Boşanma davasında cevap, istinaf ve eksiklik giderme sürelerini HMK m. 92 ve 93’e göre tebliğ gününden başlatarak nasıl hesaplayacağınızı öğrenin.
Kısaca
- Gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ veya tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter (HMK m. 92).
- Hafta, ay veya yıl süreleri, başladığı güne karşılık gelen günün tatil saatinde biter; son gün resmî tatile rastlarsa süre tatili izleyen ilk iş günü çalışma saati sonunda dolar (HMK m. 92, 93).
- Cevap dilekçesi ve istinaf süresi iki haftadır; her ikisi de tebliğ tarihine bağlıdır (HMK m. 127, 345).
- Islah süresi tebliğle değil tahkikatın sona ermesiyle sınırlıdır ve aynı davada ancak bir kez yapılabilir (HMK m. 176, 177).
Boşanma davasında bir tarihi yanlış hesaplamak, bazen dosyanın seyrini değiştirir. İki hafta dendiğinde hangi günden saymaya başlayacaksınız? Son gün cumartesiye denk gelirse ne olacak? Dilekçeye eklenecek belge için verilen bir hafta, hangi saatte biter? Aşağıda boşanma davasında karşılaşılan süreleri Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hesap kurallarına göre tek tek inceliyoruz.
Hesabın temel kuralı: tebliğ günü sayılmaz
HMK 92. madde, süre hesabının temel kuralını verir. Süreler gün olarak belirlenmişse, tebliğ veya tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter. Süre hafta, ay veya yıl olarak belirlenmişse, başladığı güne son hafta, ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde biter. Sürenin bittiği ayda, başladığı güne karşılık gelen bir gün yoksa süre o ayın son günü tatil saatinde biter (HMK m. 92).
Bunun anlamı basittir: tebliğin yapıldığı gün sayılmaz; hesap ertesi günden başlar. Kanunun “tatil saati” ifadesi, o günün çalışma saatinin sona ermesini anlatır. Bu nedenle son gün bir iş günüyse, işlemi o günün mesai bitimine kadar yapmak gerekir. Hesabı kendi başınıza yapıyorsanız tebliğ zarfındaki tarihi esas alın.
Resmî tatil ve hafta sonu
Resmî tatil günleri süreye dahildir; yani süre içine rastlayan bayram ve hafta sonu günleri sayılır. Ancak sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde süre, tatili izleyen ilk iş günü çalışma saati sonunda biter (HMK m. 93). Bu kural size yalnızca son günde esneklik sağlar; ara günlerin tatile denk gelmesi süreyi uzatmaz.
Adli tatil ayrı bir konudur. Adli tatile tabi dava ve işlerde süre tatile rastlarsa, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır (HMK m. 104). Ancak her çeşit nafaka davası ile velayete ilişkin işler adli tatilde de görülen işler arasında sayılır (HMK m. 103/1-b). Nafaka veya velayet talebi içeren bir boşanma dosyasında bu uzamaya güvenmeyin; süreyi adli tatil yokmuş gibi hesaplayın.
Bir örnek kurgulayalım. Varsayımsal olarak, bir dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği gün bir salı olsun ve cevap süresi iki hafta olsun. Hafta cinsinden süre, başladığı güne karşılık gelen günün tatil saatinde biter; yani iki hafta sonraki salı günü mesai bitiminde dolar. O salı resmî tatile denk gelmiyorsa son gün odur. Denk geliyorsa, tatili izleyen ilk iş günü çalışma saati sonunda biter. Takvimi kendi dosyanıza uygularken tebliğ tarihini zarftan okuyup bu iki kurala bakmanız gerekir; bitiş gününde tereddüt varsa tebliğ evrakıyla birlikte danışmak güvenli olur.
Boşanma davasındaki başlıca süreler
Hangi sürenin tebliğle başladığını, hangisinin başka bir olaya bağlı olduğunu ayırmak gerekir.
Cevap süresi. Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre içinde mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir (HMK m. 127). Süresinde cevap vermemiş davalı, davacının vakıalarının tamamını inkâr etmiş sayılır (HMK m. 128). Ek süre ayrıntıları için cevap için ek süre yazısına bakabilirsiniz.
Dilekçe eksikliğini tamamlama süresi. Adres, davacının kimlik numarası, talep sonucu, imza gibi eksikler için hâkim bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksiklik tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır (HMK m. 119). Konuyu eşin kimlik ve adres bilgileri yazısında ele aldık.
Ön inceleme davetiyesindeki belge sunma süresi. Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde, dilekçelerde gösterilip henüz sunulmamış belgeler mahkemeye verilmelidir; aksi hâlde o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağınıza karar verilir (HMK m. 139). Davetiyedeki ihtarları davetiye nasıl okunur yazısında anlattık.
Dosya işlemden kaldırıldığında yenileme süresi. İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde dilekçeyle başvuru yapılmalıdır; süre ay cinsinden olduğundan, başladığı güne karşılık gelen günün tatil saatinde biter. İşlemden kaldırıldığı tarihten bir ay geçtikten sonra yenileme istenirse yeniden harç alınır; üç ay içinde yenilenmeyen dava açılmamış sayılır (HMK m. 150). Ayrıntı için takip etmemenin sonuçları yazısına bakabilirsiniz.
İstinaf süresi. İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır ve ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar (HMK m. 345). Temyiz için de, temyizi kabil nihai kararlarda tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde başvurulabilir (HMK m. 361). İstinaf süresinin hangi günden sayılacağını istinaf süresi kaçıncı günden başlar yazımızda daha geniş anlattık.
Boşanma sonrası dava hakları. Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 178). Bu süre tebliğle değil, hükmün kesinleşmesiyle başlar. Nafaka ve tazminat davaları bakımından zamanaşımı yazısı ayrıntıyı içerir.
Islah: tebliğden değil, tahkikatın bitişinden sayılır
Islah, süre hesabı bakımından en çok karıştırılan kurumdur. Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir; aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir (HMK m. 176). Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir; bozma veya kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesi tahkikata ilişkin bir işlem yaparsa, tahkikat sona erinceye kadar tekrar ıslah yapılabilir (HMK m. 177). Yani ıslah için tebliğden başlayan sabit bir süre yoktur; sınır, tahkikatın sona ermesidir.
Islah eden taraf, ıslah sebebiyle geçersiz hâle gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları karşılamak üzere hâkimin takdir edeceği teminatı bir hafta içinde mahkeme veznesine yatırmak zorundadır; aksi hâlde ıslah yapılmamış sayılır (HMK m. 178). Davanın tamamen ıslahında ise bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi verilmesi gerekir (HMK m. 180). Vekilin ıslah yetkisi bakımından vekilin ıslah yetkisi yazısına bakabilirsiniz.
Hesabı adım adım yapmak
Tebliğle başlayan bir süreyi hesaplarken şu sırayı izleyebilirsiniz. Önce hangi evrakın tebliğ edildiğini ve tebliğ tarihini belirleyin. Sonra sürenin gün, hafta, ay ya da yıl cinsinden olup olmadığına bakın; çünkü gün süresinde tebliğ günü hesaba katılmaz, hafta ve ay süresinde ise sürenin bittiği gün, başladığı güne karşılık gelen gündür (HMK m. 92). Üçüncü adımda bitiş gününün resmî tatile rastlayıp rastlamadığını kontrol edin; rastlıyorsa süre tatili izleyen ilk iş günü çalışma saati sonunda dolar (HMK m. 93). Son olarak sürenin kesin süre olup olmadığına ve tutanakta ihtar edilip edilmediğine bakın (HMK m. 94).
Bu kontrolü, süreyi son güne bırakmadan yapın. Dilekçenin hazırlanması, imzalanması ve mahkemeye ulaştırılması zaman alır; özellikle noter ya da vekâletname gerektiren işlemlerde son gün riski büyür. Dosyadaki sürelerin birbiriyle ilişkisini görmek için boşanma kararı ne zaman kesinleşir yazısındaki kanun yolu sürelerine de bakabilirsiniz.
Duruşmalar arasındaki süre bir “kanuni süre” midir?
Duruşma günleri arasındaki süre, tarafların uyması gereken bir süre değil, mahkemenin takvimini sınırlayan bir kuraldır. 7589 sayılı Kanunla eklenen düzenlemeye göre duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz; bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir (HMK m. 147). Bu kural, taraflar için bir hak kaybı sınırı değil, yargılamanın gecikmesini sınırlamayı amaçlayan bir güvencedir. Taraflar yine de kendilerine verilen süreleri titizlikle izlemelidir; çünkü hâkim tarafından tayin edilen süreler kaçırıldığında aleyhinize sonuç doğurabilir.
Kesin süre ile olağan süre farkı
Kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim de tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir; bu hâlde süreye konu işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar (HMK m. 94).
Bu ayrım pratikte şunu söyler: hâkimin “bir hafta içinde belgeyi sunun” dediği süre kesin olarak belirtilmemişse yeniden süre istemek mümkündür; kesin olarak belirtilmişse, süre kaçırıldığında işlem hakkı sona erer. Tutanağı ve hâkimin ifadesini dikkatle okumak bu yüzden önemlidir.
Süreyi kaçırdıysanız
Elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hâle getirme talebinde bulunabilir (HMK m. 95). Talep, işlemin süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır. İlk derece ve istinaf yargılamalarında en geç nihai karar verilinceye kadar talepte bulunulabilir; nihai karar bir tarafın yokluğunda verilmişse, tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için kararın verilmesinden sonra da talep edilebilir (HMK m. 96). Eski hâle getirme, dilekçeyle talep edilir ve süresinde yapılamayan işlemin de aynı iki haftalık süre içinde yapılması gerekir (HMK m. 97). Talep, haklı görülürse işlemin yeniden yapılmasının önünü açar; haklı görülüp görülmeyeceğine hâkim karar verir ve sonucu önceden söylemek mümkün değildir.
Süre hesabında sık yapılan hatalar
Birinci hata, tebliğ gününü sayıya katmaktır. İkinci hata, tebliğ tarihini tebliğ evrakına bakmadan, hatırladığınız günden saymaktır; tarih zarfta ve tebliğ mazbatasında yazılıdır. Üçüncü hata, tatil günlerinin ara günlerde süreyi uzatmadığını unutmaktır; yalnızca son günün tatile rastlaması süreyi öteler. Dördüncü hata, ıslah gibi tebliğe bağlı olmayan işlemleri tebliğ süresiyle karıştırmaktır. Beşinci hata, kesin süre ile olağan süreyi birbirine karıştırmaktır. Altıncı hata, adresinizi güncellemeyip tebligatı geç ya da hiç almaktır.
Kendi dosyanız için hesap
Hangi sürenin işlediği, başlangıç tarihinin ne olduğu ve son günün hangi güne denk geldiği, elinizdeki tebligat evrakına göre belirlenir. Tebliğ zarfını, davetiyeyi ve tutanağı bir araya getirip durumunuzu anlatabilirsiniz. Telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak ulaşabilirsiniz; bilgiler için iletişim sayfasına, çalışma alanımız için aile hukuku sayfasına bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Cevap süresi tebliğ gününden mi başlar?
Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m. 127). Tebliğ günü süreye dahil edilmez. Cevap vermenin çok zor veya imkânsız olduğu durumlarda aynı süre içinde başvurana, bir defaya mahsus ve bir ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.
Sürenin son günü hafta sonuna veya tatile denk gelirse ne olur?
Resmî tatil günleri süreye dahildir; ancak sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde süre, tatili izleyen ilk iş günü çalışma saati sonunda biter (HMK m. 93).
Islah için süre tebliğden mi başlar?
Hayır. Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir (HMK m. 177). Aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir (HMK m. 176). Islah eden taraf, hâkimin takdir edeceği teminatı bir hafta içinde yatırmak zorundadır (HMK m. 178).
İstinaf süresi ne zaman başlar?
İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır ve ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar (HMK m. 345). Tebliğ tarihi zarfta ve tebliğ mazbatasında yazılıdır.
Bir süreyi kaçırırsam hiçbir çare yok mu?
Elde olmayan sebeplerle kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hâle getirme talebinde bulunabilir (HMK m. 95). Talep, engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır (HMK m. 96).
Dayanak mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 92, 93, 94, 95, 96, 97, 103, 104, 119, 127, 128, 139, 150, 176, 177, 178, 180, 345, 361
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 178
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.