Tüketici Hukuku

Bildiğiniz Ayıp İçin Hak Doğar mı? Alıcının Bildiği Ayıplar ve İki Yıllık Zamanaşımı

Av. Berat Özkan 5 dk okuma

TBK m. 222 uyarınca alıcının bildiği ve görebileceği ayıplar, m. 231’deki iki yıllık zamanaşımı, def’i hakkı ve zamanaşımının başlangıcı.

Kısaca

  • Satıcı, sözleşme kurulurken alıcının bildiği ayıplardan sorumlu değildir (TBK m. 222/1).
  • Alıcının yeterli gözden geçirmeyle görebileceği ayıplardan satıcı, ancak ayıp bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur (TBK m. 222/2).
  • Satılanın ayıbından doğan davalar, satılanın devrinden itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TBK m. 231/1).
  • İki yıl içinde bildirilen ayıptan doğan def’i hakkı, süre geçse de ortadan kalkmaz.

Bir malı aldıktan sonra ayıp fark ettiğinizde önce “bu ayıbı ben zaten biliyordum” veya “iki yıl geçti mi” soruları akla gelir. Türk Borçlar Kanunu bu iki soruya net cevap verir: alıcının bildiği ayıplar için satıcı sorumlu değildir ve satılanın ayıbından doğan davalar devirden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu yazıda TBK m. 222 ve 231’in nasıl uygulandığını, def’i hakkının ne anlama geldiğini ve süre hesabında dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyoruz.

Alıcının Bildiği Ayıplar

TBK m. 222/1’e göre satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Bunun gerekçesi açıktır: alıcı ayıbı bilerek malı satın alıyorsa, bunu fiyata yansıtmış ve kabul etmiş demektir. Örneğin ilanda “çizikleri vardır” diye belirtilen ve buna göre indirimli fiyatla satılan bir mobilyanın çiziklerinden satıcı sorumlu tutulamaz. Alıcının ayıbı bildiğini ispat etme yükü ise genellikle satıcıdadır.

Görebileceği Ayıplar

TBK m. 222/2’ye göre satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur. Yani satılanı incelemeden satın alan alıcı, olağan bir dikkatle fark edebileceği açık ayıplar için satıcıyı sorumlu tutamaz. Ancak satıcı “bu üründe hiçbir çizik yoktur” diye ayrıca taahhüt vermişse, alıcının inceleyip görebileceği ayıp için bile satıcı sorumlu olur. Burada önemli olan, satıcının açık bir üstlenmesinin bulunup bulunmadığıdır.

Bilgi ile Şüphe Arasındaki Fark

Alıcının “bildiği” ayıp ile “şüphelendiği” ayıp aynı şey değildir. Ayıbın varlığını kesin biçimde bilmek, yani sözleşme sırasında bunun farkında olmak gerekir. Alıcının yalnızca ihtimal olarak düşündüğü veya emin olmadığı bir sorun bu kapsamda değerlendirilmeyebilir. Ayrıca alıcı ayıbı biliyor olsa bile, ayıbın ağırlığı bildiğinden çok daha büyükse fark için ayrı bir tartışma yapılabilir. Uyuşmazlıkta mahkeme, satış öncesi yazışmalara, ilan içeriğine ve tarafların davranışlarına bakar.

İki Yıllık Zamanaşımı

TBK m. 231/1’e göre satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu hüküm üç önemli noktayı içerir:

  1. Süre, ayıbın ortaya çıktığı tarihten değil, satılanın devrinden başlar.
  2. Süre iki yıldır; satıcı daha uzun süre üstlenmişse o süre geçerlidir.
  3. Zamanaşımı, “her türlü” ayıp davası için geçerlidir: dönme, indirim, onarım, değiştirme ve tazminat talepleri.

Bu nedenle ayıbı fark eden alıcının süreyi beklememesi, devir tarihinden itibaren iki yıl dolmadan hakkını kullanması gerekir. Örneğin malın devrinin 3 Mart tarihinde olması halinde, ayıp aylar sonra ortaya çıksa bile dava hakkı iki yıl dolmadan önce kullanılmalıdır.

Def’i Hakkı Farklıdır

TBK m. 231/1’in ikinci cümlesi, alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkının bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmayacağını söyler. Def’i, savunma anlamına gelir. Örneğin satıcı satış bedelinin kalan kısmını istiyorsa, ayıbı iki yıl içinde bildirmiş olan alıcı, ayıp nedeniyle bu bedelden indirim savunması yapabilir. Ancak alıcı yeni bir dava açarak bedel iadesi isteyemez; çünkü dava hakkı zamanaşımına uğramıştır. Bu ayrım, özellikle taksitli satışlarda önemlidir.

Satıcının Daha Uzun Süre Üstlenmesi

Satıcı veya üretici, “iki yıl garanti” gibi daha uzun bir süre taahhüt etmişse iki yıllık sınır uzayabilir. Ancak burada garanti sözleşmesinin hukuki niteliği önem taşır. Garanti belgesi ile verilen taahhüt, ayıp sorumluluğuna ilişkin süreyi uzatıyor mu, yoksa ayrı bir hak mı tanıyor, sorusu somut olayda incelenmelidir. Bu konuda garanti belgesinin tüketici için anlamı yazısına bakabilirsiniz.

Ağır Kusurun Etkisi

TBK m. 231/2’ye göre satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Yani ayıbı bilerek gizleyen satıcı, iki yıl geçti savunmasıyla sorumluluktan kurtulamaz. Bu durumda genel zamanaşımı süreleri uygulanır. Ağır kusur konusunda ayrıntı için ağır kusurlu satıcının sorumsuzluk anlaşması yazısını okuyabilirsiniz.

Tüketici İşlemlerinde Süreler

Tüketici işlemlerinde ayıplı mal için 6502 sayılı Kanun’da ayrı süre ve ispat kuralları bulunur. Bunlar tüketicinin lehine olan hükümlerdir ve tüketici işlemi sayılan satışlarda öncelikle uygulanır. Tüketici işlemi olmayan satışlarda, örneğin iki tacirin ticari satışlarında veya bireyler arası ikinci el satışlarda ise TBK’daki iki yıllık süre esas alınır. Hangi kuralın uygulanacağı, tarafların tüketici sıfatına göre belirlenir. Tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi yoluna başvururken de sürelerin ayrı ayrı kontrol edilmesi gerekir. Ayıplı mal konusundaki tüketici haklarına dair ayıplı mal ve tüketicinin seçimlik hakları yazısı kapsamlı bilgi verir.

Süreyi Kesmek İçin Ne Yapılabilir?

Zamanaşımı süresi, borçlunun borcu kabul etmesi, ödeme yapması veya dava açılması gibi sebeplerle kesilebilir. Satıcının onarım taahhüdü vermesi veya alıcının ihtarname göndermesi tek başına zamanaşımını her zaman kesmez; ancak satıcı ayıbı kabul ediyor gibi davranırsa bunun etkisi ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle sürenin dolmasına yakın bir dönemde alıcının dava açması, arabuluculuğa veya hakem heyetine başvurması gibi kesin yollar tercih edilmelidir.

Sık Yapılan Hatalar

  • Süreyi ayıbın ortaya çıktığı tarihten başlatmak,
  • Ayıbı bildiği halde sonradan satıcıdan hak istemek,
  • İki yıl dolduktan sonra dava açmak,
  • Satıcının onarım sözüne güvenip süreyi kaçırmak,
  • Ayıp bildirimini yazılı yapmayıp def’i hakkını ispatlayamamak,
  • Garanti taahhüdünün süreyi uzattığını kontrol etmemek.

Örnek Olay

Aşağıdaki örnek kurgusaldır. Bir alıcı, ilanda “yan kapıda küçük bir ezik vardır” yazan ikinci el bir aracı satın alır. Sonradan bu ezik nedeniyle satıcıdan indirim ister. Ezik ilanda açıkça belirtildiği ve alıcı bunu bilerek satın aldığı için satıcı, TBK m. 222 uyarınca sorumlu tutulamaz. Aynı alıcı, bir yıl sonra motorda gizli bir arıza fark etse, bunu satıcıya derhal bildirmesi ve iki yıllık süre dolmadan hakkını kullanması gerekir.

Sonuç

Alıcının bildiği ve görebileceği ayıplar için satıcı kural olarak sorumlu değildir; satılanın ayıbından doğan davalar ise devirden itibaren iki yıl geçince zamanaşımına uğrar. Def’i hakkı bu süreye rağmen devam edebilir ve ağır kusurlu satıcı iki yıllık süreden yararlanamaz. Ayıp nedeniyle haklarınızı ve sürelerinizi değerlendirmek için tüketici hukuku kapsamında dosyanızı birlikte inceleyebiliriz. İletişim sayfamızdaki telefon numarasından veya mesajla bize ulaşabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Ayıbı bilerek aldığım mal için satıcıdan hak isteyebilir miyim?

Sözleşme kurulurken bildiğiniz ayıplardan satıcı sorumlu değildir. Bu, indirimli fiyatla satılan ve ayıbı açıkça belirtilen mallar için önemlidir. Ancak satıcı ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse ya da ayıp bildiğinizden daha ağırsa farklı değerlendirme yapılabilir.

Ayıp davası için iki yıllık süre neden önemlidir?

Satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Ayıp daha sonra ortaya çıksa bile başlangıç tarihi devir tarihidir. Bu nedenle ayıbı fark ettiğinizde dava veya diğer yollara zamanında başvurmak gerekir.

İki yıl geçtiyse hiçbir hakkım kalmaz mı?

Ayıbı iki yıl içinde bildirdiyseniz, ayıptan doğan def’i hakkı zamanaşımı süresinin geçmesiyle ortadan kalkmaz. Örneğin satıcı bedeli isterse, ayıbı bildirmiş olan alıcı bu ayıba dayanarak savunma yapabilir. Ağır kusurlu satıcı ise iki yıllık süreden yararlanamaz.

Tüketici satışlarında süre farklı mıdır?

6502 sayılı Kanun tüketici işlemlerinde ayıplı mal için ayrı süre ve ispat kuralları içerir; bu kurallar tüketici lehine uygulanır. Tüketici olmayan alıcılar için TBK’daki iki yıllık süre esas alınır.

Dayanak mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 222, 231
  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 12
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Tüketici Hukuku konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler