Boşanmada kredi ve borçlar artık değerden nasıl düşülür? Borcun hangi mal kesimine ait sayıldığı, anlaşılamayan borç ve denkleştirme (TMK 230, 231).
Kısaca
- Artık değer, edinilmiş malların toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarılarak bulunur (TMK m. 231/1).
- Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar; kişisel mala ilişkin borç kişisel mallardan, edinilmiş mala ilişkin borç edinilmiş mallardan düşülür (TMK m. 230/2).
- Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır.
- Bir borç diğer kesimin mallarından ödenmişse tasfiyede denkleştirme istenebilir (TMK m. 230/1).
- Borcun hangi mala ilişkin olduğunu ispat için kredi sözleşmesi, kullanım amacı ve ödeme kayıtları belirleyicidir.
Boşanmada bir eşin üzerinde konut kredisi, ihtiyaç kredisi ya da kart borcu varsa ilk akla gelen soru şudur: bu borç mal paylaşımında hesaba girer mi, girerse nereden düşülür? Cevap, borcun hangi mala ilişkin olduğuna bağlıdır. Kanuna göre her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar; hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç ise edinilmiş mallara ilişkin sayılır (TMK m. 230/2). Bu iki cümle, artık değer hesabının borç tarafını belirleyen asıl kuraldır.
Artık değer tanımında borç nerede duruyor?
Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eşin artık değeri ayrı ayrı bulunur. TMK m. 231/1 bunu şöyle tarif eder: eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktar. Tanımın iki yönü var. Birincisi, hesap yalnızca edinilmiş mallar (TMK m. 219) üzerindendir; kişisel mallar (TMK m. 220) katılma alacağına konu olmaz. İkincisi, çıkarılacak borçlar da sadece “bu mallara ilişkin” borçlardır.
Bu cümlenin pratik sonucu şöyle: eşiniz kişisel malı olan bir evin kredisini ödüyorsa, bu borç onun kişisel mal kesimine aittir; edinilmiş mallarından artık değer hesabında düşülmez. Edinilmiş mallar için alınmış bir araç kredisi ise edinilmiş mal artık değerinden çıkarılır. Hesabın mantığı basit görünse de uygulamada, borcun hangi kesime yazılacağı tartışmanın merkezidir.
Her borç ilişkin olduğu kesime yazılır
TMK m. 230/2’nin ilk cümlesi şunu söyler: her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Yani borcu doğuran kullanım, hangi malın edinilmesi, korunması ya da giderlerine ilişkinse borç o mal kesiminin borcudur. Bir eşin evlenmeden önce aldığı arsanın vergisi, miras kalan taşınmazın bakım gideri ya da kişisel malı olan aracın kredisi kişisel mal kesimine yazılır. Evlilik süresince çalışmakla elde edilen gelirle alınan bir otomobilin, evin mobilyalarının ya da ticari faaliyette kullanılan makinenin borcu ise edinilmiş mal kesimine yazılır.
Bu ilke, kredi sözleşmesinin kimin adına imzalandığına değil, borcun ne için alındığına bakar. Bir eşin aldığı kredi diğer eşin malının edinilmesine ya da iyileştirilmesine harcanmışsa, bu ayrıca değer artış payı (TMK m. 227) bakımından gündeme gelebilir. Bu nedenle kredi sözleşmesinin amacı, banka kayıtları ve paranın nereye aktarıldığı hesap sırasında araştırılır.
Anlaşılamayan borç edinilmiş mal borcu sayılır
Bir borcun hangi kesime ait olduğu belgelerle de tanıklarla da ortaya çıkarılamıyorsa kanun bir varsayım getirmiştir: hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır (TMK m. 230/2). Bu, mal rejimi hükümlerinin genel kuralıyla uyumludur; bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir (TMK m. 222/3).
Bunun anlamı, belirsizlikte borcun edinilmiş mal artık değerinden düşüleceğidir. Borcu alan eş için bu avantajlıdır; çünkü artık değeri düşer. Karşı eş için ise borcun düşülmesi yarı payın küçülmesi demektir. Dolayısıyla borcun kişisel mala ilişkin olduğunu, yani edinilmiş mallardan düşülmemesi gerektiğini savunan taraf bu iddiayı belgelemelidir. İspat edilemezse borç edinilmiş mal borcu sayılır.
Denkleştirme: borç diğer kesimin malından ödenmişse
Bir mal kesimine ait borcun diğer kesimdeki mallardan ödenmesi sık görülür. TMK m. 230/1 bu durumda denkleştirme istenebileceğini söyler: bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise tasfiye sırasında denkleştirme yapılır. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirmenin katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine göre yapılacağını belirtir. Mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır.
Somut olarak: evlenmeden önce aldığınız dairenin kredisini evlilik boyunca maaşınızdan ödediniz. Daire kişisel maldır; kredi borcu da kişisel mala ilişkindir. Ama ödemeyi edinilmiş mallardan, yani maaşınızdan yaptınız. Bu durumda edinilmiş mal kesiminden kişisel mala bir katkı yapılmış olur ve katılma alacağı hesabında bu katkı denkleştirme konusu olur. Katkı oranı ve dairenin tasfiye zamanındaki değeri hesabı belirler.
Denkleştirme değer artış payı alacağından (TMK m. 227) farklıdır: değer artış payı bir eşin diğer eşe ait malına yaptığı katkıdır, denkleştirme ise aynı eşin kendi iki mal kesimi arasındaki aktarmadır. Bu fark, dosyada doğru dava dilekçesi için önemlidir; değer artış payı alacağı makalesinde ayrıca anlatıyoruz.
Hangi borçlar sorun çıkarır?
Uygulamada şu borç türleri tartışma yaratır:
- Konut kredisi. Evlilikten önce ya da sonra alınmış olması, konutun hangi kesime girdiğini belirler. Taksitlerin kimden ödendiği denkleştirme konusudur.
- İhtiyaç kredisi ve kart borcu. Paranın aile giderlerine mi, bir eşin kişisel malına mı, yoksa bir eşin tek başına harcamasına mı gittiği gösterilmelidir. Gösterilemezse borç edinilmiş mal borcu sayılır.
- Ticari borçlar. Bir eşin işletmesinden doğan borçlar çoğunlukla işletmenin ait olduğu mal kesimini yükümlendirir; işletme edinilmiş mal ise borçlar da buraya yazılır.
- Kumar, bahis ve savurganlık borçları. Kanun bu borçların kesimini ayrıca belirtmez; kesim belirlemesi yine borcun ilişkin olduğu mala göre yapılır. Bu borcun kusur bakımından değerlendirilmesi ise ayrı bir sorudur. Borç batağı ve boşanma davası makalesinde bu konuya değindik.
Varsayımsal örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim. Zeynep ile Burak’ın mal rejimi dava tarihinde sona ermiş. Zeynep’in edinilmiş mallarının toplam değeri kırk birim; bunlara ilişkin ödenmemiş araç kredisi yedi birim. Ayrıca Zeynep’in ne için alındığı belli olmayan bir ihtiyaç kredisi borcu beş birim. Zeynep’in miras yoluyla gelen kişisel dairesine ilişkin onarım borcu da üç birim.
Edinilmiş mallara ilişkin araç kredisi artık değerden düşülür. Ne için alındığı belli olmayan ihtiyaç kredisi, ispat edilemediği sürece edinilmiş mallara ilişkin sayılır ve o da düşülür. Kişisel daireye ilişkin onarım borcu ise kişisel mal kesimine aittir, edinilmiş mallardan düşülmez. Bu durumda Zeynep’in artık değeri kırk eksi on iki, yani yirmi sekiz birim çıkar. Burak’ın bunun yarısı olan on dört birim üzerinde hakkı doğar (TMK m. 236); Burak’ın kendi artık değeri varsa alacaklar takas edilir. Burak, ihtiyaç kredisinin Zeynep’in kişisel dairesine harcandığını ispat edebilirse hesabın sonucu değişir: kişisel mala ilişkin borç düşülmez ve Zeynep’in artık değeri yükselir. Bu bir örnektir; gerçek hesabın kalemleri farklı olabilir.
Borcun kesimini göstermek için hangi belgeler gerekir?
Borcun kesimi tartışmalıysa, savunma da belgelere dayanır. Banka ve finans kuruluşundan kredi sözleşmesi, kullanım amacı bildirimi, ödeme planı ve hesap hareketleri istenir. Kredi bir araç ya da konut için kullanıldıysa satış sözleşmesi, tapu kaydı veya trafik tescil belgesiyle bağlantı kurulur. Ticari bir borç söz konusuysa işletmenin defter ve fatura kayıtları önem kazanır. Kredi sözleşmesinde “konut” ya da “taşıt” gibi bir amaç yazılıysa, bu bilgi kesim belirlemesinde önemli bir ipucudur; amaç yazılmamışsa para akışı iz sürülerek ortaya çıkarılır.
Taksitlerin hangi hesaptan ödendiği de bilgi verir. Maaş hesabından düzenli ödeme yapılıyorsa ödeme edinilmiş mallardan yapılmıştır. Evlenmeden önceki birikimden, miras yoluyla gelen paradan ya da kişisel malın satışından yapılan ödeme ise kişisel malların kullanıldığını gösterir. Bu iz, denkleştirme talebinin de temelidir.
Eşler arasındaki borç ayrı bir konu
Artık değer hesabında akla ilk gelen borçlar, bankalara ve diğer üçüncü kişilere olan borçlardır. Eşlerin birbirine olan borçları ise ayrı bir alacak ilişkisidir: mal rejimi eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez (TMK m. 217) ve eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilir (TMK m. 226/3). Eşinize ödünç para verdiyseniz ya da onun adına ödeme yaptıysanız bunu ayrıca ileri sürmeniz ve belgelemeniz gerekir; hesabın içinde nasıl yer alacağı dosyaya göre değişir. Konuyu eşler arası borçlar ve envanter makalesinde ayrıntılı anlattık.
Borç, edinilmiş mal toplamını aşıyorsa ne olur?
Bir eşin edinilmiş mallarına ilişkin borcu, bu mallardan fazla çıkabilir. Kanun artık değer tanımının hemen ardından “değer eksilmesi göz önüne alınmaz” hükmünü getirir (TMK m. 231/2). Bu hüküm genel olarak artık değerin eksiye düşmeyeceği biçiminde yorumlanır: o eşin artık değeri sıfır sayılır ve açık diğer eşe yüklenmez. Bu yorum kanun metninde açıkça yazmadığı için, kendi dosyanızda nasıl uygulanacağı ayrıca değerlendirilmelidir. Hükmün kapsamı ve sonuçlarını değer kaybı artık değerden düşülür mü makalesinde ele alıyoruz.
Sık yapılan hatalar
- Kredinin kimin adına olduğuna bakmak. Hesap, borcun ilişkin olduğu mala göre yapılır, kimin adına yazıldığına göre değil.
- Belge toplamamak. Konut kredisi sözleşmesi, ödeme planı, hesap dökümü ve paranın kullanıldığı malın faturası ispatın temelidir.
- Her borcu düşülecek saymak. Kişisel mala ilişkin borç, edinilmiş mal artık değerinden düşülmez.
- Denkleştirmeyi unutmak. Borcu diğer kesimden ödemiş olmanın tasfiyede ayrı bir alacak doğurabileceği çoğu zaman gözden kaçar.
- Dava tarihini yanlış almak. Boşanmaya karar verilirse mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225/2) ve mal kesimleri rejimin sona erdiği andaki durumlarına göre ayrılır (TMK m. 228).
Borçların belirleyici olduğu bir mal paylaşımında, hesabın tamamı için katılma alacağı nasıl hesaplanır ve boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır makalelerine de göz atabilirsiniz.
Kredi ve borçlarınızın paylaşımda nasıl yer alacağını sormak için
Borçların hangi kesime yazılacağı, dosyanızdaki sözleşmelere, ödeme kayıtlarına ve malın niteliğine bağlıdır. Genel bilgi bu konuda yol göstermekle birlikte, kendi borçlarınızın hesaba nasıl yansıyacağını belgeleri görmeden söylemek mümkün değildir. Durumunuzu anlatmak isterseniz iletişim sayfasından telefonla arayabilir ya da WhatsApp’tan yazabilirsiniz. Çalışma alanımız için aile hukuku sayfasına bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Evlenmeden önce aldığım evin kredisini evlilikte ödedim; bu borç artık değerden düşülür mü?
Ev evlenmeden önce edinildiği için kişisel maldır. Bu mala ilişkin borç kişisel mal kesimine aittir, edinilmiş mal artık değerinden düşülmez. Ama taksitleri evlilik gelirinden ödediyseniz edinilmiş mallardan kişisel mala yapılmış bir katkı doğar ve denkleştirme istenebilir (TMK m. 230).
Ne için alındığı belli olmayan kredi hangi kesime yazılır?
Kanun açıktır: hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç edinilmiş mallara ilişkin sayılır (TMK m. 230/2). Bu, borcu alan eşin lehinedir; çünkü edinilmiş mal borcu artık değerini düşürür. Karşı eş borcun kişisel mala ilişkin olduğunu ispat ederse sonuç değişir.
Tüketici kredisi ve kredi kartı borçları da düşülür mü?
Edinilmiş mallara ilişkin borçlar artık değerden düşülür. Tüketici kredisinin ya da kart borcunun neye harcandığı gösterilebilirse hangi kesime ait olduğu ortaya çıkar; gösterilemezse edinilmiş mal borcu sayılır. Harcamanın aile yararına olup olmadığı ayrıca tartışılabilir.
Bir eşin kendi borcu diğer eşten de talep edilebilir mi?
Üçüncü kişilere karşı sorumluluk ayrı bir konudur: eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur (TMK m. 224). Mal rejimi tasfiyesi ise eşler arasındaki hesabı düzenler; alacaklıya karşı sorumluluğu değiştirmez.
Borç artık değerden düşülünce eşim de o borcu yarı yarıya mı öder?
Borç düşüldüğünde, o eşin artık değeri azalır. Karşı eşin hak sahibi olduğu yarı pay da buna göre küçülür; dolayısıyla borcun etkisi dolaylı olarak paylaşılmış olur. Borcun doğrudan paylaşımı anlamına gelmez.
Dayanak mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 217, 219, 220, 222, 224, 225, 226, 227, 228, 230, 231, 236
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.