Aile Hukuku ve Boşanma

Sürekli Eleştiri ve Küçümseme Boşanma Sebebi Olur mu?

Av. Berat Özkan 6 dk okuma

Sürekli eleştiri ve küçümseme, evlilik birliğini temelinden sarsıyorsa boşanma sebebi olabilir; mahkemenin neye baktığı, nasıl ispat edileceği ve kusur.

Kısaca

  • Sürekli eleştiri ve küçümseme, tek başına özel bir boşanma sebebi olarak sayılmaz; ancak ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek hâle getiriyorsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle (TMK m. 166/1) dava açılabilir.
  • Küçümseme ağır derecede onur kırıcı bir nitelik taşıyorsa pek kötü davranış veya onur kırıcı davranış sebebi (TMK m. 162) de gündeme gelebilir; bu sebepte dava hakkı öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıl içinde kullanılmalıdır.
  • Mahkeme tek bir sözden çok davranışın sürekliliğine, yoğunluğuna ve evliliğe etkisine bakar; tarafların kusur dağılımı da değerlendirilir.
  • İspat için tanık anlatımları, yazılı mesajlar ve olayların tarihli kaydı kullanılır; hukuka aykırı elde edilmiş deliller dikkate alınamaz (HMK m. 189/2).

Sürekli eleştirilmek, evde değersiz hissettirilmek, her konuşmada küçümsenmek: bunlar dışarıdan görünmeyen ama insanı yıpratan bir evlilik tablosudur. Hukuk açısından asıl soru, bu tablonun bir boşanma sebebine dönüşüp dönüşmediğidir. Kısa cevap şudur: sürekli eleştiri ve küçümseme kanunda ayrı bir boşanma sebebi olarak sayılmaz, ama ortak hayatı sürdürmenizi sizden beklenemeyecek hâle getiriyorsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle (TMK m. 166/1) dava açabilirsiniz. Davranış ağır derecede onur kırıcıysa pek kötü davranış sebebi de gündeme gelebilir (TMK m. 162).

Kanun burada neye bakıyor?

Medeni Kanun’da “eleştirmek” ya da “küçümsemek” diye bir sebep yazmaz. Bunun yerine genel bir ölçüt koyar: evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir (TMK m. 166/1). Bu ölçüt esnektir; eleştiri ve küçümseme gibi davranışlar, evliliğin temelini sarsıyorsa bu çerçeveye girer.

Eşler birbirine karşı birlikte yaşamak, sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır; birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamakla yükümlüdür (TMK m. 185). Sürekli aşağılayıcı tutum bu yükümlülüklerle bağdaşmaz. Fakat hukuk her tartışmayı, her sert sözü boşanma sebebi saymaz; mahkemenin aradığı, evlilikte onarılması beklenemeyecek bir kopuştur.

“Sürekli” kelimesi neden önemli?

Mahkeme tek bir olaydan çok davranışın örüntüsüne bakar. Bir tartışmada söylenen sert bir söz ile yıllardır süren, her gün yinelenen ve eşin özgüvenini yıpratan bir tutum aynı ağırlıkta değerlendirilmez. “Sürekli” olma niteliği, davranışın evlilik üzerindeki birikimli etkisini gösterir. Bu yüzden dilekçede ve delillerde olayların ne sıklıkla, hangi biçimde ve hangi dönemlerde yaşandığı anlatılmalıdır.

Küçümsemenin biçimi de önemlidir. Başkalarının yanında aşağılamak, mesleğiyle ya da görünüşüyle alay etmek, kararlara katılmasını engellemek, değerini sürekli düşürmek, evin ve çocukların sorumluluğunu “sen beceremezsin” diyerek yönlendirmek gibi somut davranışlar, soyut bir “kötü davranıyor” ifadesinden çok daha anlamlıdır. Hâkimin bu anlatıdan ortak hayatın nasıl işlediğini görebilmesi gerekir.

Pek kötü davranış sebebiyle ilişkisi

Eşlerden her biri, diğeri tarafından hayatına kastedilmesi ya da kendisine pek kötü davranılması veya ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir (TMK m. 162). Eleştiri ve küçümseme bu ağırlığa ulaştığında, yani eşin onurunu ağır biçimde zedelediğinde, bu sebep de ileri sürülebilir.

Bu sebebin süresi ayrıca önemlidir: davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Üstelik affeden tarafın dava hakkı yoktur. Genel sebep olan m. 166/1’de ise madde metninde böyle bir süre yer almaz. Bu fark nedeniyle aynı olayların her iki sebebe birlikte dayandırılması mümkündür. Ayrıntı için pek kötü davranış örnekleri yazımıza ve pek kötü davranışta altı aylık süre yazımıza bakabilirsiniz.

Kusur nasıl dağılır?

Genel sebepte kusur dağılımı sonucu etkiler. Davacının kusuru daha ağırsa davalı açılan davaya itiraz edebilir. Bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya yine de karar verilebilir (TMK m. 166/2). Yani kusur, hem davalının itiraz hakkını hem de tazminat ve nafaka gibi mali sonuçları etkileyen bir unsur olarak devreye girer.

Eleştiri ve küçümseme davalarında tarafların karşılıklı davranışları da görünür hale gelir. Bir eş sürekli eleştiriyorsa, diğeri de aynı şekilde karşılık veriyor olabilir. Mahkeme, tarafların davranışlarını birlikte tartar. Karşılıklı hakaret ve kusur konusunu karşılıklı hakaret ve kusur yazımızda anlattık. Burada ortaya çıkan sonuçlar tazminat ve nafaka taleplerini de etkileyebilir.

Nasıl ispat edilir?

Hâkim, boşanmanın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; tarafların ikrarları da hâkimi bağlamaz (TMK m. 184). Bu nedenle iddia edilen davranışların somut delillerle ortaya konması gerekir.

Tanık anlatımları en sık kullanılan delildir. Aile üyeleri, komşular, arkadaşlar ve iş çevresinden kişiler, gördükleri ya da duydukları olayları tarih ve örneklerle anlatabilir. Yazılı mesajlar ve sosyal medya yazışmaları da küçümseyici tutumu gösterebilir. Ses ve görüntü kayıtları ise tartışmalıdır: hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz (HMK m. 189/2). Konuşmaları rıza olmadan kaydetmek ve kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal etmek ayrıca suç olabilir (TCK m. 133, 134). Bu yüzden eşinizi gizlice kaydetmeden önce yöntemi bir hukukçuyla değerlendirmeniz isabetli olur.

Psikolojik yıpranmanın tıbbi belgelerle desteklenmesi de mümkündür. Uzman görüşü, tedavi kayıtları ve psikolog raporu, davranışların eş üzerindeki etkisini göstermek bakımından dosyaya katkı sağlayabilir. Psikolojik şiddet boyutu için boşanma davasında psikolojik şiddet yazımıza bakabilirsiniz.

Küçümsemenin boşanma davasında neye dönüşebileceği

Eleştiri ve küçümseme dosyalarında tipik tablo şöyledir: ortak hayatın sürdürülmesinin fiilen bittiği, eşlerin birbirleriyle iletişim kuramadığı, birbirine saygı kalmadığı, ilişkinin yalnızca çatışma üzerine kurulu olduğu bir evlilik. Bu tablo genel sebebin tipik örneklerinden biridir. Hâkim, eşlerin birlikte yaşamayı sürdürmelerinin gerçekten beklenemez olup olmadığına bakar.

Bir tarafın “ben alıştım” ya da “bu bir davranış biçimi” savunması, her zaman sonuç vermez. Hâkim davranışın karşı eş üzerindeki etkisini değerlendirir; yani asıl mesele, eleştirenin niyeti değil, evliliğin gelmiş olduğu noktadır. Davalı eş davayı kabul ederse ya da eşler birlikte başvurursa, evlilik en az bir yıl sürmüşse evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır; bu durumda hâkim tarafları bizzat dinler ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkındaki düzenlemeyi uygun bulursa boşanmaya karar verir (TMK m. 166/3).

Çocukların önünde yapılan küçümseme

Küçümseme çocukların önünde yapılıyorsa dosyanın ağırlığı değişebilir. Çocuğun bir ebeveynin diğerini aşağıladığını görmesi, hem eşin onurunu zedeler hem de çocuğun ruhsal gelişimini ilgilendirir. Medeni Kanun, ana ve babaya çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimini sağlama ve koruma görevi yükler (TMK m. 340). Bu görevin ihlali ayrıca velayet değerlendirmesinde de gündeme gelebilir.

Bu nedenle olaylar anlatılırken çocukların bulunup bulunmadığı da belirtilmelidir. Ancak çocuğu tanık olarak kullanmaya çalışmak ya da onu yetişkinlerin çatışmasına çekmek, hem çocuğa zarar verebilir hem de mahkemede olumsuz izlenim bırakabilir. Çocuğun görüşünün alınması gerekiyorsa bunun nasıl yapılacağına mahkeme karar verir.

Eleştirinin ev dışına taşması

Bazı dosyalarda küçümseme yalnızca evin içinde kalmaz; eşin mesleği, ailesi ve sosyal çevresi önünde de sürer. Eşin işyerinde, akraba toplantılarında ya da sosyal medyada aşağılanması, davranışın onur kırıcı niteliğini güçlendirebilir. Bu tür olaylar daha fazla kişi tarafından görüldüğü için tanık bulmak da kolaylaşır.

Öte yandan sosyal medya paylaşımlarının kanıt değeri, paylaşımın kime ait olduğunun ve ne zaman yapıldığının gösterilebilmesine bağlıdır. Ekran görüntüsü almanın yanında, mümkünse paylaşımın tarih ve bağlamını gösteren kayıtları saklamak ve gerekirse mahkemeden ilgili içeriğin getirtilmesini istemek daha sağlam bir yol olabilir.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: bir eş, yıllardır diğerinin işini, kararlarını ve görünüşünü her fırsatta küçümsemektedir. Misafirlerin yanında alay etmekte, çocukların önünde “sen bir işe yaramazsın” demekte ve eşinin fikrini hiçbir konuda sormamaktadır. Eş, bu tutum yüzünden kendini değersiz hissettiğini, psikolojik destek aldığını ve evde nefes alamadığını ifade etmektedir.

Dava dilekçesinde bu olaylar tarihleriyle anlatılır; tanıklar bu sahneleri görmüş kişilerden seçilir; psikolog kayıtları sunulur. Hâkim, tanık anlatımlarının tutarlılığına, davranışın sürekliliğine ve evliliğe etkisine bakar. Karşı eşin davranışları da tartılır. Sonuç dosyaya göre değişir ve önceden tahmin edilemez; ama delilin niteliği ile olayın somutluğu dosyanın gücünü belirler.

Sık yapılan hatalar

İlk hata, dilekçeyi “sürekli aşağılıyor” gibi genel ifadelerle sınırlı tutmaktır; hâkimin ihtiyacı olan örneklerdir. İkincisi, yalnızca kendi anlatımına dayanıp tanık ve belge toplamamaktır. Üçüncüsü, gizli kayıt gibi hukuka aykırı olabilecek yöntemlere başvurmaktır. Dördüncüsü, pek kötü davranış sebebindeki altı aylık süreyi gözden kaçırmaktır. Beşincisi, kendi davranışlarını göz ardı edip yalnızca karşı tarafın kusurunu anlatmaktır.

Genel sebep hakkında daha fazla bilgi için evlilik birliğinin temelinden sarsılması yazımıza, tek bir hakaretin yeterli olup olmadığı için tek seferlik hakaret yazımıza bakabilirsiniz.

Dosyanız için ilk adımlar

Yaşadıklarınızı önce kendiniz için tarih sırasına dizin: ne zaman, nerede, hangi sözler, kimlerin önünde. Bu liste, tanıkları seçmenizi ve dilekçeyi kurmanızı kolaylaştırır. Mesajlar, yazışmalar ve tedavi belgeleri varsa düzenli bir dosyada saklayın. Her olayı mahkemeye taşımaya gerek yoktur; önemli olan, evlilikteki genel tabloyu yansıtan, somut ve tutarlı bir anlatı kurmaktır.

Kendi durumunuz için hangi sebebin uygun olduğu, hangi sürelerin işlediği ve hangi delillerin yeterli olacağı dosyaya göre değişir. Durumunuzu telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilirsiniz. İletişim sayfasından büroya ulaşabilir, aile hukuku çalışma alanımızı inceleyebilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Eşimin beni sürekli eleştirmesi tek başına boşanma sebebi olur mu?

Eleştirinin kendisi kanunda ayrı bir boşanma sebebi olarak yazmaz. Ama eleştiri ve küçümseme sürekli hâle gelmiş, evliliği ortak hayatı sürdürmeniz sizden beklenemeyecek derecede sarsmışsa, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle dava açabilirsiniz.

Küçümseme pek kötü davranış sayılır mı?

Davranış ağır derecede onur kırıcı bir nitelik taşıyorsa, m. 162 kapsamında pek kötü davranış veya onur kırıcı davranış sebebi olarak ileri sürülebilir. Hafif ve zaman zaman yaşanan sert sözler genellikle bu ağırlığa ulaşmaz; değerlendirme somut olaya göre yapılır.

Sürekli küçümseme nedeniyle dava açmanın bir süre sınırı var mı?

Genel sebep olan m. 166/1’de madde metni hak düşürücü süre öngörmez. Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebinde ise davaya hakkı olan eşin sebebi öğrenmesinden itibaren altı ay ve her hâlde sebebin doğumundan beş yıl içinde dava açması gerekir (TMK m. 162).

Eşimin eleştirilerini kaydetmem hukuka aykırı olur mu?

Hukuka aykırı elde edilen deliller mahkeme tarafından dikkate alınamaz (HMK m. 189/2). Bir konuşmanın karşı tarafın bilgisi dışında kaydedilmesi bu bakımdan tartışma yaratabilir. Delil toplamadan önce yöntemi bir hukukçuyla değerlendirmeniz yerindedir.

Ben de karşılık veriyorsam durum değişir mi?

Evet, karşılıklı sert tutumlar kusur dağılımını etkiler. Davacının kusuru daha ağırsa davalı itiraz edebilir (TMK m. 166/2). Mahkeme tarafların davranışlarını birlikte tartar; tek taraflı mağduriyet iddiası her zaman karşılık bulmayabilir.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 162, 166, 184, 185, 340
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 133, 134
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler