Aile Hukuku ve Boşanma

Çocukların Önünde Şiddet Uygulayan Eş Boşanma Davasında Nasıl Değerlendirilir?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Çocukların gözü önünde şiddet uygulayan eş boşanma davasında kusurlu sayılabilir mi? Velayet, kişisel ilişki ve 6284 tedbirleri bakımından sonuçları anlattık.

Kısaca

  • Şiddetin çocukların önünde yaşanması, TMK m. 166/1 kapsamındaki evlilik birliğinin sarsılması değerlendirmesinde ve kusur dağılımında ağırlaştırıcı bir olgu olarak ileri sürülebilir.
  • 6284 sayılı Kanun, şiddetten doğrudan ya da dolaylı etkilenen kişileri de şiddet mağduru sayar; şahit olan çocuk da bu kapsamdadır.
  • Hâkim kişisel ilişki düzenlemesinde çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararını esas alır (TMK m. 182).
  • 6284 m. 5/1-ç uyarınca kişisel ilişki refakatçi eşliğinde yapılabilir, sınırlandırılabilir ya da kaldırılabilir.
  • Çocukların dinlenmesi ve sosyal inceleme raporu, şahit olunan şiddeti ortaya koyan önemli araçlardır.

Bir çocuğun en çok korktuğu şey, güvende olması gereken evde annesine ya da babasına yönelen öfkeyi izlemektir. Şiddet çocuğa dokunmasa bile, çocuğun şahit olması hukuken yok sayılmaz: Medeni Kanun’daki boşanma değerlendirmesinde kusuru ağırlaştırabilir, 6284 sayılı Kanun’a göre çocuğu da şiddetten etkilenen kişi yapar, velayet ve kişisel ilişki kararlarında ise çocuğun yararı hesabına girer.

Bu sorunun cevabı tek bir kurala bağlanmaz; üç ayrı alana bakmak gerekir. Şiddetin boşanmaya etkisi, çocuk üzerindeki hukuki sonuçları ve koruma yolları.

Şahit olunan şiddet neden ayrı bir ağırlık taşır?

Boşanma davasının temel dayanağı, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmek beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmasıdır (TMK m. 166/1). Şiddet uygulayan eşin kusuru bu sarsılmayı kimin yarattığı sorusuyla ölçülür. Eylemin çocukların gözü önünde yapılması, eşler arasındaki ilişkinin ötesinde, ebeveynlik yükümlülüğüyle de çatışan bir davranış olarak değerlendirilir. Çünkü eşler birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdür (TMK m. 185/2).

Ağır boyuttaki olaylar ayrıca TMK m. 162 kapsamında pek kötü davranış ya da ağır derecede onur kırıcı davranış olarak ileri sürülebilir. Burada süre dikkat ister: dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıl geçince düşer, affeden eşin de dava hakkı yoktur.

Hâkim her olguyu olduğu gibi kabul etmez. Boşanma davasında hâkim, dayanılan olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz, kanıtları serbestçe takdir eder ve eşlerin ikrarlarıyla bağlı değildir (TMK m. 184). Bu yüzden çocukların önünde yaşandığını söylemek yetmez; olayın ayrıntısını ve kanıtını ortaya koymak gerekir.

6284 sayılı Kanun çocuğa nasıl bakar?

6284 sayılı Kanun’un amacı yalnız şiddete uğrayan kadınları değil, çocukları ve aile bireylerini de korumaktır (m. 1). Kanundaki tanıma göre şiddet mağduru, şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışlara doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalan veya kalma tehlikesi bulunan kişiyi ve şiddetten etkilenen veya etkilenme tehlikesi bulunan kişileri de kapsar (m. 2). Çocuğun şahit olması dolaylı etkilenmenin açık bir örneğidir.

Bunun pratik sonucu şudur: şiddet uygulayan eş hakkında hâkim, korunan kişilere yaklaşmamasına, müşterek konuttan uzaklaştırılmasına ve konutun korunan kişiye tahsis edilmesine karar verebilir. Gerekli görülürse, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına ve çocuklarına yaklaşmaması da istenebilir; ancak kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklıdır (m. 5/1-d). Daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kararı varsa, bunun refakatçi eşliğinde yapılması, sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması da mümkündür (m. 5/1-ç).

Hâkim bu tedbirlerle birlikte velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki konularında da karar verme yetkisine sahiptir (m. 5/3). Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilir; tehlike sürüyorsa süre veya şekil değiştirilerek devam ettirilebilir (m. 8/2). Koruma kararına başvuru sürecini 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı nasıl alınır yazısında anlattık.

Velayet ve kişisel ilişki üzerindeki etkisi

Evlilik devam ederken ana ve baba velayeti birlikte kullanır. Ortak hayata son verilmiş ya da ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim velayeti eşlerden birine verebilir (TMK m. 336). Mahkeme boşanma kararında ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini de düzenler (m. 182).

Kanun “şiddet uygulayan eşe velayet verilmez” biçiminde mutlak bir kural koymaz. Velayeti belirlerken ve kişisel ilişkiyi düzenlerken çocuğun yararı esastır; kanun kişisel ilişkide özellikle çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararlarının esas tutulacağını yazar (m. 182/3). Çocuğun şahit olduğu şiddet, bu yararın değerlendirilmesinde tartılan etkenlerden biridir. Hâkim, şiddet uygulayan ebeveynin davranışının çocuğa etkisini, kendisinin ilgisini, çocuğun bağlarını ve diğer ebeveynin imkânlarını birlikte inceler. Hangi ölçütlerin dikkate alındığını velayet kime verilir yazısında topladık.

Eğer çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düşerse hâkim çocuğun korunması için uygun önlemleri alır (TMK m. 346). Dava sürerken ise çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemler resen alınır (m. 169); bu başlık geçici velayet kararı yazısında anlatılmıştır.

Çocuğun duyulması ve sosyal inceleme raporu

Şahit olunan şiddet dosyalarında iki araç öne çıkar. Birincisi, çocuğun uygun bir ortamda dinlenmesidir. Hâkim, çocuğun yaşına ve olgunluğuna göre onu yıpratmadan dinleyebilir; bu yöntemi velayet davasında çocuğun dinlenmesi yazısında ayrıntılı açıkladık. İkincisi, uzmanlarca hazırlanan sosyal inceleme raporudur; bu rapor çocuğun yaşadığı ortamı, ebeveynlerle ilişkisini ve ihtiyaçlarını yansıtır. Sosyal inceleme raporu yazısı sürecin nasıl işlediğini gösterir.

Çocuk, kendisini tanık gibi konumlandıran bir yükün altına sokulmamalıdır. Ebeveynin “çocuğa konuş, hâkime söyle” baskısı hem çocuğa zarar verir hem de dosyadaki güvenilirliğinizi sarsar.

Kanıt toplama: neleri saklamalısınız?

  • Polis veya jandarma tutanağı, 112 çağrı kayıtları ve savcılığa verilen şikâyet dilekçesi.
  • Şiddet sonrası alınan sağlık raporu; çocuğun psikolojik destek aldığı kayıtlar.
  • Olayı duyan ya da gören komşu, akraba, öğretmen gibi kişilerin bilgisi.
  • Eşinizin olayı kabul ettiği veya özür dilediği mesajlar.
  • Çocuğun okul rehberlik servisine yansıyan davranış değişikliklerine dair kayıtlar.

Delillerin nasıl toplanacağı ve hukuka aykırılık sınırı için boşanma davasında ispat yükü ve deliller yazısına bakabilirsiniz.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim. Zeynep ve Kerem’in sekiz ve on iki yaşlarında iki çocuğu var. Kerem, tartışmalardan birinde Zeynep’e el kaldırıyor; çocuklar odadan çıkıp sessizce izliyor. Zeynep aynı gece kolluğa başvuruyor, ertesi gün rapor alıyor. Daha sonra okul rehberlik öğretmeni, küçük çocuğun derslerde içine kapandığını not ediyor.

Dilekçede şiddetin tarihi, çocukların yerinde olduğu, kolluk ve rapor kayıtları ile rehberlik notu ayrı ayrı sıralanır. Hâkim kusur dağılımını, çocukların şahit olmasının etkisini, ebeveynlerin ilgisini ve gerekirse sosyal inceleme raporunu birlikte tartar. Kerem’in kişisel ilişkisinin nasıl düzenleneceği ise bu verilere göre belirlenir; sonuç önceden söylenemez.

Tazminat ve nafaka tarafı

Çocukların önünde şiddet gösteren eşin kusuru, boşanmanın mali sonuçlarını da etkiler. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat isteyebilir; mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf ise maddî tazminat talep edebilir (TMK m. 174). Şiddetin çocukların gözü önünde yaşanması, kusurun ağırlığını tartarken hâkimin dikkate aldığı olgulardandır.

Çocuklarla ilgili mali yükümlülükler ayrıca düzenlenir. Velayeti kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m. 182/3). Bu gider payının miktarı eşlerin sosyal ve ekonomik durumuna göre belirlenir. Nafakanın nasıl belirlendiğini nafaka miktarı nasıl belirlenir yazısında anlattık.

Dava sürerken ise tedbir nafakası devreye girebilir. Şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan veya katkıda bulunan kişiyse, Medeni Kanun uyarınca nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hâkim 6284 sayılı Kanun m. 5/4 uyarınca talep edilmese de tedbir nafakasına hükmedebilir. Bu imkân, şiddet mağduru eşin ve çocukların geçim güvencesini dava sonuçlanmadan önce sağlamak için vardır. Kavram için tedbir nafakası nedir yazısına bakabilirsiniz.

Dava nerede açılır ve çocuklar için ne zaman acil önlem istenir?

Boşanma davası aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar (4787 sayılı Kanun m. 2 ve 4). Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi ya da davadan önce eşlerin son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168). Şiddet nedeniyle çocuklarla birlikte başka bir şehre ya da ilçeye taşındıysanız, yeni yerleşim yerinizin yetkiye etkisini dava açmadan önce kontrol etmek gerekir.

Çocuklar için acil bir tehlike varsa, boşanma davasının açılmasını beklemek zorunda değilsiniz. 6284 sayılı Kanun’a göre tedbir kararı, en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir (m. 8/1). Dava açılmışsa aynı talep dava dosyası üzerinden de iletilebilir; hâkim bu dosyada çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır (TMK m. 169).

Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düşmüş, ana ve baba da duruma çare bulamıyor ya da buna güçleri yetmiyorsa hâkim çocuğun korunması için uygun önlemleri alır (TMK m. 346). Aile mahkemelerinde çocuk için kayyım atanması da gündeme gelebilir; bu yol için aile davalarında çocuk için kayyım atanması yazısına bakabilirsiniz.

Yargılamanın süresi dosyadaki tanık sayısına, sosyal inceleme raporu gerekliliğine, tarafların itirazlarına ve mahkemenin iş yüküne göre değiştiği için kesin bir süre söylenemez. Bu süreçte çocukların okul ve günlük düzenini mümkün olduğunca korumak, hem çocukların iyiliği hem de hâkimin çocuğun yararına ilişkin değerlendirmesi bakımından önemlidir.

Sık yapılan hatalar

  • Şiddet anında çocukları tanık olarak göstermeyi düşünmek.
  • Çocuğa diğer ebeveyn hakkında olumsuz telkin yapmak.
  • Çocukların önünde karşılıklı hakaret veya tartışmaya girip kendi kusurunu artırmak.
  • Kolluğa başvurmadan evden ayrılıp olayı kayda geçirmemek.
  • Çocukların okul ve sağlık kayıtlarını dosyaya koymamak.

Çocuklarınızın güvenliği için hangi adımı ne zaman atarsınız?

Sıra genellikle şöyledir: önce güvenlik (kolluk, ŞÖNİM, koruma kararı), sonra belge toplama, ardından dava stratejisi. Çocuklarla ilgili geçici önlem talebi dava dilekçesiyle birlikte ya da dava sürerken yapılabilir.

Her dosyada çocukların yaşı, olayın niteliği ve ailenin durumu farklıdır. Kendi durumunuzu telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilir, iletişim sayfasından bize ulaşabilirsiniz. Daha geniş bilgi için aile hukuku sayfasına ve aile içi şiddette hukuki haklar yazısına göz atabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Şiddet çocuğa değil bana yöneldiyse çocuk açısından da sonuç doğurur mu?

Evet. 6284 sayılı Kanun, şiddete doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalan veya etkilenen kişileri de şiddet mağduru sayar. Çocuğun şahit olması, kusur değerlendirmesinde ve çocuğun yararına dair kararlarda dikkate alınabilir.

Şiddet uygulayan eş çocuğu görebilir mi?

Kural olarak görüşme hakkı vardır; ancak hâkim kişisel ilişkiyi refakatçi eşliğinde yapılacak şekilde düzenleyebilir, sınırlayabilir ya da kaldırabilir. Karar çocuğun yararına göre verilir ve dosyanın olgularına bağlıdır.

Çocuk mahkemede dinlenir mi?

Çocuğun yaşı, olgunluğu ve olayın niteliği dikkate alınarak uzman eşliğinde dinlenmesi mümkündür. Hâkim, çocuğu yıpratmayacak bir yöntem seçer; ayrıntı için çocuğun dinlenmesine dair yazımıza bakabilirsiniz.

Çocukların önünde şiddet gördüğümü nasıl kanıtlarım?

Polis veya jandarma tutanağı, sağlık raporu, mesajlar, komşu ve yakın tanıklığı ile okul veya psikolog kayıtları delil olabilir. Çocuğun kendisinin tanık gibi kullanılmasından kaçınılması çocuğun yararına olur.

Tek bir olay yeterli mi, yoksa tekrar etmesi mi gerekir?

Kanun tekrar şartı koymaz. Olayın ağırlığı, çocuğun üzerindeki etkisi ve evlilik birliğini ne ölçüde sarstığı birlikte değerlendirilir. Tek ama ağır bir olay da tek başına önem taşıyabilir.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 162, 166, 168, 169, 174, 182, 184, 185, 336, 346
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 2, 4
  • 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 1, 2, 5, 8
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler