Boşanmada yoksulluk nafakasından feragat eden eş sonradan nafaka isteyebilir mi? Feragatin kapsamı, irade sakatlığı, bir yıllık süre ve çocuk nafakası ayrımı.
Kısaca
- Yoksulluk nafakası (TMK m. 175) boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın hakkıdır; bu haktan açık ve geçerli biçimde feragat edilmişse sonradan nafaka istemek kural olarak güçleşir.
- Anlaşmalı boşanmada nafakaya ilişkin anlaşma hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz (TMK m. 166/3, 184/5); feragatin protokolde açıkça yazılmış olması önemlidir.
- Feragat beyanı irade bozukluğuna dayanıyorsa, yani yanılma, aldatma veya korkutma varsa, iptali istenebilir (HMK m. 311); anlaşmalı boşanma protokolünde Borçlar Kanunu’ndaki bir yıllık süre de gündeme gelebilir (TBK m. 30, 36, 37, 39).
- Yoksulluk nafakasından feragat, çocuk için hükmedilen iştirak nafakasından feragat anlamına gelmez; çocuğun giderleri ana babanın kanundan doğan borcudur (TMK m. 327).
Protokolü imzalarken ya da duruşmada “nafaka talebim yok” derken bazen o an kolay görünen bir karar verilir: Ayrılığı hızlandırmak, kavgayı bitirmek, karşı tarafla bağı koparmak. Aylar sonra gelir düştüğünde ya da yaşam koşulları değiştiğinde aynı soru yeniden akla gelir: Feragat edilmiş bir nafaka sonradan istenebilir mi? Kısa cevap şudur: Geçerli ve açık bir feragat varsa sonradan yoksulluk nafakası istemek kural olarak güçleşir; ama feragatin kapsamı, nasıl alındığı ve hangi nafaka türünü içerdiği sonucu değiştirebilir.
Yoksulluk nafakası neydi, kime ait?
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında nafaka isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m. 175). Burada kilit ifade “boşanma yüzünden” yoksulluğa düşmektir. Yoksulluk, boşanma sonucu eşin geçimini sağlayamaz duruma gelmesidir; hâkim bunu taraflara ait gelir, mal varlığı, yaş, sağlık ve çalışabilme gibi etkenlere bakarak değerlendirir.
Anayasa Mahkemesi Haziran 2026’da TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir; iptal hükmü kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek, bu süre içinde yasama düzenlemesi beklenmektedir. Bu süre içinde mevcut hüküm uygulanır; kesinleşmiş nafakalar kendiliğinden kalkmaz. Konunun ayrıntıları için süresiz nafaka ve Anayasa Mahkemesi kararı yazımıza bakabilirsiniz.
Feragat ne demek, hangi hâllerde yapılır?
Feragat, hak sahibinin talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK m. 307). Çekişmeli boşanma davasında nafaka talebinden dilekçeyle ya da duruşmada sözlü olarak feragat edilebilir; feragatin hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir ve beyan kayıtsız şartsız olmalıdır (HMK m. 309). Feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur (HMK m. 311).
Anlaşmalı boşanmada ise nafakadan vazgeçme protokolde yazılır. Evlilik en az bir yıl sürmüşse eşler birlikte başvurabilir; hâkim tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmeli, boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumuna dair düzenlemeyi uygun bulmalıdır (TMK m. 166/3). Boşanma veya ayrılığın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz (TMK m. 184/5). Dolayısıyla “nafaka istemiyorum” cümlesi, hâkim huzurunda ve onayla birlikte hukuki sonuç taşır.
Feragattan sonra yeniden nafaka istenebilir mi?
Kanunun metni, feragatten sonra ortaya çıkan yoksulluk için ayrı bir dava hakkı öngörmez. Uygulamada, geçerli bir feragatin yoksulluk nafakasının sonradan istenmesini engellediği kabul edilmektedir; yine de her feragat beyanı aynı sonucu doğurmaz. Üç soruya bakmak gerekir:
- Beyan açık mıydı? “Nafaka talebim yok” ile “yoksulluk nafakası dâhil hiçbir nafaka isteğim yok” aynı kapsamı taşımayabilir.
- Hâkim beyanı veya anlaşmayı onayladı mı? Onaylanmamış anlaşma geçerli olmaz (TMK m. 184/5).
- Beyan serbest iradeyle mi verildi? İrade bozukluğu hâllerinde feragatin iptali istenebilir (HMK m. 311).
Sonradan değişen koşullar, örneğin işten çıkarılma ya da hastalık için kanun metninde ayrı bir nafaka hakkı görünmez; çünkü yoksulluk nafakası “boşanma yüzünden” doğan yoksulluğa bağlıdır. Medeni Kanun yardım nafakası adı altında üstsoy, altsoy ve kardeşler arasında bir bakım yükümlülüğü düzenler (TMK m. 364); bu sayımda eski eş bulunmaz. Dolayısıyla bu yolu eski eşe karşı kullanmak mümkün görünmez; yine de dosyaya özgü bir yorum gerekebilir.
İrade bozukluğu: yanılma, aldatma, korkutma
Feragat veya nafaka protokolü yanılma, aldatma ya da korkutma sonucu verilmişse bağlayıcılığı tartışılabilir. Borçlar Kanunu sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen tarafın sözleşmeyle bağlı olmayacağını (TBK m. 30), karşı tarafın aldatması hâlinde yanılma esaslı olmasa bile bağlı olunmayacağını (TBK m. 36) ve korkutma sonucu yapılan sözleşmelerde de bağlılığın bulunmadığını (TBK m. 37) söyler. Ancak yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmeyen taraf, sözleşmeyi onamış sayılır (TBK m. 39).
Anlaşmalı boşanma protokolü tarafların anlaşmasına dayandığından bu genel hükümler gündeme gelebilir; çekişmeli davadaki feragat için ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu irade bozukluğu hâlinde iptal imkânı tanır. Süre ve şartların bu iki durumda nasıl uygulanacağı dosyaya göre tartışılır, iptal ise kanıta bağlıdır. Örnek olarak, karşı tarafın gelirini bilerek gizlemesi aldatma iddiasına konu olabilir; ama bu iddia ancak belge ve tanıkla ortaya konabilir. Beyan hâkim önünde alınmış ve onaylanmışsa itirazın sonucu dosyadaki ayrıntılara göre değişir.
Bir yıllık süre ve çocuk nafakası ayrımı
Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 178). Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 177). Hangi nafaka türünün bu bir yıllık sürenin içinde kaldığı, dosyaya göre tartışılır; süreyi kaçırmamak için tarihleri en baştan hesaplamak gerekir. Ayrıntı için boşanmadan sonra nafaka ve tazminat davalarında zamanaşımı yazımıza bakın.
Yoksulluk nafakasından feragat, çocuk nafakasını kapsamaz. Çocuğun bakım, eğitim ve korunma giderlerini ana ve baba birlikte karşılar (TMK m. 327); nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir (TMK m. 330). Anlaşmalı boşanmada hâkim, çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulmak zorundadır ve gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir (TMK m. 166/3). Bu konuda protokolde çocuğun nafakasından vazgeçilebilir mi yazısı yol gösterir.
Nafaka istememek ile feragat etmek aynı şey değildir
Hukukta iki durum birbirine benzer görünür ama sonuçları farklıdır. Birinci durumda eş, dava dilekçesinde nafaka talebini hiç yazmamıştır ve hiçbir yerde de vazgeçtiğini beyan etmemiştir. İkinci durumda ise talep edilmiş, sonra açıkça geri çekilmiştir. Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK m. 26). Dilekçede hiç yer almayan bir yoksulluk nafakası talebi o dava içinde karara bağlanmaz. Bu, hakkın ortadan kalktığı anlamına gelmez; ama boşanmanın kesinleşmesinden sonra devreye giren bir yıllık süre hesabının dikkatle yapılması gerekir (TMK m. 178).
Bu yüzden nafaka talebi olup olmadığı, protokolün nasıl yazıldığı ve duruşma tutanağında ne geçtiği önem taşır. “Nafaka talebimiz yoktur” cümlesi ile “yoksulluk nafakası dâhil olmak üzere tüm nafaka haklarından karşılıklı feragat ettik” cümlesi aynı sonucu doğurmayabilir. Duruşma tutanağını ve kararı, kesinleşme şerhi alındıktan sonra bir kopya halinde saklamak, sonradan çıkabilecek tartışmada işe yarar.
Feragat etmemiş ama hakkını kullanmayan eş
Bazı eşler nafakadan vazgeçtiklerini hiç söylemeden, boşanma sürecinin yorgunluğuyla konuyu açmazlar. Bu eş için kanun, boşanmadan sonra açılacak nafaka davası için nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar (TMK m. 177). Ancak aynı Kanun, boşanma sebebiyle doğan dava haklarının bir yıl içinde zamanaşımına uğrayacağını söyler (TMK m. 178). Dolayısıyla “sonra bakarız” demek bu sürede bedel ödetebilir.
Yoksulluk nafakası bağlanmış olan eş bakımından da durum farklıdır: Nafaka irat biçiminde ödenmesine karar verilmişse, tarafların malî durumları değiştiğinde veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılması istenebilir, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi hâlinde ise nafaka kendiliğinden kalkar (TMK m. 176). Feragat edilmiş bir nafakada ise artırılacak ya da azaltılacak bir irat bulunmaz; bu fark, feragatin neden geri dönüşü zor bir karar olduğunu gösterir.
Bu nedenle imza öncesinde şu sorulara yanıt aramak yararlıdır: Gelir durumum bugün nasıl, önümüzdeki yıllarda nasıl olabilir? Çalışmadığım ya da düşük gelirli olduğum bir dönemde bu feragat bana ne kaybettirir? Karşı tarafın gerçek geliri ve malvarlığı hakkında elimde yeterli bilgi var mı? Yanıtları net olmayan bir feragat beyanını ertelemek, imzalayıp geri dönmeye çalışmaktan daha az yıpratıcı olabilir.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: Elif ve Kerem anlaşmalı boşanıyor. Elif çalışıyor, ilk görüşmede “Nafaka istemiyorum” diyor ve protokole yoksulluk nafakasından feragat ettiğini yazıyor. Hâkim Elif’i dinliyor, iradesinin serbest olduğuna kanaat getiriyor ve anlaşmayı onaylıyor. İki yıl sonra Elif ağır bir hastalığa yakalanıp işini kaybediyor.
Elif’in yeniden nafaka istemesi iki soruyla karşılaşır: Feragat geçerli ve onaylı mıdır, ayrıca yoksulluğa boşanma mı yoksa sonradan ortaya çıkan hastalık mı sebep olmuştur? Başka bir kurgu: Elif, Kerem’in hâlen sahip olduğu geliri bilerek gizlediğini ve bu yüzden feragate zorlandığını belgeleyebiliyorsa, yanılma ya da aldatma iddiası gündeme gelebilir. Bu iki örnek yalnız yönlendirme amaçlıdır; sonuçlar delillere ve hâkimin takdirine bağlıdır.
Sık yapılan hatalar
Birinci hata, “nafaka istemiyorum” cümlesini kapsamını düşünmeden imzalamaktır; protokolde tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakasının ayrı ayrı ele alınması bu sorunları azaltır. İkinci hata, çocuk nafakasından da vazgeçilebileceğini sanmaktır. Üçüncü hata, süreyi kaçırmaktır; irade bozukluğu iddiasında bir yıllık süre kritik olabilir (TBK m. 39).
Dördüncü hata, feragatin yalnız bugünkü gelire göre verilmesidir: Gelecekteki değişimler tek taraflı olarak geri alınamaz. Beşinci hata, protokolün hâkim tarafından değiştirilmesini hesaba katmamaktır; hâkim anlaşmanın bazı maddelerini uygun bulmayabilir. İlgili başlıklar için anlaşmalı boşanmada yoksulluk nafakasından feragat, yoksulluk nafakası şartları, boşanma protokolünün dengesiz olması ve baskı altında imzalanan protokol yazılarına göz atabilirsiniz.
Nafakadan vazgeçmeden önce dosyayı değerlendirmek
Feragatin sonuçları geri alınması zor olan sonuçlardır. İmzalamadan önce protokol taslağını, gelir belgelerini ve mal varlığı bilgilerini birlikte değerlendirmek isterseniz, telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak durumunuzu anlatabilirsiniz. Büroya iletişim sayfasından ulaşabilir, genel çerçeve için aile hukuku sayfasına bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Anlaşmalı boşanmada nafaka istemediğimi yazdım, sonradan pişman oldum; ne yapabilirim?
Protokolde yoksulluk nafakasından açıkça feragat ettiyseniz ve hâkim anlaşmayı onayladıysa, kararın kesinleşmesinden sonra aynı konuda yeniden nafaka istemek güçtür. Feragat beyanınız yanılma, aldatma veya korkutma gibi bir irade bozukluğuna dayanıyorsa, hem Borçlar Kanunu’ndaki bir yıllık süre (TBK m. 39) hem de karara karşı istinaf süresi olan iki hafta (HMK m. 345) gündeme gelebileceğinden vakit kaybetmemek gerekir. Somut durumunuz için belgeleri incelemek gerekir.
Nafakadan feragat etmişsem çocuk için nafaka da istemeyecek miyim?
Hayır. Yoksulluk nafakası eşin kendi geçimi içindir (TMK m. 175); çocuk nafakası ise çocuğun hakkı olan bakım ve eğitim giderleridir (TMK m. 327, 330). Hâkim, anlaşmanın çocukların durumuna ilişkin kısmını çocuğun yararına göre denetler ve gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir (TMK m. 166/3).
Boşandıktan bir yıl sonra yoksulluk nafakası davası açılabilir mi?
Medeni Kanun, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarının, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını söyler (TMK m. 178). Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK m. 161); yani bir yıl geçtikten sonra açılan davada karşı taraf zamanaşımını ileri sürebilir. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 177). Hangi hakkın bu süreye girdiği dosyanın ayrıntılarına göre değerlendirilir.
Yoksulluk nafakasından feragat etmek tedbir nafakasından da vazgeçmek anlamına gelir mi?
Feragat beyanının kapsamı, beyanın metnine göre belirlenir. Tedbir nafakası dava süresince işleyen geçici bir önlemdir (TMK m. 169); yoksulluk nafakası ise boşanma sonrası içindir (TMK m. 175). Protokolde hangi nafakadan vazgeçildiği açıkça yazılmamışsa kapsam tartışma konusu olabilir.
Süresiz nafakayı kaldıran Anayasa Mahkemesi kararı feragat etmiş olanı etkiler mi?
Anayasa Mahkemesi Haziran 2026’da TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir; iptal hükmü kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek, bu süre içinde yasama düzenlemesi beklenmektedir. Karar nafaka kurumunu kaldırmamıştır; feragat etmiş bir eşin durumunu değiştirip değiştirmeyeceği, beklenen yasal düzenlemeye ve yürürlük sürecine bağlıdır.
Dayanak mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166, 169, 175, 176, 177, 178, 184, 327, 330, 364
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 30, 36, 37, 39, 161
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26, 307, 309, 311, 345
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.