Aile Hukuku ve Boşanma

Eve Dönüş İhtarından Sonra İki Ay Nasıl Hesaplanır? Boşanma Davası Ne Zaman Açılır?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Terk nedeniyle boşanmada ihtarın tebliğinden sonra iki ay geçmeden dava açılamaz. Sürenin nasıl işlediği ve erken açılan davanın akıbeti açıklanıyor.

Kısaca

  • Terk nedeniyle boşanma davası, eve dönüş ihtarından sonra iki ay geçmedikçe açılamaz (TMK m. 164/2).
  • İki aylık süre, terk eden eşe ortak konuta dönmesi için tanınan süredir; ihtarın usulüne uygun tebliği süreyi başlatır.
  • Süre dolmadan açılan davada terk sebebi oluşmuş sayılmaz; iki ay dolduktan sonra yeniden dava açılabilir.
  • Terk sebebinin şartları eksikse evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebine dayanmak ayrı bir yoldur (TMK m. 166/1).

Terk nedeniyle boşanma davasında takvimin kendisi bir şarttır. Eve dönüş ihtarı terk eden eşe tebliğ edildikten sonra iki ay geçmeden dava açılamaz; kanun bunu açıkça yazar (TMK m. 164/2). Yani ihtarı çektiğiniz gün değil, ihtarın karşı tarafa ulaşmasından başlayan iki ayın bitmesi sizi dava tarihine götürür. Bu iki ayı yanlış sayarsanız, haklı olduğunuz bir davada bile sebebi kaybedebilirsiniz.

İki ay neden var ve neyi ölçer?

Kanun koyucu terk sebebini diğer boşanma sebeplerinden ayırmış ve önüne bir sıra koymuştur. Önce ayrılık en az altı ay sürecek. Sonra dördüncü ay bittikten itibaren hâkimden ya da noterden ihtar istenebilecek. Ardından terk eden eşe ortak konuta dönmesi için iki ay tanınacak. Bu iki ay, evliliği sürdürmek isteyen tarafın kapıyı gerçekten açık bıraktığını gösterir.

İhtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmezse doğacak sonuçlar bildirilir. Bu içerik zorunludur; süre yazılmamış ya da sonuçları anlatmayan bir metin kanundaki ihtarın yerine geçmeyebilir. İhtarın nasıl çekileceğini ayrıca anlattığımız noterden eve dönüş ihtarı ve hâkimden eve dönüş ihtarı yazılarında bulabilirsiniz.

Sayım nereden başlar?

Kanun metni sürenin başlangıcı için “ihtardan sonra” der. Hukukta ihtar, karşı tarafa ulaştığı anda sonuç doğurur; bu yüzden pratikte sayım tebliğ tarihine bağlanır. Noter ihtarında tebliğ şerhindeki tarih, mahkeme yoluyla yapılan ihtarda ise tebligat evrakındaki tarih belirleyicidir. Muhatap adreste bulunmaz ya da tebligatı almaktan kaçınırsa tebliğ memuru evrakı muhtara veya kolluğa bırakır, ihbarnameyi kapıya yapıştırır ve yapıştırma tarihi tebliğ tarihi sayılır (Tebligat Kanunu m. 21). Evrak bir yakınına verildiyse tebliğin geçerliliği ayrıca tartışılabilir; bu yüzden tebligat evrakının kendisini saklamak gerekir.

Kendi hesabınızı yaparken şu sıralamayı bir kâğıda yazın:

  1. Ortak konutun terk edildiği ya da dönülmediği gün.
  2. Dördüncü ayın bittiği gün; ihtar talebi bundan önce yapılamaz.
  3. İhtarın tebliğ edildiği gün.
  4. Tebliğden sonra iki ayın dolduğu gün; dava bundan önce açılamaz.

Ay hesabı takvimdeki aya göre yapılır, otuz günlük sayımla değil. Ayın sonuna denk gelen tarihlerde (örneğin otuz birinci gün) hangi günün son gün olacağı ayrıca düşünülmelidir. Bu tür bir belirsizlik varsa süreyi kendi lehinize yorumlamak yerine birkaç gün payla beklemek daha güvenlidir.

İki ay dolmadan dava açılırsa ne olur?

TMK m. 164/2’nin son cümlesi nettir: ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz. Süre dolmadan açılan davada terk sebebinin şartı gerçekleşmediği için bu sebebe dayanan talep kabul edilmez. Mahkeme dosyanızı usulden mi esastan mı sonuçlandıracağını somut dilekçeye göre belirler; sonuç değişmez: terk sebebiyle boşanma kararı çıkmaz.

Bu durumda iki yol vardır. Birincisi, sürenin dolmasını bekleyip aynı olay için yeniden dava açmaktır. İkincisi, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ileri sürerek genel sebebe dayanmaktır (TMK m. 166/1). Genel sebepte ihtar şartı aranmaz, ama bu kez evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeyi beklenemez derecede temelinden sarsıldığını ispatlamanız gerekir. İhtar çekilmeden açılan terk davasının akıbetini ayrıca ele aldık.

Terk olgusunun yanında evlilik birliğinin sarsıldığını gösteren başka olaylar da varsa bunlar aynı dilekçede ileri sürülebilir. Dilekçede hangi sebeplerin ve olguların nasıl kurulacağı olay örgüsüne bağlıdır; bunu dosyayı görerek belirlemek gerekir.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Ayşe Hanım’ın eşi Mart ayının ilk günü ortak konutu bırakıp başka bir şehre yerleşiyor ve bir daha dönmüyor. Dördüncü ay Temmuz ayının başında doluyor. Ayşe Hanım Temmuz ayında noterden ihtar talep ediyor, ihtarname eşe on beş Temmuz’da tebliğ ediliyor. İki ay, Eylül’ün on beşinde bitiyor. Ayşe Hanım Eylül’ün on ikisinde dilekçesini verirse, ayrılık altı ayı geçmiş olsa da dava erken açılmış olacak. Eylül’ün on altısı ya da sonrası güvenli tarihtir.

Aynı örnekte eş Ağustos’un başında eve gelir, bir hafta kalır ve yeniden giderse ne olacağı ayrı bir sorudur; bunu ihtardan sonra eve dönmenin etkisi yazısında anlattık. Burada vurgulanacak nokta, iki ay boyunca ortak konutun hazır ve kapının açık olmasıdır.

İki ay içinde neler yapmalısınız, neler yapmamalısınız?

İki ay boş bir bekleme süresi gibi görünür ama dosyanın niteliğini belirleyen bir dönemdir. Bu süre boyunca:

  • Ortak konutu oturulabilir tutun; ihtarda yazılan adres gerçekten dönülebilecek adres olsun.
  • Eşinizi geri çağırdığınızı gösteren davranışlarla çelişen adımlardan kaçının. Örneğin eşinize hakaret içeren mesajlar göndermek, “hiç dönme” demek, kilidi değiştirmek ihtarın samimiyetini zedeler.
  • Eşiniz telefon ya da mesajla dönmek istediğini söylüyorsa bunu kayda alın; dönüşü engelleyen kişi olarak anılmak istemezsiniz (TMK m. 164/1, son cümle).
  • Dava açılacağı hâlde yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdir (TMK m. 168); dilekçeyi hazırlarken bunu da doğrulayın.

Süre dolduktan sonra eşiniz dönmezse

İki ay sonuçsuz geçmiş, eşiniz ortak konuta dönmemişse davayı açabilirsiniz. Dilekçede ayrılık süresi, ihtar tarihi, tebliğ tarihi ve dönülmediği olgusu tarih tarih yazılır; ihtarname ve tebliğ evrakı eklenir. Dilekçe kısa kalsa bile ihtarın ve sürelerin kanundaki şartlara uyup uymadığı dosyadaki belgelerden incelenir. Dilekçede olayları somutlaştırmak bu nedenle terk davalarında özellikle önemlidir.

Kanun terk için ayrıca bir dava açma süresi koymamıştır; ama ayrılığın dava sırasında “devam etmekte” olması şarttır. Eşiniz ihtardan sonra bir süre eve dönüp sonra tekrar ayrılmışsa ya da ortak hayat bir şekilde yeniden kurulmuşsa dosya bambaşka bir noktaya gelir. Uzun süre beklemek bu ihtimali artırır; bu yüzden süre dolduğunda gecikmeden hareket etmek akıllıca olur.

Terk davasından sonra mali sonuçlar

İki aylık sürenin hesabı sizi dava tarihine götürür, ama kararın asıl sonuçları sonradan gelir: kusur dağılımı, tazminat ve nafaka. Terk edilen eşin kusursuz ya da daha az kusurlu olması tazminat ve nafaka taleplerinde önem taşır (TMK m. 174, 175). Bunların nasıl işlediğini terk nedeniyle boşanmada nafaka ve tazminat yazısında bulabilirsiniz. Yoksulluk nafakasıyla ilgili güncel durum için de Anayasa Mahkemesi kararı yazımıza bakabilirsiniz.

Süreyi kaçırmamak için küçük bir kontrol listesi

Dosyanızın tarihlerini bir arada görmek için şu belgeleri toplayın: eşin ayrıldığını gösteren mesajlar ya da tanık isimleri, ihtar talep dilekçesi veya noter ihtarnamesi, tebliğ belgesi, ortak konutun adresini gösteren kira ya da tapu kaydı ve yazışmalar. Belgeleri kronolojik bir sıraya koyduğunuzda süre hatası kendiliğinden görünür hâle gelir.

İhtar tebliğ edilemezse ya da eş tebligatı almazsa

Her ihtarname ilk denemede karşı tarafa ulaşmaz. Eşiniz taşınmış olabilir ya da adres yanlış çıkabilir. Tebliğ gerçekleşmediyse iki ay henüz başlamamış demektir; çünkü sayılacak bir tebliğ tarihi yoktur. Tebligat “bilinmeyen adres” ya da “taşınmış” şerhiyle dönerse, ihtar eşin adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine çıkartılır (Tebligat Kanunu m. 10); orada da sonuç alınamazsa gerçek adres araştırılır. Adres hiç bulunamıyorsa kanundaki ilan yolu devreye girer; bunu adresi bilinmeyen eşe ihtar yazısında anlattık.

Tebligattan kaçınan eş ise süreyi durduramaz: imtina ya da adreste bulunmama hâlinde usulüne uygun yapılan işlemle tebliğ gerçekleşmiş sayılır; geçerliliği evraktaki şerhlere göre belirlenir. Bu yüzden elinizdeki evrakın birer örneğini saklamak, hangi tarihte ne yapıldığını yazılı göstermek zorundadır. Evrakın tebliğ şerhi eksikse, dava açmadan önce eksikliği gidermek ileride yaşanacak bir tartışmayı önler.

Dava dilekçesine yazılacak tarihler

İki aylık sürenin dolduğunu mahkemeye göstermek sizin görevinizdir. Dilekçede tarihleri kronolojik bir paragrafta vermek hem hâkimin işini kolaylaştırır hem de eksik bırakılmış bir tarihin sonradan sorun yaratmasını engeller. Dilekçede şu bilgilerin yer alması yararlıdır:

  • Ortak konutun terk edildiği tarih ve ayrılığın hâlâ sürdüğü,
  • İhtar talebinin hangi tarihte, hangi merciye yapıldığı,
  • İhtarın karşı tarafa hangi tarihte tebliğ edildiği,
  • İki ayın hangi tarihte dolduğu ve eşin dönmediği,
  • Ortak konutun adresi ve eşin dönmesi için hazır tutulduğu.

İhtarname ve tebliğ evrakı dilekçeye ek olarak sunulur. Ayrıca eşin ihtar sonrasında sizinle ya da çocuklarla iletişim kurup kurmadığı, para gönderip göndermediği gibi bilgiler, ayrılığın devam ettiğini gösterdiği için önem taşır.

Süre hesabında yapılan tipik hatalar

Pratikte iki ay hesabında şu hatalarla karşılaşılır. İlki, ihtarı çekme tarihi ile tebliğ tarihini karıştırmaktır; süre ihtarı hazırladığınız günden değil, eşe ulaştığı günden hesaplanır. İkincisi, ayrılığın başlangıcını yanlış almaktır: eş geçici olarak gittiyse ve sonra döndüyse ayrılık o dönüşle kesilmiş sayılabilir, sonraki ayrılık yeni bir başlangıç olur. Üçüncüsü, dördüncü ay dolmadan ihtar talep etmektir. Kanunun lafzı bu konuda serttir: belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz.

Bu hataların sonucu ağırdır. Dördüncü aydan önce yapılan ihtar ya da iki ay dolmadan açılan dava, terk sebebinin kabul edilmemesine yol açabilir; sonra iş yeniden başlar ve aylar kaybedilir. Bu nedenle tarihlerin her biri için bir belge toplamak ve aralarda en az birkaç günlük pay bırakmak akıllıca bir alışkanlıktır.

Takvim sizin dosyanıza göre değişir: telefonla ya da WhatsApp’tan anlatabilirsiniz

İhtar sürecinde en çok hata, tarihlerin birbirine karışmasından ya da tebliğin geçerliliğinin yanlış varsayılmasından doğar. Kendi dosyanızdaki ayrılık tarihi, ihtar şekli ve tebliğ durumu sonucu değiştirebilir. Durumunuzu telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilirsiniz; iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz. Genel çerçeve için aile hukuku sayfamıza ve terk nedeniyle boşanma yazımıza da göz atabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

İki aylık süre ihtarı çektiğim gün mü başlar?

Kanun, terk eden eşe ortak konuta dönmesi için iki ay verilmesini ve bu sürenin ihtardan sonra işlemesini öngörür. Pratikte önemli olan, ihtarın karşı tarafa usulüne uygun ulaşmasıdır. Tebliğ tarihini gösteren belge dosyanızın en önemli parçalarından biridir.

İki ay dolmadan dava açarsam ne olur?

TMK m. 164/2 ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamayacağını söyler. Erken açılan davada terk sebebi kabul edilmez. Süre dolduktan sonra yeni bir dava açılabilir ya da genel boşanma sebebine dayanılabilir.

İki ay içinde eş eve dönerse dava açabilir miyim?

Terk sebebinin temeli, ihtarın sonuçsuz kalmasıdır. Eş süre içinde ortak konuta dönmüşse ihtar sonuçsuz kalmış sayılmaz. Dönüşün gerçek olup olmadığı, yani ortak hayatın fiilen sürdürülüp sürdürülmediği somut olaya göre incelenir.

İhtardan sonra dava açmak için son bir tarih var mı?

TMK m. 164 terk için ayrıca altı ay ya da bir yıl gibi bir dava açma süresi koymamıştır. Yine de ayrılığın dava açıldığı sırada devam ediyor olması gerekir. Uzun süre beklemek, ortak hayatın yeniden kurulmuş olması ihtimalini gündeme getirir.

Süreyi doğru hesaplamak için ne yapmalıyım?

Ayrılığın başlangıç tarihini, ihtar talebi tarihini ve tebliğ tarihini yazılı belgelerle kayda alın. Ay hesabında şüphe varsa bir iki gün fazla beklemek, erken dava riskinden daha ucuzdur.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 164, 166, 168, 174, 175
  • 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 10, 21
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler