemek için kanun, özel hâllerde hesaplanan değerin uygun bir miktarda artırılmasına imkân verir (TMK m. 234).
Bilirkişi tarımsal işletmeyi nasıl değerler?
Mahkeme tarım alanında özel bilgi sahibi bilirkişi görevlendirir (HMK m. 266). Bilirkişiden işletmenin niteliği, getirisi, sürüm değeri ve gelir değeri ayrı ayrı sorulmalıdır; raporun itiraz süresi tebliğden itibaren iki haftadır (HMK m. 281).
Dayanak mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 219, 220, 222, 227, 232, 233, 234, 235
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 266, 281
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.