Aile Hukuku ve Boşanma

Pek Kötü Davranış Nedeniyle Boşanma Nedir? Örnek Olaylar ve Ölçüt

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Pek kötü davranış nedeniyle boşanma davasında hangi olaylar kabul edilir? TMK 162 ölçütü, fiziksel ve psikolojik davranışlar, süre ve ispat yolları.

Kısaca

  • Pek kötü davranış, eşin bedenine ya da ruhsal bütünlüğüne yönelen ve sıradan geçimsizliği aşan ağırlıktaki davranıştır (TMK m. 162).
  • Kanun örnek saymaz; fiziksel şiddet, ağır tehdit, sistemli aşağılama gibi olaylar hâkim tarafından olayın koşullarına göre değerlendirilir.
  • Dava hakkı sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay, her hâlde beş yıl içinde kullanılmalıdır.
  • Eşini affeden tarafın bu sebebe dayanarak dava hakkı yoktur.
  • Davranış pek kötü sayılmasa bile aynı olaylar, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi içinde kusur olarak anlatılabilir.

“Bana kötü davranıyor” cümlesi hukuk dilinde her zaman aynı kapıya çıkmaz. Kanun, eşlerden birine “pek kötü davranılması” hâlinde diğerine ayrı bir boşanma davası açma hakkı tanır (TMK m. 162). Pek kötü davranış, sıradan bir tartışmadan ya da kırıcı bir sözden öte, bedensel ya da ruhsal bütünlüğü hedef alan ağır bir muameledir. Sebep ispatlanırsa hâkim boşanmaya ya da ayrılığa karar verir (TMK m. 170); bu özel sebepte ayrıca evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığı araştırılmaz. Dava hakkı, olayı öğrendiğiniz günden itibaren altı ay ve her hâlde olayın üzerinden beş yıl geçmekle düşer; ayrıca eşinizi affetmişseniz bu sebebe dayanamazsınız.

Kanun pek kötü davranışı nasıl tanımlıyor?

Tanımlamıyor. TMK m. 162 yalnızca “kendisine pek kötü davranılması” der ve örnek vermez. Sonuçta davranışın ağırlığı her evlilikte, her olayda ayrı ayrı tartılır. Hâkim, olayın nasıl yaşandığına, tekrarlanıp tekrarlanmadığına, eşin kişiliğinde ve sağlığında bıraktığı etkiye, tarafların yaşam koşullarına bakar. Ölçütü basitçe şöyle özetleyebiliriz: davranış, bir insanın bedensel ya da ruhsal bütünlüğüne ciddi zarar verecek ya da onu tehlikeye sokacak ağırlıktaysa pek kötü davranıştan söz edilir.

Hayata kast bu sebebin en uç noktasıdır ve hayata kast nedeniyle boşanma yazımızda ayrı ele alınır. Pek kötü davranış, daha geniş bir alanı kapsar ve aynı maddedeki “ağır derecede onur kırıcı davranış”tan ayrılır; ikinciyi ağır derecede onur kırıcı davranış yazısında ayrıntılı anlattık.

Hangi davranışlar örnek olarak gösterilebilir?

Kanun saymasa da uygulamada şu tür olaylar pek kötü davranış kapsamında değerlendirilebilmektedir:

  • Eşe yönelik fiziksel şiddet: vurma, tekmeleme, saç çekme, itme, eşyayla darp
  • Ağır tehdit ve korkutma: silahla, zarar vermekle ya da çocuğu elinden almakla tehdit
  • Sistemli aşağılama, küfür ve alay; eşi çocukların ya da yakınların yanında küçük düşürme
  • Eşi evden dışarı çıkarmama, telefonuna ve çevresine el koyarak yalnızlaştırma
  • Cinsel ilişkiye zorlama ya da cinsel nitelikte baskı
  • Tedavi ya da bakım gerektiren eşe ilgisiz kalmak, ihmal etmek

Burada her madde, yalnızca yeterli ağırlığa ulaşırsa bu sebebe girer. Bir kereye mahsus hakaret ile sistemli aşağılama aynı yerde durmaz. Fiziksel şiddet gibi bazı davranışlar ayrıca suç da oluşturur: kasten yaralama (TCK m. 86), eziyet (TCK m. 96), tehdit (TCK m. 106), hakaret (TCK m. 125), aynı konutta birlikte yaşanan kişiye kötü muamele (TCK m. 232). Ceza davasının açılmış olması boşanma davası için şart değildir; ama ceza dosyası güçlü bir delil olabilir. Fiziksel şiddeti anlatan bölümümüz boşanma davasında fiziksel şiddet başlığındadır.

Psikolojik davranışlar nasıl değerlendirilir?

Fiziksel şiddet iz bıraktığı için ispatı nispeten kolaydır. Psikolojik baskı ise günlük hayatın içine karışır: sürekli eleştiri, değersiz hissettirme, sosyal çevreden koparma, maddi kontrol, tehditkâr sessizlik. Bunların tek tek bakıldığında hafif görünmesi olasıdır; hâkim bütüne bakar. Sürekliliği, yoğunluğu, eşin üzerindeki etkisini (örneğin tedavi görmesi, işini ya da sosyal hayatını bırakması) birlikte tartar.

Psikolojik davranışın pek kötü sayılması için ağırlık eşiği yüksektir; bu eşiğin altında kalan hâller genel sebepte, yani evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında kusur olarak ele alınabilir. Yazışmalar, kayıtlar, tanıklar ve varsa psikolojik destek raporları bu noktada önem taşır. Ayrıntılı bir anlatım için psikolojik şiddet yazısına bakabilirsiniz.

Hâkim neye bakarak karar verir?

Hâkim ölçütü tek bir formüle bağlamaz; fakat dosyada genellikle şu sorulara cevap arar:

  1. Olay gerçekten yaşandı mı, ispatlandı mı? Bu noktada TMK m. 184 işler: hâkim olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz, delilleri serbestçe takdir eder, tarafların ikrarı onu bağlamaz.
  2. Davranış ağırlık eşiğini aşıyor mu?
  3. Tekrarlanıyor mu, yoksa tek bir olay mı?
  4. Karşı taraf provokasyon ya da karşılıklı kusur savunması yapıyor mu?
  5. Dava süresi içinde mi açıldı, eş davranışı affetti mi?

Karşılıklı davranış iddiaları kusur dağılımını etkiler; bunu boşanmada kusur nasıl belirlenir yazısında anlattık.

Pek kötü sayılmayan davranışlar ne olur?

Her kırıcı davranış TMK m. 162 eşiğine ulaşmaz. Ara sıra yükselen ses, küsüp günlerce konuşmamak, eleştirel olmak ya da ev işlerini paylaşmamak gibi sorunlar çoğu zaman bu sebep olarak kabul edilmez. Fakat bu, davanın kaybedileceği anlamına gelmez. Aynı olaylar, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeyi beklenmez kılacak derecede sarsıldığı iddiasının (TMK m. 166/1) gerekçesi olabilir. Burada bir sebep bulma zorunluluğu da yoktur; hâkim, olaylar bütünü içinde evliliğin temelinden sarsılıp sarsılmadığını ve tarafların kusur durumunu araştırır. Genel sebebin işleyişi için evlilik birliğinin temelinden sarsılması yazısına bakabilirsiniz.

Dilekçeyi yazarken özel sebebe dayanmak mı yoksa genel sebebi seçmek mi daha uygun olduğu, elinizdeki delillere ve sürelere göre değişir. Özel sebep, ağırlıklı bir olay varsa net bir zemin sunar; ama süresi geçmişse ya da olay yeterince ağır değilse genel sebep daha esnek bir çerçeve sağlar. Her iki sebebi birlikte ileri sürmek de mümkündür.

Ceza soruşturması ve koruma tedbirleri

Eşe yönelik pek kötü davranış çoğu zaman bir suç da oluşturduğundan, kolluğa ya da savcılığa başvurmak ayrı bir yol açar. Şikâyetin sonucu boşanma davasını kendiliğinden belirlemez; ama tutanaklar, raporlar ve ifadeler boşanma hâkiminin önüne delil olarak gelebilir. Başvuru sırasında yaşadıklarınızı olabildiğince somut ve tarihli biçimde anlatmanız, sonraki aşamada tutarlılık açısından önemlidir. Koruma kararı alınması ise 6284 koruma kararı yazısında anlatılan ayrı bir süreçtir; bu karar boşanma davası açmanızı gerektirmez, dava açmış olmak da koruma talep etmenizi engellemez.

Süre nasıl işler?

Hak düşürücü süre iki parçalıdır: öğrenmeden itibaren altı ay, olaydan itibaren beş yıl. Süre geçmişse mahkeme bunu kendiliğinden dikkate alır. Tekrarlanan davranışlarda hangi olayın esas alınacağı ayrı bir meseledir ve altı aylık sürenin hesabı yazımızda işlenir. Kısaca şunu söyleyelim: süresi geçmiş olay, sonradan gelişen yeni olaylarla birlikte değerlendirilebilmektedir ve süre, TMK m. 166/1 gibi genel sebepte işlemez.

Affetmek dava hakkını nasıl etkiler?

TMK m. 162’ye göre affeden tarafın dava hakkı yoktur. Af çoğu zaman davranışlardan anlaşılır; eşinizle barışıp ortak yaşama devam ettiğinizi, olayı unutturduğunuzu gösteren bir durum varsa karşı taraf af savunması yapabilir. Öte yandan korkuyla, çocuklar nedeniyle ya da başka bir imkân olmadığı için evde kalmak kendiliğinden af anlamına gelmez. Konunun ayrıntısı kötü davranıştan sonra barışmak yazısında ele alınıyor.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Evli bir çiftte eş, aylardır küçük gerekçelerle diğerini aşağılıyor, telefonunu elinden alıyor ve annesiyle görüşmesini yasaklıyor. Bir gün tartışma sırasında yüzüne tokat atıyor, ertesi gün özür dileyip hediye alıyor. Mağdur eş hastaneye gitmiyor, ama kız kardeşine olayı anlatan mesajlar yazıyor ve komşu tokat sesini duyduğunu söylüyor.

Hâkim burada tokadın kendi başına pek kötü davranış sayılıp sayılmayacağına, önceki aşağılama ve kontrol davranışlarıyla birlikte değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine bakar. Özür dilenmiş olması af sayılıp sayılmayacağı tartışmasına açıktır. Sonuç tahmini yapmak yerine hangi unsurların tartılacağını bilmek, dosyayı hazırlayan taraf için daha yararlıdır: mesajlar, tanıklar, olayın tarihi ve altı aylık sürenin başlangıcı.

Boşanmanın mali sonuçları

Pek kötü davranış yüzünden boşanmada kusurlu taraf genellikle saldırgan eştir. Kusursuz ya da daha az kusurlu taraf maddi tazminat (TMK m. 174/1) isteyebilir; kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise manevi tazminat (TMK m. 174/2) talep edebilir. Yoksulluk nafakası için aranan şartlardan biri, nafaka isteyenin kusurunun daha ağır olmamasıdır (TMK m. 175). Anayasa Mahkemesi Haziran 2026’da TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir; iptal hükmü kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek, bu süre içinde yasama düzenlemesi beklenmektedir. Nafakanın kusurla ilişkisi için nafakada kusur oranı yazısına göz atın.

Sık yapılan hatalar

Olayları dilekçede “sürekli kötü davranıyor” gibi genel kalıplarla anlatmak, hâkime somut bir olgu sunmaz. Tarih, yer, ne söylendiği ve kimlerin şahit olduğu yazılmalıdır. İkinci hata, kanıt toplamayı dava açıldıktan sonraya bırakmaktır: mesajları, tutanakları, raporları olay sırasında saklamak çok daha kolaydır. Üçüncü hata süreyi yanlış hesaplamaktır. Dördüncüsü, geçici önlemleri atlamaktır; dava açıldığında hâkim barınma, geçim ve çocukların bakımı gibi konularda önlem alır (TMK m. 169), şiddet söz konusuysa 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirleri de istenebilir (6284 sayılı Kanun m. 5).

Dilekçede pek kötü davranış nasıl anlatılır?

Dilekçede olayları kronolojik sıraya koymak, her olay için tarihi, yeri, kimlerin bulunduğunu ve yaşanan davranışı ayrı ayrı yazmak hâkimin işini kolaylaştırır. “Sürekli kötü davranıyor” gibi bir ifade tek başına olgu sayılmaz. Bunun yerine “şu tarihte şu sözü söyledi, şu eylemi yaptı, şu rapor alındı” biçiminde yazmak gerekir. Dilekçede kullanacağınız dil sakin ve olgusal olmalıdır; ağır ifadeler karşı tarafa hakaret savunması fırsatı verebilir. Her olaya karşılık gelen delili (rapor, mesaj, tanık) yanına not etmek de ispat planınızı netleştirir.

Kendi durumunuzda nereden başlayabilirsiniz?

Yaşadığınız davranışın pek kötü sayılıp sayılmayacağı, olayların niteliğine, tarihine ve elinizdeki delillere bağlıdır. Durumunuzu telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilirsiniz; hangi belgeleri toparlamanız gerektiğini birlikte değerlendirebiliriz. İletişim sayfasındaki numaralardan bize ulaşabilir, aile hukuku alanındaki çalışmalarımıza göz atabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Pek kötü davranış ile ağır derecede onur kırıcı davranış aynı şey mi?

Hayır, ikisi TMK m. 162’de ayrı ayrı sayılır. Pek kötü davranış daha çok bedene ve psikolojiye yönelen sert muameleyi, onur kırıcı davranış ise kişinin şeref ve saygınlığını ağır biçimde zedeleyen davranışı anlatır. Uygulamada bazı olaylar ikisine de girebilir; dilekçede olguları ayrıntısıyla yazmak yeterlidir.

Eşimin bir kez vurması pek kötü davranış sayılır mı?

Kanunda sayı sınırı yoktur. Bir kez de olsa fiziksel şiddet, niteliğine ve sonuçlarına göre pek kötü davranış olarak değerlendirilebilir. Tek olayın ağırlığı belirleyicidir; darp raporu, tanık ve olayın bağlamı hâkimin kanaatini etkiler.

Psikolojik baskı pek kötü davranış sayılır mı?

Süreklilik gösteren aşağılama, korkutma, izole etme ve kontrol gibi davranışlar, ağırlığına göre TMK m. 162 kapsamında ya da genel sebepte kusur olarak değerlendirilebilir. Bunları ispatlamak fiziksel şiddete göre zordur; yazışmalar, kayıtlar ve tanıklar önem kazanır.

Pek kötü davranışa uğrayan eş evden ayrılırsa terk etmiş sayılır mı?

Terk için ayrılığın haklı bir sebep olmadan gerçekleşmesi gerekir (TMK m. 164). Şiddet ya da ağır kötü muamele nedeniyle evden ayrılmak haklı sebebe dayanır. Ayrılma nedenini belgelemek ileride işinize yarar.

Altı aylık süre geçtiyse ne yapılabilir?

TMK m. 162’ye dayanma hakkı düşer. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi (TMK m. 166/1) için kanunda aynı türden bir süre yoktur; geçmiş olaylar orada kusur değerlendirmesinde anlatılabilir.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 162, 164, 166, 169, 170, 174, 175, 184
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 86, 96, 106, 125, 232
  • 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 5
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler