Aile Hukuku ve Boşanma

Eşinin Çalışmasını Engelleyen Kişi Boşanmada Kusurlu mudur?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Eşinin çalışmasını yasaklayan, işinden ayrılmaya zorlayan kişi boşanmada kusurlu sayılır mı? TMK m. 192, ekonomik şiddet ve tazminat konusunu anlatıyoruz.

Kısaca

  • Eşlerden her biri meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir; çalışmayı yasaklamak kanunun öngörmediği bir müdahaledir (TMK m. 192).
  • Çalışmayı engelleme, baskı ve kontrolle birlikte görülüyorsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve gerekirse onur kırıcı davranış sebebiyle boşanmada kusur olarak ileri sürülebilir (TMK m. 166/1, 162).
  • Ekonomik açıdan zarar verme veya zarar verme tehdidi 6284 sayılı Kanun’da şiddet tanımının içindedir (m. 2).
  • Çalışması engellenen eş, dosyanın durumuna göre maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve mal rejimi alacağı gibi taleplerde bulunabilir.

Eşinin çalışmasını engelleyen, işe girmesini yasaklayan ya da işinden ayrılmaya zorlayan kişi boşanma davasında kusurlu sayılabilir. Çünkü Medeni Kanun, eşlerden her birinin meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda olmadığını açıkça söyler (TMK m. 192). Bu serbestiyi çiğneyen davranış, tek başına bile olsa evlilik birliğinin sarsılmasına katkı veren bir olay olarak ileri sürülür. Baskı, tehdit ve kontrolle birleştiğinde ise çok daha ağır bir tablo çıkar.

Kanun iş seçimi hakkında ne söyler?

TMK m. 192’ye göre eşlerden her biri meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir. Ancak aynı maddenin ikinci cümlesi, meslek ve iş seçiminde ve bunların yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve yararının göz önünde tutulacağını ekler.

Bu iki cümle birlikte okunmalıdır. Birinci cümle özgürlüğü tanır: eşinizin onayı hukuken şart değildir. İkinci cümle ise bu özgürlüğün evlilikten bağımsız olmadığını belirtir. Örneğin küçük çocukları olan bir çift, vardiyalı bir iş yüzünden çocuk bakımının aksayacağını düşünerek ortak karar almak isteyebilir. Böyle bir konuşma, yasaklamak anlamına gelmez; hâkim de bu ayrıma bakar.

Bir eşin diğerine “sen çalışamazsın, benden izin alacaksın” demesi ise madde karşısında dayanaksız bir taleptir. Bu konuda geniş bilgi için evlilik birliğinde meslek seçimi ve çalışma özgürlüğü yazısına bakabilirsiniz.

Çalışmayı engelleme hangi biçimlerde karşımıza çıkar?

Davalarda engelleme çoğu zaman tek bir olay olarak değil, süreç içinde biriken davranışlar olarak görülür:

  • İşe girmeyi açıkça yasaklamak veya şart koşmak.
  • Başvuru yapıldığında eşi iş yerine gitmekten caydırmak, iş görüşmesinden vazgeçirmek.
  • İş yerine gelip ortamı bozmak, eşi arayıp çalışma arkadaşlarını rahatsız etmek.
  • İşten ayrılmayı kabul ettirmek için duygusal baskı, tehdit ya da kıskançlık kurmak.
  • Maaşa el koymak, hesabı kontrol etmek, eşin elindeki parayı sınırlamak.

Son madde özellikle önemlidir; kontrol amaçlı para yönetimi, çalışmanın yanında ekonomik bağımlılık yaratır. Kişilerin ekonomik açıdan zarar görmesi ya da buna yönelik tehdit ve baskı, 6284 sayılı Kanun’un tanımında şiddet olarak yer alır (6284 sayılı Kanun m. 2/1-d). Bu davranışların birleşimini ekonomik şiddet anlatımı yazısında daha ayrıntılı bulabilirsiniz.

Hangi boşanma sebebine dayanılır?

Genel sebep olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1), çalışmayı engelleme iddiasının asıl dayanağıdır. Hâkim, davranışın sürekliliğine, ağırlığına ve eşin hayatını nasıl etkilediğine bakar.

Davranış baskı, hakaret, tehdit ya da aşağılamayla birleşiyorsa, TMK m. 162 anlamında pek kötü davranış veya ağır derecede onur kırıcı davranış olarak da nitelendirilebilir. Bu sebepte hak düşürücü süre iki aşamalıdır: sebebi öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde sebebin doğumundan itibaren beş yıl; affeden eşin dava hakkı yoktur (TMK m. 162/2-3). Süre konusunda dikkatli olunmalı, çünkü sürekli bir engelleme hâlinde sürenin ne zaman başladığı tartışma yaratabilir. Pek kötü davranış örnekleri yazısı bu başlığa ışık tutar.

Kusur ve tazminat bakımından sonuçları

Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir (TMK m. 174/1). Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat isteyebilir (TMK m. 174/2).

Çalışması engellenen eşin mali talepleri üç kalem etrafında şekillenebilir. İlki, meslek hayatından uzak kalma yüzünden uğradığı kayıp ve geleceğe dönük menfaatlerdir. İkincisi, aşağılanma ve baskı yüzünden zedelenen kişilik hakkıdır. Üçüncüsü, boşandıktan sonra yoksulluğa düşme ihtimalidir; bu durumda tazminattan ayrı olarak yoksulluk nafakası da söz konusu olabilir (TMK m. 175). Bu üç kalem mutlaka birlikte istenmek zorunda değildir; hangisinin dilekçede yer alacağı dosyanın delillerine bağlıdır. Tazminatla ilgili koşullar için boşanmada maddi tazminat yazısına bakabilirsiniz.

Yoksulluk nafakası hakkında güncel bilgi: Anayasa Mahkemesi Haziran 2026’da TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir; iptal hükmü kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek, bu süre içinde yasama düzenlemesi beklenmektedir. Mevcut hüküm bu süre içinde uygulanır.

Engellenen eşin mal rejimindeki yeri

Çalışması engellenen eşin edinilmiş malı az olabilir. Bu durum mal rejiminde bir dezavantaj gibi görünür ama kanun bunu dengeler. Her eş, diğerine ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur (TMK m. 236/1). Ev işi ve çocuk bakımı ailenin geçimine katkı sayılır (TMK m. 196/2); artık değerin yarısı üzerindeki hak ise bu katkının ayrıca ölçülmesine bağlı değildir. Eşin kendi kazancı olmasa bile diğer eşin edinimlerinden pay alınabilir.

Mal rejimi tasfiyesi boşanma davasından ayrı bir davada çözülebilir; ayrıntı için boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır yazısına bakın.

Dava devam ederken alınabilecek önlemler

Çalışmayı engelleyen eş aynı zamanda baskı kuruyorsa, boşanma davası açılınca hâkim eşlerin geçimi ve barınması gibi geçici önlemleri re’sen alır (TMK m. 169). Tedbir nafakası da bunlar arasında düşünülebilir.

Fiziksel, psikolojik ya da ekonomik şiddet veya bunun tehdidi söz konusuysa, boşanma davası açmadan da 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler istenebilir; kanunun şiddet tanımı özgürlüğün keyfî engellenmesini de içerir (6284 sayılı Kanun m. 2/1-d). Kanun, şiddet uygulayana yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması gibi tedbirleri sayar (6284 sayılı Kanun m. 5/1-a). Bu konuyu aile içi şiddette hukuki haklar yazısı daha geniş anlatır.

Boşanmadan önce ayrı yaşama hakkı

Çalışması engellenen eş çoğu zaman ekonomik olarak diğerine bağımlı hâle gelir ve evden ayrılmayı göze alamaz. Medeni Kanun bu duruma da çözüm getirir: eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir (TMK m. 197/1). Haklı sebebe dayanan ayrılıkta hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve mal yönetimine ilişkin önlemleri alır (TMK m. 197/2).

Yani çalışmanıza engel olan eşten ayrı yaşamak için önce boşanma davası açmanız şart değildir. Hâkimden bu hakkı tanıyan karar isteyip aynı dilekçede parasal katkı belirlenmesini de talep edebilirsiniz. Böylece evden ayrıldığınızda terk iddiasıyla karşılaşma riskiniz azalabilir. Konunun ayrıntıları için eşler arası ayrı yaşama hakkı ve hâkim önlemleri yazısına bakabilirsiniz.

Çocuklu ailelerde iş ve bakım dengesi

Çalışmayı engelleme iddiası, küçük çocuğu olan ailelerde daha karmaşıktır. Çünkü bir eşin işten ayrılmasının arkasında çoğu zaman çocuk bakımı ihtiyacı vardır. Eşler çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdür (TMK m. 185/2). Bu yükümlülük, iş bölümünü ortak karara bağlamayı gerektirir.

Hâkim bu dosyalarda iki ayrı ihtimali ayırmaya çalışır. İlkinde eşler birlikte, çocuğun bakımını önceleyerek bir düzen kurmuştur; sonradan bu düzenin değişmesini istemek ya da beklemek kusur doğurmaz. İkincisinde ise bir eş bakım ihtiyacını gerekçe göstererek diğerini çalışmaktan alıkoyar, çalışma isteği ortaya çıktığında ise baskı kurar. Bu ikinci tablo kusur değerlendirmesinde farklı tartılır. Ortak karar olduğunu kanıtlamak için tanıklar, kreş araştırması, iş teklifi gibi unsurlar kullanılabilir.

Boşandıktan sonra çalışma hayatına dönüş

Çalışması uzun süre engellenmiş bir eşin boşanma sonrası iş bulması zaman alabilir. Bu durum, yoksulluk nafakası talebinde dikkate alınan unsurlardan biridir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz, ama nafaka isteyen tarafın kusuru daha ağır olmamalıdır (TMK m. 175). Yani engelleyen eş daha ağır kusurluysa, nafaka isteyen eşin kusurunun daha ağır olmaması koşulu bakımından durumu elverişlidir.

Nafaka belirli koşullarda değişebilir ya da kalkabilir: alacaklının yeniden evlenmesi hâlinde kendiliğinden, yoksulluğunun ortadan kalkması veya evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması hâlinde mahkeme kararıyla sona erer (TMK m. 176/3). Eşin sonradan iş bulması da gelir durumunu değiştireceği için nafakanın azaltılması veya kaldırılması sorusunu gündeme getirebilir. Bu aşamada hâkim, yoksulluğun gerçekten ortadan kalkıp kalkmadığına bakar.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim. Evlilikten önce öğretmen olarak çalışan bir kadın, evlendikten sonra eşinin “çalışmana gerek yok” ısrarıyla işinden ayrılıyor. Zamanla yeni bir iş bulmaya çalıştığında eşi başvurularını engelliyor, maaşın nasıl harcanacağına kendisi karar vereceğini söylüyor ve arada hakaret ediyor.

Burada hâkim şunlara bakar: İşten ayrılma kadının serbest kararı mıydı, baskı sonucu mu? Yazışmalarda, tanık anlatımlarında engelleme görülüyor mu? Kadının yeni iş başvuruları belgelenmiş mi? Davranışlar boşanma sebebini oluşturacak ağırlıkta mı? Cevaplar tazminat ve kusur kararını şekillendirir. Sonucu tahmin etmek mümkün değil; hâkimin takdiri ve dosyadaki deliller belirleyicidir.

Engellemeyi ispat etmek

Boşanmada hâkim, olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe onları ispatlanmış sayamaz ve kanıtları serbestçe takdir eder (TMK m. 184/1, 184/4). Genel kurala göre iddiasını dayandıran taraf ispat yükünü taşır (TMK m. 6). Bu nedenle somut belge toplamak gerekir:

  • Eşin yasağını ya da baskısını gösteren mesajlar, yazışmalar.
  • İş başvurusu, iş teklifi, mülakat daveti gibi belgeler.
  • Çalışmayı engelleyen eylemi gören ya da duyan tanıklar.
  • Maaşın kontrolünü gösteren banka kayıtları.

Delilin nasıl elde edildiği önemlidir. Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkemece bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz (HMK m. 189/2). Mesajlaşma delilleri için WhatsApp yazışmalarını delil sunma yazısı yol gösterir. Genel çerçeve için boşanma davasında ispat yükü ve deliller yazısına da bakabilirsiniz.

Sık yapılan hatalar

  • Engellemeyi olduğu gibi kabul edip hiçbir iz bırakmamak. Başvuru ve yazışmalar sonradan en güçlü delil olur.
  • Hemen evi terk edip dava açmamak. Evden ayrılmak terk iddiasını doğurabilir; önce hukuki yolları değerlendirin.
  • Süreyi bilmeden beklemek. Ağır onur kırıcı davranış sebebinde süreler vardır.
  • Her iki tarafın benzer davranışlarını göz ardı etmek. Karşı taraf sizi de çalışma konusunda suçlayabilir.

Çalışmama ile ilgili ters yöndeki iddia için çalışmayan eş kusurlu sayılır mı yazısına bakabilirsiniz.

Çalışmanızın engellendiğini düşünüyorsanız

Engelleme ile ortak karar arasındaki sınırı çizmek her dosyada farklıdır; yazışmalar, tanıklar ve belgeler kararı belirler. Durumunuzu telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilirsiniz. İletişim için iletişim sayfasına, büronun çalışma alanları için aile hukuku sayfasına bakabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Eşim işe girmemi yasaklıyor, buna uymak zorunda mıyım?

Hayır. Eşlerden her biri meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir (TMK m. 192). Yalnız iş seçiminde ve yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve yararı göz önünde tutulur.

Eşim beni işimden ayrılmaya zorladı, bu boşanma sebebi olur mu?

Baskı ve ısrar, davanın dayanağı olabilir. Genel sebep olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) altında ileri sürülür; baskı ağırsa pek kötü ya da onur kırıcı davranış sebebine de (TMK m. 162) dayanılabilir.

Çalışmayı engelleyen eş nafaka veya tazminat öder mi?

Kusurlu bulunan eş, kusursuz ya da daha az kusurlu tarafa maddi ve manevi tazminat ödeyebilir (TMK m. 174). Nafaka miktarı ise tarafların mali gücüne göre belirlenir. Bu konular dosyadaki delillere bağlıdır.

Çalışmayı engelleme ekonomik şiddet sayılır mı?

6284 sayılı Kanun, şiddet kavramını ekonomik açıdan zarar görmeyi de kapsayacak biçimde tanımlar (m. 2). Parayla kontrol etme ve çalışmaya engel olma gibi davranışlar dosyanın niteliğine göre ekonomik şiddet olarak değerlendirilebilir.

Engellemeyi nasıl ispat ederim?

Mesajlar, tanıklar, iş teklifleri ya da başvuru belgeleri, işten ayrılma yazışmaları ve eşin açıkça yasakladığını gösteren kayıtlar delil olabilir. Delilleri hukuka uygun biçimde elde etmeye dikkat edin.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6, 162, 166, 169, 174, 175, 176, 184, 185, 192, 196, 197, 236
  • 6284 sayılı Kanun m. 2, 5
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler