Eşini ortak konutu terke zorlayan veya dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır (TMK m. 164/1). Boşanma davasına etkisi ve ispat yolları açıklanıyor.
Kısaca
- Diğerini ortak konutu terke zorlayan veya haklı sebep olmadan dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır (TMK m. 164/1).
- Evden kovulan eş, fiilen ayrılmış olsa da terk eden konumunda değildir; terk sebebine dayanabilecek taraf kovulan eştir.
- Kapının kilitlenmesi, eşyaların dışarı atılması, tehdit ve baskı bu sonuca varabilecek olgulardır; ispat yükü ileri süren taraftadır.
- Kovma ve engelleme ayrıca kusur olarak değerlendirilir ve tazminat ile nafaka sonuçlarını etkiler.
Terk denince akla evden giden eş gelir; ama Medeni Kanun sadece gidene bakmaz. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan ya da haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır (TMK m. 164/1). Yani eşini evden kovan, kapıyı kilitleyen ya da eve almayan kişi, hukuken “terk eden” konumuna geçebilir. Bu, terk nedeniyle boşanma davasında rollerin tersine dönmesi demektir.
Kanun metni ne diyor?
TMK m. 164/1, terkin iki şeklini düzenler. Birincisi alışıldık haliyle, evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk etmek ya da haklı sebep olmadan ortak konuta dönmemektir. İkincisi, eşi ortak konutu terke zorlamak veya eşin dönmesini engellemektir. Her ikisinde de sonuç aynıdır: Terk sebebi, terk edilen eşin lehine işler.
Burada eşlerin birlikte yaşama yükümlülüğü devreye girer. TMK m. 185/3’e göre eşler birlikte yaşamak zorundadır ve m. 186’ya göre oturacakları konutu birlikte seçerler. Bir eşin tek başına “burada kalamazsın” diyerek ortak konutu kapatması, bu iki hükme aykırılık olarak ileri sürülebilir.
Hangi davranışlar eşi terke zorlama sayılır?
Kanun “zorlama” ve “engelleme” kelimelerini kullanır; hangi davranışların bu kapsama girdiği olayın niteliğine göre belirlenir. Genel olarak şu tür olgular bu kapsamda ileri sürülür:
- Eşin eşyalarını dışarı atmak ya da toplayıp kapıya bırakmak,
- Kilidi değiştirip eşi eve almamak,
- Sürekli hakaret, tehdit ya da şiddetle evi yaşanamaz kılmak,
- “Bu evde kalamazsın” gibi sözlü ya da yazılı baskıyla eşi çıkmaya zorlamak,
- Eşin eve dönmesini fiilen engellemek, kapıyı açmamak.
Sadece tartışma sırasında söylenen sert bir söz bu sonucu doğurmayabilir. Mahkeme, davranışın gerçekten eşin ayrılmasına yol açıp açmadığına ve bu davranışın haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığına bakar. Haklı sebep örneği olarak, eşin evde şiddet uygulaması sebebiyle koruma amaçlı bir uzaklaştırma alınması gösterilebilir; bu durumda eve girişin engellenmesi başka bir hukuki zemine oturur.
Rollerin tersine dönmesi: kim dava açabilir?
Terk nedeniyle boşanma davasını “terk edilen eş” açar. TMK m. 164 çerçevesinde kovulan eş, fiilen evi bırakmış olsa da terk edilen sayıldığı için, kendi lehine bu sebebe dayanabilir. Kanun terk sebebi için ayrılığın en az altı ay sürmesini, devam etmesini ve hâkim veya noter eliyle yapılan ihtarın sonuçsuz kalmasını arar (TMK m. 164/1-2). Ancak kanun metni ihtarı “terk eden eşe ortak konuta dönmesi gerektiği” yönünden düzenler; evden kovma ya da eve almama hâlinde ihtarın içeriğinin nasıl kurulacağını ayrıca açıklamaz. Bu yüzden böyle bir dosyada terk sebebine dayanılıp dayanılmayacağı ve ihtarın nasıl yazılacağı olayın ayrıntılarına göre değerlendirilir. İhtar sürecinin işleyişi için terk nedeniyle boşanma ve eve dönüş ihtarı yazımıza bakabilirsiniz.
Terk şartları tam olarak oluşmamışsa bile eşi evden kovmak başka sebeplerle boşanmaya yol açabilir. Pek kötü davranış ve ağır derecede onur kırıcı davranış ayrı bir sebeptir (TMK m. 162); evlilik birliğinin temelinden sarsılması da genel sebeptir (TMK m. 166/1). Bu sebeplerde ihtar aranmaz. Ancak TMK m. 162’ye dayanacaksanız süreye dikkat edin: dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde olayın üzerinden beş yıl geçmekle düşer; affeden eşin dava hakkı da yoktur (TMK m. 162/2-3).
İspat: Kapının kilitlenmesini nasıl gösterirsiniz?
İspat yükü, iddia edilen vakıadan hak çıkaran taraftadır (HMK m. 190). Kovulduğunuzu veya eve alınmadığınızı iddia ediyorsanız bunu kanıtlamak size düşer. Tanık anlatımı, mesajlar, kapıda geçen olaylara ilişkin kolluk kayıtları, çilingir faturası, komşu ifadeleri ve eşyaların dışarı çıkarıldığına dair fotoğraflar kullanılabilecek kanıtlardır.
Kritik olan, olayın gününü ve ardından yaşananları ayrıntısıyla anlatabilmektir. “Beni kovdu” demek yetmez; hangi gün, hangi sözlerle, kimlerin yanında, eşyalarınız nasıl alındı gibi sorulara cevap verecek ayrıntıları hazırlayın. Delil listesinin nasıl hazırlanacağını ve tanık listesi ile adres bilgilerinin nasıl verileceğini ayrı yazılarda anlattık.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: Ali ile Selin evlidir. Bir tartışmanın ardından Ali, Selin’in eşyalarını koliler içinde apartman kapısına bırakıyor, ertesi gün kilidi değiştiriyor. Selin annesinin yanına gidiyor ve birkaç kez eve dönmek için kapıya geldiğinde kapı açılmıyor. Selin bu görüşmeleri mesajla ve komşu tanıklığıyla belgeliyor.
Bu örnekte Selin fiilen evden ayrılmış olsa da, Ali’nin davranışı kanun karşısında terke zorlama niteliğindedir. Selin terk sebebine dayanmak isterse ayrılığın altı ay sürmesini ve kanundaki ihtar şartını gözetmesi gerekir; ihtarın nasıl kurulacağı dosyaya göre belirlenir. Selin ayrıca Ali’nin davranışını pek kötü davranış ya da evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle de ileri sürebilir; bu sebeplerde ihtar aranmaz, ama pek kötü davranış sebebinde olayı öğrendiği andan itibaren işleyen altı aylık süreyi kaçırmaması gerekir. Her hâlde Ali’nin kapıyı kilitlemesinin haklı bir sebebi olup olmadığı da mahkemece araştırılır.
Sık yapılan hatalar
Eve alınmayan eşin en sık yaptığı hata, bunu hiçbir şekilde kayıt altına almamaktır. “Gelmedi” ile “alınmadı” arasındaki fark sadece ispatla ortaya çıkar. Bir diğer hata, eve dönmek için hiçbir girişimde bulunmamaktır; aylar sonra “beni almadılar” demek zordur. Dönmeye çalıştığınızı gösterecek bir iz (mesaj, noter ihtarı, bir yakınla birlikte yapılan ziyaret) bırakmak önemlidir.
Bir başka hata da kendi eşyalarının tamamını almak için karşı tarafla anlaşmak yerine tek taraflı hareket etmek ve yeni bir tartışma çıkarmaktır. Eşyaların alınması gereken durumlarda bir tanık ya da yakın eşliğinde, mümkünse yazılı bir bildirimle hareket etmek, sonradan çıkabilecek suçlamaları önler.
Mali sonuçlar ve geçici önlemler
Eşini evden kovan taraf, boşanmanın kusurlu tarafı olarak değerlendirilebilir. Bu, tazminat ve nafaka bakımından önem taşır: kusursuz veya daha az kusurlu taraf uygun maddi tazminat isteyebilir, kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat talep edebilir (TMK m. 174). Yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla nafaka isteyebilir (TMK m. 175). Anayasa Mahkemesi’nin Haziran 2026 tarihli kararı, yoksulluk nafakasındaki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline ilişkindir; iptal hükmü kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek, bu süre içinde yasama düzenlemesi beklenmektedir. Ayrıntılar için yoksulluk nafakası kararını okuyabilirsiniz.
Dava açıldığında barınma, geçim ve çocukların korunması gibi konularda geçici önlemler hâkim tarafından re’sen alınır (TMK m. 169). Aile konutu ayrıca korunur: Eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmadan aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez, konutu devredemez veya üzerindeki hakları sınırlayamaz; malik olmayan eş tapuya şerh verilmesini isteyebilir (TMK m. 194). Eve girişin engellenmesine ilişkin ek bilgi için ortak konuta giriş engellenirse yazımıza göz atın.
Eşi kovan tarafın savunması neler olabilir?
Kovma iddiasıyla karşılaşan eş, kendi savunmasını çoğunlukla “kovmadım, kendi isteğiyle gitti” ya da “kapıyı açmamamın haklı bir sebebi vardı” biçiminde kurar. İlk savunma olayın gerçekte nasıl geliştiğine bağlıdır ve tanık ile yazışmalar belirleyicidir. İkinci savunma ise haklı sebep iddiasıdır: eşin şiddet uyguladığını, evin güvenliğini tehdit ettiğini ya da eşyalara zarar verdiğini ileri sürmek gibi.
Haklı sebep iddiası ciddiyetle ele alınır, çünkü kanun yalnızca haklı sebep olmaksızın dönmeyi engelleyen eşi terk etmiş sayar (TMK m. 164/1). Ancak haklı sebebi ileri süren taraf, onu ispatlamakla yükümlüdür (HMK m. 190). Şiddet nedeniyle kapıyı kapatmış bir eşin, bunu koruma kararı, rapor ya da kolluk kaydıyla göstermesi beklenir. Koruma kararı varsa eve girişin hukuka uygun biçimde engellenmesi başka bir zemine oturur; bunu koruma kararı alan eşin evden ayrılması yazısında ele aldık.
Aile konutu üzerindeki haklar kovma durumunda da sürer
Eşi kovan taraf evin tek sahibi olsa bile, eş, aile konutu üzerinde kanunun tanıdığı korumadan yararlanır. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz üzerinde malik olmayan eş, tapu kütüğüne şerh verilmesini isteyebilir; diğer eşin açık rızası olmadan konutun devredilmesi ya da kira sözleşmesinin feshedilmesi engellenir (TMK m. 194). Bu hüküm, kovulan eşin evle bağını kanun yoluyla korumasını sağlar.
Dava açıldığında barınmaya ilişkin geçici önlemler arasında konutun eşlerden birine tahsisi de yer alabilir (TMK m. 169). Hâkimin konutu kime bırakacağı çocukların durumu, tarafların ihtiyacı ve olayın koşullarına göre belirlenir. Kovulduğunuzu düşünüyorsanız, aile konutu şerhi gibi koruyucu adımları dava açmadan da değerlendirebilirsiniz. Eşin haklı sebep olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınması hâlinde boşanma davası açmadan da hâkimden parasal katkı ve konuttan yararlanmaya ilişkin önlem istenebilir (TMK m. 197/3); ayrıntılar için aile konutunun tahsisi yazısına bakın.
Kapının kapatıldığı anda yapılacaklar
Eve alınmadığınız anda sakin kalmak ve olayı kayda geçirmek önemlidir. Mümkünse yanınızda bir tanık bulundurun; bir komşu, akraba ya da arkadaşınız olabilir. Kapıda yaşananı kısa bir mesajla eşinize yazın: “Eve girmek istiyorum, kapıyı açmıyorsun, ortak konuta dönmemi engelliyorsun.” Bu tür bir mesaj hem olayın tarihini hem eşinizin tepkisini gösterir.
Şiddet ya da tehdit varsa yetkili kolluğa başvurmak hem güvenliğiniz hem de ileride delil olması açısından önemlidir. Fiziksel bir tartışma yaşandıysa hastaneye başvurup rapor almak gerekir. Önemli olan, kendi başınıza sertleşmek yerine olayı sakin, tanıklı ve kayıtlı biçimde yönetmektir.
Kovulduysanız ya da eşinizi kovduğunuz söyleniyorsa: telefonla ya da WhatsApp’tan anlatabilirsiniz
Eve alınmama, kilit değiştirme ve zorla çıkarma olaylarında ilk günlerde atılan adımlar sonradan davanın seyrini belirler. Kendi durumunuz için hangi belgelerin gerektiğini ve ihtar yolunu nasıl izleyeceğinizi öğrenmek istiyorsanız, telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilirsiniz; iletişim sayfasında ayrıntılar yer alıyor. Genel çerçeve için aile hukuku sayfasına, haklı sebep konusu için de haklı sebeple evden ayrılmak yazısına bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Eşim beni evden kovdu, ben terk etmiş sayılır mıyım?
Hayır. TMK m. 164/1’e göre diğerini ortak konutu terke zorlayan eş de terk etmiş sayılır. Yani kovulan taraf değil, kovan taraf terk eden konumundadır. Bunu mahkemede olgularla ispat etmeniz gerekir.
Evden ayrılırken ne yapmalıyım?
Zorla ayrılıyorsanız bunu belgeleyin: mesajlar, tanıklar, kolluğa başvuru ve eşyalarınızın nasıl alındığı önemlidir. Ayrıldıktan sonra da dönmeye çalıştığınızı gösteren kanıt bırakın.
Eşim kapıyı açmıyor, eve giremiyorum. Ne yapabilirim?
Girişinizin engellendiğini mesaj, tanık veya tutanakla belgeleyin. Boşanma davası açarsanız hâkim barınma ve geçim konusunda geçici önlemleri re’sen alır. Aile konutu ayrıca korunur.
Eşi kovan eş terk davası açabilir mi?
Kovan eş kanun gereği terk etmiş sayıldığı için terk sebebine dayanması güçtür. Mahkeme dosyada eve almamanın haklı bir sebebi olup olmadığına bakar; haklı sebep yoksa terk sebebi kovan eş lehine işlemez.
Dayanak mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 162, 164, 166, 169, 174, 175, 185, 186, 194, 197
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.