Pek kötü davranış nedeniyle boşanmada altı aylık süre ne zaman başlar, tekrarlanan olaylarda nasıl hesaplanır, beş yıllık üst sınır neyi ifade eder.
Kısaca
- TMK m. 162’ye göre dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde sebebin doğumundan itibaren beş yıl geçmekle düşer.
- Altı ay, olayı öğrendiğiniz günden başlar; şikâyet, rapor ya da koruma kararı tarihi başlangıç değildir.
- Süreler hak düşürücüdür; mahkeme kendiliğinden dikkate alır; hak düşürücü sürelerde kural olarak durma ve kesilme olmaz.
- Dava, dilekçenin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır (HMK m. 118); süreyi son güne bırakmak risklidir.
- Süresi geçen olay TMK m. 162 için kullanılamasa da genel sebepte (TMK m. 166/1) kusur değerlendirmesinde anlatılabilir.
Pek kötü davranışa uğradınız, boşanmak istiyorsunuz; ama takvim işliyor. TMK m. 162’ye göre dava hakkı, boşanma sebebini öğrenmenizden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Süre, davranışın şikâyet edildiği, rapora yansıdığı ya da koruma kararı alındığı günden değil, sebebi öğrendiğiniz günden işlemeye başlar. Süre geçtikten sonra bu sebebe dayanamazsınız; fakat evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi (TMK m. 166/1) yine açık kalır. Aşağıda sürenin nasıl sayıldığını, tekrarlanan davranışlarda nelerin değiştiğini ve hataya yer bırakmayacak şekilde nasıl planlanması gerektiğini anlatıyoruz.
İki ayrı süre var: altı ay ve beş yıl
Madde iki süreyi birlikte düzenler ve ikisi birbirini tamamlar. Altı aylık süre öznel bir başlangıca sahiptir: davaya hakkı olan eşin sebebi öğrendiği gün. Beş yıllık süre nesneldir: sebebin doğumu, yani olayın gerçekleştiği gündür. Eşiniz olayı gizlemiş, siz yıllar sonra öğrenmiş olsanız bile olayın üzerinden beş yıl geçmişse dava hakkınız düşer. Aynı şekilde olayı hemen öğrenmiş ve altı ay beklemişseniz, beş yılın dolmasını beklemeye gerek kalmadan hak düşer.
Bu iki süre “hak düşürücü” niteliktedir. Hak düşürücü süre, zamanaşımından farklı olarak kural olarak durmaz ve kesilmez; mahkeme süre geçip geçmediğini taraflar ileri sürmese de kendiliğinden inceler. Dolayısıyla “karşı taraf itiraz etmezse süre sorun olmaz” diye düşünmek yanlıştır.
Altı aylık süre tam olarak ne zaman başlar?
Kanunun ifadesi “boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak”tır. Olayı bizzat yaşayan eş için öğrenme günü çoğu zaman olayın gerçekleştiği gündür. Bir kısım olaylarda ise öğrenme sonradan gerçekleşir: eşinizin sizin yokluğunuzda yaptığı aşağılayıcı davranışı bir mesajdan, bir görüntüden ya da bir yakınınızdan sonradan öğreniyorsanız süre bu öğrenme gününden başlar. Burada tartışmalı nokta, öğrenme tarihinin nasıl ispatlanacağıdır; çünkü karşı taraf “zaten biliyordu” diyebilir. Öğrenme gününü gösteren mesaj, tanık ya da belge varsa saklamak yerinde olur.
Süre başlarken önemli olan şey, olayın kesinleşmesi, ceza davasının sonuçlanması ya da bir raporun alınması değildir. Bunların hiçbiri sürenin başlangıcını ertelemez. Ayrıca kanun, koruma kararı almayı ya da ceza soruşturması açılmasını süreyi durduran bir neden saymaz.
Aynı davranış tekrar ediyorsa hangi olay esas alınır?
Bu sorunun doğrudan cevabı kanunda yoktur. TMK m. 162 sürelerden söz eder, ama süre içinde tekrarlanan davranışların nasıl değerlendirileceğine dair ayrı bir hüküm koymaz. Uygulamada, süresi içinde gerçekleşen yeni bir olayın, daha önceki olaylarla birlikte bir bütün hâlinde değerlendirilebildiği kabul edilmektedir. Başka bir deyişle, son olay üzerinden altı ay geçmediyse, önceki olaylar da davranışın niteliğini göstermek bakımından anlatılabilir.
Bundan çıkan pratik sonuç şudur: tekrarlanan davranışta süreyi “ilk olay”dan değil, “son olay”dan başlayarak izlemek gerekir. Yine de süresi geçmiş eski olayların tek başına TMK m. 162’ye dayanak yapılamayabileceği, son olay yeterince ağır değilse önceki olayların ancak onunla bağlantı kurularak anlatılabileceği hesaba katılmalıdır. Mümkünse hem son olay hem de en ağır olay için süreyi ayrı ayrı hesaplayın. Dilekçede olayları tarih sırasıyla yazmak, hâkimin bütünü görmesini kolaylaştırır.
Davranış sürekli bir hâl alıyorsa (örneğin eşin sizi evde kilitli tutması, telefonunuzu ve kartınızı sürekli elinde bulundurması), ne zaman bittiği ya da ne zaman öğrenildiği tartışma konusu olabilir. Böyle durumlarda hâkim olayın akışına bakar; tek bir formül yoktur.
Başlangıcı tartışmalı olabilecek durumlar
Sürenin başlangıcı her dosyada net değildir. Birkaç tipik durumu düşünelim. Birincisi, olay sırasında şoktaydınız ya da olayın boyutunu hemen kavramadınız: kanun “öğrenme”yi arar, olayın hukuki sonucunu fark etmeyi değil. Yani olayın yaşandığını bildiğiniz anda süre işlemeye başlar. İkincisi, olayı sonradan anladınız: örneğin eşinizin sizin hakkınızda aile içinde yaydığı bir iddiayı aylar sonra bir yakınınızdan duydunuz. Bu durumda öğrenme günü o andır ve bunu gösteren yazışma ya da tanık önemlidir. Üçüncüsü, eşinizin davranışı sürüyor ve ne zaman bittiği belirsiz: hâkim olayın akışına bakar, siz de dilekçede davranışın ne zaman, hangi sıklıkla ve nasıl sürdüğünü ayrıntılı yazarsanız süreyi tartışmaya daha hazırlıklı girersiniz.
Sürenin hesaplanması için mutlaka bir takvim tutmanızı öneririz: her olayın tarihi, öğrenme günü, aldığınız rapor ya da tutanağın tarihi, tanığın adı. Bu liste hem avukatınıza hem hâkime kısa sürede tablo sunar. Karşı taraf “süre geçti” dediğinde elinizde somut bir kronoloji olması, tartışmayı kendi lehinize yönlendirir.
Süre dolmak üzereyse ne yapmalı?
Altı ayın son haftalarındaysanız, dosyayı tamamlamayı beklemeden dava açmak çoğunlukla daha güvenlidir. Dava dilekçesinde olguların ve dayanılan delillerin gösterilmesi gerekir (HMK m. 119/1); bu nedenle elinizdeki delillerle sağlam bir dilekçe hazırlayıp açmak, tüm belgeleri toplamayı beklemekten çoğunlukla daha güvenlidir. Süre geçtikten sonra ise hak düşer ve geri dönülemez. Dilekçede olguları net yazmak önceliklidir. Ek olarak dilekçede hem TMK m. 162’ye hem de genel sebebe dayanmak, süre konusundaki riski azaltabilir.
Dava açma tarihi nasıl belirlenir?
Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır (HMK m. 118). Yani önemli olan dilekçeyi yazdığınız gün değil, mahkeme kaydına girdiği gündür. Süre son güne kalmışsa, kayıt işleminin geç kalması, sistemde yaşanan bir aksaklık ya da dilekçedeki bir eksiklik hak kaybına yol açabilir. Bu nedenle son güne bırakmamak, dilekçeyi birkaç gün önce vermek sağlıklı bir yaklaşımdır.
Yetkili mahkemenin seçimi de ayrı bir konudur: boşanma davasında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168). Gereksiz zaman kaybı yaşamamak için dava açılmadan önce yerin doğru belirlenmesi yararlıdır. Ayrıntılı bilgi için boşanma davasında yetkili ve görevli mahkeme yazısını okuyabilirsiniz.
Süre geçtiyse yol kapanır mı?
Hayır, ama yolun niteliği değişir. TMK m. 162 sebebine dayanamazsınız; yine de evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir (TMK m. 166/1). Bu sebep için kanunda bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Süresi geçen olaylar, orada ortak hayatın sürdürülememesini ve kusur dağılımını gösteren olgular olarak anlatılabilir. Ancak davacının kusurunun daha ağır olması hâlinde davalı davaya itiraz edebilir (TMK m. 166/2); bu yüzden kusur dağılımı dosyada önem taşır. Genel sebebin işleyişi için evlilik birliğinin temelinden sarsılması yazısına bakabilirsiniz.
Zaman geçtikçe delillerin kaybolması, tanıkların hatırlamaması ve eşin “affetmişti” savunması yapması gibi riskler büyür. Bu nedenle genel sebep yolu açık olsa da zamanı lehinize kullanmak kolay değildir.
Süre içinde neler yapılabilir?
Altı ayı verimli kullanmak için şunlar akla gelir: olayların tarih sırasıyla yazılması, rapor ve tutanakların toplanması, yazışmaların saklanması, tanık listesinin hazırlanması, gerekiyorsa koruma kararı için başvuru yapılması. Güvenlik sorunu varsa 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirlerin (6284 sayılı Kanun m. 5) boşanma davasından bağımsız olarak istenebileceğini unutmayın; ayrıntı 6284 koruma kararı nasıl alınır yazısında anlatılıyor. Davayı açtığınızda ise hâkim barınma, geçim ve çocukların bakımı gibi konularda geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m. 169).
Delil toplamada, hâkimin olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamayacağı (TMK m. 184) göz önünde tutulmalıdır. Delilleri nasıl düzenleyeceğinizi boşanma davasında ispat yükü ve deliller yazısında anlattık.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: Bir eş, iki yıl boyunca arada bir diğerinin telefonunu elinden alıp kırıyor, bir kez de kapıyı kilitleyip onu geceyi dışarıda geçirmeye zorluyor. Son olay Mart ayında yaşanıyor. Mağdur eş Nisan ayında ceza şikâyetinde bulunuyor. Eylül ayında avukata gidiyor.
Hâkim burada altı aylık sürenin son olaydan itibaren dolup dolmadığına bakar. Mart ayındaki olayın öğrenildiği tarih Mart’tır; altı ay Eylül’de dolar. Şikâyetin Nisan’da yapılmış olması süreyi durdurmaz. Süre dolmuşsa mahkeme TMK m. 162’yi uygulayamaz, ancak dilekçede genel sebep de ileri sürülmüşse olaylar bütünü bu çerçevede değerlendirilir. Hesabı doğru yapabilmek için hangi gün neyin öğrenildiğini tarih tarih yazmak gerekir. Sonuç, delillere ve hâkimin kanaatine bağlıdır.
Sık yapılan hatalar
Süreyi şikâyet tarihinden saymak en sık yapılan hatadır. İkinci hata, ceza davasının bitmesini beklemektir. Üçüncüsü, süreyi son güne bırakmaktır; kayıt, harç ya da eksik belge sorunu yaşanırsa hak kaybı doğabilir. Dördüncüsü, olayın öğrenme tarihini belgesiz bırakmaktır. Beşincisi de eşin affettiğine dair bir izlenim bırakacak yazışmaları dikkatsizce sürdürmektir; bu tür yazışmalar ileride af savunmasının dayanağı olabilir. Af konusunu kötü davranıştan sonra barışmak yazısında ayrıca işledik.
Davalı eşin süre savunması
Karşı taraf, davayı açtıktan sonra “süre geçti” savunması yapabilir. Mahkeme süreyi kendiliğinden de inceler, ama savunma çoğu zaman olayın ne zaman öğrenildiği üzerinde yoğunlaşır. Bu noktada, olayları gösteren tarihli belgeler, mesajlar ve tanık beyanları devreye girer. Süre konusundaki tartışmada belirsiz kalan noktalar dosya içindeki delillerle aydınlatılmaya çalışılır. Bu yüzden öğrenme tarihini gösterecek bir iz bırakmak, süre tartışmasında sizi rahatlatır.
Sürenizi birlikte hesaplamak ister misiniz?
Süre hesabı tarihlere ve belgelere bağlıdır; küçük bir tarih farkı sonucu değiştirebilir. Olayların sırasını ve öğrenme tarihlerini telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilir, hangi sebebe dayanmanın uygun olacağını birlikte değerlendirebilirsiniz. İletişim sayfasından bize ulaşabilir, aile hukuku alanındaki çalışmalarımıza bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Altı aylık süre olay gününden mi yoksa öğrenme tarihinden mi başlar?
Kanun “boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak” der. Olayı doğrudan yaşıyorsanız çoğu zaman öğrenme günü ile olay günü aynıdır. Olayı sonradan, başkasından ya da bir belgeden öğrendiyseniz öğrenme günü esas alınır; karşı taraf daha önce öğrendiğinizi ileri sürebileceği için öğrenme gününü gösteren mesaj, belge ya da tanığı saklayın.
Ceza davası devam ederken altı aylık süre durur mu?
TMK m. 162 süreyi durduran bir hüküm içermez. Ceza soruşturmasının sürmesi, boşanma için süre sayılmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle ceza dosyasının bitmesini beklemeden süreyi ayrıca takip etmek gerekir.
Her hafta tekrarlanan hakaret ve şiddette süre nasıl hesaplanır?
Her olay kendi öğrenme tarihinden itibaren değerlendirilebilir. Uygulamada süresi içinde gerçekleşen son olayın, daha önceki olaylarla birlikte bir bütün olarak değerlendirilebildiği kabul edilmektedir. Bu nedenle son olaydan itibaren altı ayı geçirmemeniz gerekir.
Beş yıllık süre neyi anlatır?
Sebebi öğrenmeseniz bile olayın üzerinden beş yıl geçtiğinde dava hakkı düşer. Beş yıl, öğrenme tarihi ne olursa olsun işleyen mutlak bir üst sınırdır.
Süre geçtiyse yine de boşanabilir miyim?
TMK m. 162’ye dayanamazsınız ama evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi (TMK m. 166/1) için kanunda hak düşürücü süre yoktur. Geçmiş olaylar orada kusur ve sarsılma değerlendirmesinde ileri sürülebilir.
Dayanak mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 162, 166, 168, 169, 184
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 118, 119
- 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 5
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.