Aile Hukuku ve Boşanma

Kıdem Tazminatı Henüz Alınmadıysa Boşanmada Paylaşılır mı? Hak Doğumu Tartışması

Av. Berat Özkan 6 dk okuma

Boşanma davası açıldığında kıdem tazminatı henüz ödenmediyse paylaşım tartışmalıdır; hakkın ne zaman doğduğu ve rejimin sona erme tarihi belirleyicidir.

Kısaca

  • Boşanma davası açıldığında iş sözleşmesi sürüyor ve kıdem tazminatı hakkı henüz doğmamışsa, bunun mal rejimi hesabına girip girmeyeceği tartışmalıdır.
  • Boşanmaya karar verilirse mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer; edinilmiş mal, bu tarihte mevcut olan malvarlığı değerlerinden oluşur.
  • Rejim sona ermeden önce hak doğmuş ve ödeme alınmışsa, çalışmanın karşılığı olan bu paranın mal rejiminin sürdüğü döneme denk gelen kısmı edinilmiş mal olarak hesaba girer.
  • Alınmış bir kıdem tazminatının nafaka ve tazminat taleplerinde tarafın mali gücü olarak değerlendirilmesi, mal rejimi paylaşımından ayrı bir konudur.

Kıdem tazminatı konusu boşanma davalarında gündeme gelir, çünkü yıllarca biriken bir hak dava açıldığında henüz ödenmemiş olabilir. İş sözleşmesi sürüyorsa tazminat da ortada değildir. Bu durumda diğer eşin “benim de payım var” demesi bir kanun hükmüne mi dayanıyor, yoksa belirsiz bir beklentiye mi? Cevap açık bir hükümde değil, mal rejiminin genel kurallarının uygulanmasında aranır; bu yüzden konu tartışmalı kabul edilir ve somut dosyaya göre değişir.

Mal rejimi kuralları ne diyor?

Evlilikte kural, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Edinilmiş mal, her eşin rejimin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir; çalışmanın karşılığı olan edinimler ve sosyal güvenlik kurumlarının yaptığı ödemeler bu gruptadır (TMK m. 219). Çalıştığınız süre boyunca elde ettiğiniz ücret de, hakkı doğmuş bir kıdem tazminatı da çalışmanın karşılığıdır.

Sorun, “elde etmek” kelimesinde düğümlenir. Boşanmaya karar verilirse mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225) ve edinilmiş mallar ile kişisel mallar rejimin sona erdiği andaki durumlarına göre ayrılır (TMK m. 228). Yani edinilmiş mal ayrımı için bakılan an dava tarihidir. O tarihte hakkın doğup doğmadığı, doğmuş bir alacağın ya da ödenmiş paranın bulunup bulunmadığı sonucu belirler.

Üç farklı durum

Birinci durum: ödeme rejim sona ermeden önce alınmış. İş sözleşmesi dava açılmadan önce sona ermiş, tazminat da ödenmişse para çalışmanın karşılığı olarak edinilmiş maldır. Hizmetin bir kısmı evlilikten önceye düşüyorsa uygulamada ağırlıklı olarak yalnız mal rejiminin sürdüğü döneme denk gelen kısım hesaba alınır; 1 Ocak 2002’den önce evlenenlerde bu dönem o tarihten başlar (4722 sayılı Kanun m. 10). Hesapta duruyorsa ya da bir malın alımında kullanıldıysa (yerine geçen değer), artık değer hesabına girer. Burada tartışma azdır; asıl mesele, paranın dava tarihinde hâlâ mevcut olup olmadığıdır.

İkinci durum: hak rejim sona ermeden doğmuş, ödeme sonra yapılmış. İş sözleşmesi dava tarihinden önce sona ermiş ama işveren ödemeyi geciktirmiş olabilir. Bu hâlde ortada hakkı doğmuş bir alacak vardır. Alacak, rejimin sona erdiği tarihte mevcut bir malvarlığı değeridir ve edinilmiş mal sayılabilir. Değeri ise tasfiye anındaki değeriyle hesaba katılır (TMK m. 235).

Üçüncü durum: iş sözleşmesi dava tarihinde sürüyor. İşte tartışmanın merkezi burasıdır. Hak henüz doğmadığı için dava tarihinde mevcut bir alacak yoktur. Bir yaklaşım, doğmamış hakkın mal rejimi hesabına girmeyeceğini savunur. Karşı yaklaşım ise evlilik süresine denk gelen çalışma karşılığının kısmen edinilmiş mal niteliği taşıdığını ileri sürer. Kanun metni bu soruyu doğrudan cevaplamadığından, hâkimin takdiri ve dosyanın özellikleri önem kazanır. Bu yüzden böyle bir durumda önceden kesin bir sonuç söylemek doğru olmaz.

Hesaplama tartışmaları neye dayanır?

Hak doğumu kabul edilse bile hesaplama yöntemi ayrıca tartışma konusudur. Evlilik süresine denk gelen hizmet süresinin toplam hizmet süresine oranlanması, ödeme sonradan yapılacaksa bunun hangi tarihli değerle hesaba katılacağı, ileride iş ilişkisinin sona erip ermeyeceğinin belirsizliği gibi sorular gündeme gelir. Bu soruların her biri için kanunda ayrıntılı bir formül yoktur.

Bilirkişi incelemesinde hizmet süresinin hangi bölümünün evlilik dönemine denk geldiği, işyerinin kayıtlarındaki giriş-çıkış tarihleri ve ücret bilgisi esas alınır. Raporun hangi varsayımlara dayandığını okumak, itiraz etmek isteyen taraf için önemlidir. Bilirkişi raporuna itiraz için bilirkişi raporuna itiraz yazısına bakabilirsiniz.

Burada önemli bir ölçü daha var: artık değer, edinilmiş mallardan bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır (TMK m. 231) ve değer eksilmesi göz önüne alınmaz. Bir eşin edinilmiş mallarına ilişkin borçları malvarlığını aşsa bile artık değeri eksiye düşmez, sıfır sayılır; bu eş yine de diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur. Henüz doğmamış bir hakkın hesapta yer alıp almaması bu hesabın sonucunu doğrudan etkiler.

Mal kaçırma ve işten ayrılma zamanlaması

Bazı dosyalarda bir eş, boşanma sürecine girildiğini görünce işten ayrılıp tazminatı alır, parayı yakınına devreder ya da harcar. Medeni Kanun bunun karşısında iki güvence sunar. Rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar ve katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler edinilmiş mallara eklenir (TMK m. 229). Dolayısıyla tazminatı alıp başkasına aktarmak tek başına paylaşım dışına çıkma yolu değildir.

Bu hükümlerin işlemesi için, paranın izini süren belge gerekir: banka hesap hareketleri, işveren ödeme kaydı, devir belgeleri. Ayrıntılı bilgi için mal kaçırma ve eklenecek değerler yazısına göz atabilirsiniz.

Kıdem tazminatının iş göremezlik tazminatından farkı

Kıdem tazminatını başka ödemelerle karıştırmamak gerekir. İş gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar ve sosyal güvenlik ya da sosyal yardım kurumlarının yaptığı ödemeler de edinilmiş mal sayılır (TMK m. 219). Ancak kanun bu ödemelerin toptan yapılması durumunda ayrı bir hesap kuralı koymuştur: toptan ödeme veya tazminat yerine ömür boyu irat bağlanmış olsaydı, rejimin sona erdiği tarihte sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacaksa, tasfiyede o miktar kişisel mal olarak hesaba katılır (TMK m. 228). Yani gelecekteki geçim kaybını karşılayan kısım paylaşılmaz. Kıdem tazminatı ise işverenin ödediği, geçmiş hizmetin karşılığı olan bir ödeme olduğundan bu kuralın doğrudan konusu değildir. Yine de ödemenin adı kadar niteliği önemlidir: dosyadaki belgeye bakarak ödemenin neye karşılık yapıldığı anlaşılır.

Belgeler ve ispat

Bu konuda eliniz güçlü olsun diye hazırlayabileceğiniz belgeler şunlardır: işe giriş bildirgesi ve hizmet dökümü, ücret bordroları, işten ayrılma yazısı ya da fesih bildirimi, tazminatın ödendiğine dair banka dekontu ve ödeme yapıldıysa paranın nereye gittiğini gösteren hesap hareketleri. Karşı taraf bu kayıtlara kendiliğinden ulaşamaz; ancak dava açıldığında mahkeme işyerine ve ilgili kurumlara yazı yazarak bilgi isteyebilir. Bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edildiğinden (TMK m. 222), tazminatı kişisel mal ya da tamamen paylaşım dışı saymak isteyen taraf bunu belgeyle göstermelidir.

Protokolle boşanıyorsanız

Anlaşmalı boşanmada protokol hazırlarken bu belirsizlik bir avantaja dönüşebilir. Taraflar, ileride doğabilecek kıdem tazminatı hakkını açıkça protokole yazarak ya paylaşım dışında bırakabilir ya da belirli bir yöntemle bölüşebilir. Hiçbir şey yazılmazsa, hakkın ileride doğup doğmadığı ve mal rejimi tasfiyesinin saklı tutulup tutulmadığı sonradan ayrı bir tartışma konusu olur. Protokolde mal rejimiyle ilgili hangi ifadelerin ne anlama geldiği için mal rejimi tasfiyesinin saklı tutulması yazısına bakabilirsiniz.

Varsayımsal örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Hakan, on beş yıldır aynı şirkette çalışıyor ve evliliği on yıl sürmüş. Eşi Zeynep boşanma davası açıyor. Dava tarihinde Hakan hâlâ çalışıyor, dolayısıyla kıdem tazminatı hakkı doğmamış. Zeynep’in avukatı, Hakan’ın hizmet süresinin son on yılının evliliğe denk geldiğini ve bu dönemin tazminata yansıyan kısmının paylaşılması gerektiğini ileri sürüyor. Hakan’ın tarafı ise dava tarihinde alacak bulunmadığını, bu nedenle hesaba girecek bir malvarlığı değeri olmadığını savunuyor.

Bu iki tez arasındaki fark, somut olayda neyin kanıtlanabileceğine bağlıdır. Hâkim, hizmet sürelerini, iş sözleşmesinin sürmesinin ihtimal veya kesinlik derecesini ve talebin dayanağını inceler. Hakan davadan bir yıl sonra işten ayrılıp tazminatı alırsa, bu para dava tarihinden sonra edinildiği için ayrıca tartışılır. Sonuç baştan tahmin edilecek bir şey değildir.

Nafaka ve tazminat hesabındaki yeri

Kıdem tazminatı, mal rejimi paylaşımından bağımsız olarak, tarafların ekonomik durumunun değerlendirildiği nafaka ve tazminat taleplerinde de gündeme gelir. Alınan bir kıdem tazminatı, eşin mali gücünü gösteren bir unsur olarak dikkate alınabilir. Bununla birlikte bu değerlendirme mal paylaşımından ayrıdır; aynı paranın iki ayrı hesapta nasıl yer alacağı dosyadaki ayrıntıya göre değerlendirilir. Konuya ilişkin ayrıntı için emekli ikramiyesi ve birikimler yazısı bu birikimlerin genel yaklaşımını anlatıyor.

Sık yapılan hatalar

İlk hata, “henüz almadığım için paylaşılmaz” ya da “işten çıkarsam alırım, o zaman yarı yarıya” gibi kesin kabuller yapmaktır; ikisi de dosyaya göre değişir. İkinci hata, işyerinden alınabilecek hizmet dökümünü ve giriş tarihlerini erken toplamamaktır. Üçüncü hata, ödenmiş bir tazminatı gelir tablosuna yazmayıp gizlemektir; banka kayıtları dava sırasında mahkemece istenebilir.

Dördüncü hata, mal rejimi hesabının boşanma davasından ayrı yürütülebileceğini bilmemektir; katılma alacağı genellikle ayrı bir tasfiye davasında istenir ve bu hak boşanmadan doğan bir yıllık süreye değil, uygulamada genel on yıllık süreye tabi kabul edilir (TBK m. 146). Genel çerçeve için boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır yazısını, hesabın dayandığı rejim için ise edinilmiş mallara katılma rejimi sayfasını okuyabilirsiniz.

Kendi dosyanız için nereden başlamalı?

Kıdem tazminatı iddiası, iş sözleşmesinin tarihleri ve ödeme durumu belgelendiğinde netleşir. Hizmet dökümünüzü, işe giriş belgenizi ve varsa işten ayrılış kayıtlarınızı hazırlayıp durumunuzu telefonla ya da WhatsApp’tan anlatabilirsiniz. İletişim bilgileri için iletişim sayfasına, çalışma alanımız için aile hukuku sayfasına bakabilirsiniz. Görüşmede hak doğumu tarihinizi ve dava takvimini birlikte değerlendirmek mümkündür.

Sık sorulan sorular

Henüz işten ayrılmadım ve kıdem tazminatı almadım. Eşim bunun yarısını isteyebilir mi?

Bu nokta tartışmalıdır. Kanunda, henüz doğmamış bir kıdem tazminatı hakkının mal rejimi tasfiyesine nasıl gireceğine dair açık bir hüküm yoktur. Dosyanın somut koşullarına, iş sözleşmesinin ne zaman sona erdiğine ve hakkın hangi tarihte doğduğuna göre değerlendirilir.

Kıdem tazminatını davadan önce aldım ve harcadım. Hesaba girer mi?

Rejimin sona erdiği tarihte mevcut olmayan, harcanmış para kural olarak edinilmiş mal hesabına dahil edilmez. Ancak diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler ve rıza dışı karşılıksız kazandırmalar edinilmiş mallara eklenir.

Kıdem tazminatı kişisel mal olabilir mi?

Kıdem tazminatı çalışmanın karşılığı olduğu için kural olarak edinilmiş mal grubunda değerlendirilir. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar da edinilmiş mal sayılır; yalnız bunların gelecekteki kayba karşılık gelen kısmı için TMK m. 228/2 ayrı bir kural koyar. Kişisel mal olduğunu iddia eden eş bunu ispatla yükümlüdür.

Kıdem tazminatı nafaka miktarını etkiler mi?

Nafaka ve tazminat hesabında tarafların ekonomik ve sosyal durumu gözetilir. Kıdem tazminatı gibi bir ödeme alınmışsa, bu birikim ve gelir tabloları içinde değerlendirilebilir. Bu, mal rejimi paylaşımından ayrı bir inceleme alanıdır.

Eşim işten çıkarıldı ve tazminatı davadan sonra ödendi. Ne olur?

Dava tarihinden sonra elde edilen para mal rejimi sona erdikten sonra edinildiği için kural olarak hesap dışında kalır. Yine de çalışma döneminin evliliğe denk gelen kısmı nedeniyle ayrı bir tartışma çıkabilir; bu durum somut olaya göre değerlendirilir.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 219, 222, 225, 228, 229, 231, 235
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146
  • 4722 sayılı Kanun m. 10
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler